Anahtar kelimeler: Davamenfi Odalar Borsalar Satımdan Başlattığı Satışlara Taraflı Sayısına Menfi Takibi

T.C.

İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:████████
DAVA
:Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2026
KARAR TARİHİ
:█████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkil şirket aleyhine 01.12.2025 .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... E. Sayısına kayıtlı olarak başlattığı icra takibi ile ... Yönetim Kurulu’nun 130/8 karar sayılı, 14.08.2025 tarihli ve 139/2 karar sayılı, 23.10.2025 tarihli kararlarına istinaden müvekkili şirketin 02.01.2020- 31.07.2025 tarihleri arasında yaptığı satışlara ilişkin tescil ücretleri ile tescil cezalarının tahsilini talep ettiğini, davalının tek taraflı olarak aldığı yönetim kurulu kararları 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nun 77. Maddesi uyarınca ilam hükmünde icra edilebildiğinden, davalı tarafça ilamlı icra takibi olarak başlatıldığını, bu kapsamda müvekkili şirket icra emrinin tebliğinden sonra .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... D. İş ... K. sayılı dosyasından İİK m. 72/3 hükmü uyarınca dosyaya ödenecek paranın alacaklıya verilmemesi yönünde ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin 07.01.2026 tarihinde kabul edilerek dosyaya ödenecek paranın alacaklıya ödenmemesine karar verildiğini, icra dosyasına ihtiyati tedbir kararıyla birlikte dosya borcunu tüm ferileriyle birlikte karşılayan miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu sunulmuş olduğundan, icra müdürlüğünce 12.01.2026 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, bilahare, menfi tespit davası açılmadan önce dava şartı olan arabuluculuk yoluna da başvurulmuşsa da görüşmeler neticesinde taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, bu çerçevede, davalı’nın sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verecek şekilde başlatılan icra takibiyle talep edilen alacak bakımından müvekkili şirket’in borçlu olmadığının tespiti, .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... E. sayılı takibin iptali ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebiyle huzurdaki menfi tespit davasının ikame edildiğini, icra takibine konu faturaların, tescile yetkili borsa olan ... Ticaret Borsası'na tescil edildiğini ve tescil ücretlerinin bu borsaya ödendiğini, oysa davalı tescile yetkili ticaret borsası olmadığını, Ticaret Bakanlığınca tasdik edilmiş en az miktarların altında kalan satışlar için tescil ücreti talep edilemeyeceğini, davalının icra takibine konu ettiği satışların bir kısmının en az miktarların altında kalmakta olduğunu, başlatılan icra takibinin mükerrer talep içermekte ve hukuka aykırı olduğunu, kötü niyetli takip nedeniyle kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, ticaret borsalarının tescil ücretleri ve para cezaları için başlattıkları ilamlı icra takiplerine karşı adli yargıda İİK m. 72 hükmüne dayalı olarak menfi tespit davası açılmasının mümkün olduğunu, müvekkil şirket'in .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... E. sayılı dosyası tahtında borçlu olmadığının tespiti ile .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... E. sayılı dosyası tahtındaki icra takibinin iptaline, kötü niyetli şekilde başlatılan icra takibi nedeniyle İİK m. 72/5 hükmü uyarınca davalı’nın alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; görev itirazlarının bulunduğunu, davacının da İstanbul’da ... ... San. A.Ş. ... Satış Şubesi (Eski adı ile ... Satış Şubesi) bulunmakta olduğunu, davaya konu alım-satım işlemlerinin tarafı olan alıcı firmaların tamamının İstanbul’da faaliyet gösterdiğini, işlemlerin ...’nın çalışma alanı içerisinde gerçekleştiğini, bu nedenle, söz konusu işlemlerin ...’na tescil edilmesi hukuken zorunlu olduğunu, davacı tarafın, her ne kadar dava dilekçesinde yetkili borsanın ... olmadığı yönünde itiraz ileri sürmüş ise de, bu iddiası kendi fiili ve hukuki davranışlarıyla açıkça çelişmekte olduğunu, zira davacı şirketin, 21.07.2014 tarihinde bizzat ...’na müracaat ederek kayıt işlemlerini gerçekleştirdiğini, üyelik kapsamında doğan aidat borçlarını da ödemek suretiyle ...’nın yetkisini fiilen ve hukuken kabul ettiğini, davacının, uzun süre boyunca geçerli kabul ettiği ve gereğini yerine getirdiği bu üyelik ilişkisini, uyuşmazlık doğduktan sonra inkâr etmeye çalışması dürüstlük kuralı (TMK m. 2) ile bağdaşmamakta olduğunu, bu husus davacının iddialarının dayanaksızlığını açıkça ortaya koyduğunu, firmanın Borsa Kayıt Beyannamesi delil olarak ekte sunulduğunu, davacı firma tarafından başkaca bir borsaya hatalı tescillerin yapılmış olması İstanbul Ticaret Borsasında tescil ettirme zorunluluğunu ortadan kaldırmamakta olduğunu, yasa gereği davacının dava konusu işlem ile tesciline karar verilen ve tescil ücreti kendisinden talep edilen alım satımlarının tescilini müvekkili kurum İstanbul Ticaret Borsasına yaptırması gerektiğini, dava konusu işlemin 5174 sayılı yasanın 46. maddesi hükmünün aradığı şartları haiz olduğunu, müvekkili kurum tarafından aynı fatura numarası ile alım-satımı gerçekleştirilen aynı ürünün toplam tutarı dikkate alınarak tescil ücreti talep edildiğini, tek bir fatura üzerinde aynı üründen iki adet girildiği durumda toplamı kotasyon tutarını geçtiğini, davacı tarafın iddia ettiği faturalar incelendiğinde bu hususun görüleceğini, öncelikle, iddia olunan kazanç hukuki bir ilişkiye/kanuni yükümlülüğe, kanundan açıkça kaynaklanan tescil ve tahsil yetkisine dayandığını, mevcut hukuki sebep ortadan kalkmadığı sürece sebepsiz zenginleşmeden bahsedilmesinin mümkün olmadığını, kanuni düzenlemeye dayalı olarak yapılan bir tahsilatın, hukuken “haklı sebep” teşkil ettiğini, bu nedenlerle, sebepsiz zenginleşmeye dayalı talebin tamamen reddinin gerektiğini, tüm bu nedenlerle, dava konusu işlem hukuka uygun olup kötü niyet tazminatı talebinin reddinin gerektiğini, davacının, işlemle ilgili iddia ve talepleri mevzuata aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğundan davanın reddine karar verilmesi ile icra takibinin devamına karar verilmesini, davanın reddine, takibin devamına karar verilmesine, kötü niyet tazminatının reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı taraftan tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Mahkememizdeki davanın; davalı ...'nın davacı ... aleyhine .... İcra Dairesi'nin 2025/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatması nedeniyle davacının davalıya İİK m.72/1 uyarınca borçlu olmadığının tespitine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Emsal olarak; ... tarafından, ..... A.Ş.'ne karşı açılan alacak davasında İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas, █████████ Karar ve █████/2022 tarihli ilamında ''..Davanın davacısı ...'dır.
