Anahtar kelimeler: Mdnün İzmiricra Alaçam Yetinmeyerek Yazan Ton İnşaatta Ödünç Senede Demir

T.C.

İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: █████████
DAVA
: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında inşaatta kullanılmak üzere ödünç verildiği iddia olunan 2-3 ton demir malzeme ücretinin davalı yanca talep edilmesi üzerine 25.000,00.-TL bedelli ve üzerinde teminat senedi yazan senedin davalıya verilmesi sonucu, davalının Alaçam İcra MD'nün... E sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçilmesi üzerine itiraz edilerek, yetkisiz yerde başlatılan icra takibinin durduğunu, davalının bununla yetinmeyerek bu kez İzmir...İcra MD'nün ... E sayılı dosyası üzerinden bu kez senede değil, 10 ton demir alacağı olarak 250.000,00.-TL üzerinden takip başlattığını, takibe süresi içerisinde itiraz edilemediğini, bu nedenle taşınmazlarına haciz konulduğunu, müvekkilinin böyle bir borcu olmadığını, senede dayalı olarak borcunun da bulunmadığını, takiplerin haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile dava sonuçlanıncaya kadar teminatsız olarak geçici olarak İzmir... İcra Md'nün...E sayılı icra takibinin durdurulmasını, aksi halde uygun bulunacak teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı ile durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın tüm iddialarının mesnetsiz, hukuka ve hakkaniyete aykırı olup reddi gerektiğini, öncelikle taraflar arasındaki ilişkinin kesinlikle ticari bir iş olmayıp görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davalı alacaklı müvekkilinin tacir olmayıp, davacı tarafın müteahhitlik mesleği sebebiyle tacir olduğunu, davacı tarafın davaya konu uyuşmazlığın her ne kadar 17 yıl kadar önce 2-3 ton demir ödünç demir işinden kaynaklandığını iddia etmişse de bu iddianın hayatın olağan akışına ve mantık çerçevesine de aykırı bir durum olduğunu, öncelikle davacı tarafın da ikrar ettiği üzere taraflar arasında bir ödünç demir ilişkisi olduğu hususunun doğru olduğunu, fakat davacı tarafın bu ilişkinin yaklaşık 17 yıl önce 2007-2008 yılları arasında olduğunu iddia ettiğini, kabul olarak yorumlamamakla birlikte davalı müvekkilinin ödünç konusu demiri 2007 yılında davacı tarafa teslim ettikten 11 yıl sonra yani 2018 yılında teminat senedi aldığı hususunun açık bir şekilde izaha muhtaç olduğunu, bu nedenlerle iş bu haksız ve soyut iddialardan ibaret davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
:
Mahkememizce öncelikle davacı ve davalının tacir olup olmadığı hususunda araştırma yoluna gidilmiş, bu kapsamda davacı yönünden İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odasına, İzmir Defterdarlığına, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne, davalı yönünden ise Samsun Esnaf ve Sanatkarlar Odasına, Samsun Defterdarlığına ve Samsun Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere █████/2025 tarihli yazıları ile cevap verildiği görüldü, okundu
İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ve İzmir Vergi Dairesi'ne yazı yazılmış ve ilgili yazı cevapları gelmiştir.
Taraflar arası uyuşmazlığın esasına girilmeden önce gelen yazı cevapları göz önüne alındığında öncelikli olarak dava şartlarından olan görev yönünden uyuşmazlığın değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmış, bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
Ticarî davalar; mutlak ticarî davalar, nispi ticarî davalar ve yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticarî davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin ticarî bir işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticarî sayılan davalardır. Mutlak ticarî davalar, TTK’nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu m. 99, İcra ve İflas Kanunu m. 154, Finansal Kiralama Kanunu m. 31, Ticarî İşletme Rehni Kanunu m. 22 gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticarî davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticarî dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticarî işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticarî dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticarî dava sayılan davalardır.
Nispi ticarî davalar, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticarî nitelikte sayılan davalardır. TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları“ticari dava” sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî iş sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. Ticarî iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan bir işin diğeri için de ticarî iş sayılması davanın niteliğini ticarî hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiştir.
Yukarıda belirtilen hususlar kapsamında somut uyuşmazlığın değerlendirilmesi neticesinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı ile davalı arasında ticari ilişkiden kaynaklı ilişki bulunup bulunmadığı, eğer mevcut bir ilişki var ise davalının davacıdan teminat senedi ve 10 ton demir alacağı iddiaları nedeniyle alacağının bulunup bulunmadığı, davacı tarafından yapılan icra takibine itirazın haklılık içerip içermediği ve davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespitine yönelik icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasına yönelik olduğu tespit edilmiş olmakla, davanın mutlak ticari dava vasfı taşıyıp taşımadığı, davanın nispi ticari dava vasfının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi noktasında ise; taraflar arasındaki ilişkinin davacı ve davalının işletmesi ile ilgili olup olmadığı, tarafların işletmesinin ticari işletme vasfında olup olmadığı ve bu itibarla tarafların tacir sayılıp sayılmayacağının tespiti için 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesi kapsamında esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için ilgili Vergi Dairelerine, Ticaret Sicil Müdürlüklerine ve Esnaf ve Sanatkarlar Odalarına yazılan müzekkere cevaplarında yer alan veriler çerçevesinde; davacının herhangi bir esnaf kaydının bulunmadığı, ticaret sicil müdürlüğünden gelen yazı cevabına göre ise İblik İnşaat Taahhüt ve Ticaret şirketinin bulunduğu ve faaliyetinin devam ettiği, vergi kayıtlarına göre ise bilanço esasına göre defter tuttuğu ve tacir olduğu belirtilmiş ise de; davalının gerçek kişi olduğu, Alaçam Vergi Dairesinden gelen yazı cevabına göre tacir sıfatının bulunmadığı, herhangi bir esnaf işletmesinin ve kaydının da bulunmadığı, ticaret sicil müdürlüğünden gelen yazı cevabına göre de herhangi bir firma veya ortağı olduğu şirket kaydına rastlanılmadığı hususunun belirtilmiş olduğu, bu kapsamda davalının tacir sıfatına haiz olmadığı, herhangi bir ticari işletmesinin bulunmadığı ve uyuşmazlığın davalının ticari işletmesi ile ilgili de olmadığının belirlendiği, davanın nispi ticari dava olarak kabulü için her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirir mahiyette bulunması gerektiğinden, açıklanan gerekçeler dikkate alındığında mahkememizin görevli olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2- Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3- 6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bi dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,
4- Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE,
5- Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
█████/2025
Katip ...
E imza ¸
Hakim ...
eimza ¸

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!