Anahtar kelimeler: Sayfadan Mektup Arttığı Bakışta Denetçi Hususa Hesapta Bilanço Bilançoda Davet

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Ticari Şirket (Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekilinin dava dilekçesini özetle; Müvekkili ..., davalı şirkette %25,4930 oranında pay sahibi olduğunu ve 08.05.2025 tarihli mektup ile 11.06.2025 tarihinde gerçekleştirilen Olağan Genel Kurul Toplantısına davet edildiğini, davacının talebi ile toplantı öncesi ilk önce yalnızca 2 sayfadan oluşan yönetim kurulunun faaliyet raporu ile birlikte bilanço tablosu gönderildiğini, Bilançoda önceki yıla göre ödemelerin çok fazla arttığı ilk bakışta tespit edildiğini, Ancak bu hususa ilişkin faaliyet raporunda herhangi bir bilgi bulunmadığını, bu nedenle davacı davalı şirketten -------- hesabı ve --------- nolu hesapta yer alan 2024 yılı genel yönetim giderlerinin alt detayları hakkında bilgi ile birlikte -------- nolu hesaba ait banka hareketlerinin de elektronik ortamda paylaşılmasını talep ettiğini, Kendisine davalı şirketten önce -------- ve --------- nolu hesaplara ilişkin tablolar gönderildiğini, Davacının yeniden talebi üzerine bu sefer -------- ve ---------- nolu hesap hareketleri gönderildiğini, Banka hesap hareketleri incelendiğinde de 31.05.2024 tarihinde --------- firmasına 16.795.200 TL ödendiği görüldüğünü, Ancak faaliyet raporunda işbu ödemeden bahsedilmediğini, 11.06.2025 tarihinde gerçekleştirilen Olağan Genel Kurul Toplantısında, toplantı gündeminin 4. Maddesi görüşülürken davacı 2023 ve 2024 yılına ait detay mizanı, çalışılan tüm bankaların 2023 ve 2024 yılına ait ekstrelerini, 2023 ve 2024 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesi ile 2023 ve 2024 yılına ait kar dağıtım tablosunu davalı şirketten talep ettiğini, Tüm bu belgeler üzerinde inceleme yaptırabilmek için de toplantının 1 ay ertelenmesini talep ettiğini, Davacının erteleme talebi doğrultusunda toplantıya son verildiğini ve olağan genel kurul toplantı 11.07.2025 tarihine ertelendiğini, davacının talep ettiği belgeler her iki toplantı arasında davacıya teslim edildiğini, teslim edilen belgeler üzerinde davacı tarafından yaptırılan incelemede hem 2023 yılında hem de 2024 yılında şirketin enflasyon muhasebesinin düzgün yapılmadığı ve bazı ödemelerin muhasebeleştirilmesinde hataların varlığı tespit edildiğini, söz konusu durum toplantı öncesi davalı şirkete bildirilmiş ve özellikle 31.05.2024 tarihinde ---------- firmasına yapılan 16.795.200,00 TL’lik ödemeye ait faturalar ve --------- ile yapılan sözleşme talep edildiğini, faturalar ve ödeme dekontu davacıya gönderilmiş ancak --------- ile imzalanan sözleşme davalı şirketin ortağı olan davacı ile paylaşılmadığını, Erteleme sonrası 11.07.2025 tarihinde icra edilen genel kurulda toplantı gündeminin 4. Maddesi yeniden müzakere edilirken, davacının toplantı öncesi yaptığı uyarı neticesinde 2024 yılına mali tablolarda enflasyon muhasebeleştirmesinin düzeltildiği bilgisi verildiğini, ancak söz konusu tablolar toplantı gündeminin 6. Maddesi müzakere edilirken davacıya teslim edildiğini, her iki genel kurulda pay sahiplerine sunulan bilanço ve mali tablolar arasında önemli farklılıklar bulunmakta olup, bu durum şirketin mali güvenilirliği hakkında ciddi kuşkular doğurduğunu, örneğin 2023 yılında şirket kar etmediğinden, genel kurulda kar dağıtımına karar verilmediğini, Ancak 2024 yılı genel kurulu aşamasına gelindiğinde geçmiş yıllar karı karşımıza çıktığını, Bu husus Genel Kurulda Yönetim