Anahtar kelimeler: Ayvacık Jeotermal Sondaj Nokta Köyleri Çanakkale İptale Planlanan Mevkiindeki Kaynak

T.C.
D A N I Ş T A YDÖRDÜNCÜ DAİREEsas No
: █████████Karar No
: ████████TEMYİZ EDENLER
: 1- (DAVALI) ... ValiliğiVEKİLİ
: Av. ...2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Sanayi ve Ticaret Anonim ŞirketiVEKİLİ
: Av. ...KARŞI TARAF (DAVACILAR)
: 1-...2- ...3- ...4- ... Birliği5- ... Derneği6-... DerneğiVEKİLİ
: Av. ...7-...Odası BaşkanlığıVEKİLİ
: Av. ...8- ... 9- ...MÜDAHİL (DAVACILAR YANINDA)
:... BaşkanlığıVEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: ...İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptale ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: Çanakkale İli, Ayvacık İlçesi, ..., ..., ... Köyleri mevkiindeki davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "İR:█████ Nolu Ruhsat Jeotermal Kaynak Arama Amaçlı Sondaj Çalışmaları (11 Nokta)" projesi ile ilgili olarak Çanakkale Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce verilen... tarih ve E-... sayılı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararın iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: İdare Mahkemesince verilen kararda; bakılan davanın, davacı ... ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanlığının vekili olduğu iddiasıyla Av. ... tarafından, usulüne uygun olarak düzenlenmiş vekaletname aslının ya da aslına uygunluğu imza altına alınarak onaylanmış vekaletname örneğinin dava dosyasına sunulmaksızın açıldığı, bunun üzerine Mahkemenin ara kararı ile, Av. ...'nin davacılardan ... ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanlığı tarafından vekil tayin edildiğini gösterir, usulüne uygun olarak düzenlenmiş vekaletnamenin istenilmesine karar verildiği, ara kararına Av.... tarafından cevap verilmediği, duruşma günü Av. ... tarafından bazı davacılara dair vekaletnameler sunulmuş ise de, adı geçen iş bu davacılar yönünden herhangi bir vekaletnamenin dosyaya sunulmadığı ve davacılar ... ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanlığı tarafından da, davaya bizzat devam edileceğine dair bir beyanda bulunulmadığı görülmektedir.Bu durumda; davacılar ... ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanlığı yönünden, mevzuat hükümlerine uygun olarak açılmayan ve verilen kesin süre içerisinde eksiklikleri giderilmeyen davanın incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı anlaşılmakla, davacılar ... ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanlığı yönünden, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Ayrıca davacılardan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası tarafından, dava açıldıktan sonra, davacılar yanında davaya müdahil olma talebinde bulunulduğu ve müdahillik talebinin de Mahkemece kabul edildiği, yapılan duruşmaya da, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanlığının davacı sıfatıyla herhangi bir temsilcisinin ya da vekilinin gelmediği, bu kurumun davacılar yanında müdahil sıfatıyla temsilcisi olarak ...'ın geldiği görüldüğünden, davacılardan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odasının iş bu davada davacı olarak değil, davacı yanında davaya müdahil sıfatıyla iştirak ettiği görülmektedir.Diğer davacılar yönünden, uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, jeoloji mühendisi, hidrojeoloji mühendisi, maden mühendisi, orman mühendisi, ziraat mühendisi, harita mühendisi, arkeolog ve biyologtan oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dava dosyasındaki tüm bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; bölgenin tarımsal