Anahtar kelimeler: Sürücülerine Satımdan İştigal Ulaştırılamadığından Masraf Doğduğunu Cari Euro Avans Ödenmemesi

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ Esas, █████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin gümrük hizmetleri işi ile iştigal ettiğini, davalıya gümrük hizmeti verdiğini, davalı tarafından araç sürücülerine masraf ulaştırılamadığından, davalının talebi ve talimatı üzerine davalıya ait araç sürücülerine davalının cari hesabına işlenmek üzere avans verildiğini, bu nedenle davalıdan 2.000,00 Euro alacağı doğduğunu, bu alacağın ödenmemesi üzerine davalı aleyhine İstanbul 7.İcra Müdürlüğü'nün ...E sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından icra takibine itiraz edildiği ve takibin durduğunu belirterek davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine % 20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili arasında ticari iş ilişkisi veya sözleşme bulunmadığını, davacının iddiasının sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandığını, davacının iddialarının 2014 yılında gönderildiği iddia edilen bir takım meblağlara dayandığını, icra takip tarihi dikkate alındığında TBK 82. Maddesi gereğince 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, bu nedenle davanın öncelikle zamanaşımından reddi gerektiğini, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını,davacı taraf ile müvekkili şirket arasında hiçbir ticari iş, sözleşme ilişkisi bulunmadığını, bu hususun müvekkilinin defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile de tespit edileceğini, davacı tarafından müvekkili şirket ile ticari ilişkiyi ispatlar hiç bir delil sunulmadığını, davanın bu nedenle reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu alacağın varlığı ve miktarı likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, dava konusu olayda temerrüt oluşmadığından davacının işlemiş faiz talebinin de reddi gerektiğini belirterek davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine, yine esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davalının uluslararası nakliyat işi yaptığı, davacı tarafın davalı tarafa gümrük hizmetleri verdiği, davalı şirketin şoförlerine davalı şirketin talimatıyla toplam 2.000 Euro tutarında masraf ödemesi yapıldığı iddiasıyla iadesi amacıyla iş bu davayı açtığı, mahkememizce alınan █████/2019 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak davacı yanın faaliyet merkezi ile ticari defter ve kayıtları Almanya' da bulunduğundan davacı yanın ticari defterleri üzerinde herhangi bir inceleme yapılamadığını, incelenen davalı şirkete ait 2017 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığını, bu anlamda ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğunu, davalı yan ticari defterlerinde, davacı şirket ile mevcut bir ticari ilişkiye ait herhangi bir kaydın bulunmadığı belirtilmiş olup her ne kadar davacı şirket tarafından sunulmuş olan e-posta içeriklerinin kesin delil niteliğinden olmadığından , davacı ve davalı şirket defterlerinde dava konusu alacağın varlığına dair bilgi bulunmadığı ve dolayısıyla davacı alacağının ispat edilemediği, ayrıca davacı tarafından iadesi talep edilen ödemelerin en son tarihinin de 12.03.2015 tarihi olduğu, söz konusu alacağının takip tarihinin 05.09.2017 olduğu dolayısıyla sebepsiz zenginleşmeye dayalı 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş olması nedeniyle talep hakkını kaybettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
DAİREMİZİN ███████ E-████████K SAYILI █████/2025 TARİHLİ KARARI İLE; Somut olayda davacı taraf, taraflar arasındaki iletişimin elektronik posta vasıtasıyla gerçekleştirildiğini ve davalının talimatı üzerine davalının şoförlerine avans ödemesi yaptığını ileri sürdüğü, elektronik posta iletişiminin işleyişinde, taraflar arasında doğrudan doğruya bir iletişim bulunmadığından, elektronik posta ile yapılan irade beyanının, hazır olmayanlar arasında yapılmış bir irade beyanı olduğu, elektronik posta vasıtasıyla iletişimde yazılı metnin muhatabın elektronik posta adresine gönderilip muhatabın elektronik posta kutusuna kaydedilmekle önerinin (irade beyanının) muhatabın hakimiyet alanına girmiş sayıldığı, öneriyi kabul beyanı elektronik