Anahtar kelimeler: Onanarak Açtığı Anadolu Yöneticisatış Kesinlik Şartı Eksiklikleri Ödemelerin Başlatılmadığını Feshedildiğini
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 22.06.2010-16.09.2015 tarihleri arasında 2. yönetici-satış sorumlusu olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin feshedildiğini, açtığı işe iade davasının lehine sonuçlandığını ve Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini, karar sonrası iade talebinde bulunulduğunu ancak işe başlatılmadığını ve hak edilen ödemelerin yapılmadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, boşta geçen süre ücreti, işe başlatmama tazminatı, hafta tatili ve fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının işe iade kararı verilen ... mağazasında işbaşı yapmadığını, işe başlamama nedenlerini de bildirmediğini, verilen sürenin son günü işe başlamayınca da tutanak tutulduğunu, sırf işe iade davasının mali sonuçlarından yararlanmak için başvuru yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.İlk Derece Mahkemesinin 30.04.2019 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.01.2024 tarihli kararı ile Mahkeme kararının içeriği itibarıyla bilirkişi raporunun tekrarı şeklinde olup çelişkili ve gerekçesiz olduğundan hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğu ve açıkça kamu düzenine aykırılık oluşturduğu, tanık beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesi için tanıkların yeniden dinlenmesi gerektiği, davacı tanığından hangi tarihte en azından hangi gün başvuru yaptıklarının sorulması ile tarihin tespit edilmeye çalışılması, yine davalı Şirketten davacının başvurduğu işyerine dair varsa kamera kayıtlarının sorularak sonuca gidilmesi, davacının işe iade davası sonrasında davalı işyerinde işe başlatma talebinde bulunup bulunmadığının ve işe başlatılıp başlatılmadığının ve açıklanan diğer hususların tespiti yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-a(6) hükmü gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tanıklar yeniden dinlenerek işe iade kararı sonrası işveren tarafından davacıya gönderilen işe davet ihtarnamesinde davacıya ... mağazasında şef yardımcılığı görevine alınacağının ihtar edildiği, geçersiz feshin yapıldığı tarih ile işe davet tarihi arasında 2 yıldan fazla süre geçmesine, ülkenin ekonomik şartlarının değişmesine karşılık davacıya ne kadar ücret ödeneceği, sosyal hakların neler olduğu ve miktarlarının açıkça bildirilmesi gerekirken belirtilmemesi nedeniyle işçinin hak kaybına uğramaksızın işe başlatılmak istendiğinin ispat edilemediği, tanık beyanları ile işverenin işe başlatmada samimi olmadığı, bu nedenle işe iade davasında tespit edilmiş miktarlar üzerinden davacının işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti alacaklarına hak kazandığına ve yeni fesih tarihindeki ücrete göre 4 ay boşta geçen süre ücreti ilavesiyle kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin ve hafta tatili alacakları yönünden bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenen tanık beyanlarından tanık O.Ç. ile davacının tutanak tarihinden sonra (salı günü) işyerine gittikleri, ancak tanık S'nin ayrıntılı beyanlarından davacının dava dışı ... adlı Şirkette çalıştığından işe başlamak istemeyip tazminat almak istediği, dosyada bulunan kayıtlardan davacının 27.06.2016 tarihi itibarıyla dava dışı ... adlı Şirkette işe başladığı, işe davet ve işyerine gittiği tarih itibarıyla da bu Şirketteki çalışmasının devam ettiği, her ne kadar işe davet ihtarında davacının hangi ücretle çalışacağı belirtilmemiş ise de yukarıda belirtildiği üzere davacının zaten başka bir işyerinde çalıştığı ve işe başlamak istemeyip tazminatlarını almak istediğinin anlaşıldığı, öte yandan davacıya atılan e-posta ve mesajlara da davacı tarafından cevap verilmediği, bu hâliyle sunulan yazılı kanıtlar, dinlenen tanık beyanları ve ihtarname içerikleri dikkate alındığında davalı işverenin işe başlatmada samimi olduğu, davacının ise işe başlamada samimi olmadığı, İlk Derece Mahkemesince işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti alacağı taleplerinin reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b(2) hükmü uyarınca kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosya kapsamına göre delillerin toplanmış olması karşısında dosya İlk Derece Mahkemesine gönderilmeyerek geçerli hâle gelen ilk fesih tarihindeki ücret dikkate alınarak davacının kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin ve hafta tatili alacağı taleplerinin kısmen kabulüne, diğer taleplerin reddine karar karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin feshinden itibaren 2 yıl 2 ay geçtiğini, başka işyerinde çalışmasının işçinin kötüniyetli sayılmasını gerektirmediğini, işe davet ihtarında ücreti, yemek ve yol ücreti, yemek ve yol parası ile güncel hakların ne olduğunun belirtilmediğini, işverenin işe davet ihtarının yok hükmünde olduğunu, davacının işe davet ihtarının tebliğinden iki gün sonra işyerine gittiğini, ancak işe başlatılmadığını, davanın kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Giydirilmiş ücretin hatalı tespit edildiğini,
b. Yıllık ücretli izin alacağı konusunda davacının isticvap edilmesi gerektiğini,
c. Hafta tatili ücreti alacağının hatalı hesaplandığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının işe başlama talebinde samimi, davalının işe başlatma davetinde ciddi olup olmadığı ile bunun sonucuna göre davacının işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti alacağına hak kazanıp kazanmadığı, giydirilmiş ücretin tespiti, yıllık ücretli izin ve hafta tatili ücreti alacağının ispatı ve hesabına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dairemizin yerleşik kararlarında da belirtildiği gibi işçinin işe iade yönündeki başvurusu samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı hâlde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez. İşçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması hâlinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla, işçi işverene hiç başvurmamış gibi sonuca gidilmelidir. Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 21/5 hükmüne göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz. Ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar ve koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmelidir.
