Anahtar kelimeler: Lda Halkına Müteşebbisler Otobüs Eliyle İhaleye Yolcu Çıktığını Yıllarında Taşıma

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ████████ Esas ████████ KararDAVANIN KONUSU
: TazminatTaraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle mahkemenin görevsizliğine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ..... ..... halkına toplu yolcu taşıma hizmetini kendi iştirak şirketlerine verdiğini, 2011 ve 2012 yıllarında iştiraklerin yanı sıra özel müteşebbisler eliyle de hizmeti vermek amacıyla...... ... AŞ aracılığıyla ihaleye çıktığını, davalıların .....l'da 931 adet otobüs hattını ihale etmeyi başardıklarını, ihalelere girmek suretiyle toplam 3 adet hattı satın aldıklarını, müvekkilinin bu hatlarda araç çalıştırmak üzere üç adet araç satın aldığını ve hizmete başladığını, davalılara toplu taşıma hizmeti vermeye başlayan müvekkilinin, söz konusu toplu taşıma hizmetinin, davalıların ihaleden önce vaat ettikleri gibi bir kârlılık getirmediğini, aksine zarar ettirdiğini ve her geçen gün de bu zararın arttığına şahit olduğunu, bu zarardan dolayı müvekkilinin konkordatoya başvurmak zorunda kaldığını, özel müteşebbisler eliyle verilen toplu taşıma hizmetinin sürdürülebilirliğinin çok ciddi manada tehdit altında olduğu ancak ... yönetiminin değişmesi üzerine yeni başa gelen yönetimin görmesi ile mümkün olabildiğini, davalı idare tarafından 17.09.2020 tarih ve ..... sayılı.......Belediye Meclis Kararıyla "..." ile (yani kısaca ...), İstanbulda toplu taşıma hatlarının işletmesinde faaliyet gösteren 3041 adet özel taşımacının hakkedişlerinin ayda 2 taksit halinde ödenmesi ile birlikte "sabit maliyet + değişken maliyet + kar esaslı + kilometre bazlı" sisteme geçildiğini, müvekkilinin bugüne kadarki hakkedişlerinin hesaplanmasında; iki farklı dönemde ve iki farklı formül veya sistem kullanıldığını, taraflar arasındaki sözleşme gereğince hakedişin her ay düzenli olarak 15er günlük periyotlar halinde nakit olarak müvekkiline ödenmesi gerektiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince en geç hizmetin verildiği ayı takip eden ayın 5ine kadar müvekkilinin hakkedişlerinin nakit olarak ödenmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşme gereği gibi ifa etmeyen ve müvekkilinin hakkedişlerini her ay nakit olarak ödemesi gerekirken sürekli olarak 2-3 ay ve daha fazla süreyle gecikmeli ve faizsiz olarak ödeyen davalıların bu tavrı nedeniyle müvekkilinin başta müspet zarar olmak üzere sayamayacakları kadar çok maddi ve manevi zarara uğradıklarını, karşı tarafın müvekkilinin 2-3 aylık hakkedişini kesintisiz ve sürekli olarak yedinde tuttuğunu, işbu durumun halen de devam ettiğini, an itibariyle müvekkilinin 2024 yılından kalan 2,5 3 milyon lira ödenmemiş nakit alacağının davalılarda bulunduğunu, bu nedenle de müvekkilinin işbu dava tarihi itibariyle kalan bakiye hakkedişlerinin karşı taraftan ticari faiziyle birlikte tahsili gerektiğini, karşı tarafın kamu gücünü kullanarak sözleşme hükümlerine aykırı davranarak her ay düzenli ve nakit olarak ödemesi gereken müvekkilinin hakkedişlerini süresinde ödememesinden dolayı zarara uğradığını, mevcut araçların dışında yeterli sermayesi olmadığı için .... Şti. (Eski Unvanı : ... ), adına kayıtlı 78 araçtan, hakkedişlerin her ay düzenli ve nakit olarak ödenmemesinden dolayı araçları mütemadiyen satmak zorunda kaldığını, halihazırda işbu 78 araçtan sadece 23 aracın kaldığını, karşı tarafın taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle müvekkilinin çok büyük zararlara uğradığını beyanla taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin karşı tarafça gereği gibi ifa edilmeyerek ihlal edilmiş olması nedeniyle müvekkillerinin uğradığı her türlü zararın (1.600.000,00 TL) avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, savunmasında özetle; davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacıların hak ediş ödemesinin müvekkili ... Genel Müdürlüğü tarafından değil, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapıldığını, davacıların iddia ve talepleri bakımından müvekkili idarenin sözleşme veya idari işlemlerden doğan herhangi bir yükümlülüğü bulunmadığından müvekkili idareye husumet yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, özel halk otobüsü işletmeciliğinin, özel hukuk kişilerine idare tarafından verilen ruhsat ile mülkiyeti kendilerine ait otobüsler ile gerçekleştirilmekte olup, yolculuk gelirlerinin de özel halk otobüsü işletmecisine ait olduğunu, 2020 yılında model değiştirilmeden önce özel halk otobüsü işletmecilerinin mülklerindeki otobüs ile toplu taşımacılık yaparken taşıdıkları yolcuların yolculuk ücretlerini kendi nam ve hesabına tahsil etmek olup yolculuk ücretlerinin kendilerine ait olduğunu, yapılan faaliyetin özelliğinden dolayı öğrenci, öğretmen, 65 yaş