posta veya onun hızına eş değer bir iletişim yolu ile telefon, faks veya teleks yolu ile de yapılabileceği, öte yandan bu iletişim yolları ile kurulan kira sözleşmesinde kabul ve sözleşmenin kurulduğu anın kullanılan iletişim yollarının özelliğine göre Borçlar Kanunu'nun konuyu düzenleyen ilgili maddeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, Yargıtay 6. HD'nin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı) bu bağlamda davacı ve davalı şirketlerin e-posta adresleri ve bu yerlere gönderilen postalar ve diğer yazışmalar üzerinde inceleme yapılarak, davacının dilekçe ekinde sunduğu email adresinin davalı şirkete ait olup olmadığı, davalı şirketin mail adresinden gönderilip gönderilmediğinin araştırılmasından sonra HMK 199. Maddesi de değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yukarıda açıklanan nedenle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediği, anılan eksiklik giderilmeden işin esasının incelenmesi mümkün olmayacağı gerekçesi ile ilk derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.6 bendi uyarınca kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dairemizin kaldırma kararından sonra Mahkemece █████/2025 tarihli kararı ile; Kaldırma ilamı öncesi mahkemece alınan █████/2019 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dosyaya sunulu, davalı yan tarafından davacı yana gönderilen e-posta metinlerinde, şoför isimlerinin zikredildiği ve şoförlere ödeme yapılmasının talep edildiği, buna istinaden davacı tarafından, şoförlere imza karşılığı ödeme yapıldığı ve davacının davalı yana faturalar düzenlediği; █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda davacının dilekçe ekinde sunduğu email adresinin davalı şirkete ait olduğunun tespit edildiği, işbu rapora davalı tarafça itirazda bulunulmadığı; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 199. maddesinde "Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film,görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir." hükmünü düzenlendiği, davacı tarafın taraflar arasındaki iletişimin elektronik posta vasıtasıyla gerçekleştirildiği ve davalının talimatı üzerine davalının şoförlerine avans ödemesi yaptığı yönündeki iddiasının █████/2025 tarihli bilirkişi raporu ile ispatlandığı kanaatine varıldığı e-posta içerikleri de dikkate alındığında, HMK m. 199 uyarınca davacının davalıdan 2.000,00 Euro alacaklı olduğu, alacak likit olup itiraz haksız olduğu gerekçesi ile Davanın kabulü ile; İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı icra takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile, icra takibinin aynı şartlarla devamına,2004 sayılı İİK'nın m. 67/2 hükmü uyarınca icra inkâr tazminatı talebinin kabulüne, hüküm altına alınan asıl alacak olan 2.000,00 EURO'nun dava tarihindeki (█████/2018) Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden (2.000,00 x 7,5508 TL) 15.101,60 TL'nin %20'si üzerinden hesaplanan 3.020,32 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; Mahkeme kararının kaldırma ilamını aşan ve dosyadaki diğer delilleri göz ardı eden hukuki hatalar içerdiğini, istinaf ilamının e- posta yazışmalarının tek başına kesin delil teşkil edeceği yönünde bir kabul içermediğini, aksine bu yazışmaların hukuki niteliğinin ve ispat gücünün titizlikle değerlendirilmesini emrettiğini, kaldırma ilamının Mahkemece dar yorumlanarak, sadece e posta adreslerinin davalıya ait olduğunun teknik bilirkişi raporuyla tespit edilmesi üzerine bu yazışmaları doğrudan davalıyı bağlayan kesin delil olarak kabul edilmesi yanılgısına düşüldüğünü, sadece e posta adresinin aidiyetine ilişkin tespitle hüküm kurulmasının, delillerin serbestçe değerlendirilmesi ilkesine aykırı olduğunu, dosyada alınan 22.