İşverenin işe davete dair beyanının da ciddi olması gerekir. İşverenin işe başlatma amacı olmadığı hâlde işe başlatmama tazminatı ödememek için yapmış olduğu çağrı, gerçek bir işe başlatma daveti olarak değerlendirilemez.
İşçinin yöntemince işe başlatıldığından söz edilebilmesi için işverenin işçiyi fesihten önceki durumuna iade etmesi gerekir. Başka bir anlatımla gerçek anlamda işe başlatma, işçinin geçersiz sayılan fesih tarihindeki işinde veya ona benzer (eşdeğer) bir işte çalıştırılmasıyla sağlanabilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 27.06.2018 tarihli ve ███████-2952 Esas, █████████ Karar sayılı kararı).
İşe iade davası sonunda işçinin sözleşmenin feshedildiği şartlarla eski işine dönmesi asıl ise de işe başlatma anına kadar işçi ücretlerine gelen artışlar ilave edilerek işe başlatılması ve yöntemine ve mevzuata uygun olarak gerçekleşen ücret değişiklik ve indirimlerinin de işe başlatma anında dikkate alınması gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2009/9-345 Esas, ████████ Karar sayılı kararı).
İşçi eski coğrafi işyerine davet edilmelidir. İşe başlamak için işverene başvuran işçinin önceki işe veya işyerine işe iade olanağı kalmaması hâlinde işveren, öncelikle iş şartlarında esaslı değişiklik olanağı yaratmadan iş teklifi yapmalı, bu olanak yoksa o zaman 4857 sayılı Kanun’un 22. maddesi uyarınca değişiklik teklifinde bulunmalıdır. İşçinin işverenin yeni iş teklifini kabul etmemesi durumunda, eğer iş şartlarında esaslı değişiklik yoksa veya işverenin değişiklik teklifi hakkını kötüye kullanması söz konusu değilse işçinin kural olarak işe iade başvurusunda bulunmadığı ve geçersiz sayılan feshin geçerli hâle geldiği kabul edilmelidir. İşverenin yeni iş teklifi, iş şartlarında esaslı değişiklik yaratıyor ise bu durumda işveren 4857 sayılı Kanun’un 22. maddesi uyarınca hareket etmeli ve değişiklik feshine gitmelidir. Bu durumda değişiklik geçerli nedene dayanacağından, bu fesih tarihi itibarıyla işçiye kıdem ve ihbar tazminatları ile boşta geçen süre için 4 aya kadar ücret ve diğer hakları ödenmeli; ancak işe başlatmama tazminatı, işe başlatma koşulunun işçinin değişikliği kabul etmemesi nedeni ile gerçekleştiği dikkate alınarak ödenmemelidir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili, işverenin işe daveti üzerine davacının davalıya ait işyerine gittiğini, ancak işe başlatılmayacağının kendisine bildirildiğini ileri sürerek bu hususta tanık dinletmiştir.
Davacı tanığı O.Ç. davacı ile birlikte Ekim-Kasım 2017'de davalının ... mağazasına gittiklerini, davacının işe başlamak için geldiğini mağaza müdürüne bildirdiğini, müdürün insan kaynakları bölümünü arayarak durumu sorduğunu, ancak telefon görüşmesinin ardından davacıya işe başlatamayacağını söylediğini ve birlikte işyerinden ayrıldıklarını beyan etmiştir. Tanık, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılamada da aynı yönde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı S.Y. ise ilk beyanında davacının mağazaya geldiğini ve işe başlayacağını söylediğini belirtirken, sonraki duruşmada davacının mağazaya hiç gelmediğini ifade ederek çelişkili beyanda bulunmuştur. Diğer davalı tanığı T.T. de benzer beyanlarda bulunmuştur.
İşverence sunulan e-posta kayıtlarının ise davacıya işe başlatılmayacağı yanıtı verildikten sonra aksi yönde delil oluşturmak amacıyla düzenlendiği açıktır. Nitekim söz konusu e-posta içeriklerinden eski işçi olan davacıdan belge talep edildiği de görülmektedir.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davacının işyerine işe başlamak amacıyla gittiği ve işe başlama talebinde samimi olduğu; ancak işverenin işe davetinde ciddi olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti alacağının hüküm altına alınması ve diğer alacakların işe başlatılmama tarihindeki ücret esas alınarak hesaplanması gerekirken, davacının işe başlama talebinde samimi olmadığı gerekçesiyle ilk fesih geçerli kabul edilerek hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!