Ticaret ve Sanayi Odaları tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır (5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 4.maddesi) Anayasamızın 135. Maddesinde “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları” düzenlenmiştir. Madde 135- Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunla gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleridir. Ülkemizde değişik meslek kollarında faaliyet gösteren çok sayıda kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu bulunmaktadır. Bunlardan bazıları ; Ziraat odası, esnaf ve sanatkarlar odası, ticaret odası, sanayi odası, ticaret ve sanayi odası, deniz ticaret odası, ticaret borsası, tabipler odası, eczacılar odası, diş hekimleri odası, veterinerler odası, mimarlar odası, değişik dallardaki mühendislerin odaları, noterler odası, muhasebeci-muhasebeci mali müşavirler odası, yeminli mali müşavirler odası, barolar ve bunların üst kuruluşu olan birlikler ile esnaf ve sanatkarların üst kuruluşu olan birlikler, federasyonlar ve Konfederasyon’dur.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için, uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Yine, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir.... Bu durumda ,mahkemece davanın ticari dava olmadığı ,genel mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girdiği gözetilmeden, işin esasına girilerek karar verilmesi usul ve hukuka aykırı olmakla ..'' denildiği, yine İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas, █████████ Karar ve █████/2025 tarihli ilamında da benzer tespitler ile Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunun karara bağlandığı görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nın 114/1-b, 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince yargı yolu ve görev hususu; kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olmakla; mahkememizce davanın her aşamasında resen nazara alınması gerektiğinden dava dosyası öncelikle bu noktalarda incelenmiştir.
TTK'nın 4 ve 5. maddeleri ile ticari davaların; '' Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medeni Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ila 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ila 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ila 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ila 554, havale hakkındaki 555 ila 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ila 580 inci maddelerinde, d) Fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.'' şeklinde tanımlandığı görülmüştür. Anılı kanuni düzenlemeye göre, bir uyuşmazlığın ticari dava sayılması için TTK 4/1.maddesine göre her iki tarafında tacir olması ve ticari işletmeleri ilgili hususlardan doğması, yahut tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın "a-f" bentlerinde sayılan hususlardan doğmasının gerektiği açıktır.
Mahkememizce yapılan değerlendirme sonucunda; dava konusunun; davacı ... aleyhine .... İcra Dairesi'nin 2025/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatması nedeniyle davacının davalıya İİK m.72/1 uyarınca borçlu olmadığının tespitine ilişkin olduğu, davaya konu icra dosyası takip talebinde 6183 sayılı yasa gereği taleplerin bulunduğu, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan davalının tacir olmadığı anlaşılmakla; mutlak ve nispi nitelikte ticari dava niteliğinde bulunmadığından davanın görev yönünden HMK 114/1-c ve HMK 115/2 md. uyarınca davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Bu itibarla mahkememiz iş bu davaya bakmaya görevli olmadığından 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/1-2 maddeleri gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği saptanmış olup, mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesine müteakip bu tarihten itibaren istinaf yoluna başvurulması ve istinaf talebinin reddinin kesinleşmesine müteakip iki haftalık süre içinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Mahkememizde açılan işbu dava; davacı ... aleyhine .... İcra Dairesi'nin 2025/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatması nedeniyle davacının davalıya İİK m.72/1 uyarınca borçlu olmadığının tespitine ilişkin olduğu,davaya konu icra dosyası takip talebinde 6183 sayılı yasa gereği taleplerin bulunduğu, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan davalının tacir olmadığı anlaşılmakla; mutlak ve nispi nitelikte ticari dava niteliğinde bulunmadığından davanın görev yönünden HMK 114/1-c ve HMK 115/2 md. uyarınca DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,
2-HMK'nın 20/1 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurularak talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi takdirde mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
3-HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususlarında görevli mahkemece karar verilmesine, mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususunda da karar verilmesine,
4-Davalı yanın ilk itiraz ve taleplerinin görevli mahkemece karara bağlanmasına,
Dair, davalılar vekillerinin vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Başkan ...
(e-imza)
Üye ...
(e-imza)
Üye ...
(e-imza)
Katip ...
(e-imza)

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!