Anahtar kelimeler: Vals Kitapta Baskısı Kasım Başkanı Eser İsimli Kesinlik Ankara Şartı
4. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ
: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
SAYISI
: 2022/5 60... /1262 Karar
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİH
: 09.12.2021
SAYISI
: 2017/7 38... /477 Karar
Birleşen Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas Sayılı Dosyası
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili ...'nın diğer müvekkili şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu; davalı ...'ın eser sahibi olduğu, diğer davalı şirket tarafından yayınlanan Kasım 2017'de ilk baskısı yapılan "... Vals İhale-Rant- Para" isimli kitapta müvekkilleri hakkında gerçek dışı söz ve ifadeler ile haksız isnatlara yer verildiğini, Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ D.iş sayılı kararı ile kitabın satımı ve dağıtımının önlenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verildiğini, dava konusu kitapta ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, müvekkillerinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın dağıtım ve satım tarihi olan 12.12.2017 tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili, hukuka aykırı eserin dağıtımının önlenmesi ve toplatılmasını talep etmiştir.
Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ D.iş sayılı kararı ile verilen ihtiyati tedbir kararının istinaf kanun yolu ile kaldırıldığını, bu suretle ihtiyati tedbir kararının haksız olduğunun tespit edildiğini, davalıların kitapta yer alan ifadelerin gerçek olduğunu bilmelerine rağmen hukuka aykırı şekilde ihtiyati tedbir talebinde bulunduklarını, ihtiyati tedbir kararının icrası nedeniyle müvekkilinin manevi olarak zarara uğradığını belirterek 20.000,00 TL manevi tazminatın tedbir kararının verildiği 18.12.2017 tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili asıl dava cevap dilekçesinde; dava konusu kitapta yer alan söz ve ifadelerin kişilik haklarına saldırı teşkil etmediğini, kitabın güncel olduğunu, ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, davacılar hakkında daha önce yapılmış haberlere dayanılarak kaleme alındığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalılar vekili birleşen dava cevap dilekçesinde; müvekkilleri tarafından Anayasa ile güvence altına alınmış hak arama özgürlüğü sınırları içerisinde ihtiyati tedbir talep edildiğini, davanın haksız olduğunu belirterek reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu kitapta ortaya konulan iddiaların genel olarak bir takım haber, makale, mahkeme kararı, internet ortamında yayınlanan birtakım belgeler, televizyon yayınları gibi kaynaklardan elde edilen bilgiler temelinde oluşturulduğu, kullanılan kaynakların büyük çoğunluğunun herkes tarafından ulaşılabilir nitelikte açık kaynaklar olduğu, davalı tarafın anlatımlarında kamusal yarar ve toplumsal ilginin olduğu, görünürdeki gerçeğe uygun ve güncel olduğu, kitapta düşünsel bağlılık korunmak suretiyle davalı tarafın düşüncelerinin aktarıldığı, eleştiri niteliğinde olduğu, asıl davada manevi tazminat koşulları oluşmadığı; birleşen davada ise dava konusu kitabın dağıtımı ve toplatılmasına ilişkin verilen ihtiyati tedbir kararının haksız olduğu anlaşılmış ise de ihtiyati tedbir talep eden tarafın kusurunun ispatlanamadığı, yasal hakkın kullanıldığı, birleşen dava yönünden de manevi tazminat talebinin şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden, dava konusu kitabın açık kaynaklardan elde edilen bilgilere göre kaleme alındığı, kullanılan kaynakların büyük çoğunluğunun herkes tarafından ulaşılabilir nitelikte olduğu, bu kaynaklardan alınan bilgilerin aynen yayınlanmasından sonra davalı yazar tarafından bir kısım yorumlar yapıldığı, yapılan yorumlar sert ve incitici nitelikte de olsa kamuoyunda tanınan bir kişiliğe sahip olan davacının bu eleştirilere katlanması gerektiği, gerek verilen bilgilerde gerekse yorumlarda davacının kişilik haklarını ihlal eder ifadelerin kullanılmadığı, bu şartlar altında davalı tarafın ifade özgürlüğüne sınırlama getirilmesini gerektirir demokratik bir toplum için gereklilik bulunmadığı; birleşen dava yönünden ise ihtiyati tedbir kararının haksız olduğu anlaşılmış ise de ihtiyati tedbir talep eden tarafın kusurunun ispatlanamadığı, manevi tazminat talebinin şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davaya yönelik davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde; ülke çapında yayınlanan bir kitapta müvekkillerine somut olgu isnat edildiğini, basın özgürlüğünün sınırsız olmadığını, müvekkilinin özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini, itibarlarının zedelendiğini, sarf edilen söz ve ifadelerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu, gerçek dışı yayın ile öz ve biçim dengesinin bozulduğunu, asıl davanın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; asıl dava, ...'ın eser sahibi olduğu Kasım 2017'de ilk baskısı yapılan "... Vals İhale-Rant- Para" isimli kitapta yer verilen gerçek dışı söz ve ifadeler nedeniyle davacıların kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat, eserin dağıtımının önlenmesi ve toplatılması; birleşen dava, haksız ihtiyati tedbir kararı nedeniyle manevi tazminat talebine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına göre, davacı ... Yapı İnşaat Taah. San. ve Tic. A.Ş.'nin tüm, davacı ...'nın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı ...'nın diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
Manevi tazminat ile ilgili yasal düzenlemeler Türk Medeni Kanunu (TMK) 24. maddesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 58. maddesinde yer almaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesi;
“Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.
Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Kişilik hakkının zedelenmesi” başlıklı 58. maddesi;
“Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.
Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.” şeklindedir.
Basın özgürlüğü ise Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Basın hürriyeti" başlıklı 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesinde düzenlenmiştir.
5187 sayılı Basın Kanunu’nun 3. maddesinde;
“Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir.
Basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlâkının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir.” hükmü yer almaktadır.
Basın özgürlüğü, kişinin dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren olay ve olgular hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamayı amaçlar.
Bunun gereği olarak basın; haber toplamak, fikir ve kanaatleri izleyerek bunları çözümlemek, yorumlamak, eleştirmek ve sonuçta kamuoyunu ilgilendiren konularda doğru ve gerçeğe uygun haber vermek hakkına sahip ve bununla görevlidir. Eş söyleyişle denetim, uyarma, eleştiri ve gerçekleri açıklama basının doğal görevleridir.
Basın özgürlüğü ile bağlantılı kavramlar olarak Anayasa'da düşünce ve kanaat hürriyeti (m.25) düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti (m.26) ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir.
Basının kamu görevi yapmasında göz önünde tutulan amaç ile kişilik haklarına verilen zarar arasında açık bir oransızlık varsa, yayının hukuka aykırı olduğu kabul edilmelidir. Objektiflikten ayrılmak, haber sınırını aşmak, genişletici ve yanlış yorumlarda bulunmak, gerçek dışı haber vermek, yersiz şekilde onur kırıcı sözler kullanmak, dürüstlük kurallarına aykırı davranmak, kişisel nedenlerle salt sansasyon için yayın yapmak hukuka aykırıdır.
Bu açıklamalardan sonra, denilebilir ki; basın özgürlüğünün kişilik haklarına üstün tutulabilmesi için haberin gerçeğe uygun olması, gerçeğe uygun yayının haber niteliği taşıması, gerçeğe uygun haberlerin verilmesinde nesnel (objektif) ölçütlere uyulması, haberin veriliş biçimi yönünden özle biçim arasında ölçülülük bulunması gerekir. Bir yayının hukuka uygun olduğunun kabul edilebilmesi ancak açıklanan bütün bu koşulların birlikte varlığı hâlinde mümkündür. Yapılan bir yayın bu temel ilkelerden herhangi birine ters düşüyorsa hukuka aykırılık unsuru gerçekleşmiş olacaktır
Yayınlanmasında kamu yararı bulunan, gerçek ve güncel bir haberin veya eleştirinin, özle biçim arasında denge kurulmak suretiyle verildiği durumlarda manevi tazminat sorumluluğunun temel öğesi olan hukuka aykırılık gerçekleşmeyeceğinden basının sorumluluğu da söz konusu olamaz.
Basın objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle olay ve konu ile ilgili olan, görünen, bilinen her şeyi araştırma, inceleme ve olayları o anda belirlenen biçimi ile değerlendirme, yayma ve yayınlama yetki ve sorumluluğuna sahip olmakla birlikte, haberin verilişi sırasında özle biçim arasındaki dengenin bozulmaması gerekir.
Haberde gerekli, yararlı ve ilgili olmayan nitelemeler ve yorumlar yapıldığı, haberin içeriğine uygun düşmeyen, tahrik edici, kamuoyunda husumet ve kuşku yaratıcı, güveni zedeleyici bir üslubun kullanıldığı durumlarda, özle biçim arasındaki denge bozulmuş sayılır. Bu da hukuka aykırılığın varlığını kabule imkân sağlar.
Diğer bir anlatımla basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma, yönlendirme yetki ve sorumluluğuna sahiptir. Bunun içindir ki, basının yaptığı yayından dolayı hukuka aykırılık teşkil edecek olan eylemi, genel olaylardaki hukuka aykırı olan eylemden farklılıklar taşır. İşte bu farklılık ve ayrık durum gözetilerek yapılan yayının hukuka aykırılık veya uygunluk sınırı belirlenmelidir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır.
Basının manevi tazminat sorumluluğunun doğması TBK'nın 58. maddesindeki koşulların da gerçekleşmesine bağlıdır.
Tüm bu açıklamalar ve yasal düzenlemeler ışığında somut olay incelendiğinde; davalı ... tarafından kaleme alınan davalı şirket tarafından yayınlanan "... Vals İhale-Rant- Para" isimli kitapta davacı hakkında sarf edilen söz ve ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu iddiası ile eldeki davanın açıldığı; kitapta davacının rızası olmaksızın kişisel verilerinin hukuka aykırı olarak kullanıldığı, özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiği, doğruluğuna dair bir bilgi olmayan söz ve ifadelerin kullanıldığı, ifade ve basın özgürlüğü sınırlarının aşıldığı, özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu ve davacının kişilik haklarına saldırının gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Şu durumda; kişilik hakları saldırıya uğrayan davacı ... yararına TBK'nın 58. maddesi uyarınca manevi tazminatın şartlarının oluştuğu gözetilmeden yanılgılı gerekçeyle istemin tümden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... Yapı İnşaat Taah. San. Ve Tic. A.Ş.'nin tüm, davacı ...'nın diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ...'nın temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ... Yapı İnşaat Taah. San. ve Tic. A.Ş. 'ye yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacı ...'ya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!