Kuruluna sorulduğunda muhasebe hatası olduğu beyan edildiğini, Ayrıca davalı şirket tarafından --------- firmasına 31 Mayıs 2024 tarihinde yapılan ödemenin gerekçesi açık ve anlaşılır bir şekilde izah edilmediğini, -------- firması davalı şirkete 16.795.200,00 TL tutarında Şirket Binası ile ilgili 4 adet yapım işi ve mimari danışmanlık faturası düzenlediğini, İş bu fatura bedelleri -------- hesabına 31.05.2024 tarihinde ödenmiş ve açıklama kısmına 31.05.2024 tarihli sözleşme göre avans ödemesi yazıldığını, --------- firmasına fabrika tesisi yapımı işi için bedel ödenmiş olması, şüpheli işlem yapıldığının göstergesi olduğunu, Çünkü ---------- firması sadece müellif firma olup, inşaat farklı bir firma tarafından yapılacağını, ---------- firması ile yapılan sözleşme de davacı ile paylaşılmadığını, Bu durum şirketin şeffaflık yükümlülüğüyle bağdaşmamakta ve pay sahiplerinin bilgi alma hakkını ihlal ettiğini, tüm bu tutarsızlıklar ve hatalar karşısında davacı 11 Temmuz 2025 tarihli genel kurulda davalı şirketin 2023 ve 2024 yılına ait hesapları ve ticari defterler üzerinde inceleme yapılması ve rapor tanzimi için özel denetçi atanması yönünde teklifte bulunmuş ancak bu teklif genel kurulda oy çokluğu ile reddedildiğini, "Türk Ticaret Kanunun 439. Maddesinin 1. fıkrası Genel kurulun reddiMADDE 439- (1) Genel kurulun özel denetim istemini reddetmesi hâlinde, sermayenin en az onda birini, halka açık anonim şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahipleri veya paylarının itibarî değeri toplamı en az birmilyon Türk Lirası olan pay sahipleri üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden özel denetçi atamasını isteyebilir" şeklinde olduğunu, davalı ...Ş. şirket aktifinde kayıtlı ve --------Ş. tarafından kullanılan gayrimenkulden edinilen kira geliri bulunan başkaca üretim v.s. yapmayan bir şirket olduğunu, buna rağmen her iki toplantı arasında davacının elindeki kısıtlı bilgi ve belgeler ile birlikte yaptırdığı basit bir inceleme neticesinde bile ortaya çıkan hatalar nedeniyle şirketin VUK’a göre cezai yaptırımlar ile karşı karşıya kalabileceği ortaya konduğunu, Yine --------- firmasına yapılan ödemenin üstünün kapatılmaya çalışıldığı gibi muhasebeleştirilmesinin de doğru yapılmadığı kanaatinde olduklarını, Tüm bu nedenlerle genel kurulda reddedilen taleplerinin mahkeme nezdinde değerlendirilmesini, davalı şirketin 2023 ve 2024 yılına ilişkin defterler ve hesaplar üzerinde inceleme yapılması için özel denetçi atanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesini özetle; Davalı ... her zaman şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine uygun hareket etmekte olan, tüm ticari faaliyetlerini ve mali işlemlerini Türk Ticaret Kanunu’na ve Vergi Usul Kanunu’na uygun şekilde yürüten bir firma olduğunu, davacı, 11.06.2025 tarihli genel kurul toplantı tutanağının 4. Maddesinde belirttiği 2023-2024 yıllarına ilişkin detaylı mizanı, banka ekstrelerini, kar dağıtım tablosunu ve kurumlar vergisi beyanını talep etmiş ve davalı firma 2023 yılına ait belgeleri vermek zorunda olmamasına karşın, iyi niyetle davacının talep ettiği tüm bu belgeleri 12.06.2025 tarihinde davacıya eksiksiz bir şekilde sunulduğunu, Bu sebeple dilekçede belirtilen iddialar gerçeği yansıtmadığını, --------.