potansiyeli yüksek bir bölge olduğu, proje sebebiyle tarımsal potansiyeli yüksek sulu mutlak tarım arazilerinin bütünlüğünün bozulacağı, her bir sondaj alanında 1500 m2 olmak üzere toplamda 15000 m2’lik bir alanın üzerinin 20 cm kalınlığında beton dökülmek suretiyle tarımsal niteliğinin bozulacağı da dikkate alındığında, oluşacak etkilerin kabul edilebilir düzeyde olmadığı, sondaj noktalarından ikisinin ve sondaj alanlarından birinin doğal sit alanı içerisinde bulunduğu, davaya konu ruhsat alanı içerisinde, ruhsat alanı ve sondaj alanlarının etrafında yoğun bir arkeolojik kalıntı grubunun olduğu, bu kadar yoğun arkeolojik buluntunun bulunduğu alanın arasında kalan alanlarda yüzeyde görülemese de toprak altında arkeolojik kültür varlığı olma olasılığının yüksek olduğu, bölgedeki artan her bir sondajın aşırı pompaj ve deşarj şartlarını getirdiği, bu devamlılıkla bölgedeki tatlı su akiferlerinin bozulmasının kaçınılmaz olduğu, söz konusu projenin genel olarak ekosistemi ve çevrede bulunan yerleşim yerlerini, çevredeki bitki örtüsünü, su kaynaklarını ve doğal yaşamı ne ölçüde etkileyeceğinin ve çözümlerinin neler olacağının tanımlanması gerektiği, bu suretle çevresel etki değerlendirme sürecinin işletilmesinin gerekli olduğu açık olup; bilirkişi raporunda da vurgulanmış risk ve etkiler sebebiyle ÇED sürecinin işletilmesi ve neticede ortaya çıkan duruma göre iş ve işlemler gerçekleştirilmesi gerektiği kanaatine varılmış olduğundan dava konusu idari işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Öte yandan; bilirkişi raporunda belirtilen görüşler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sondaj arama faaliyeti için teknik olarak her sondaj noktası için zorunlu olan 1500 m²’ lik beton platformun inşaat atığının nasıl kaldırılacağının, nereye taşınacağının belirtilmediği, proje tanıtım dosyasının (PTD) “Projenin yeri ve alternatifleri” başlığı altındaki kısmında, "...Ayrıca yönetmelik gereği ruhsat sınırlarına 100 m, yerleşim yerlerine en az 1000 m mesafe bırakılmıştır.." şeklinde tanımlama yapıldığı halde, MTN-P8 numaralı sondaj noktasının Tuzla köy merkezine 550 m, ruhsat sınırına 89 m. mesafede olduğu, jeotermal sondaj endüstrisinin en önemli problemlerinden biri olan kaçak ve boru problemlerini en aza indirecek sondaj sıvısı kimyasallarına yönelik bir bilgiye PTD'de rastlanılmadığı, sondaj alanlarında oluşacak bitkisel toprak ile hafriyat kazısının birlikte geçici depolama alanında biriktirilmesi durumunda depolama yüksekliğinin yaklaşık 5 m olacağı, bu durumun da toprağın kayması, yağış ile taşınması vb. olumsuz durumlara sebebiyet verebileceğinden ve bu hesaplamaların da teorik olduğu düşünüldüğünde, uygulamada da daha fazla hafriyat toprağı çıkacağı göz önüne alındığında, 275 m2 depolama alanının yetersiz olduğu, sondaj açımı sırasında kullanılan sirkülasyon sıvısı ve kuyu yıkama işlemi tamamlanıp kuyu stabilitesi sağlandıktan sonra, yapılacak test çalışmaları için kuyu lokasyonlarında hazırlanacak sızdırmasız havuzların kapasitelerinin test süresince öngörülen akışlara göre emniyet sınırlarında olması gerektiği, kuyu tamamlama testleri sırasında kuyu temizliği ve stabil akışın sağlanarak üretim verilerinin elde edilmesinin teknik zorunluluk olduğu, bu amaçla sondajı tamamlanan kuyuların yaklaşık iki gün tam kapasite çalıştırılmasının söz konusu olduğu, bu suların alıcı ortama deşarj edilmemesi gerektiği, bu konulara ilişkin PTD'de bir değerlendirme yapılmadığı, test sularının nasıl bertaraf edileceğine ilişkin bir değerlendirmenin PTD'de yer alması gerektiği halde yer almadığı, Tarım