altı yaşlı gibi indirimli tarife ve engelli, 65 yaş üzeri yaşlı, polis gibi ücretsiz tarife ile yapılan yolculukların neden olduğu gelir kayıplarının ise 5216 sayılı kanunun 7. Maddesinde yer alan düzenlemeye dayalı olarak İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile kendilerine destekleme ödemesi olarak ödendiğini, davacılar dahil idarenin hiçbir zaman özel halk otobüsü işletmecilerine faaliyetleri karşılığında kâr taahhüt etmediğini ve garanti vermediğini, davacı işletmeci söz konusu faaliyeti karlı ve sürdürülebilir bulmuyorsa 906 sayılı karardan önceki modele geçebilecekleri gibi toplu taşımacılık faaliyetinden de çekilebileceklerini, zira özel halk otobüsü işletmeciliğinin bir angarya olmadığını, idarenin özel halk otobüsü işletmecisi olmak isteyenler için zaman zaman hat kiralama ve/veya ruhsat ihalesi düzenlemekte, istekli olanlar arasından en yüksek isteğe sahip olanlar ile de sözleşme imzaladığını, davacının toplu taşıma kamu hizmeti yapmak üzere özel halk otobüsü işletmecisi olduğunu, uzun yıllardır bu hizmeti gören ve şirket oldukları için tacir olan davacıların son yıllarda diğer meslektaşlarından farklı olarak taşımacılık faaliyetini aksattığını ve uzun süreler devamsızlık yaparak idareyi ve yolcuları mağdur ettiklerini, 906 Meclis kararında düzenlendiği üzere taşımacılık faaliyetini kabul edilebilir bir özrü olmadan aksatan işletmeciler rotasyon (iş atama ) dışına alınarak toplu taşıma hizmetinin aksamamasına çalışıldığını, davacının kendi kusurları ile işletmelerini basiretli bir tacir gibi yönetememenin kusurunu idareye yıkmaya çalıştığını, oysa davacı da diğer yaklaşık 3100 adet özel halk otobüsü işletmecisi gibi iş ve işletmelerini basiretli bir tacir gibi yönetebilir, doğabilecek sorunların üstesinden gelebileceğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacı ile ... AŞ arasında kiralama işi sözleşmesi yapıldığını, ...'nin bu sözleşmenin tarafı olmadığını, dava konusu olayda bir kusur ve sorumluluğu olmadığını, sözleşmenin de tarafı olmadığını, davanın ... AŞ 'ne ihbarını ve husumet yönünden de davanın reddini talep ettiklerini, talep edilen tazminatın şartlarının müvekkili idare açısından gerçekleşmediğini, bir kimse aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için kişinin kusurlu bir eyleminin bulunmasının bu kusurlu eylem neticesinde bir zarar doğmasının kusurlu hareket ile bu zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması ve bu üç şartın birlikte gerçekleşmesinin gerektiğini, müvekkili idarenin dava konusu olayda bir kusuru bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davanın usulsüz mahkemede açıldığından reddi gerektiğini, alacak taleplerinin belirlenebilir nitelikte olup belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, bu sebeple huzurdaki davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının talep ettiği alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, davacının iddiaları ile talep ettiği zarar kalemleri arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığını, davacı yanın zarar kalemlerini dahi somutlaştıramadığını, müvekkili şirketin sözleşmedeki edimlerini eksiksiz bir şekilde ifa ettiğini, davacı ile müvekkili şirket arasında akdedilen fesih protokolü ile müvekkili şirketin davacıdan alacaklı olduğunun sabit olduğunu, müvekkili şirketin davacıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, dolayısıyla, borcu ile bağlantılı bir zarar kalemi sorumluluğu da bulunmadığını, davacının iddialarının aksine, müvekkili şirket tarafından davacıya birçok kez avans ödemelerinin yapıldığını ancak iyi niyetin suistimal edildiğini beyanla haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Bir davanın Ticaret Mahkemelerinde görülebilmesi için açılan davanın mutlak veya nispi ticari davalardan olması gerekmektedir. Mutlak ticari davalar 6102 sayılı TTK'nun 4. Maddesi uyarınca TTK'nda düzenlenmiş olan bütün hususlardan doğan davalar ile TTK'nun 4. Maddesinde belirtilen özel kanunlardaki davalardır. Nispi ticari davalar ise her iki tarafın tacir olduğu ve dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu davalardır. Yine 6100 Sayılı HMK.'nın Sulh Hukuk Mahkemelerinin Görevi başlıklı 4/1-a maddesinde yer alan; "Kiralanan taşınırların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları," hükmüne göre kira sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların tümüne bakmakla görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemeleridir. Mahkememize konu olan tazminat davasında, taraflar arasında topla yolcu taşıma hizmetine ilişkin Hat Kiralama Sözleşmesi ilişkinin bulunduğu anlaşılmıştır. Eldeki davada taraflar arasında Hat Kiralama Sözleşmesine yönelik kira ilişkisi mevcut olduğundan davalı tarafların kira sözleşmesine göre yükümlülüklerine aykırı davranıp