Anahtar kelimeler: Bonoya Darlığından İstemli Vadeli İleriye Yoğunluğu Kambiyo Usd Ötürü Eşi
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SAYISI
: ████████ Esas, █████████ Karar
HÜKÜM
: Davanın kabulü
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.02.2026 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine, eski eşi olan davalı tarafından 28.10.2008 düzenleme tarihli, 05.01.2009 vadeli, 20.000.000,00 USD bedelli bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, imzaya ve borca itiraz edildiğini, müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkkili ile davalının ... 2. Aile Mahkemesinin kararı ile boşandığını, boşanma kararının 18.09.2007 tarihinde kesinleştiğini, davalının boşanma davasından tefrikle ... 2.Aile Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında katkı payı alacağı davası açtığını, davalının anılan davada, müvekkilinin ilk evliliğinden olan ve Amerika’da yaşayan oğluna 30.000,00 USD gönderdiğini ve bu paranın işletilerek 40.000.000,00 USD gibi bir gelir elde edildiğini, bunun yarısı 20.000.000,00 USD'nin eşler arasında mal paylaşımı maddelerine göre kendisine ait olduğunu iddia ettiğini, davanın Mahkemenin 27.05.2008 tarihli ████████ E., ████████ K. sayılı ilamıyla kısmen reddedildiğini, kararın ... tarafından temyiz edildiğini, daha sonra temyizden feragat ettiğinden kararın kesinleştiğini, davalının temyizden feragat ederken sahte bir protokol düzenleyerek dosya temyizden döndükten sonra gizlice eklediğini, 28.10.2008 düzenleme tarihli, 05.01.2009 vadeli 20.000.000,00 USD bedelli bir bonoyu da müvekkilinin iradesi ve bilgisi dışında sahte olarak düzenleyerek.... İcra Müdürlüğü’nün ██████████ E. sayılı dosyasında takibe koyduğunu, müvekkilinin protokol ve takibe konu senedi düzenlemediğini, senet altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, senet metninde nakden ibaresinin yazdığını, davalının müvekkiline para vermediğini, davalı hakkında sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından suç duyurusunda bulunduklarını ileri sürerek 28.10.2008 tarihli protokolden ve bu protokole dayalı olarak düzenlendiği iddia olunan 05.01.2009 vadeli 20.000.000,00 USD'lik bonodan dolayı borçlu olunmadığından fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 2.000.000,00 USD borçlu olmadığının tespitine, anılan protokolün, senedin ve.... İcra Müdürlüğünün ██████████ E. sayılı takibinin iptaline, % 40'tan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş, ıslahla 20.000.000,00 USD için borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacının evlilikleri süresince müşterek paralarının, davacının eski eşinden olan oğlu A.H. Okumuş tarafından Amerika’da borsada işletildiğini, müvekkilinin gönderdiği paralar ile oluşturulan birikim ve fonlarda oluşan paranın ulaştığı rakamın 40.000.000,00 USD olduğunu, müvekkilinin katkı payını almak için ... 2. Aile Mahkemesinde dava açtığını, davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, bu kararın müvekkilince temyiz edildiğini, eksik incelemeyle verilen kararın Yargıtayca bozulma ihtimali yüksek olduğundan, Amerika’daki fon ve bankalarla yazışma yapılması halinde A.H.Okumuş’un yaptığı usulsüz işlemlerin tespit edilmesi, Amerika Vergi Kanunlarındaki ağır yükümlülükler nedeniyle para ve hapis cezasına çarptırılması söz konusu olacağından, davacının müvekkili ile uzlaşma talebinde bulunduğunu, bunun üzerine tarafların 28.10.2008 tarihli protokolü tanzim ettiklerini, protokol gereği de davacının, dava konusu senedi müvekkiline verdiğini, bu protokol ve senet alındıktan sonra müvekkilinin temyizden feragat ettiğini, senet bedeli ödenmeyince icraya konulduğunu, davalının protokol ve bonodaki imzasını inkar ettiğini,...10. İcra Hukuk Mahkemesinin █████████ E. sayılı dosyasında senetteki imzanın borçluya ait olduğu tespit edilerek itirazın reddine karar verildiğini, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ sayılı soruşturma dosyasında da protokoldeki imzanın borçluya ait olduğunun tespit edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemenin 30.12.2011 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, kararın davalı vekilince temyiz edildiği, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 12.11.2012 tarihli ██████████ E., ██████████ K. sayılı ilamı ile kararın onanmasına karar verilerek, Dairenin 11.02.2013 tarihli ████████ E., █████████K. sayılı ilamı ile de davalı vekilinin karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir. Davalı ... vekilinin, müvekkilinin mülkiyet ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına dayalı olarak yaptığı başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin (AYM) 16.12.2015 tarihli ... numaralı kararı ile başvurucunun hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu; 11.05.2016 tarihli karar ile