Anahtar kelimeler: Durduğunu Ödemediğini Yemek Tlyi Getirdiği Den Ödemesi Olmamak Devamına Sağlama

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2021NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU
: İTİRAZIN İPTALİKARAR TARİHİ
: █████/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin, müvekkilinin yerine getirdiği yemek sağlama hizmetlerinin karşılığı ödemesi gereken 125.951,34 TL'yi ödemediğini, alacağın tahsili amacıyla İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, icra takibi ile talep edilen miktarda borcunun bulunmadığını, alacağın likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğini, davacının sözleşme ile üstlendiği işi sözleşmeye uygun olarak yerine getirmediğini, ispat yükünün davacıda olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzene davacının, müvekkiline fatura edebileceği bir işin varlığının olması halinde alacak borç durumunun belirlenmesi için, fatura bedeli kadar iş ile bu işin süresinde ve ayıptan ari olarak yapılıp yapılmadığının tespiti gerektiğini belirterek davanın reddine, müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.İLK DERECE MAHKEME KARARI
:İlk derece mahkemesince; davacı şirketin 2020-2021 takvim yılına ait incelenen defter ve belgelerinin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davalı şirketin yerinde inceleme talebi olmadığı ve inceleme günü defter belge ibraz etmediği, davacının ve davalının 2020 yılın ait faturalar ile ilgili BA-BS formlarında mutabık olduğu, 2021 yılına ait davacının düzenlediği faturaların muhasebe kayıtları ile BS beyanlarının uyumlu olduğu, bu hususun davacının vergi dairesi tarafından teyit edildiği, tarafların BA-BS beyanları ile faturalarda mutabık oldukları dikkate alındığında irsaliyelere ait faturaların davalının kayıtlarına alındığı, e-mail yazışmalarındaki yemek sayısı, servisin yapılacağı günler vb. diğer teyitleşmeler, davacının, davalı bünyesinde yemek dağıtımı ile görevli kendi personellerini görevlendirmesi dikkate alındığında davacının hizmeti verdiğini ispatladığı, dava dosyasında, davaya konu hizmetin ayıplı olduğuna ilişkin usulüne uygun bir ihbarın bulunmadığı, davacı tarafından düzenlenen faturalara TTK.m.21/2 maddesine göre itiraz edilmediği, husumete konu faturaların GİB sistemi üzerinden davalıya iletildiği, davalının e-faturaları itirazsız kabul ettiği gerekçelerine istinaden davanın kabulü ile, takibin 125.951,34 TL üzerinden devamına, asıl alacak 125.951,34 TL'ye takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacak miktarının % 20'si üzerinden hesaplanan 25.190,27 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ
:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin, davacıya icra takibinde talep edildiği kadar borcunun bulunmadığını, bu hususta ispat yükünün davacıya ait olduğunu, bilirkişi raporuna göre alacağın likit olmadığınını anlaşıldığını, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu faturalara ilişkin hizmetlerin gerektiği gibi yerine getirilmediğini, müvekkili şirketin ticari defterleri incelenmeden ve bu nedenle defterlerin uyumlu olup olmadığı anlaşılmadan davacının ticari defterlerinin delil niteliği taşımayacağını, davacının, müvekkiline düzenli olarak yemek servisi hizmeti verdiğini kanıtlayamadığını, bunun en büyük delilinin e-irsaliye faturalarının müvekkiline tebliğ edilmemiş olması olduğunu, davacı tarafından düzenlenen faturaların defterinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemesi tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamayacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, 36 adet faturadan kaynaklı 125.951,34 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Bilirkişi tarafından sunulan █████/2021 tarihli raporda; davacının, 2020 yılında davalıya ilişkin toplam 41 adet fatura karşılığı 122.457,00 TL satış faturası beyan ettiği, 2021 yılında ise toplam 7 adet fatura karşılığı 22.750,00 TL satış faturası beyan ettiği, davalının 2020 yılında davacıya ilişkin toplam 41 adet fatura karşılığı 122.457,00 TL alış faturası beyan ettiği, davalının 2021 yılı alışlarına ilişkin bir bilginin ise bulunmadığı, davacı tarafından davalıya 2020-2021 yılında toplam toplam tutarı 127.351,96 TL olan 38 adet faturaya kaynak teşkil eden toplam 172 adet e-irsaliye tanzim edildiği, davalı e-irsaliye mükellefi olmadığından bu irsaliyelerin GİB üzerinden davalıya ulaştırılamayacağı, davacının incelenen ticari defterlerinin lehine delil vasfına haiz olduğu, davalının inceleme günü hazır defterlerini sunmadığı ve yerinde inceleme talebinin de olmadığı, davacının, █████/2020 tarihi itibariyle davalıdan 107.973,84 TL; █████/2021 tarihi itibariyle 125.951,34 TL alacaklı olduğu bildirilmiştir.Uyuşmazlık, davacı tarafından hizmetin verilip verilmediği, bu kapsamda davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı ve miktarı noktalarında toplanmaktadır.Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı HMK'nun 222. maddesi "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklinde düzenlenmiştir.Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin diğer tarafın defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK`daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 6 HD'nin █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı).Mahkemece bilirkişi incelemesine ilişkin tesis edilen ara karar ile, ticari defterlerin belirlenen gün ve saatte sunulmaması yahut yerinde inceleme talebinde bulunulmaması halinde gerekli ihtaratın yapılmasına ve bu ara kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini sunmadığı gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmadığı anlaşılmakla davacının, incelenen ve lehine delil vasfına haiz ticari defterlerine göre davalıdan 125.951,34 TL alacaklı olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir.Yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davalı taraf defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. O halde davacının, sahibi lehine delil niteliği bulunan defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile icra takibi ile talep edilen alacağının varlığının kanıtlandığı, tacir olan davalı, hizmetin ayıplı verildiğine ilişkin davacıya süresinde ve usulüne uygun ayıp ihbarında bulunduğuna ve yine hizmetin ayıplı olarak verildiğine yönelik bir delil sunamadığından davacının, sözleşme ile yüklendiği edimini tam ve eksiksiz yerine getirdiğini kabul etmek gerektiği, ayrıca davalının ticari defterlere göre tespit edilen borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün olduğundan dava ve takip konusu alacağın likit olduğu anlaşılmakla mahkemece tesis edilen karar isabetli olmuştur.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ve █████/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 537,73 TL harcın mahsubu ile bakiye 194,27 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026