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve davacı şirket ile mevcut ticari ilişkiye ait herhangi bir kaydın bulunmadığının açıkça tespit edildiğini, bu durumun e posta yazışmalarının müvekkili şirketi bağlayıcı nitelikte bir borç ikrarı veya sözleşme ilişkisi kurulduğuna dair iddiayı çürüttüğünü, Mahkemenin ikinci bilirkişi raporundaki teknik tespiti mutlak kabul ederek, müvekkili şirket defterlerinin borçsuz olduğu yönündeki ilk bilirkişi raporu tespitini ve davacının kendi defterlerini ibraz etmemesini göz ardı ettiğini, bu yaklaşımın kaldırma ilamının gerektirdiği kapsamlı delil değerlendirmesinden uzaklaştığını, usuli kazanılmış hak ilkesinin de hatalı yorumlanmasına yol açtığını, HMK 199'daki elektronik verilerin belge niteliğinin, senetle ispat zorunluluğu bulunan hallerde ancak delil başlangıcı olarak kabul edilebileceği, , bu tür belgelerin hukuki işlemi tamamen ispatlamaya yeterli olmadığını, diğer deliller ile birlikte desteklenmesi gerektiğini, davacının kendi defterlerini ibraz etmediğini, bu durumun ispat külfeti üzerinde olan davacının, müvekkili şirketin ticari defterlerinin aksine alacak iddiasını destekleyecek hiç bir kayıt sunmadığını gösterdiğini, e postaları gönderdiği iddia edilen Tülay özden isimli kişinin müvekkili şirket adına ödeme talimatı verme ve şirketi borç altına sokma yetkisinin bulunup bulunmadığının yeterince araştırılmadığını, ticaret sicil kayıtlarında veya şirket iç yönergelerinde bu tür yetkinin varlığı ispatlanmadan, sadece e posta yazışmasıyla şirketin borç altına sokulduğunu kabul etmenin, TTK'nun temsil yetkisine ilişkin prensiplerine aykırı olduğunu, Mahkemenin, yazılı bir akdi ilişki olmaksızın sadece e posta yazışmalarına dayanarak 10 yıllık zamanaşımı süresini uygulamasının TBK'nın zamanaşımı hükümleri ve sebepsiz zenginleşme müessesi ile çeliştiğini, kaldırma ilamında zamanaşımı defi hakkında herhangi bir değerlendirme yapmadığı için, Mahkemenin bu husus yeniden ve hatalı bir şekilde değerlendirmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, alacağın varlığı ve miktarının yargılama sürecinde toplanan deliller ve bilirkişi raporları ile belirlendiğini, bu durumun alacağın takip tarihinde likit olmadığını gösterdiğini, alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davacı vekili, davalının istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde; davalının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava, icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.
Davacının İstanbul 7.İcra Müdürlüğü'nün ...E sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine 2.000,00 Euro'nun tahsili için takip başlattığı, davalının yasal süresinde borca ve fer'ilerine itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacıya tebliğine ilişkin evraka rastlanmadığı, davacı tarafından itirazın iptali ve takibin devamı için İİK 67. Maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içinde iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dairemizin kaldırma ilamından sonra yapılan yargılama sonucunda ilk derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili, davalı şirket ile aralarındaki ticari ilişki gereği, davalının yurtdışındaki şoförlerine ihtiyaçları için avans ödemesi yaptığını ileri sürerek bu ödemelerin davalıdan tahsilini istemiş, davalı ise davacı ile aralarında herhangi bir ticari ilişki olmadığını savunmuştur.
Dairemizin Kaldırma kararında sonra İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda özetle;"“Teknik açıdan e-mail adresi....com.tr ise olarak ...olan isim kısmı bu internal(dahili/iç) isimlerdir ve firma veya serverları yöneten görevliler tarafından, her zaman silinebilir, eklenebilir ve değiştirilebilir kısımlardır... dolayısı ile iç isimler dışarıdan servera erişim mümkün değil ise görülemez. Bu dosya kapsamını Bakırcıoğlu firmasının serverlarının ve e-mail görüldüğünden yeterli güvenlik önlemlerinin alınmış olduğu görüşüne varılmaktadır. Burada asıl önemli olan ”bakircioglu.com.tr” olan alan adı kısmıdır. Resmi olarak kayıtlı / tescilli olduğu görülmektedir dolayısı ile haricen(dışarıdan) alan adına sahip olana firma, serverlar üzerinden izin vermediği durumda , aynı isimle bu alan adının kullanılması teknik açıdan, zor bir durumdur. Dosyaya sunulmuş ve karşılıklı e-mail yazışmalarından görüldüğü gibi gönderilen ve alınan e-mail adreslerinin de, hem gönderilip, hemde geriye aynı domain adresine geri yazışmaların gerçekleşmiş olması, bu ilgili ve kullanılmış olan e-mail adreslerinin dosyaya sunulmuş belgeler ve incelenerek doğrulanmış olduğundan , domain adreslerinin ve e-mail adreslerinin gerçek olduğu, kullanıldığı, bu sebeplerle “... Ltd.şti” şirketine ait olduğu... belirtilmiştir.
