Anahtar kelimeler: Şantiye Eklerinde İşleyişi Apartmanı Projesi Şartnamesinin Nisan Fiyatlarının Birim Sınırlı

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ53.HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2021NUMARASI
: █████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU
: İtirazın İptaliKARAR TARİHİ
: █████/2026Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:I. DAVAAsıl davada davacı vekili, davacı şirket ile davalı arasında Nisan 2016 tarihinde “... ... Sözleşme Şartları” başlıklı sözleşme ile buna bağlı “... Apartmanı Konut Projesi Şantiye İşleyişi Şartnamesi”nin imzalandığını, söz konusu sözleşme ve eklerinde tarafların hak ve yükümlülüklerinin, yapılacak işlerin kapsamının ve birim fiyatlarının ayrıntılı şekilde düzenlendiğini, müvekkil şirketin sözleşme kapsamında üstlendiği tüm edimleri eksiksiz şekilde yerine getirerek davalı şirket adına çeşitli tarihlerde faturalar düzenlediğini, düzenlenen faturaların davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına işlendiğini ve bunlara karşı herhangi bir itirazda bulunulmadığını, bu nedenle söz konusu faturaların içerik itibarıyla doğru ve hukuken geçerli nitelikte bulunduğunu, 2017 yılına ait cari hesap ekstresinden de anlaşılacağı üzere müvekkil şirketin davalı ... ... A.Ş.’den 2016 yılından devreden 272.797,21 TL alacak ile yeni mali yıla girdiğini, 2016 yılı içerisinde yapılan işler karşılığında düzenlenen ve davalıya gönderilen muhtelif faturalar sonucunda davalının toplam borcunun 594.113,89 TL’ye ulaştığını, davalı tarafından bu borca karşılık toplam 441.392,92 TL ödeme yapıldığını, bakiye 152.720,97 TL alacağın ise davalı tarafından haksız ve kötü niyetli şekilde ödenmediğini, sözleşme hükümleri, cari hesap kayıtları, faturalar ile ticari defter ve belgelerle sabit olan bu alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak davalının borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, davalının ileri sürdüğü itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalının kötü niyetli itirazı nedeniyle %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ Esas sayılı dosyasında davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında Nisan 2016 tarihinde “... Apartmanı Kat Karşılığı Konut Yapımı ve İnce İşler” başlıklı sözleşme ile buna bağlı EK-02 Şantiye İşleyişi Şartnamesinin imzalandığını, söz konusu sözleşme uyarınca tarafların hak ve yükümlülüklerinin ayrıntılı şekilde düzenlendiğini, ancak davalının sözleşme ile üstlendiği edimleri gereği gibi yerine getirmeyerek sözleşmenin genel hükümlerine aykırı davrandığını ve bu suretle kusurlu davranışları nedeniyle müvekkilini zarara uğrattığını, bu zararların tahsili amacıyla davalı aleyhine İstanbul 36. İcra Müdürlüğü’nün ... takip sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak davalının borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, ayrıca davalı tarafından müvekkili aleyhine İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin █████████ Esas sayılı dosyasında açılmış ve halen derdest bulunan bir davanın bulunduğunu, uyuşmazlıkların aynı sözleşmeden kaynaklanması nedeniyle aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğunu belirterek usul ekonomisi ilkesi gereği eldeki davanın anılan dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPAsıl davada davalı vekili; davacı tarafından ileri sürülen alacak hesabının sözleşme hükümlerine ve fiili imalat durumuna aykırı şekilde yapıldığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin “sözleşme kapsamı” başlıklı bölümünde yer alan mahal listesi tablosunda bulunmakla birlikte daha sonra yapılmasından vazgeçilen veya davacı tarafından hiç yapılmayan iş kalemlerinin bedellerinin dahi alacak hesabına dâhil edildiğini, söz konusu işlerin üçüncü şahıslara yaptırıldığına ilişkin beş adet hakediş raporunun bulunduğunu, ayrıca sözleşmede yer alan bazı iş kalemlerinde yapılan değişiklikler nedeniyle davacıya ilave iş bedelleri ödendiği hâlde bu ödemelerin alacak hesabından düşülmeyerek mükerrer tahsilat talebinde bulunulduğunu, bunun yanında davacının sözleşme kapsamında üstlendiği bazı işleri hiç yapmadığını ya da gereği gibi