Anahtar kelimeler: İstemlerinin Görüşü Edenlerin Öldürme Suçlar Neticesinde Edilebilir Esastan Yetkilerinin Sayisi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.SUÇLAR
: Nitelikli kasten öldürmeHÜKÜMLER
: İstinaf başvurularının esastan reddi kararlarıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanmasıİlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresindeolduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.Katılanlar vekilinin, sanık ... müdafiilerinin, sanık ... ... müdafiilerinin, sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇ1. Kahramanmaraş 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.09.2021 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile;a) Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında maktulleri nitelikli kasten öldürme suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82/1-a, 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,b) Sanıklar ..., ..., ..., ... ..., ..., ... ve ... hakkında maktulleri nitelikli kasten öldürme suçlarından, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine,Karar verilmiştir.2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 26.09.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile; sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik lehe ve aleyhe istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİ1.Katılanlar ..., ... ve ... vekilinin temyiz sebepleri özetle; mahkeme başkanının davadan çekilme talebinin üst mercii tarafından reddedilmesinden sonra yargılamaya aynı başkanla devam edildiğine, hakimin tarafsızlığı ilkesine aykırı davranıldığı, haklarında beraat kararı verilen sanıkların yapılan plan dahilinde öldürme eylemine iştirak ettiklerine ilişkindir.2.Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; tüm sanıkların iştirak halinde kan gütme saikiyle ve tasarlayarak kasten öldürme eylemini gerçekleştirdiklerine ilişkindir.3. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; adil yargılama yapılmadığına, savunma hakkının kısıtlandığına, sanığın suçsuz olduğuna, üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.4. Sanık ... ve müdafiilerinin temyiz sebepleri özetle; soruşturmanın ve yargılamanın usul hükümlerine aykırı şekilde yapıldığına, haksız yere ceza verildiğine, eyleme iştirak etmediğine, delil bulunmadığına, husumet yokluğuna ilişkindir.5. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; adil yargılama yapılmadığına, savunma hakkının kısıtlandığına, delillerin yöntemine uygun şekilde toplanmadığına, eylemin ani bir öfkeyle gerçekleştirildiğine, plan yapılmadığına ilişkindir.6. Sanık ... ... ve müdafiilerinin temyiz sebepleri özetle; varsayıma dayalı değerlendirme yapıldığına, eksik inceleme yapıldığına, delillerin hatalı değerlendirildiğine, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin delil bulunmadığına, takdiri indirim maddesinin uygulanmadığına ilişkindir.III. GEREKÇE1. Sanıklar ..., ..., ..., ... ..., ..., ... Ve ... Hakkında Kurulan Hükümler YönündenYargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanıkların üzerine atılı suçları işlediklerine ve atılı suçlara azmettiren, asli fail ya da yardım eden olarak iştirak ettiklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından şüphe sanıklar lehine değerlendirilerek atılı suçtan beraat kararları verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, ileri sürülen temyiz sebebinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.2. Sanıklar ..., ..., ... Ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönündena) Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükümlere esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, hükümlere esas alınan adlî raporların yeterli olduğu, hakimin tarafsızlığı ilkesinin, adil yargılanma ve savunma hakkının ihlalinin söz konusu olmadığı, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği, eksik incelemenin bulunmadığı, eylemlerin sanıklar ... ve ... tarafından fikir ve eylem birliği içerisinde hareket edip fiil üzerinde ortak hakimiyet kurmak suretiyle gerçekleştirildiğinin saptandığı, kan gütme saiki ile öldürmenin koşullarının bulunmadığı eylemin tasarlanarak gerçekleştirildiği, yasal