Anahtar kelimeler: Sinai Sınai Fikri Yazim Haklar Marka Layihalar Tecavüzden Hakkına İzmir

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2023
NUMARASI
: ████████ E. ███████ K.
DAVANIN KONUSU
: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: 13.04.2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: 13.04.2026
Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07.06.2023 gün ve ████████ E. ███████ K. sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... A.Ş' nin “...” markasını Türkiye’ de kullanmaya tek yetkili şirket olduğunu, davalının ise herhangi bir yetki sözleşmesine dayanmadan N11 isimli internet sitesi üzerinden müvekkili şirketin ürünlerinin fotoğraflarını ve “...” markasını kullanarak satış yaptığını, bu taklit ürünlerden ve satışlarından dolayı müvekkilinin büyük zararlara uğradığını ayrıca markaya olan güveni de sarstığını, gelen müşteri şikayeti üzerine bizim ürünümüzü sipariş verdiklerini ancak başka ürün geldiğini öğrendiklerini, davalı şirkete █████/2019 tarihinde ihtarda bulunulduğunu, █████/2020 tarihinde ikinci ihtarda bulunulduğunu ancak ürünler kaldırılmadığını, marka hakkına tecavüzün olduğunu belirtmiş, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00-TL maddi, 50.000,00-TL manevi, 20.000,00-TL itibar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının “...” markalı ürünlerin fotoğraflarının kullanılmasının bu markayla satış yapılmasının engellenmesine, müvekkil lehine hüküm kurulması halinde kesinleşen mahkeme hükmünün günlük gazete vb. vasıtalarla ilan edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ... A.Ş' nin dava konusu olan "..." markasının sahibi olmadığını, markanın sahibinin .... olduğunu, marka sahibi ile davacı şirket yetkilisinin aynı kişi olmasının markadan dolayı tüzel kişi anonim şirket olan davacının dava açma hakkının bulunduğu ve davada taraf sıfatı bulunacağı sonucunu doğurmayacağını, bu sebeple öncelikle davacının dava açma ehliyetinin bulunmaması sebebi ile davanın reddine karar verilmesini gerektiğini, davacının davasının değerinin 80.000,00-TL olup davacı tarafça ödenen harç bedelinin bu değer üzerinden yatırılmadığını, harcın eksik olduğunu, öncelikle bu eksikliğin giderilmesini, müvekkilinin davacının markasını kullanmadığını, müvekkili tarafından internet üzerinden yapılan satışta ürünün davacının marka adı ile satılmadığını, ürün satılırken "Açık Kasa Su Arıtma Cihazı İçin 8'li Su Arıtma Filtresi" olarak satışa sunulmuş olduğunu, davacı tarafından üretilerek piyasa da belli bir kalite veya tanınmışlık unsuru bulunmadığını, hatta davacı şirketin markanın sahibi olmadığını, davacının iddialarının soyut olduğunu, davacının dayandığı vakıayı ve talep ettiği zarar ve tazminatları ispat etmesi gerektiğini belirtmiş, öncelikle davanın usulden reddine, bu talep kabul edilmez ise esasa ilişkin itirazları bakımından esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dosyanın marka uzmanı, bilişim uzmanı ve mali müşavirden oluşan heyete tevdi edilerek rapor alındığı, dosyada mevcut █████/2021 tarihli raporda davacı tarafından markalı ürünlerinin satışının yapıldığı iddia edilen .... internet sitesinde davacı tarafça belirtilen linklerin yayında olmadığı, güncel olmadığı, bir takım linklerde "..."ibaresinin kullanılmış olabileceği, bir takım linklerin yayınlanıp yayınlanmadığı, satış yapılıp yapılmadığının tespit edilemediği, davalının marka hakkına tecavüz teşkil edecek herhangi bir eyleminin bulunup bulunmadığının tespit edilemediği, bu hususta dosyada herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu, davacı vekilinin duruşmada yeniden bilirkişi raporu aldırılmasını talep ettiği, tazminata ilişkin hesap yöntemini ıslah suretiyle değiştirdiklerini bildirdiği, mahkemece bu talep kabul edilerek, █████/2022 tarihli 7 nolu celsede bilirkişi heyetinden davacı tarafın talepleri ve hesap yöntemine ilişkin beyanı da gözetilerek ek rapor aldırılmasına karar verildiği, duruşma ara kararı hazır olan davacı vekiline tefhim edildiği ve bilirkişi ücretinin ikmali için 2 haftalık kesin süre verildiği halde kesin süre içerisinde bilirkişi ücretinin yatırılmaması nedeniyle delile dayanılmaktan vazgeçildiği, davacı vekilinin 07.06.2023 tarihindeki duruşmaya kadar bilirkişi ücretini yatırmayıp bu celsede tekrar inceleme talip edildiği ancak daha önce verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretinin yatırılmamış olması nedeniyle delile dayanılmamış sayıldığı, 6769 sayılı SMK'nun 29.maddesinde marka hakkına tecavüz ve bu husustan kaynaklı tazminat taleplerine sebebiyet veren hallerin düzenlendiği, kanunda düzenlenen fiillerin bir veya bir kaçı gerçekleştiğinde kanunda düzenlenen tazminat halleri gündeme geleceği, somut olayda davacı taraf dava dışı ..... adına tescilli "...." şeklindeki markanın lisans yoluyla kullanımının kendisine geçtiğini, davalı tarafın söz konusu marka ve markaya ilişkin ürünleri "...." isimli internet sitesi üzerinden satışa sunduğunu, bu şekilde marka haklarının tecavüze uğradığını iddia ederek maddi manevi ve itibar tazminatı taleplerinde bulunduğu, dosyada mevcut bilirkişi raporunda davacı tarafça iddia edilen tecavüz fiilleri tespit edilemediği gerekçeleriyle