Ş.’nin muhasebesi ve mali işlemleri, uzun yıllardır ----------Ş. muhasebesi tarafından tutulduğunu, 2023 yılında davacı ... --------- Yönetim Kurulu Başkanı olup, ---------Ş. nin muhasebe kayıtları kendi elemanları tarafından tutulduğunu ve davacının tüm kayıtlarına istediği gibi erişim imkanı olduğunu, Davacının kar dağıtımına ilişkin usulsüzlükle ilgili iddiaları ise 2023 yılına ait genel kurulda ---------- muhasebesi tarafından sehven yapılan bir hatadan kaynaklandığını, 2024 yılında yeni yürürlüğe giren enflasyon muhasebesine göre bilançonun revize edilmesi sadece davalı şirkette değil --------- birçok firmanın kar dağıtım hesaplarında karışıklığa yol açtığını, 2024 yılında yapılan Genel Kurulda ---------Ş.’nin eski yönetimi ibra olmuş ve yerine yeni bir yönetim kurulu seçildiğini, Yeni Yönetim Kurulu şirketin kendi muhasebesini --------- ayırmak istediği için SMM ---------- ile anlaştığını, Sayın ---------- uyarısı ile yapılan bu hata fark edilerek 2025 tarihli Genel Kurulda geçmiş yıl karları olarak ortaklara dağıtıldığını, Sehven yapılan bu hatadan hiçbir ortağın fayda sağlamayacağı ve davacının iddiaları gibi bir kötü niyet olmadığını, --------Ş. ile --------Ş. aile şirketleri olup ortaklık yapıları açısından birebir aynı olan kardeş firma olduklarını, Davacı ..., --------Ş. yönetimindeki kardeşlerini suçlamaktadır ki bunun esas nedeni, davacının ---------Ş.’yi çok kötü yönetmesi sonucu kardeşleri dahil olmak üzere ve diğer tüm hissedarların oy birliği ile 2024 tarihli genel kurulda Yönetim Kurulundan çıkartılması ve davacının bunun intikamını almaya çalıştığını, Davacının talebi üzerine, hem 11 Haziran 2025 tarihli olağan genel kurul öncesinde hem de erteleme sonrası 11 Temmuz 2025 tarihli toplantı öncesinde, kendisine talep ettiği belgeler eksiksiz bir şekilde iletildiğini, Bu belgeler arasında 2023-2024 yıllarına ilişkin detaylı mizan, kar dağıtım tablosu ve kurumlar vergisi beyanı, faaliyet raporu, bilanço, mali tablolar, banka hesap hareketleri ve ilgili diğer dokümanlar bulunduğunu, Davacının dilekçesinde bahsettiği --------- firmasına yapılan ödemeye ve yaşanan sürece ilişkin bilgilendirme maili Genel Kurul öncesi 09 Haziran 2025 tarihinde davacıya iletilmiş ve buna ilişkin faturalar ve ödeme dekontları da kendisine sunulmuş olup, davacı tarafından öne sürülen iddialar tamamen soyut ve mücerret iddialar olduğunu, ----------- firması ile yapılan sözleşmede gizlilik maddesi olmasından kaynaklanan, --------- firmasının onayı olmadan bu sözleşmenin kendisi veya bir başkasıyla paylaşılamayacağı kendisine belirtildiğini, Ayrıca söz konusu sözleşmenin paylaşılmaması ticari sırların korunması ilkesine dayandığını, davacı -------- firması ile yaşanan süreci çok iyi bilmesine rağmen Sayın Mahkeme’ye yanıltmaya çalıştığını, -------- firması ile yaşanan süreci kısaca özetlemek gerekirse; --------- tarafından idare mahkemesinde açılan davalar, --------- lehine sonuçlanmış ve bu kararlar neticesinde belediye tarafından ---------- inşaat ruhsatı iptal aşamasına geldiğini, Ruhsat iptali, hem --------- açısından kritik bir risk oluşturmuş, hem de ---------- kiracısı olan ---------- üretim süreçlerini doğrudan etkileyecek bir tehdit haline geldiğini, Belediye tarafından ruhsat iptali için 30 günlük bir süre tanınmış, bu süre zarfında -------- muvafakatname alınamaması halinde ruhsatın iptal edileceği bildirildiğini, bu nedenle, sürecin hızlı bir şekilde çözüme kavuşturulması kaçınılmaz hale geldiğini, ruhsat iptali durumunda, --------- üretim yapamayacağı ve bu durumun şirket açısından ciddi ticari kayıplara yol açacağını, -------- yıllık 50 milyon Euro üzerinde ciro yapan kendi sektöründe --------- en büyük sanayi firmalarından biri olduğunu, Sayın Mahkemenin