davranmadığı, davacının kira sözleşmesinden kaynaklı haklarına dayanarak davalıdan kar kaybı talep edip edemeyeceğinin tespiti gerekmektedir. Dava konusu uyuşmazlığın çözümünde kira sözleşmesi yorumlanarak TBK'da düzenlenen kira sözleşmesi hükümleri gereği varsa oluşan zarardan davalının sorumlu olup olmayacağının görevli mahkemede tartışılması gerekecektir. Tarafların şirket olmasının eldeki davada mahkememizi görevli hale getirmeyeceği zira uyuşmazlığın doğrudan kira sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle (benzer yönde İstanbul BAM 55. HD, █████████Esas, █████████ Karar; İstanbul BAM 49. HD., █████████ Esas, █████████ Karar) ve tarafların ticari işletme olduğu konusunda şüphe bulunmamakla birlikte sulh hukuk mahkemeleri kira ilişkilerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar bakımından ihtisas mahkemeleri olup, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın bütün kira ilişkilerinden kaynaklanan uyuşmazlıklara bakma görevi sulh hukuk mahkemelerine ait olduğundan (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi █████████ Esas, █████████ karar) davanın özel görevli mahkeme olan Sulh Hukuk Mahkemesinde karara bağlanması gerektiği kanaati ile izah olunan nedenlerle HMK'nın 4/1-a maddesi gereği mahkememizin HMK.nun 114/c ve HMK.nun 20. maddeleri uyarınca görevsizliğine, dosyanın talep halinde görevli Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. " gerekçesiyle, davanın usulden reddine, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalılar arasında kira sözleşmesi değil, karma bir taşıma sözleşmesi yapıldığını, taraflar arasındaki ilişkinin bir kira ilişkisi değil, farklı sözleşme tiplerine ait unsur ve özellikleri taşıyan karma nitelikte bir ticari sözleşme ve hatta taşıma sözleşmesinin karakteristik özelliklerinin baskın ve etkin olduğu bir yolcu taşıma sözleşmesinin somut olayda var olduğunu, "15 Yıllık Rotasyonlu Hatlarda Hasılat Paylaşımlı Taşıma İşi Yaptırılması" veya "Anadolu Dar Bölge 15 Yıllık Rotasyonlu Hatlarda Hasılat Paylaşımlı Taşıma İşi Yaptırılması" veya "İstanbul Dar Bölge 15 Yıllık Rotasyonlu Hatlarda Hasılat Paylaşımlı Taşıma İşi Yaptırılması" başlıklı sözleşme/sözleşmeler düzenlendiğini, sözleşmelerin hiç bir tanesinin kira sözleşmesinin unsurunu taşımadığını, müvekkilinin işbu yolcu taşıma sözleşmesi çerçevesinde yolcuları bir noktadan başka bir noktaya taşırken kendi araçlarını ve şoförlerini kullandığını, araçlara yakıtını kendisinin ikmal ettiğini, taşıma işlerinin, bir ticari işletme faaliyeti olup bununla ilgili uyuşmazlıklar da da görevli mahkemenin, Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, taşıma sözleşmesi, TTK'da düzenlendiği için mutlak ticari dava olduğunu, ayrıca tarafların da tacir olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇEDava, toplu yolcu taşımaya dair sözleşmeden kaynaklanan hakediş bedellerinin ve bir kısım zararların tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.HMK'nın 4/1-a maddesine göre; kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda sulh hukuk mahkemeleri görevlidir. Kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmasıyla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmeler kira sözleşmeleridir.Somut olayda bir şeyin kullanılmasının karşı tarafa bırakılması söz konusu olmayıp bir hat üzerindeki toplu taşıma işinin ücret karşılığı üstlenilmesi olup kira sözleşmesi tanımına uymamaktadır. Sözleşme, yolcu taşımanın unsurlarını da taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Davacı ve davalılardan ikisi tacirdir.Taşıma TTK'da düzenlenmiş olup TTK'nın 4/1.a maddesi uyarıca mutlak ticari davadır. TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca, kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça ticari davalara bakma görevi asliye ticaret mahkemelerine aittir. Somut uyuşmazlıkta, dava konusunun ödenmeyen hakedişler ile bir kısım zarar olduğu, davacının iddiasını ileri sürüş biçimi dikkate alındığında, uyuşmazlığın toplu yolcu taşıma hizmetine ilişkin olduğu, elde dilen hasılatın taraflar arasında paylaşıldığı, her ne kadar sözleşme başlıkları kira olsa da kira sözleşmesinden bahsedilemeyeceği anlaşılmaktadır. Davacı ile davalılardan ikisi tacirdir. Bu nedenle görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Kararı veren ilk derece mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından, ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu görevsizlik karanının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.KARAR
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu görevsizlik kararının kaldırılmasına,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yargılama sonunda verilecek hükümde yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, █████/2026 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.