Dosya kapsamında, davacı tarafından davalıya düzenlenmiş 27.10.2014 tarih ... nolu ... ... açıklamalı 900,00 Euro, 31.10.2014 tarih ... nolu ... ... açıklamalı, 15.11.2014 tarih ... nolu ... ... açıklamalı 800,00 Euro bedelli 3 adet fatura niteliğindeki belgelerin ekinde sürücü ödeme belgelerinin yer aldığı, anılan belgede sürücülerin imzalarının bulunduğu ve ekinde sürücülere ait pasaport fotokopilerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından davalının talimatı ile davalının yurtdışındaki şoförlerine yapılan ödeme miktarlarının davalının nakliye direktörü tarafından davacıya gönderilen e posta içerikleri ile örtüştüğü anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamına sunulan davalı şirketin 2014 yılında çalışan işçilerin tespiti için yazılan müzekkere cevabı ekindeki listede ... ve Ömer yazıcının isimlerinin yer aldığı, ancak listede ... isimli bir işçi yer almaktayken e-posta yazışmaları ve faturada belirtilen ... isminin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalının ise ... isimli bir çalışanı bulunmadığı yönünde bir savunması bulunmamaktadır.
Borçlar Kanunun hazır olmayanlar arasında kurulan sözleşmenin hüküm anı başlıklı 14. maddesi; "Yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunması zorunludur. Kanunda aksi öngörülmedikçe, imzalı bir mektup, asılları borç altına girenlerce imzalanmış telgraf, teyit edilmiş olmaları kaydıyla faks veya buna benzer iletişim araçları ya da güvenli elektronik imza ile gönderilip saklanabilen metinler de yazılı şekil yerine geçer." hükmünü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 199. maddesi ise "Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film,görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir." hükmünü düzenlemektedir.
Delil başlangıcı başlıklı HMK’nın 202 nci maddesinde ise; “(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir” şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda davacı, taraflar arasındaki iletişimin elektronik posta vasıtasıyla gerçekleştirildiğini ve davalının talimatı üzerine davalının şoförlerine avans ödemesi yaptığını ileri sürmektedir. Elektronik posta iletişiminin işleyişinde, taraflar arasında doğrudan doğruya bir iletişim bulunmadığından, elektronik posta ile yapılan irade beyanı, hazır olmayanlar arasında yapılmış bir irade beyanıdır. Elektronik posta vasıtasıyla iletişimde yazılı metnin muhatabın elektronik posta adresine gönderilip muhatabın elektronik posta kutusuna kaydedilmekle öneri (irade beyanı) muhatabın hakimiyet alanına girmiş sayılır. Öneriyi kabul beyanı elektronik posta veya onun hızına eş değer bir iletişim yolu ile telefon, faks veya teleks yolu ile de yapılabilir. Öte yandan bu iletişim yolları ile kurulan kira sözleşmesinde kabul ve sözleşmenin kurulduğu anın kullanılan iletişim yollarının özelliğine göre Borçlar Kanun'unun konuyu düzenleyen ilgili maddeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir (Yargıtay 6. HD'nin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı)
6100 sayılı HMK'nun 199.maddesi ile mail yazışmaları belge olarak kabul edilmiş, HMK'nun 202. maddesinde de, kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından gönderilen belgeler, yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmiş olup, iddianın tanık delili dahil her türlü delille kanıtlanması olanaklı hale gelmektedir.
Dosya kapsamına alınan teknik bilirkişi raporu ile dosyaya sunulmuş ve karşılıklı e-mail yazışmalarından görüldüğü gibi gönderilen ve alınan e-mail adreslerinin de, hem gönderilip, hemde geriye aynı domain adresine geri yazışmaların gerçekleşmiş olması, bu ilgili ve kullanılmış olan e-mail adreslerinin dosyaya sunulmuş belgeler ve incelenerek doğrulanmış olduğundan , domain adreslerinin ve e-mail adreslerinin gerçek olduğu, kullanıldığı, bu sebeplerle “... Ltd.şti” şirketine ait olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafından gönderildiği bilirkişi raporu tespit edilen mail yazışmalarının dosya kapsamındaki ... kayıtları ve davalıya ait şoförlerin imzasının yer aldığı ödeme belgeleri hep birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalının talimatı üzerine davaya konu ödemeleri gerçekleştirdiği, davalıya ait mail adresinden maili gönderen kişinin şirket yetkilisi olup olmamasının somut uyuşmazlık bakımından davalının sorumluluğunu ortadan kaldıran bir husus olmadığı, davacının, taraflar arasındaki iletişimin elektronik posta vasıtasıyla gerçekleştirildiği ve davalının talimatı üzerine davalının şoförlerine avans ödemesi yaptığı yönündeki iddiasının dosya kapsamındaki mevcut delillerle ispatlandığı anlaşılmakla ilk derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, █████████ Karar sayılı ve █████/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harçları davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.02.04.2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!