de takdiridir ki --------- üretiminin sadece 1 ay durması bile milyonlarca euroluk maddi zarara ve telafi edilemeyecek itibar ve pazar kaybına yol açacağını, Bu riskin bertaraf edilmesi amacıyla, proje müellifi --------- ile yapılan görüşmeler ve pazarlıklar sonucunda, ruhsat iptal olmadan muvafakatname verilmesi sağlandığını, başlangıçta ---------- proje müellifliğinin devrine muvafakat etmek için talep ettiği 2 milyon Euro’luk bedel, yapılan müzakereler sonucunda 16.795.000 TL’ye indirilmiş ve bu şekilde taraflar arasında bir uzlaşmaya varıldığını, bu anlaşma, -------- ve --------- devamlılığı açısından kritik bir öneme sahip olduğunu, ----------- kiracısı olan davacının yönetim kurulu başkanı olduğu ---------- yönetimi, davalı şirkete sürecin acilen çözüme kavuşturulması gerektiğine ilişkin -------- Noterliği’nin 01.04.2024 tarihli ve --------- yevmiye no.lu ihtarnamesini gönderdiğini, bu ihtarda, ruhsat iptaline ilişkin tüm ihlallerin acilen giderilmesi aksi takdirde --------- yönetiminin hukuki ve cezai sorumluluğu olacağı ihtar edildiğini, O tarihteki ---------- Yönetiminin çektiği ihtar, zaten yapılmakta olan çalışmaların aciliyetini bir kez daha ortaya koymuş ve sürecin hızlandırılması gerektiğini teyit ettiğini, Bu doğrultuda, --------- ile yapılan görüşmeler hızlandırılmış ve şirketin kiracısının devamlılığını sağlamak, ticari faaliyetlerini korumak ve hukuki riskleri minimize etmek adına gereken her türlü adım atıldığını, Sonuç olarak, --------- menfaatlerinin korunması adına, bu süreçte hızlı ve etkili bir şekilde hareket edildiğini, Yönetim alınan kararlar ve yapılan uzlaşmalarla, mevcut şartlar altında şirketin karşı karşıya olduğu riskleri bertaraf etmiş ve en uygun çözümleri ürettiğini, 11 Temmuz 2025 tarihli olağan genel kurul toplantısında davacının özel denetçi atanması yönündeki talebi, pay sahiplerinin oy çokluğu ile reddedildiğini, Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümleri gereği, genel kurul kararları şirketin iradesinin yansıması ve bu kararların hukuka uygunluğu tartışmasız olduğunu, Davacının talebinin reddi, şirketimizin mali ve ticari faaliyetlerinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını açıkça gösterdiğini, davacı, dilekçesinde şirketin mali tablolarında "önemli farklılıklar" bulunduğunu iddia etmekte ve bu durumun şirketin mali güvenilirliği hakkında kuşku doğurduğunu belirttiğini, ancak, bu iddia somut bir delille desteklenmediğini, Şirket, mali tablolarını Vergi Usul Kanunu’na uygun şekilde hazırlamakta ve tüm işlemlerini ilgili mevzuat çerçevesinde yürüttüğünü, Davacının dilekçesinde öne sürdüğü "enflasyon muhasebesine ilişkin hatalar" iddiası, şirket tarafından düzeltildiği bildirildiği halde, davacı tarafından bu durum manipülatif bir şekilde dilekçede yeniden gündeme getirildiğini, davacının özel denetçi atanması talebi, Türk Ticaret Kanunu’nun 439. maddesi kapsamında yapılmış olsa da, bu talebin dayanağı olan iddialar hukuki ve ticari gerçeklikten uzak olduğunu, Şirketçe tüm belgeler zamanında ve eksiksiz şekilde sunulmuş olup, davacının iddiaları yalnızca subjektif değerlendirmelerden ibaret olduğunu, bu nedenle, davanın kabul edilmesi için gerekli hukuki şartlar oluşmadığını, yukarıda tafsilen arz ve izah olunan sebepler muvacehesinde, davacı iddiasını ispatlayacak somut bir delil de sunamamış olup, bu iddialar soyut ve mücerret iddia olmanın ötesine gidemediğini, bu sebeple Yargıtay kararları doğrultusunda davacının haksız ve usule aykırı olarak açmış olduğu