yerine getirmediğini, kusurlu imalatlar nedeniyle hakedişlerinden yapılan kesintilerin hesaplamaya yansıtılmadığını, davacının işlerini yürüttüğü sırada diğer taşeronların imalatlarına verdiği zararlar nedeniyle tutanakla tespit edilen ve davacının kusurundan kaynaklanarak diğer taşeronlara yapılan ödemelerin de davacının alacağından mahsup edilmesi gerekirken bu hususların dikkate alınmadığını, bu suretle davacının sözleşmeye ve hakkaniyete aykırı bir hesaplama yöntemi ile gerçekte mevcut olmayan bir alacak iddiasında bulunduğunu, oysa söz konusu kesinti ve ödemelerin tamamının davacının bilgisi dahilinde gerçekleştiğini, buna rağmen davacının bu hususları yok sayarak alacak talep etmesinin kötü niyetli olduğunu, nitekim yapılan hesaplamalar dikkate alındığında davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, aksine davacının müvekkiline borçlu durumda olduğunu, ayrıca sözleşme hükümleri gereğince davacının bir alacak talebinde bulunabilmesi için öncelikle geçici kabul tutanaklarının imzalanması ve bu tutanaklarda belirtilen eksikliklerin giderilmesi gerektiğini, ancak davacı tarafından ısrarla geçici kabul tutanaklarının imzalanmasından kaçınıldığını, bu nedenle henüz alacak talep koşullarının oluşmadığını ve davanın açılmasının hukuken mümkün bulunmadığını, davacının geçici kabul tutanaklarını imzalamaktan kaçınmasının sebebinin de eksik, kusurlu veya hiç yapılmayan imalatlar olduğunu ileri sürerek davanın reddine, davacının kötü niyetli olarak takip ve dava yoluna başvurduğu gözetilerek alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davalı vekili; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılan ve eldeki dava ile birleştirilmesi talep edilen davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, eldeki dosyada yargılamanın bilirkişi incelemesi aşamasında bulunduğunu ve bu aşamada birleştirme kararı verilmesinin yargılamanın gereksiz şekilde uzamasına neden olacağını, bu nedenle davaların birleştirilmesine itiraz ettiklerini, müvekkilinin davalı ... ... A.Ş.’den olan haklı ve meşru alacağını tahsil edememesi üzerine █████/2017 tarihinde İstanbul 18. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattıklarını, davalı tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durması nedeniyle itirazın iptali istemiyle eldeki davayı açtıklarını, söz konusu dava devam ederken karşı tarafça müvekkiline yönelik eksik ve kusurlu imalat iddiaları ileri sürülerek fatura düzenlendiğini ve ardından İstanbul 36. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, yapılan itiraz üzerine bu kez alacak davası açıldığını, bu durumun usul ekonomisine aykırı olduğu gibi karşı tarafça başlatılan icra takibinin dayanağını oluşturan █████/2018 tarihli faturaya rağmen açılan davada farklı alacak ve talepler ileri sürülmek suretiyle iddianın genişletildiğini ve buna muvafakatlerinin bulunmadığını, anılan faturada kusurlu imalat yansıma bedeli olarak 86.370,22 TL ile eksik imalat yansıma bedeli olarak 19.535,72 TL ve KDV’nin talep edildiğini, buna karşın dava dilekçesinde alacak iddiasının farklı gerekçelere dayandırıldığını, taraflar arasında Nisan 2016 tarihinde “... ... Sözleşme Şartları” başlıklı sözleşme ile buna bağlı şantiye işleyişi şartnamesinin imzalandığını, sözleşme ve eklerinde yapılacak işlerin kapsamı, tarafların hak ve yükümlülükleri ile birim fiyatların ayrıntılı şekilde düzenlendiğini, müvekkili tarafından düzenlenen faturaların tamamının doğru ve tartışmasız nitelikte olduğunu, 2017 yılı cari hesap ekstresine göre müvekkilinin davalı şirketten 2016 yılından devreden 272.797,21 TL alacak ile yeni mali yıla girdiğini, yapılan işler karşılığında düzenlenen faturalarla davalının toplam borcunun 594.113,89 TL’ye ulaştığını, davalı tarafından 441.392,92 TL ödeme yapılmasına rağmen bakiye 152.720,97 TL alacağın haksız ve kötü niyetli şekilde ödenmediğini, bu alacağa ilişkin icra takibi ve eldeki dava henüz sonuçlanmamışken karşı tarafın sanki bu yönde tahsilat yapılmış gibi icra takibi başlatmasının ve dava açmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ayrıca müvekkili işçilerinin diğer taşeronların imalatlarına zarar verdiği iddiasıyla