Yargıtay aşamasından geçerek kesinleşen 30.12.2011 tarihli kararın hüküm fıkrası doğru olduğundan yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, bu kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine karar, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 29.03.2017 tarihli ██████████ E., █████████K. sayılı ilamı ile AYM'nin gerekçesine atıf yapılarak bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yukarıda belirtilen 25.12.2019 tarihli ████████ E., █████████ K. sayılı ilamı ile AYM'nin 16.12.2015 tarihli ... numaralı kararında belirtilen şekilde davaya konu bono ve protokoldeki imzaların davacının eli ürünü olup olmadığına ilişkin tarafların bildirdikleri deliller toplandıktan sonra Adli Tıp Kurumu (ATK) Fizik İhtisas Dairesi Adli... Şubesinin 24.11.2010 tarihli, 28.02.2011 tarihli raporları ile 28.06.2010, 29.09.2009, 31.05.2010, 09.03.2009, 17.02.2010, 17.08.20 11... .07.2011 tarihli bilirkişi raporları arasında çelişkinin giderilmesi, davaya konu bono ve protokoldeki imzaların davacıya ait olup olmadığı, protokolün sahte olup olmadığının tespiti için dosya Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nin 23. maddesinin (ı) bendi uyarınca ATK Fizik İhtisas Dairesi Adli... Şubesine gönderilerek en az 7 uzmanın katılımıyla oluşturulacak heyet tarafından rapor düzenlenmesinin istenildiği,
her ne kadar AYM'nin 16.12.2015 tarih, █████████ başvuru numaralı kararının 52 numaralı bendinde "başvurucu-davalının ATK Daireler Genel Kurulu'ndan rapor alınması gerektiği" şeklindeki talebinin reddedilmesine ilişkin olarak aynı kararın 66. bendinde "silahların eşitliği ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği" sonucuna varıldığı belirtilmiş ise de Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nin 23. maddesinin (ı) bendi uyarınca başvurucu-davalı vekilinin istemi doğrultusunda ATK Daireler Genel Kurulu'ndan veya sonradan oluşturulan Üst Kuruldan rapor alınması mümkün olmayıp, raporun yukarıda belirtildiği gibi en az 7 uzmanın katılımıyla oluşan "genişletilmiş uzmanlar kurulundan" alınmasının zorunlu olduğu,
buna göre ATK Fizik İhtisas Dairesi Adli... Şubesinde görevli 8 uzmanın katılımıyla düzenlenen 09.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda, "inceleme konusu senet ve protokolde ... (...) adına atılı imzalar ile ... (...)'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ... (...)'ın eli ürünü olmadığı" yönünde görüş bildirildiği,
davalı vekili 25.09.2019 tarihli dilekçe ile ATK Fizik İhtisas Dairesi Adli... Şubesi tarafından düzenlenen 09.09.2019 tarihli rapora itiraz ederek başka bilirkişilerden rapor alınmasını talep etmiş ise de ATK Kanunu'nun 15/2 hükmü uyarınca genilşetilmiş uzmanlar heyetince verilen karar kesin olduğundan ve bu heyetçe düzenlenen bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve yeterli bulunduğundan davalı vekilinin bu talebinin reddine karar verildiği; ancak davalı vekilinin itirazları doğrultusunda Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nin 23. maddesinin (ı) bendi uyarınca genişletilmiş uzmanlar heyetindeki uzmanların kim olduğuyla ilgili olarak ATK Başkanlığından açıklama istendiği, ATK Başkanlığı tarafından gönderilen 11.11.2019 tarihli cevabi yazı ile bilirkişi raporunun oy birliği ile alındığı, genişletilmiş uzmanlar heyetinin oluşumunda hata olmadığının belirlendiği,
buna göre davaya konu 28.10.2008 tarihli "Protokoldür" başlıklı belge ve.... İcra İcra Müdürlüğünün ██████████ E. sayılı icra takip dosyasına konu 28.10.2008 tanzim tarihli, 05.01.2009 ödeme tarihli 20.000.000,00 USD bedelli bononun davacı tarafından düzenlenmediği, belgelerin üzerindeki imzaların davacıya ait olmadığı, belgelerin sahte olduğu kanaatine varıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 209. maddesi hükmü de nazara alınarak protokol ve icra dosyasına konu bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu; 28.10.2008 tarihli "Protokoldür" başlıklı belgeden dolayı ve .... İcra İcra Müdürlüğünün ██████████ E. sayılı icra takip dosyasına konu 28.10.2008 tanzim tarihli, 05.01.2009 ödeme tarihli, 20.000.000,00USD bedelli bonodan dolayı davacının, davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı, dava konusu icra takibini haksız ve kötüniyetli olarak yaptığından asıl alacağın takdiren %40'ı oranında 14.376.127,80 TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hükmün davalı vekilince maktu temyiz harcı ve temyiz başvuru harcı yatırılmak suretiyle temyiz edilmesi ve Mahkemece eksik nispi temyiz harcının yatırılması için muhtıra çıkarılması üzerine davalı taraf adli yardım talebinde bulunmuştur. Davalı tarafın adli yardım talebinin Dairemizce reddedilmesi üzerine, davalının itirazı da Yargıtay 12. Hukuk Dairesince reddedilmiştir. Mahkemece çıkarılan muhtıraya rağmen eksik harç tamamlanmamıştır.
