Anahtar kelimeler: Dışlandığını Talepli Etmeleri Etmemesi İkamet Ortağı Ara Pay Bakirköy Kurul

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2026 tarihli ara karar
NUMARASI
: ████████ E.
DAVANIN KONUSU
: Genel Kurul Kararının İptali
Taraflar arasında görülen genel kurul kararının iptali talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 23.01.2026 tarihli ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirket ortağı olduğunu, en büyük ikinci pay sahibi olduğunu, İstanbul'da ikamet etmemesi ve diğer ortakların birlikte hareket etmeleri nedeniyle dışlandığını, şirketin kurulduğu tarihten bu yana şirketin işleyişi, mali durumu vb. konularda bilgi alamadığını, katıldığı genel kurul toplantılarında kendisi dışındaki bütün hissedarların topluca hareket ettiğini, müvekkilinin şirket hakkında hiçbir bilgi alamadan toplantılardan ayrılmak zorunda kaldığını, oysa şirketin, müvekkilinin kuruluş için koyduğu 287.468,00 Dolar bedelle ve kardeşleriyle hissedar olduğu....Şti ünvanlı şirket tarafından verilen cihazlarla kurulduğunu, şirket ortaklarından ...'nin başvurusu üzerine, Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.11.2024 tarih ve ████████ E. ████████ K.sayılı kararıyla, TTK'nın 531.maddesi gereğince şirketin tasfiyesine karar verildiğini, kararın istinaf edilmediğinden 31.12.2024 tarihinde kesinleştiğini, mahkemece dava dilekçesinde ismi belirtilen şirket çalışanı ...'nun tasfiye memuru olarak atandığını, ancak, müvekkilinin yine şirketin işleyişi, mali durumu vd konularda yine tasfiye memurundan bilgi alamadığını, tasfiye memuruna gönderdikleri email ve WhatsApp mesajlarına türlü bahanelerle cevap verilmediğini, tasfiye memuru tarafından 16.5.2025 tarihinde 2024 yılı olağanüstü genel kurulu yapılacağına dair müvekkiline iadeli taahhütlü bir mektup gönderildiğini, mektupta gündem belirtildiğini, ekine bir vekaletname örneği eklendiğini, yazının tarihi 06.5.2025 olup, müvekkilinin evde olmaması nedeniyle çağrı mektubunun davacının oğluna 14.5.2025 tarihine teslim edildiğini, davacının toplantıya iki gün kala kendisine ulaşan çağrı nedeniyle telaşlandığını, Ankara'da ... sicil numarasıyla serbest avukat olarak çalıştığından işlerinin yoğun olması nedeniyle vekaletnameyi doldurarak İstanbul'da bulunan Av....'u temsilci tayin ettiğini, temsilci avukatın son anda kendisine ulaşan vekaletnameyle toplantıya katıldığını, ancak 2023'de değişen yönetmelik gereğince noter tasdikli olmaması nedeniyle toplantıya alınmadığını, davacının yokluğunda önemli kararlar alındığını, TTK'nın 414.maddesinde '' (1) Genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir.'' denildiğini, ancak toplantı çağrısının davacıya, maddenin açık “en az iki hafta önce” yapılır hükmüne aykırı olarak iki gün önce ulaştırıldığını, çağrı mektubunun düzenlenme tarihi olan 06.5.2025'te bile çağrının zamanında yapılmadığını veya özellikle geç yapılmak istendiğini gösterdiğini, kaldı ki çağrı ekine sadece vekaletname örneği konulduğunu, vekaletnamenin noterden tasdikli olacağı belirtilmediğini, ayrıca yasanın açık hükmüne rağmen ilanın çıktığı sicil gazetesinin de eklenmediğini, toplantının şirketin internet sitesinde yayınlanmadığını, davacının toplantıya gelmesinin, bu şekilde alınacak bazı kararlara muhalefet etmesinin önlenmek istendiğini, davacının ve ortağı olduğu ....Şti'nin şirket kurulurken verdiği nakit bedel ve cihazların değeri toplamı 12.05.2022 tarihindeki genel kurul toplantısında 287.468 Dolar olarak tespit edildiği halde, sanki böyle bir borç yokmuş gibi karar alındığını ve borcun yok edilmeye çalışıldığının görüldüğünü, bu sebeplerden dolayı şirketin 16.05.2025 tarihli genel kurul toplantısının yasanın açık hükmüne aykırı şekilde yapıldığından ve müvekkili aleyhine haksız kararlar alındığını, iptali gerektiğini, toplantıda bulunan bir hissedarın söylediği kadarıyla, şirket demirbaşında kayıtlı cihazların satılmasına, satışın öncelikle talep eden şirket ortaklarına yapılmasına karar verildiğini, bu şekilde şirketin tek aktifi olan cihazların da satılırsa, müvekkili genel kurul kararıyla tespit altına alınan alacağına kavuşamayacağını, bu cihaz satış kararı dışında bazı önemli kararlar da alındığını öğrendiklerini, ancak, içeriğini bilmediklerini, bu usulsüz ve kötü niyetle yapılan toplantıda alınan kararlar yerine getirilirse, hem müvekkilinin alacağına kavuşamayacağını, hem de şirketin geri dönülmesi zor bir yola gireceğini, bu nedenle toplantıda alınan kararların dava sonuna kadar yerine getirilmemesi konusunda ihtiyat-i tedbir kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek, davalı şirketin 16.05.2025 tarihinde yapılan genel kurulunun iptaline, iptal kararının ticaret siciline tesciline ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca toplantıda alınan kararların dava sonuna kadar yerine getirilmemesi için ihtiyat-i tedbir kararı verilmesini istemiştir. Davacı vekili, 22.01.2026 tarihli dilekçesi ile ihtiyati tedbir talebini yinelemiştir. Davalı şirket tasfiye memuru, savunmasında özetle; toplantının tasfiye kapsamında yapıldığını, genel kurula çağrının usulüne uygun olarak yapıldığını, vekaleten toplantıya katılınabilmesi için vekaletnamenin noter onaylı olması gerektiğini, toplantı için gerekli ilan ve çağrının yapıldığını, bu bağlamda alınan kararların iptalini gerektirir haklı bir neden bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLİK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAFA KONU ARA KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 23.01.2026 tarihli ara kararla; "...Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan █████/2026 tarihli tedbir istemli dilekçe, dava konusu █████/2025 tarihli olağanüstü genel kurul toplantı tutanağı ve hazirun cetvelinin tetkiki sonunda; ... 1-Dava konusu yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların içeriği dikkate alındığında; sözkonusu kararların yürütülmemesinin geri bırakılmaması halinde, davacı veya şirket yönünden telafisi güç veya imkansız bir zararın meydana gelmesi sabit olmadığından tedbir isteminin REDDİNE" karar verilmiştir.