ileri sürülen 28.876,00 TL’lik alacak iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin tüm imalatları sözleşmeye uygun ve kusursuz şekilde yerine getirdiğini, inşaatın 2017 yılı Haziran ayında karşı tarafa teslim edildiğini, o tarihten itibaren ana taşınmazda oturumun başladığını ve davalı tarafın tacir sıfatıyla yapıyı açıkça kabul ettiği gibi bağımsız bölümlerin önemli bir kısmını üçüncü kişilere satarak teslim ettiğini, bu nedenle yaklaşık bir buçuk yıl sonra eksik veya kusurlu imalat iddiasıyla dava açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, müvekkilince açılan davanın kabulü ile İstanbul 18. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ esas sayılı birleşen davasının ve karşı tarafça ileri sürülen tüm taleplerin reddine, ayrıca karşı tarafın kötü niyetli dava ve takipleri nedeniyle alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece iddia, savunma, taraf beyanları, sözleşme hükümleri, mahallinde yapılan keşif ve dosya kapsamında alınan denetime elverişli bilirkişi ikinci ek raporu birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında Nisan 2016 tarihinde imzalanan “... ... Sözleşme Şartları” ve buna bağlı şantiye işleyişi şartnamesi kapsamında davacı ... A.Ş.’nin yüklenici, davalı ... A.Ş.’nin işveren sıfatıyla sözleşme ilişkisi kurdukları, yüklenici tarafından hakedişlerinin ödenmediği iddiasıyla başlatılan İstanbul 18. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takibine işveren tarafından itiraz edilmesi üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, işveren tarafından ise yüklenicinin sözleşmeden doğan edimlerini gereği gibi yerine getirmediği iddiasıyla İstanbul 36. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası ile başlatılan takip üzerine birleşen davanın açıldığı, mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda yüklenicinin gerçekleştirdiği işlerden kaynaklı hakediş tutarının 1.277.625,47 TL olduğu, davacı yüklenicinin 1.353.900,36 TL tutarında fatura düzenlediği, davalı işveren tarafından ise toplam 1.203.429,98 TL ödeme yapıldığı, bu durumda yüklenicinin bakiye 74.195,49 TL alacaklı olduğu anlaşıldığından İstanbul 18. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın bu miktar yönünden iptaline ve takibin bu tutar üzerinden devamına karar verilmesi gerektiği, ancak alacağın eser sözleşmesinden kaynaklanması ve bilirkişi incelemesi ile belirlenmiş olması nedeniyle likit nitelikte bulunmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiği; birleşen dava yönünden ise yapılan inceleme ve bilirkişi raporlarına göre işverenin yükleniciye fazladan ödeme yaptığını ya da sözleşme hükümleri uyarınca cezai şart talep edebileceğini gösterir bir delilin bulunmadığı, bu nedenle birleşen davanın reddi gerektiği ve yine alacağın tespiti teknik inceleme gerektirdiğinden kötü niyet tazminatı koşullarının da oluşmadığı anlaşılarak birleşen davaya ilişkin taleplerin de reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF SEBEPLERİDavacı/birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda; taraflar arasındaki uyuşmazlığın tarafların mutabakatıyla düzenlenen ve her iki tarafın muhasebe kayıtlarına işlenen gerçek ve fiili hakedişlere dayalı bir alacak ilişkisinden kaynaklandığını, müvekkilinin davalı ... ... A.Ş.’den olan alacağını tahsil edememesi üzerine █████/2017 tarihinde İstanbul 18. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından yapılan itiraz üzerine itirazın iptali istemiyle dava açıldığını, söz konusu yargılama bilirkişi incelemesi aşamasında devam ederken davalı tarafından eksik ve kusurlu imalat iddiasıyla müvekkili adına fatura düzenlenerek gönderildiğini, bu faturaya müvekkili tarafından Bakırköy 5. Noterliği’nin █████/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile itiraz edilerek iade edildiğini, buna rağmen davalı şirket tarafından İstanbul 36. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası üzerinden alacak iddiasına dayalı yeni bir icra takibi başlatıldığını ve yapılan itiraz üzerine bu kez alacak davası açıldığını, açılan bu birleşen davanın yalnızca yargılamayı uzatma amacı taşıyan haksız ve hukuka aykırı bir takipten kaynaklandığını, nitekim dosyada alınan bilirkişi raporunda da icra takibine konu alacağın varlığı ve miktarının tereddütsüz şekilde tespit edildiğini ve birleşen davanın haksız bir takibe dayandığının ortaya konulduğunu, buna rağmen ilk derece mahkemesince talepleri doğrultusunda kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, tarafların dosyaya sunduğu hakediş raporlarının aynı olduğunu ve hakedişlerin taraflarca yapılan işin uygun bulunduğunun kabulü anlamına geldiğini, müvekkil tarafından düzenlenen faturaların bu hakedişlere dayanılarak kesildiğini ve her iki tarafın muhasebe kayıtlarına işlendiğini, bu kayıtlara herhangi bir itirazda bulunulmadığını, buna karşın davalı tarafından icra takibinden yaklaşık bir buçuk yıl sonra iade faturası düzenlenmesinin hukuki değer taşımadığını, ayrıca müvekkilinin sözleşme kapsamında üstlendiği tüm imalatları sözleşmeye uygun ve kusursuz şekilde yerine getirerek 2017 yılı Haziran ayında eseri karşı tarafa teslim ettiğini, bu tarihten sonra taşınmazda fiilen oturum başladığını, davalı tarafın tacir sıfatıyla eseri açıkça kabul ettiği gibi bağımsız bölümlerin önemli bir kısmını üçüncü kişilere satarak teslim ettiğini, bu nedenle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 477. maddesi uyarınca eserin açık veya örtülü kabulü sonrasında yüklenicinin sorumluluğunun ortadan kalktığını, bu aşamadan sonra eksik veya kusurlu imalat iddiasıyla açılan birleşen davanın hukuken dinlenebilir nitelikte bulunmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı/birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda; ilk derece mahkemesince uyuşmazlık hakkında yeterli ve sağlıklı bir inceleme yapılmadan karar verildiğini, dosya kapsamında alınan █████/2019 tarihli bilirkişi raporu ile █████/2020 ve █████/2021 tarihli bilirkişi ek raporları arasında ciddi çelişkiler bulunduğunu, aynı bilirkişi tarafından hazırlanan bu raporlarda taraflarına yükletilen borç miktarlarının her incelemede değiştiğini ve müvekkil şirket lehine olacak şekilde giderek azaldığını, ilk raporda müvekkil şirketin davacıya 152.718,27 TL borçlu olduğu yönünde değerlendirme yapılmasına karşın ek raporlarda bu miktarın önce 76.443,38 TL’ye, ardından 74.195,49 TL’ye düşürüldüğünü, bu durumun bilirkişi incelemesinin hatalı ve eksik olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, ayrıca keşif işlemlerinin usulüne uygun yapılmadığını, dosyada sunulan fotoğraflar hakkında önce inceleme yapılamayacağı belirtilmesine rağmen daha sonra bu fotoğraflar üzerinden müvekkil aleyhine değerlendirme yapılmasının çelişkili olduğunu, ikinci ek rapor hazırlanırken yeniden keşif yapılmadığını, davacı tarafın müvekkil şirkete olan borcunun dikkate alınmadığını ve tarafların sunduğu ticari defterler ile hakediş raporları kapsamlı şekilde incelenmeden hüküm kurulduğunu, bilirkişinin hukuki değerlendirme yaparak adeta mahkeme yerine geçer biçimde tarafların taleplerinin haklı olup olmadığına dair sonuçlara ulaştığını, bu durumun bilirkişinin görev sınırlarını aşması anlamına geldiğini, sözleşme kapsamında yapılmayan işlerin yapılmış gibi gösterildiğini, sözleşme dışı ilave iş bedellerinin ödendiği halde yeniden hesaplamaya dahil edildiğini, kusurlu imalatlar yönünden yapılan iskontoların hatalı uygulandığını, hiç yapılmayan işlerin faturalandırıldığı halde bu hususun dikkate alınmadığını ve diğer yüklenicilerin imalatlarına verilen zararların alacak hesaplamasından düşülmediğini, bu nedenle bilirkişi raporlarında sözleşme bedelinin hatalı şekilde hesaplandığını, müvekkil şirketin ticari defterleri ve hakediş kayıtlarına göre davacı ... ...’ye toplam 1.203.429,98 TL ödeme yaptığını, taraflar arasındaki sözleşme bedelinin ise 1.101.975,30 TL olduğunu, bu nedenle aradaki 101.454,67 TL farkın davacı tarafından müvekkiline ödenmesi gerektiğini, buna rağmen birleşen karşı davalarının reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇETaraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı/birleşen davada davalı yüklenici, davalı/birleşen davada davacı iş sahibidir.Asıl davada davacı vekili, taraflar arasında Nisan 2016 tarihli sözleşme ve ek şartnameler kapsamında