ve Orman Bakanlığı 2. Bölge Müdürlüğünün görüş yazısında, sondaj alanının Tuzla Deltasında bulunduğu ve Tuzla Çayına yakın mesafede de (6 adet sondaj) çalışma planlandığı tespit edildiği, ayrıca 2012 yılında yaz döneminde yapılan çalışmada Çanakkale ilinin Tuzla, Menderes, Kocabaş ve Kavak Çayı Deltaları, Gökçeada’nın Kuzey Kıyıları, Karabiga Kıyıları ve Bozcaada sahil zonunun hassas denizel alanlar olarak belirlendiği, bu amaçla belli bir koruma statüsü oluşturulması amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı 2. Bölge Genel Müdürlüğünce teklifte bulunulduğu, ancak PTD'de bu alanlara yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmadığı ve bu durumdan hiç bahsedilmediği, proje alanının sınırı deniz olmasına rağmen herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, en tehlikeli olan ve pahalı arıtım önlemleri gerektiren H2S emisyonuna yönelik, PTD'de bir değerlendirme yapılmadığı, EBRD ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (2020) işbirliği ile Türkiye’deki mevcut ve planlanan jeotermal enerji santralleri ile diğer sanayi ve tarımsal faaliyetlerin bölgesel bazda değerlendirilmesini içeren “Kümülatif Etki Değerlendirmesi Projesine" uygun olarak dava konusu proje alanı için kümülatif bir değerlendirmenin yapılmadığı, mutlak tarım arazilerinin amaç dışı kullanılabilmesinin 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu’nun tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı başlıklı 13. maddesi gereğince Kurul’un uygun görmesi şartına bağlandığı, bu mevzuat hükmü gereği Kurul kararı olmadan kurum tarafından verilen yazılı izinle amaç dışı kullanımın mevzuata uygun olmadığı, Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmelik’in 12. maddesinin (2) bendinde belirtilen şekilde, noter onaylı bir taahhütnamenin PTD'de bulunmadığı, dosyada müdahil şirket tarafından kaşelenip imzalanmış noter onaysız bir taahhütname bulunduğu, proje kapsamındaki bazı sondaj noktalarına (sondaj 4, 5 ve 12) yakın zeytinlik vasfında olan taşınmazların bulunduğu, bu sebeple bu sondaj alanlarının 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanunun 20. maddesine uygun olmadığı, PTD'de yönteme değinilmediği, bu sebeple, yöntem açısından projenin yetersiz olduğu, saha çalışmalarının hangi mevsimlerde ve kaç gün süre ile yapıldığına, alanın habitat ve vejetasyon tiplerinin ayrıntılı bilgilerine PTD'de yer verilmediği, proje sahası ve çevresinde uzmanlar tarafından kapsamlı floristik çalışmaların yapılmadığı, PTD'de ilgili listedeki sayıların eksik kaldığı, proje alanında oldukça yoğun gözlenen "Abdest Bozan" türüne rastlanılmasına rağmen PTD'de bu türe yer verilmediği, Karaçam türünün nispi bolluk olarak 3 ile (orta derece bol) gösterilmesinin; proje alanının rakımının 300 m’nin çok çok altında olması, denizel alanlara yakınlığı, alanın çoğunluğunun düz, frigagana ve tarım arazilerinden oluşması da dikkate alındığında gerçeği yansıtmadığı, proje sahası içinde zeytinliklere de rastlanıldığı halde, PTD'nin flora tür listesinde belirtilmediği, PTD'de, Kızılçam için "Pinus sylvestris" şeklinde ifade edilmesinin bilimsel hata olduğu, çünkü "Pinus sylvestris'in" Sarıçam anlamına geldiği, yine “Proje alanı orman alanında bulunmamaktadır.” denilmesine rağmen raporda belirtilen flora tür listelerinde orman ağaçlarına (Karaçam, Kızılçam, Mazı meşesi, Saçlı meşe) yer verildiği, proje alanında yoğun olduğu tespit edilen bazı türlere (Eşekhıyarı, Tilkişen, Hayıt, Fesleğen, Boğala, Hoşnemnem, Akçakesme, Karakına, Kamış) raporda hiç yer verilmediği, yine proje raporunda, flora