işbu davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesini özetle; Bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazları doğrultusunda hükme esas oluşturamayacak şekilde özensiz hazırlandığını, maksadını aşan şekilde düzenlenmiş rapora karşı tüm itirazlarını tekrarla, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak ve keşif kararı verilerek dosyanın yeniden incelemeye gönderilmesini, mahkeme aksi kanaate ise itirazlarını karşılayacak nitelikte ek rapor alınması için dosyanın yeniden incelemeye gönderilmesini, TTK m. 439 ve ilgili mevzuat uyarınca davanın kabulü ile davalı şirkete özel denetçi atanmasını, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesini özetle; Bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi doğrultusunda bilirkişi raporunun hükme esas alınmasını, davacının Özel Denetçi tayin edilmesi isteminin ihlal ve zarar koşullarının ikna edici şekilde ortaya konulmamış olması nedeniyle reddini, ek rapor veya yeni bilirkişi taleplerinin usul ekonomisine aykırı olması nedeniyle reddini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 438. ve devamı maddeleri uyarınca azlık pay sahiplerinin özel denetçi atanması talebine ilişkindir. Türk Ticaret Kanununun 438. Maddesi; “(1) Her pay sahibi, pay sahipliği haklarının kullanılabilmesi için gerekli olduğu takdirde ve bilgi alma veya inceleme hakkı daha önce kullanılmışsa, belirli olayların özel bir denetimle açıklığa kavuşturulmasını, gündemde yer almasa bile genel kuruldan isteyebilir. (2) Genel kurul istemi onaylarsa, şirket veya her bir pay sahibi otuz gün içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden bir özel denetçi atanmasını isteyebilir.” Hükmünü içermektedir. Aynı yasanın genel kurulun reddi başlıklı 439. Maddesi ise;“(1) Genel kurulun özel denetim istemini reddetmesi hâlinde, sermayenin en az onda birini, halka açık anonim şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahipleri veya paylarının itibarî değeri toplamı en az birmilyon Türk Lirası olan pay sahipleri üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden özel denetçi atamasını isteyebilir. (2) Dilekçe sahiplerinin, kurucuların veya şirket organlarının, kanunu veya esas sözleşmeyi ihlal ederek, şirketi veya pay sahiplerini zarara uğrattıklarını, ikna edici bir şekilde ortaya koymaları hâlinde özel denetçi atanır.” Şeklinde düzenlenmiştir. Özel denetçi atanması genel kurulca reddedilen pay sahipleri, mahkemeden özel denetçi tayinini talep edebilmek için redde ilişkin genel kurul kararına yönelik iptal davası açmalarına gerek olmadan 438. Maddedeki özel düzenleme nedeniyle doğrudan doğruya eldeki davayı açabileceğinden davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığına yönelik savunmaya itibar edilmemiştir. TTK m.438/f.1 uyarınca özel denetçi talebinin ön şartı daha önce bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılmasıdır. Yukarıda da işaret edildiği gibi, özel denetim istemi TTK’da 438 ve 439. Maddelerde düzenlenmiştir. TTK m.439/f.2 gerekçesinde, “Mahkemenin, azlığın talebi üzerine özel denetçi atayabilmesi için, 438 inci maddedeki şartların somut olayda var olup olmadıklarını incelemesi yanında, ikinci fıkrada yer alan şartı da araması gerekir. Söz konusu ek şart, kanunun veya esas sözleşmenin ihlâl edilmesi suretiyle şirketin veya pay sahiplerinin zarara uğratılmış olmasıdır. İhlâl anonim şirketler hukukunun yazısız kurallarına aykırılığı da kapsar. Bu ek şartın usul hukuku anlamında muteber delillerle ispatı şart