Mahkemece 24.04.2021 tarihli ek kararla eksik nispi temyiz harcının yatırılmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiş, asıl karar ve ek kararın davalı vekilince temyizi üzerine Dairemizin 16.09.2021 tarihli, █████████E., █████████ K. sayılı ilamı ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
Davalı vekilinin başvurusu üzerine AYM'nin 16.04.2025 tarihli ve ██████████ başvuru numaralı kararı ile mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilerek dosyanın yeniden yargılama yapılması için Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı tarafça, dava konusu 28.10.2008 tarihli protokol ve 28.10.2008 tanzim tarihli, 05.01.2009 vadeli 20.000.000,00 USD'lik bononun davacının iradesi dışında sahte olarak düzenlendiği, protokol ve senetteki imzaların davacıya ait olmadığı ileri sürülerek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep edilmiştir.
Mahkemece;...Kriminal Polis Müdürlüğü... Şube Müdürlüğü grafololoji ve sahtecilik uzmanlarından oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan 17.08.2011 tarihli raporda, dava konusu protokol ve senet üzerindeki imzaların mukayese imzalarına kıyasla davacı ...'un elinden çıktığını gösterir nitelikte kaligrafik ve grafolojik bulgu tespit edilemediği belirtilmiş olup söz konusu rapor esas alınarak 12.11.2012 tarihli karar ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın, davalı vekilince temyizi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 12.11.2012 tarihli ██████████ E., ██████████ K. sayılı ilamı ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiş, Dairenin 11.02.2013 tarihli ████████ E., █████████K. sayılı ilamı ile davalı vekilinin karar düzeltme istemi de reddedilmiştir.
Bunun üzerine davalı ... vekili, müvekkilinin mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla AYM'ye başvurmuştur. AYM'nin 16.12.2015 tarihli ... numaralı kararıyla "....Mahkemece hükme esas alınan rapor ile yargılama sırasında dosyaya sunulan İcra Hukuk Mahkemesi ve Cumhuriyet savcılıklarınca alınan 4 bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğu, hükme esas alınan raporda, daha önce savcılık soruşturma dosyalarında ve taraflar arasında devam eden dava dosyalarında alınmış bilirkişi raporlarından farklı bir sonuca ulaşılmasına rağmen bu raporlara niçin itibar edilmediği yönünde bir değerlendirme ve açıklamaya yer verilmediği, davalı vekilinin söz konusu rapora itiraz dilekçesinde; Adli Tıp Kurumundan alınan iki ayrı rapor,...10. İcra Hukuk Mahkemesinden alınan rapor ve ... Cumhuriyet Başsavcılığınca alınmış raporlar bulunduğu, bu raporların mevcut rapor ile çeliştiği, çelişkinin giderilmesi ve dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi gerektiği vurgulanmış, davalı tarafın bildirdiği bu raporlar incelendiğinde, dava konusu protokol sebebiyle resmî belgede sahtecilik suçundan ... Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ sayılı soruşturma dosyasında alınan Adli Tıp-belge inceleme (grafoloji) uzmanı tarafından düzenlenen 17.02.2010 tarihli raporda, protokolde ... adına atfen atılı imzanın Yurdanu'un eli ürünü olduğunun bildirildiği, aynı soruşturma dosyası kapsamında Adli Tıp Kurumu Başkanlığından alınan 24.11.2010 tarihli raporda da protokolde davacı ... adına atılı imzanın ...'ın eli ürünü olduğunun bildirildiği, dava konusu senet sebebiyle...Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ sayılı soruşturma dosyası kapsamında Adli Tıp Kurumu Başkanlığından alınan 28.02.2011 tarihli raporda, senetteki borçlu imzalarının ...'nın eli ürünü olduğunun belirtildiği,...10. İcra Hukuk Mahkemesinin █████████ E. sayılı dosyasında İ.Ü....Adli Tıp Anabilim Dalı ve...Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünde görevli 3. kişilik bilirkişi heyetince düzenlenen 31.05.2010 tarihli raporda, inceleme konusu senette atılı bulunan imzaların ...'