ve yeterli gerekçe ile takdiri indirim hükümlerinin uygulanmadığı anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde bozma nedenleri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.b) Sanıkların maktulleri mahkemede tanıklık yapmaları (yerine getirdikleri kamu görevi nedeniyle) tasarlayarak öldürdükleri halde 5237 sayılı Kanun'un 82/1. maddesinin (a) bendi yanında (g) bendinin de uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.c) Sanık ...'in maktullere yönelik nitelikli kasten öldürme suçlarına, suçun işlenmesinden önce suçta kullanılan arabasını damadı olan sanık ...'e vermesi, suçun işlenmesinden sonra sanık ...'in amcasının oğluna ait araç ile çiftliğe gelip, daha sonra suçta kullanılan aracıyla çiftlikten ayrılması, tanıklar ... ve ... ...'ı çiftliğe göndererek sanıklar ..., ..., tanık ... ve çocukların çiftlikten tahliyesini sağlaması, suçta kullanılan silahı saklaması ve saklandığı yeri kolluk görevlilerine göstermesi biçimindeki eylemleriyle suçun icrasını kolaylaştırması ve suçun işlenmesinden sonra yardım etmesi karşısında 5237 sayılı Kanun'un 39/2. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile 5237 sayılı Kanun'un 37/1. maddesi uyarınca müşterek fail olarak cezalandırılmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.d) Sanık ... ...'ın maktullere yönelik nitelikli kasten öldürme suçlarına, suçun işlenmesinden önce taziye evinde maktulleri gözüyle takip etmesi, taziye evinden sonra maktullerin bulunduğu aracı uzun bir süre ve mesafe takip etmesi, alternatif sokak ve cadde güzergah olduğu halde maktullerin bulunduğu aracın peşinden gitmesi ve maktullerin gittiği yönü sanıklara bildirmesi biçiminde yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırması karşısında 5237 sayılı Kanun'un 39/2. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile 5237 sayılı Kanun'un 37/1. maddesi uyarınca müşterek fail olarak cezalandırılmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.IV. KARAR1. Sanıklar ..., ..., ..., ... ..., ..., ... Ve ... Hakkında Kurulan Hükümler YönündenGerekçe başlığı altında (1) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 26.09.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında katılanlar ..., ... ve ... vekili ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,2.Sanıklar ..., ..., ... Ve ... Hakkında Kurulan Hükümler YönündenGerekçe başlığı altında (2-b), (2-c) ve (2-d) numaralı paragraflarda açıklanan nedenlerle katılanlar ..., ... ve ... vekili, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, sanık ... ve müdafiileri ile sanık ... ... ve müdafiilerinin temyiz istemleri suç vasfı ve iştirakin derecesi yönlerinden yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 26.09.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, sanık ... yönünden oy çokluğuyla; diğer sanıklar yönünden oy birliğiyle BOZULMASINA,Hükmolunan ceza miktarları ve tutuklulukta geçen süre göz önüne alındığında, sanık ... müdafiilerinin, sanık ... ... müdafiilerinin tahliye taleplerinin REDDİNE,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Kahramanmaraş 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.03.2026 tarihinde karar verildi.K A R Ş I O YTCK’nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır.1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım;a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek,b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak,Olarak sayılmıştır.2- Manevi yardım ise;a) Suç işlemeye teşvik etmek,b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek,c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek,d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek,Şeklinde belirtilmiştir.Bilindiği gibi; ceza yargılaması, failin suçu işlediği yönünde hakkında kamu davası açılmasını gerektirir nitelikte şüphe bulunup bulunmadığının tespit edildiği soruşturma evresi ile başlar ve kamu davası açılmasını gerektirir yeterlilikte herhangi bir delil elde edilememesi ya da en azından kuşku bulunamaması halinde kovuşturmaya yer olmadığına, dava açılmasını gerektirir yeterlilikte bir şüphe veya delil bulunması halinde ise iddianame tanzim olunarak açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde kanunda belirtilen hükümlerden birinin verilmesi ve hükmün kesinleşmesi ile sona erer. Kovuşturma evresi sonucunda mahkemece değerlendirilen deliller, suçun var olduğu ve yargılamayakonu olan fiilin sanık tarafından işlendiği hususunda yeterli vicdani kanaat oluşturuyorsa mahkûmiyet hükmü kurulacak, aksi durumda sanığın beraatine karar verilecektir.Amacı her somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit bulunan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan ve Latince; "in dubio pro reo" olarak da ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi durumunda da geçerlidir. Sanığın üzerine atılı bulunan suçlardan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye yer vermeyecek kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaatlere değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir.Dava dosyasında,Sanık ... hakkında maktulleri nitelikli kasten öldürme suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82/1-a, 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.Dairemizin çoğunluk görüşüne göre sanık ...'in maktullere yönelik nitelikli kasten öldürme suçlarına, suçun işlenmesinden önce suçta kullanılan arabasını damadı olan sanık ...'e vermesi, suçun işlenmesinden sonra sanık ...'in amcasının oğluna ait araç ile çiftliğe gelip, daha sonra suçtan kullanılan aracıyla çiftlikten ayrılması, tanıklar ... ve ... ...'ı çiftliğe göndererek sanıklar ..., ..., tanık ... ve çocukların çiftlikten tahliyesini sağlaması biçimindeki eylemleriyle suçun icrasını kolaylaştırması ve suçun işlenmesinden sonra yardım etmesi karşısında 5237 sayılı Kanun'un 39/2. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile 5237 sayılı Kanun'un 37/1. maddesi uyarınca müşterek fail olarak cezalandırılmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuş ise de;1-Öncelikle suçlamaları kabul etmeyen sanık ...'in suç işleyen diğer sanıklarla olay öncesi suçların işlenmesi hususunda konuşmak plan yapmak amacıyla bir araya geldiği hususunda bir delil bulunması gerektiği halde aleyhinde hiç bir beyan veya başkaca bir delilin bulunmaması,2-Sanığın kendisinin maktullerle husumetinin bulunmaması, damadı ...'in maktullerle husumetli olmasının kendisinin de maktullerle düşman olmasını gerektirmediği,3-Sanık ...'in sanık ...'in damadı olduğu, olaydan yaklaşık 25 gün önce (sanık ...'in beyanına göre) veya 35 gün önce ( sanık ...'in kızı olan tanık ...'un beyanına göre) sanık ...'in arabasını damadı olan sanık ...'e çiftlikten çocukları okula götürüp getirmesi için verdiğini savunması, bu savunmasının tanıklar .... ve ....'nin beyanları ile doğrulanması, Dolayısıyla bu aracın suçta kullanılmak üzere verilmediğinin ortaya çıkması,4-Olay günü sanık ...'in isteği üzerine kızı tanık ....'nın çağırmasıyla başka araçla çiftliğe gelen sanık ...'in olayı duyunca da tanık ....'nin beyanına göre "siz bana ihanet ettiniz, bu olayda benim arabamı kullandınız benimde başımı belaya sokacak mısınız" diyerek olayda kullanılan aracıyla çiftlikten ayrılması,5- Suçun işlenmesinden sonra sanık ...'in amcasının oğluna ait araç ile çiftliğe gelip, daha sonra suçtan kullanılan aracıyla çiftlikten ayrılması, tanıklar ... ve ... ...'ı çiftliğe göndererek sanıklar ..., ..., tanık ... ve çocukların çiftlikten tahliyesini sağlaması biçimindeki eylemleri suç unsurları olarak gösterilmiş ise de Şanlıurfa'da yaşayan ve görev yapanlar çok iyi bilirler ki yakınlarınızdan veya akrabalarınızdan her hangi birisi öldürme gibi ağır bir suç işlediği takdirde o şahsın yakınları veya akrabaları ikamet ettikleri yerleri terketmedikleri takdirde kendileri öldürülen şahısların yakınları ve akrabaları tarafından öldürülme riskleri çok büyük bir oran teşkil ettiğinden sanığın bu davranışlarının değil suç unsuru, en doğal ve doğru bir hareket olarak değerlendirilmesi gerektiği,6-İncelenen dava dosyası içeriğine göre, üzerine atılı kasten öldürme suçlarını işlediğine ve atılı suçlara azmettiren, asli fail ya da yardım eden olarak iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesinin gözetilmesi gerektiği,7- Sanık ...'in 5237 sayılı Kanun'un 39. maddesindeki yukarıda sayılan hareketlerden her hangi birini yapmadığı,8- Ancak 19.10.2019 tarihli yer gösterme tutanağında sanık ...'in "silahı kayınbabası olan ...'