Bu ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu genel kurul toplantısında genel kurula katılmasının engellenmek istediğini, yokluğunda kararlar alınmak istendiğini, genel kurul toplantısından iki gün önce haberi olduğunu dair belgeler ve PTT mazbatasının dosyada bulunduğunu, TTK'nın 414.maddesine açıkça aykırı bir şekilde toplantı yapıldığını, toplantının iptal edilmesi gerektiğini, bu nedenle mahkemeden toplantıda alınan kararların uygulanmaması için tedbir talep edildiğini, deliller toplandığı halde çeşitli gerekçelerle uzun süre tedbir kararı verilmediğini, mahkemece sonunda 23.01.2026 tarihinde taleplerinin ''toplantıda alınan kararların yürütülmesinin telafisi güç ve imkansız zararlar doğurmayacağı" gerekçesiyle reddedildiğini, ancak, bu usulsüz toplantıda alınan 6 no'lu karar ile şirket mal varlığının paraya çevrilmesi (makine-cihazların satılması) kararı alındığını, mal varlığının paraya çevrilmesi halinde şirketin başka bir aktifi kalmayacağını, içi boşalmış hale geleceğini, bu işlem yapıldıktan sonra geriye dönüşün de mümkün olmadığını, bu nedenle tedbir ret kararının hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, TTK'nın 445 vd. maddeleri gereğince anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine; istinaf, ihtiyati tedbir yoluyla genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılması isteminin reddi ara kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 23.01.2026 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamının incelenmesinde; davalı şirket hakkında daha önce Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.11.2024 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile davalı şirketin ticari faaliyetinin durduğu ve organsız kaldığı belirtilerek, feshine karar verildiği, çalışanlardan ...nun tasfiye memuru olarak atandığı, kararın istinaf edilmeyerek 31.12.2024 tarihinde kesinleştiği, 16.05.2025 tarihinde davalı şirketin 2024 yılı olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığı, hazirun cetveline göre davacının, davalı şirkette 203.220,00 TL karşılığı pay sahibi olduğu, davacı dışında 8 ortağın daha bulunduğu, 525.932,50 TL karşılığı hisse sahibinin toplantıya katıldığı, iptali istenen genel kurulun 2.maddesine göre davacının vekili olarak katılan vekilin vekaletnamesinin noter onaylı olmaması sebebiyle davacının vekil tayin ettiği ...'un toplantıya kabul edilmediği, gündemin 3.maddesi ile finansal tabloların görüşülüp kabul edildiği, 4.maddesi ile yönetim kurulunun ibrasına oy birliği ile karar verildiği, 5.maddesi ile envanter ve bilançonun görüşülüp oy birliği ile kabul edildiği, 6.maddesi ile şirket mal varlığının paraya çevrilmesi, alacakların tahsili, borçların ödenmesi konusunda pay sahiplerine görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri, aksi takdirde tasfiye memurunun yapacağı tüm işlemlere itirazlarının olamayacağının oy birliği ile kabul edildiği anlaşılmaktadır. TTK'nın 445.maddesinde genel kurul kararlarının iptali düzenlenmiştir. TTK'nın 449. maddesine göre, genel kurul kararlarının iptali davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkını nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirin hükümlerinden yararlanılmalıdır.
HMK'nın 389. maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." hükmünü, aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" düzenlemesini içermektedir.
Geçici hukuki korumalar arasında yer alan HMK'nın 389. maddedeki ihtiyati tedbir şartlarının aynı anda değerlendirilmesi gerekecektir. Yasa'da, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmiştir. Somut olayda, ihtiyati tedbir kararı verilmemesinde davacının telafi edilemez veya telafisi güç bir zararının ortaya çıkma ihtimali görülmediğinden, yürütmenin durdurulmasına dair ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara kararda, mahkemece esas hakkında verilen hükme yönelik istinaf isteminde bulunulması halinde ihtiyati tedbir istenebileceği de nazara alındığında bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.26.03.2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!