koşulmamış, ikna edici olgularla veya inandırıcı bir şekilde ortaya konulması yeterli görülmüştür. Zarar ile borçlar hukuku anlamında malvarlığı eksilmesi kastedilmiştir.” Hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, somut olaya uygun düşen 439. Maddenin gerekçesi ile lafzına göre özel denetim için, daha önce bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılması, genel kurulun azınlığın denetim talebini reddetmesi ve talepte bulunanın “kurucuların veya şirket organlarının, kanunu veya esas sözleşmeyi ihlal ederek, şirketi veya pay sahiplerini zarara uğrattıklarını, ikna edici bir şekilde” ortaya koymasına bağlıdır. TTK m.437/f.5 hükmüne göre; “Bilgi alma veya inceleme istemleri cevapsız bırakılan, haksız olarak reddedilen, ertelenen ve bu fıkra anlamında bilgi alamayan pay sahibi, reddi izleyen on gün içinde, diğer hâllerde de makul bir süre sonra şirketin merkezinin bulunduğu asliye ticaret mahkemesine başvurabilir.” Eldeki davada irdelenmesi gereken bir diğer husus davacının davayı açmadan evvel daha önce bilgi alma ve inceleme hakkının kullanıp kullanmadığı hususudur. Bilgi alma ve inceleme hakkı ile özel denetçi tayini hakkının ilişkisi, yani TTK. m.438’de ifade edilen biçimde “bilgi alma veya inceleme hakkının daha önceden kullanılması”ndan ne anlaşılması gerektiği konusunda doktrinde hakim görüş, bu haklara ilişkin taleplerin genel kurulda kullanılmasıdır. Yani hakkın kullanılmış sayılması için ayrıca dava açılmasına ve davanın sonucunun beklenmesine gerek yoktur. Nitekim Türk Ticaret Kanunu'nun 438. maddesinin gerekçesinde ön şartın özel denetim istenen konuda bilgi alma veya inceleme hakkının kullanılmış olmasını ifade ettiği, bu şartın gerçekleştiğinin de genel kurul tutanağı ile ispatlanacağı belirtilmektedir. Kanun koyucu bilgi alma veya inceleme hakkının kullanılmış sayılması için dava açılmasını şart ve gerekli görmemiştir. Bununla birlikte Türk Ticaret Kanunu'nun 422. maddesinde tutanağın, aynı zamanda genel kurulda sorulan soruları, verilen cevapları içereceği düzenlenmiştir. Bu çerçevede genel kurul toplantı tutanağında pay sahibinin bilgi verme yükümlülerine sorular yönelttiği anlaşıldığı takdirde, bilgi alma hakkının kullanıldığı kabul edilmelidir. Bu nedenlerle bilgi alma veya inceleme hakkının daha önce kullanılmış olması şartı bakımından, pay sahibinin sadece organlara başvurarak bilgi alma veya inceleme hakkını kullanması yeterli olup, özel denetçi atanması talebi için bilgi alma veya inceleme hakkının Türk Ticaret Kanunu'nun 437/f.5’e göre mahkemeye başvuru yoluyla kullanılması zorunluluğu aranmamalıdır. Aksi düşünce özel denetim isteme hakkının kullanılmasını ve özel denetimden beklenen faydaların gerçekleşmesini neredeyse imkansız hale getirecektir. Bilgi alma veya inceleme hakkı mahkeme aracılığıyla kullanıldıktan sonra genel kurulda özel denetim talebinde bulunulacağının kabul edilmesi, pay sahibinin o genel kurulda özel denetim talebinde bulunamayacağı, öncelikle bilgi alma yönünde dava açması gerekeceği, ilgili mahkemeden alacağı karar çerçevesinde kendisine bilgi verilmesini bekleyeceği, müteakip genel kurula kadar bilgi verilirse de özel denetim isteme hakkını kullanabileceği sonucu ortaya çıkacaktır. Bu durum talepte bulunan azınlığın güncel menfaatinin en erken müteakip veya daha sonraki genel kurullarda kullanılmasını sağlayacaktır. Denetim isteme hakkının özellikle ortaklık organlarına karşı sorumluluk davası açılması amacıyla kullanılacağı değerlendirildiğinde, özel denetimden