ın eli ürünü olduğunun bildirildiği, başvuran ...'in itirazları doğrultusunda raporlar arasındaki çelişkinin giderilmeden karar verilmesi ve ileri sürülen itirazların gerekçelendirilmemesinin hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında sorun oluşturacağı, ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.3.2012 tarihli kararında bilirkişi raporları kapsamında imzanın katılan Yurdanu'a ait olduğunun net bir şekilde tespit edildiği, mesnet suçların sanık başvurucu tarafından işlenmediğinin sabit olduğu gerekçesiyle bir maddi vakıayı tespit eden nitelikte beraat kararı verilmiş olup bu durumun başvurucunun iddialarının ciddiliğini destekleyici olması bakımından önemli olduğu, belirtilen nedenlerle yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılarak başvurucunun Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilerek..." dosyanın Mahkemeye gönderilmesine karar verildiği görülmüştür.
15.07.2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin (4 sayılı Kararname) "Adli Tıp Üst Kurullarının Görevleri" kenar başlıklı 16. maddesinde;
(1)Adlî Tıp Üst Kurulları;
a)Adlî tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla kanaat verici nitelikte bulunmayıp sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri,
b)Adlî tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri,
c)Adlî tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri,
d)Adlî tıp ihtisas kurulları ile Adlî Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri,
konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceler ve kesin karara bağlar.
(2)Fizik İhtisas Dairesi ve Trafik İhtisas Dairesinin raporları Adlî Tıp Üst Kurullarında incelemeye alınamaz. Bu dairelerden birinin verdiği raporlar ile diğer bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması hâlinde mahkeme veya Cumhuriyet savcılıklarınca gerekçesi belirtilmek suretiyle talep edilmesi üzerine raporlar, ilgili ihtisas dairesinin en az yedi uzmanının katılımı ile oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetince incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kararlar katılanların oy çokluğuyla alınır, eşitlik hâlinde başkanın bulunduğu taraf oy çokluğunu sağlamış olur.
(3)Fizik ve İhtisas Dairelerinin genişletilmiş uzmanlar heyetinin çalışma usul ve esasları yönetmelikle düzenlenir...." hükmü getirilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin "Adlî Tıp Genel Kurulunun Çalışma Usulüne Ait Genel Hükümler" kenar başlıklı 23. maddesinin (ı) bendi ise "Fizik ihtisas dairesi adlî... şubesi ve trafik ihtisas dairesinin işleri Adlî Tıp Genel Kurulunda incelemeye alınmaz. Bu dairelerden birinin raporu ile diğer bir bilirkişi raporu arasında çelişki varsa, mahkeme veya Cumhuriyet savcılıklarınca gerekçesi belirtilmek suretiyle ihtisas dairesi en az yedi uzmanın katılımıyla rapor hazırlar. Bu rapora daha önceki raporda imzası bulunan uzmanların, ihtisas dairesindeki görevi devam ettiği sürece, katılımı zorunludur. İhtisas dairesindeki uzman sayısının yediden fazla olduğu durumlarda, bu raporlarda görüş bildirecek uzmanlar her ay ihtisas dairesi başkanı huzurunda çekilecek kura ile belirlenir. Fizik ihtisas dairesinin adlî... şubesi dışında kalan şubelerinde de yeterli sayıda uzman olduğu takdirde aynı hükümler geçerlidir. Kararlar oy çokluğu ile alınır. Eşitlik halinde daire başkanının bulunduğu taraf oy çokluğu sağlamış sayılır." hükmünü düzenlemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.04.2023 tarihli, ███████-332 E., ████████K. sayılı ve 31.05.2023 tarihli ███████-1037 E., ████████K. sayılı ilamlarında, yukarıda anılan 4 sayılı Kararname ve Yönetmelik hükmüne göre raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği içtihat edilmiştir.
