Anahtar kelimeler: Niyetle Hamili İstirdat İstirdadına Elinde Çeki Keşide Kötü Bedelli Usulden

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ████████ Esas ████████ KararDAVANIN KONUSU
: İstirdat, AlacakTaraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİAsıl davada Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davacıların hamili olduğu █████/2024 keşide tarihli, ...... numaralı, 180.000,00-TL bedelli çeki davalının kötü niyetle elinde bulundurduğundan bahisle çekin istirdadına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Asıl davada Davalı vekili, savunmasında özetle;Dava dilekçesinde dava değerinin gösterilmediğini, davanın nispi harca tabi olduğunu, dava konusu çeki iktisap ettiğinden iyiniyetli hamil olduğunu, ödeme yasağının çekin iktisabından çok sonra verildiğini, davanın öncelikle usulden reddine, aksi kanaatte olunur ise esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;Müvekkili ...'in lehdarı olduğu, keşidecisinin dava dışı üçüncü kişi .... Ltd. olduğu █████/2024 keşide tarihli, ... ... numaralı, 500.000,00-TL bedelli çekin ve başkaca 13 çekin zayi olduğunu, zayi olan çek nedeniyle T.C. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ...sor. numaralı dosyasında, T.C. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı ███████████ sor. numaralı dosyası ve T.C. ...Sor. Numaralı ve T.C. İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ E. numaralı dosyaları ile hukuki sürecin başlatıldığını, davaya konu çek bakımından İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ E. dosyası ile ödemeden men yasağı kararı verildiğini, davaya konu çek hakkında mahkemeden ihtiyati tedbir kararı alınarak bankaya bildirimde bulunulduğunu, davalı finans şirketinin basiretli bir tacir gibi davranarak çeki bankadan sorması halinde çeki ciro ve teslim almayacağını, iyi niyet iddiasında bulunamayacağını, davalının yetkili hamil olmadığını, ciro zincirinin bozulduğunu, müvekkiline ait çekin çalındığını, davaya konu çekin müvekkiline ... tarafından keşide edildiğini, ancak çekin arkasında müvekkiline ait bir ciro bulunmadığını, davanın kabulüne, aksi kanaatte ise çekin çalınması nedeniyle iptaline, Marmara İcra Dairesi ... E. Numaralı icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davalı vekili savunmasında özetle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacı yan tarafından zorunlu dava şartı arabulucuk yerine getirilmeden ikame edilen davanın usulden reddi gerektiğini, davacı yan dava dilekçesinde ciro silsilesinin bozuk olduğundan bahisle müvekkili şirketin çeki kötü niyetle elinde bulundurduğunu dolayısıyla yasal hamil olmadığını iddia etse de; bu beyanın gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketin 6361 sayılı kanun 9.maddesinde sayılı tüm şartları sağlayarak çeki iktisap ettiğinden iyi niyetli hamil olarak m.9/3 uyarınca defilerin kendisine karşı ileri sürülemeyeceğini, arabuluculuk zorunlu dava şartı tamamlanmayan davanın usulden redidini, aksi kanaatte ise davasını ispatlayamayan davacının davasının esastan reddini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...█████/2019 tarihinde yürürlüğe giren ve █████/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen maddeye göre ; MADDE 5/A- (1) "Bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." Yine █████/2023 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31. maddesiyle 6102 Sayılı TTK'nın 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiş, 7445 Sayılı Kanunun 43/1-a maddesiyle, bu Kanunun 31. maddesinin █████/2023 tarihinde yürürlüğe gireceği kararlaştırılmıştır. Söz konusu kanun hükümleri dikkate alındığında, █████/2023 tarihi itibariyle, istirdat davaları bakımından, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirildiği anlaşılmaktadır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun “Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 18/A. maddesine göre; "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." Söz konusu yasal düzenlemeler, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████/2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin █████/2025 tarihli, ████████ Esas ve █████████ Karar sayılı kararı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; asıl davanın █████/2024, birleşen davanın ise █████/2025 tarihinde açıldığı, 7445 sayılı Kanun'un 31.madde hükmü ile TTK'nın 5/A hükmünde değişiklik yapıldığı, eldeki davaların çek istirdadı istemine ilişkin olduğu ve mutlak ticari dava olduğu, konusunun da bir miktar para olduğu, kanunda istirdat davalarının dava şartı arabuluculuk kapsamında kabul edildiği, parasal değeri olan bir şeyin aynen iadesi talebini içeren çek istirdadı davasının da █████/2023 tarihinden itibaren dava şartı olarak zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, dava konusu çekin üzerinde yazılı meblağ kadar parasal değer içerdiği, davanın konusunun bir miktar para olduğu