müvekkilinin üstlendiği tüm imalatları eksiksiz yerine getirdiğini, buna rağmen düzenlenen faturaların davalı tarafından ödenmediğini, cari hesap kayıtlarına göre alacağın bulunduğunu ve bu alacağa ilişkin başlatılan icra takibine yapılan itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiş; birleşen davada davacı iş sahibi ise davalının sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek ayrıca alacak talebinde bulunmuştur. Davalı vekili, davacı tarafından yapılan alacak hesabının sözleşmeye ve fiili imalat durumuna aykırı olduğunu, yapılmayan veya vazgeçilen iş kalemlerinin de hesaba dahil edildiğini, yapılan ödemelerin mahsup edilmediğini, eksik ve kusurlu imalatlar ile diğer taşeronlara verilen zararlar nedeniyle yapılan kesintilerin dikkate alınmadığını, ayrıca sözleşme gereği geçici kabul tutanakları imzalanmadan alacak talep edilemeyeceğini ve bu koşullar oluşmadığından davacının alacak talebinin muaccel olmadığını savunarak davanın reddini istemiş, birleşen dava yönünden de iddiaların dayanaksız olduğunu ileri sürmüştür. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.Yapılan incelemede, dosya kapsamı ve tarafların talepleri birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece aslında her iki dava yönünden de kısmi kabul sonucuna varıldığı, buna rağmen birleşen davanın salt asıl davada incelendiği gerekçesiyle tümden reddedildiği anlaşılmaktadır.Taraflar arasındaki sözleşme götürü bedelli olup, tarafların taleplerinin niteliği itibarıyla, uyuşmazlığın işin ifasına ve tasfiyesine ilişkin olduğu açıktır. Bu nedenle, sözleşmede kararlaştırılan geçici ve kesin kabul hükümleri de gözetilerek tasfiye esaslarının belirlenmesi gerekirken, bu hususlar dikkate alınmadan sonuca gidilmesi isabetli olmamıştır.Davalı iş sahibi savunmasında ve birleşen dava dilekçesinde işlerin eksik ve ayıplı yapıldığını, bu nedenle diğer talep kalemleriyle birlikte alacaklı olduğunu ileri sürmüştür. Davalının beyanlarına göre iş bedelinin tamamının ödenmediği de anlaşılmakla, kural olarak eksik ve ayıplı işlerden kaynaklanan bu iddianın birleşen davada bağımsız alacak talebi yerine asıl davada mahsup itirazı olarak değerlendirilmesinde usuli yönden bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Öte yandan, üçüncü kişilere verildiği ileri sürülen zararların dosya kapsamındaki delillerle ispatlanamadığı anlaşılmakla, bu talep kaleminin reddi gerekirken kabulü de isabetli olmamıştır.Diğer talep kalemleri yönünden yapılan incelemede ise; öncelikle davacı yükleniciye, asıl davada cari hesap kapsamında talep ettiği işler içerisinde ilave iş bulunup bulunmadığı açıklattırılmalı, iş değişikliği ve iş eksilişi iddiaları da bu çerçevede somutlaştırılmalı, varsa ilave iş niteliğinde olduğu belirlenen işler bakımından bedelin, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun vekâletsiz iş görmeye ilişkin hükümleri uyarınca hesaplanması ve gerekiyorsa ayrıca hüküm altına alınması gerekir. Sözleşme kapsamında kalan işler yönünden ise; eksik ve ayıplı imalatlar da dikkate alınmak suretiyle işin fiziki gerçekleşme oranı belirlenmeli, bu oran sözleşme bedeline uygulanarak (fiziki oran yöntemiyle) bulunacak tutardan, taraflarca kabul edilen veya usulüne uygun şekilde ispatlanan ödemeler mahsup edilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.O hâlde mahkemece yapılması gereken iş; asıl davada öncelikle, yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde eksik ve ayıplı işler de dikkate alınarak iş bedelinin fiziki oran yöntemi ile belirlenmesi ile varılacak sonuca göre, davalı/birleşen dava davacısı iş sahibinin alacaklı olup olmadığının saptanması; alacaklı olduğu saptanırsa, birleşen davaya konu edilen talep kalemlerin asıl davadan mahsup edilmeyerek bağımsız bir dava olan birleşen davada hüküm kurulmasıdır. Bu hususlar yerine getirilmeksizin, birleşen davanın yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi de hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE,2-İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2021 tarih, █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-Taraflar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.