davacı tarafın maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği, davacı tarafın itibar tazminatı talebine ilişkin iddialarını dosya kapsamında ispat edemediği, itibar tazminatına hükmedilebilmesi, davalı tarafın marka hakkına tecavüz sayılacak eylemler yanında bu markaya ilişkin ürünleri üretmesi ve üretilen bu ürünlerin marka hakkı sahibinin ürünlerinden daha vasıfsız veya kalitesiz olması gerektiği, somut olayda davalı tarafın tecavüzlü eylemleri tespit edilemediği gibi davacı tarafın markası adı altında herhangi bir ürün ürettiği ve bu ürünün de davacının ürününden vasıfsız ve kalitesiz olduğu hususları ispat edilemediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince davanın haksız gerekçelerle reddedildiğini, davaya sunulan ekran görüntülerinde karşı tarafla olan yazışma ve maillerle karşı tarafın "...." isimli markayı kullandığının tespit edildiğini, buna dayanılarak bu davanın açıldığını, gerekçede ıslah talebi ve buna dayalı yeni bilirkişi incelemesi talebinin yok sayıldığını, geçmiş usul işlemlerinin ıslah edilmesini engelleyen bir usul kuralı bulunmadığını, ayrıca davada manevi tazminat talebinin de reddedildiğini, manevi tazminat talebi ile bilirkişi raporu arasında herhangi bir bağlantı bulunmadığını, gerekçesiz bir şekilde manevi tazminat talebinin reddedildiğini, dava sonucunda davalı lehine 3 ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
: Dava, markaya tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ile itibar tazminatı istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.12.2007 tarihli ███████-965 E.- ████████ K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, marka da ticari unvan da ayırt edici işaretlerdir. Marka, bir teşebbüsün ürün ve hizmetlerini, rakiplerinkinden ayırmaya yönelik olup; ticari unvan ise, tacirlerin ticari işletmesine ilişkin muamelelerinde, icrasında kullanmak zorunda olduğu ismidir. TTK'nın 18/1. hükmüne göre her tacir bir ticaret unvanı seçmek ve kullanmak zorundadır. TTK'nın 39/2. bendinde de unvanın işletmenin girişinde gösterilmesi zorunlu kılınmıştır.
Bir ticaret unvanının kullanılmasının, marka hakkına tecavüz teşkil etmesi için kullanımın ticaret sırasında olması, kullanım konusunda marka sahibinin izninin olmaması, kullanımın markanın tescil edildiği mallarla/hizmetlerle aynı veya benzer mallar/hizmetler için olması veya aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikte olması ve kullanımın markanın işlevlerini, özellikle tüketicilere malların veya hizmetlerin kaynağını garanti etme yönündeki temel işlevini yerine getirmeye müsait olması gereklidir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7. maddesinde marka sahibinin izinsiz olarak yapılması hâlinde önlenmesini talep edebileceği fiiller belirtilmiş, aynı kanunun 29. maddesinde ise, marka hakkına tecavüz sayılan fiiller gösterilmiş, buna göre, marka sahibinin izni olmaksızın, tescilli olan marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan bir işaretin tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması marka hakkına tecavüz olarak gösterilmiştir. Aynı kanunun 149. Maddesine göre marka hakkına tecavüz edilen hak sahibinin tecavüzün tespitini, önlenmesini durdurulmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda da davacı vekilince, davacıya ait markaya bu kapsamda tecavüz edildiği ileri sürülmüştür. Ancak madde metinlerinde de açıkça yazdığı üzere marka hakkına tecavüz ve buna dayalı tazminat taleplerinin marka sahibi tarafından yapılması gerekmektedir. Ancak dosyada bulunan ██████████ nolu marka tescil belgesinin incelenmesinde, davaya konu markanın sahibinin dava dışı .... isimli kişi olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar bu kişi, davacı şirketin yetkilisi ise de, davacı şirketin ayrı tüzel kişiliğinin bulunduğu gözetildiğinde, dava konusu taleplerin davacı şirket tarafından ileri sürülebilmesi için davacının dava konusu markanın inhisari lisans sahibi olması gerekmektedir. Marka sahibi olmayan davacının, markaya tecavüz ve buna bağlı olarak tazminat davalarını açması da mümkün değildir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin █████/2012 Tarih ██████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı). Bu nedenle, davacının somut uyuşmazlık açısından aktif dava ehliyetinin bulunmadığı ve bu hususun resen dikkate alınacağı (Yargıtay 11. HD, █████/2015 T., ██████████ E., █████████ K.) gözetilmeksizin işin esasına girilmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda ilk derece mahkemesince öncelikle davacı şirkete dava konusu marka üzerinde hak sahibi olup olmadığı hususunda davayı aydınlatma ödevi kapsamında delil göstermesi istenerek husumet düşüp düşmediğinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği halde yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğundan ilk derece mahkemesi kararının resen kaldırılması gerekmiştir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince verilen kararda, dava şartlarına aykırılık bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-4 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07.06.2023 gün ve ████████ E. ███████ K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!