anlaşıldığı, davacı tarafça dosyaya arabuluculuk son tutanağı sunulmadığı gibi arabulucuya başvurulduğuna ilişkin bir beyanda da bulunulmadığı anlaşılmakla 6325 Sayılı Kanunun 18/A-2, 6102 Sayılı Sayılı TTK'nın 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 30. maddesiyle değişik 5/A-1 maddesi, 6100 Sayılı Kanunun 114/2, 115. maddeleri gereğince açılan davaların dava şartı yokluğu nedeni ile ayrı ayrı usulden reddine " gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların 6325 Sayılı Kanunun 18/A-2, TTK'nın 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 30. maddesiyle değişik 5/A-1 maddesi, 6100 Sayılı Kanunun 114/2, 115. maddeleri gereğince, dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin ████████ sayılı kararına dayanak gösterilen yüksek mahkeme kararlarının dava tarihinden sonrasına ait olduğunu, TTK’nın 792. maddesi kapsamında açılan çek istirdadı davasında arabulucuya başvurmanın dava şartı olmadığını, ilk görülen ön inceleme duruşmasında da davaya devam olunmasına karar verildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇEAsıl dava, keşidecisi ... olan █████/2024 keşide tarihi, ... çek nolu ve 180.000,00 TL bedelli çekin davalı faktoring şirketinden; birleşen dava, █████/2024 keşide tarihli ... çek numaralı ve 500.000,00 TL bedelli çekin davalı faktoring şirketinden TTK 792. maddesi gereğince istirdadı istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, asıl ve birleşen davaların dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Asıl ve birleşen davada davacılar, davaya konu çeklerin meşru hamili olduğunu, rızası dışında elinden çıkan çekler için açılan iptal davasında ödeme yasağı kararı verildiğini ileri sürerek, çeklerin meşru hamili olduğunun tespiti ile çeklerin istirdadına karar verilmesini talep etmiş; davalılar vekilleri her iki dosyada da cevap dilekçelerinde, davacıların dava şartı olan arabuluculuk kurumuna başvurmadığını ileri sürmüş, mahkemece, zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadan açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Ticari davalarda arabulucuya başvuru zorunluluğu getiren TTK m. 5/A hükmü 28.03.2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31. maddesiyle bu fıkrada yer alan ''paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında'' ibaresi ''para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında" şeklinde değiştirilmiştir. 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un31.maddesi ile değişik TTK'nın 5/A maddesinin son hali "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde olmuştur. Eldeki asıl dava, 16.10.2024 tarihinde, birleşen dava 07.01.2025 tarihinde açılmıştır. Bu yasal düzenlemeler gereğince, dava şartı arabuluculuk kapsamında kalan ticari davalarda dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması hâinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması hâinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir. Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK'nın 115. maddesinde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak 6325 sayılı HUAK'ın 18/A(2) maddesinde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak, arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK'ın 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, HMK'nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin 115. maddesi hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır.Bu bilgilere göre; 7445 sayılı Kanun'un 31. madde hükmü ile TTK'nın 5/A hükmünde değişiklik yapıldığı, davanın çek istirdadı istemine ilişkin olduğu ve mutlak ticari dava olduğu, konusunun da bir miktar para olduğu, kanunda istirdat davalarının dava şartı arabuluculuk kapsamında kabul edildiği, çek istirdadı davasının da 01.09.2023 tarihinden itibaren dava şartı olarak zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, dava konusu çekin üzerinde yazılı meblağ kadar parasal değer içerdiği, bu nedenle davanın konusunun bir miktar para olduğu anlaşılmaktadır.Her ne kadar Dairemizin önceki kararlarında çek istirdadı davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı belirtilmiş ise de, yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.12.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı uyarınca, çek istirdadı davasının arabulucuğa tabi olduğu görüşüne varılmış ve Yargıtayın istikrar kazanan içtihadı gereğince Dairemizce uygulama değişikliğine gidilmiştir. Belirtilen nedenlerle, anılan yasa hükmü ile kararlılık kazanan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ilamına uygun şekilde verilen mahkeme kararının yerinde olduğu anlaşılmakla, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir,HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, asıl ve birleşen davalar içen bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının asıl ve birleşen davalarda davacılardan tahsiline,3-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.03.2026