ın sakladığını kendisine sadece yerini tarif ettiğini bu nedenle tam yerini bilmediğini...beyan etmiş...sanık ...'in "kalaşnikov silahı kendisinin sakladığını, kalaşnikov silahı çiftliğin kuzey doğusunda bulunan alana bavul içerisine koyarak taşların altına sakladığını... yerini gösterebileceğini beyan etmiş...yerini kendi rızası ile biz görevlilere göstermiş..." şeklinde belirtilmesi ve tutanağı "okudum anladım" diyerek imzalamaları karşısında sanık ...'in eyleminin suç delillerini gizleme suçunu oluşturduğu , 5237 sayılı Kanun'un 281. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilerek 5237 sayılı Kanun'un 82... /1. maddeleri uyarınca yardım eden sıfatı ile cezalandırılmayacağı kanaatindeyim.K A R Ş I O YTüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere,Daha önce sanıkların akrabası olan ... ...'un öldürülmesi ile ilgili görülen davada maktullerin üçünün de tanıklık yaptığı ve bu tanıklık yüzünden davada sanık olarak yargılanan kişilerin daha az ceza aldığını düşünen sanıkların maktullere husumet beslemeye başladıkları ve maktulleri öldürmeye karar verip bununla ilgili plan yapmaya başladıkları, maktullerin birlikte bir taziyeye katılacağını öğrenince planı uygulamaya karar verdikleri bu kapsamda maktullerin şüphelenmemesi için uzak akrabaları olan sanık ... ...’ı taziyeye gönderdikleri daha önce ölen ... ...'un kardeşi olan sanık ...'ın kendi aracını ...’a vererek taziye evine gönderdiği ...’ın burada sürekli maktulleri gözleyerek diğer sanıklara bilgi verdiği ve maktuller toros marka araçlarıyla olay yerinden ayrılır ayrılmaz ...’ın da ...’ın kendisine verdiği araçla maktulleri takip ettiği ve bu arada güzergahla ilgili diğer sanıkları bilgilendirdiği uzunca bir takipten sonra trafikte maktullerin aracını kaybettiği ancak diğer sanıklara maktullerin gidiş istikametini söylediği sanık ... ve ... ile kimliği tespit edemeyen bir kişinin daha sanık ...’in temin ettiği araçla olay yerine giderek maktullerin geçeceği güzergah üzerinde beklemeye başladıkları ve maktullerin aracı gelince uzun namlulu silahlarla aracı taramaya başladıkları ve araç içinde bulunan her üç maktulün de aldıkları ateşli silah yaraları nedeniyle vefat ettikleri sanıkların olay yerinden kaçtıkları sübut bulmuştur.Her ne kadar Sayın çoğunluk sanık ... ...’ın eylemini yardım eden olarak düşünmüş ise de bu karara katılmıyorum şöyle ki; sanıklar maktulleri öldürmeye karar verdikten sonra maktulleri aramaya başladıkları maktul tarafın da aldıkları duyum nedeniyle kendilerini korudukları ancak akrabalarının taziyesinde güvende olacaklarını düşünerek taziye yerine geldikleri sanık ... ...’ın uzak akraba olması nedeniyle şüphe çekmediği ve olay yerine gelerek maktuller ile ilgili anlık bilgilendirme yaptığı maktullerin ayrılmasından sonra onları fiziken uzun süre takip etmek suretiyle diğer sanıkları maktulerin gideceği güzergâha göre yönlendirdiği her ne kadar bu sanığın olay esnasında olay yerinde bulunup bulunmadığı tam anlaşılamamış ise de bu sanığın katkısı olmaksızın suçun işlenmesinin mümkün olmadığı sanığın eylemlerinin de planının bir parçası olduğu bu itibarla sanık ... ...’ın eylemlerinin yardım boyutunu aşacak mahiyette olduğu sanığın mahkeme kararında olduğu gibi TCK 37. maddesi gereğince müşterek fail olarak kabul edilmesinin gerektiği.Yine Sayın çoğunluk sanık ... ile ilgili verilen beraat kararının isabetli olduğuna hükmetmiş ise de bu görüşe de katılmıyorum şöyle ki; sanık ... diğer asli fail olan ... ve ... gibi daha önce öldürülen ...’in kardeşidir. Tanık anlatımlarına göre maktullerin öldürülmesine çok önceden karar verildiğine göre sanık ...’ın da bu durumdan bilgisinin olmaması hayatın olan akışına aykırıdır. Olay günü yapılan plandan ...’ın da haberi olup bu amaçla olay yerine gönderilen sanık ... ...’a aracını bu işte kullanması için vermiştir dolayısıyla sanık ...’ın da suça katkısının en az TCK 39 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini düşündüğümden Sayın çoğunluğun görüşlerine muhalefet ediyorum.08.04.2026