Mahkemece, AYM kararı doğrultusunda yapılan yargılamada; Adli Tıp Kurumu (ATK) Fizik İhtisas Dairesi Adli... Şubesinin 24.11.2010 tarihli, 28.02.2011 tarihli raporları ile 28.06.2010, 29.09.2009, 31.05.2010, 09.03.2009, 17.02.2010, 17.08.20 11... .07.2011 tarihli bilirkişi raporları arasında çelişkinin giderilmesi, davaya konu bono ve protokoldeki imzaların davacıya ait olup olmadığı, protokolün sahte olup olmadığının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nin 23. maddesinin (ı) bendi uyarınca ATK Fizik İhtisas Dairesi Adli... Şubesine gönderilerek en az 7 uzmanın katılımıyla oluşturulacak heyet tarafından rapor düzenlenmesi istenilmiştir.
ATK Fizik İhtisas Dairesi Adli... Şubesinin 09.09.2019 tarihli raporu ile "....Mahkemece 24.11.2010 tarihli, 28.02.2011 tarihli Daire raporları ile 28.06.2010, 29.09.2009, 31.05.2010, 09.03.2009, 17.02.2010, 17.08.20 11... .07.2011 tarihli bilirkişi raporları arasında çelişkinin giderilmesi hususunda Adli Tıp Genel Kurulu'nda inceleme yapılması istenilmiş olup; Adli Tıp Genel Kurulunun Çalışma Usulüne Ait Genel Hükümler, Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliği 2659 sayılı Adlî Tıp Kurumu Kanununun 4810 sayılı Kanun ile değişik 23. maddesine dayanılarak hazırlanmış olup (Madde 23), Adli Tıp Genel Kurulunun çalışma usullerine ait genel hükümlerinde yer alan "Fizik İhtisas Dairesi Adli... Şubesi ve Trafik İhtisas Dairesi’nin işleri Adli Tıp Genel Kurulu’nda incelemeye alınmaz. Bu dairelerden birinin raporu ile diğer bir bilirkişi raporu arasında çelişki varsa, mahkeme veya Cumhuriyet savcılıklarınca gerekçesi belirtilmek suretiyle ihtisas dairesi en az yedi uzmanın katılımıyla rapor hazırlar. Bu raporda daha önceki raporda imzası bulunan uzmanların, ihtisas dairesindeki görevi devam ettiği sürece, katılımı zorunludur." hükmü gereğince, inceleme konusu belgenin genişletilmiş uzmanlar kurulunca yapılan incelemesinde; inceleme konusu senet ve protokolde ... (...) adına atılı imzalar ile ... (...)'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ... (...)'ın eli ürünü olmadığı..." bildirilmiştir.
Mahkemece, AYM kararında belirtilen bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi yönünde ATK Fizik İhtisas Dairesi Adli... Şubesinde görevli 8 uzmanın katılımıyla oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetince hazırlanan 09.09.2019 tarihli rapor hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ... hakkında dava konusu protokol ile ilgili olarak resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından dolayı yürütülen yargılama sonunda ... (kapatılan) 3. Ağır Ceza Mahkemesinin (İstanbul Anadolu 8.Ağır Ceza Mahkemesi’nin) ███████ K. sayılı ilamı ile beraat kararı verildiğini, bu kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 18.11.2015 tarih, ██████████ E., ██████████ K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğini, dava konusu senet ile alakalı olarak resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından dolayı yürütülen yargılama sonunda...18. Ağır Ceza Mahkemesinin ████████ E., ███████ K. sayılı ilamı ile beraat kararı verildiğini, bu karara karşı katılan ... vekilinin istinaf başvurusunun...Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 08.06.2017 tarihli ilamı ile esastan reddine karar verilerek müvekkili hakkındaki beraat kararının kesinleştiğini ileri sürmüş ise de anılan ceza dosyalarında sanık olarak yargılanan ... hakkında beraat kararı verilmiş olması, işbu menfi tespit davasında davacı ... aleyhine bir sonuç doğurmayacaktır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, AYM kararı doğrultusunda raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi bakımından ATK Fizik İhtisas Dairesi Adli... Şubesinde görevli 8 uzmanın katılımıyla oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetinden rapor alınarak karar verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. SONUÇ
: Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, alınmadığı anlaşılan 2.158.596,00 TL temyiz ilam harcı ile 3.608,50 TL temyiz başvuru harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!