beklenen faydanın elde edilemeyeceği, bu hakkın zayıflayacağı, hatta bu hakkın kullanılmasını ve pratikteki faydasını imkânsız hale getireceği anlaşılmaktadır.O halde Türk Ticaret Kanunu 438. maddesindeki “daha önce” ifadesi, önceki bir genel kurulda hakkın kullanılmış olması gerektiğini ifade etmemekte olup, ifade edilmek istenen aynı genel kurul toplantısında da bu hakkın birlikte ileri sürülebileceği, sadece bilgi alma veya inceleme hakkının, zaman açısından daha önce kullanılması gerektiğidir. Dosya kapsamındaki belgelere göre davacı pay sahibi tarafından bilgi alma ve inceleme hakkı daha önce kullanılmıştır. TTK m. 439/2 uyarınca, genel kurulun özel denetim istemini reddetmesi hâlinde mahkemece özel denetçi atanabilmesi için; dilekçe sahiplerinin, kurucuların veya şirket organlarının, kanunu veya esas sözleşmeyi ihlal ederek şirketi veya pay sahiplerini zarara uğrattıklarını ikna edici bir şekilde ortaya koymaları gerekmektedir. Kanun koyucu burada tam ispatı aramamış, yaklaşık ispatı yeterli görmüştür.Mahkememizce resen seçilen bilirkişi heyetince davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yapıldığı ve defterlerin sahibi lehine delil niteliğini haiz olduğu, ihtilaf konusu 16.795.200 TL tutarındaki ---------- ödemesinin banka kanalıyla yapıldığı, muhasebe kayıtlarına avans olarak işlendiği ve bilahare düzenlenen faturalar ile mahsup edilerek cari hesabın kapatıldığı, işlemin muhasebe tekniği açısından açıklanabilir nitelikte olduğu, 2024 yılına ait iki farklı gelir tablosu arasındaki farkın, şirket faaliyetlerindeki bir tutarsızlıktan değil, yalnızca ikinci tabloya yansıtılan 1.171.720,90 TL tutarındaki "Enflasyon Düzeltmesi Zararları" kaleminden kaynaklandığı, bunun teknik bir düzeltme olduğu, şirketin net satışlarını artırdığı, faaliyet kârlılığını sürdürdüğü ve mali yapısının bozulduğuna dair somut bir bulguya rastlanmadığı tespit edilmiştir. Davacı tarafın bilirkişi raporuna yönelik itirazları, özellikle --------- sözleşmesinin içeriğinin incelenmediği ve sadece muhasebe kayıtlarıyla yetinildiği noktasında toplanmaktadır. Ancak, dosya kapsamındaki banka dekontları, faturalar ve -------- Ş. tarafından gönderilen ihtarnameler birlikte değerlendirildiğinde; yapılan ödemenin şirketin ticari devamlılığını sağlama amacına yönelik olduğu, bilirkişi heyetinin mali veriler üzerinde yaptığı derinlemesine incelemenin denetlenebilir ve gerekçeli olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki 26.03.2026 tarihli bilirkişi heyet raporunun HMK m. 281 uyarınca açık, anlaşılır, çelişkiden uzak ve denetime elverişli olduğu anlaşıldığından; davacı vekilinin itirazlarının reddine, dosyanın ek rapora veya yeni bir heyete gönderilmesi talebinin usul ekonomisi ve mevcut delil durumu nazara alınarak reddine karar vermek gerekmiştir. Somut olayda özel denetim kurumunun istisnai niteliği ve pay sahipliği haklarının korunması ilkesi gözetildiğinde; davalı yönetim organının kanunu veya esas sözleşmeyi ihlal ederek şirketi veya davacıyı zarara uğrattığına dair TTK m. 439/2 anlamında ikna edici mahiyette somut bir delil veya emare sunulamadığı, davanın yasal koşullarının oluşmadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Hüküm
: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 615,40 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Yargılama sırasında davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda, KESİN olmak üzere OYBİRLİĞİ ile dosya üzerinden karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!