ve fauna elemanları için ortaya çıkabilecek risklere, bu risklerin olası etkileri ve alınması gereken önlemlere ve önleyici/azaltıcı tedbirlere de gerçekçi ve uygulanabilir düzeyde yer verilmediği, tuzlu su girişiminin önlenmesine yönelik çeşitli çözüm yöntemlerinden olan; su kullanımının sınırlandırılması, kuyu konumlarının değiştirilmesi, hidrolik ve fiziksel bariyerlere hiç yer verilmediği, tuzlu su girişiminin önlenmesi için hiçbir önlemden söz edilmediği, geçici atık depolama tesisinin projede nereye, nasıl, nasıl özellikte ve kapasitede kurulacağının belirtilmediği, proje alanında çalıştırılacak olan araçların marka model bilgilerinin verilmemesinin, gürültü modellemesinin yüzeysel veri ve tahmini veri girişleri ile yapıldığını gösterdiği, toz modelleme ve gürültü modelleme verileri yüzeysel veri setleri ile oluşturulduğu için projedeki çalışma alanı ve çalışma ekipmanlarının yeterli bilgiler olmadan hazırlandığı, projenin iş ekipman listesi sunulmadığından, toplam iş makinesi ve ekipman çalışmasının belli olmadığı, personel listesinin görev dağılımı olmadığı için, yapılması gereken işler için personellerin durumunun belirsiz olduğu, bu durumun da işçi adedine bağlı çevresel etki hesaplamalarını doğrudan etkilediği ve sonuçların yanlış çıkmasına ve alınacak önlemlerde belirsizliğe sebep olacağı, yeraltı suyu parametreleri (EC, Sıcaklık, pH, Na, K, Ca, Mg, Cl, SO4, HCO3, Br, F, B, Li) ile ilgili beklenen maksimum değerlerin hesaplanmadığı ve jeotermal rezervuar ve sığ yeraltı suyu akifer sistemleri ve ilişkisinin belirlenerek bunları gösteren bir kesite yer verilmediği hususları ile bilirkişi raporunda bilimsel yönden hatalı ve eksik görülen diğer tüm hususlar dikkate alındığında, PTD'de bu yönlerden eksikliklerin bulunduğu ve yukarıda yer verilen gerekçe ile, dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararına konu proje ile ilgili olarak, ÇED sürecinin işletilmesi ve neticede ortaya çıkan duruma göre iş ve işlemler gerçekleştirilmesi gerektiği kanaatine varılmış olduğundan, işbu kararın uygulanması noktasında hazırlanacak ÇED raporunda bu eksikliklerin göz önüne alınması gerektiği açıktır.Belirtilen gerekçelerle; davacılardan ... ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanlığı yönünden davanıın açılmamış sayılmasına; diğer davacılar yönünden ise hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
: 1- Davalı idare tarafından, Mahkeme kararının iptale ilişkin kısmı ile ilgili olarak, dava konusu projenin ÇED Yönetmeliğinin Ek-2 listesinde yer alması nedeniyle PTD'nin hazırlandığı, ilgili kurumların olumlu görüşlerinin bulunduğu, PTD'deki taahhütlerin yeterli bulunması nedeniyle ÇED Gerekli Değildir kararının verildiği, dolayısıyla dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması suretiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.2- Davalı yanında müdahil tarafından, Mahkeme kararının iptale ilişkin kısmı ile ilgili olarak, Mahkemece ÇED süreci işletilmesi gerektiği yönünde değerlendirme yapılması ile idarenin yerine geçerek karar verilmiş olduğu, projenin tamamlanmasının sonra mevzuata uygun şekilde alanın eski hale getirileceği, çevresel etki değerlendirmeleri en yakın hassas alanlar dikkate alınmak suretiyle yapıldığı, projede bentonit dışında başka bir katkı maddesi kullanılmayacağı, borularda kaçakları önlemek amacıyla korozyona dayanıklı malzeme kullanımının söz konusu olacağı, bitkisel toprakla hafriyatın birlikte depolanmasının söz konusu olmayacağı, dolayısıyla depolama yüksekliğinin 5 m olmasının mümkün olmadığı, test sularının alıcı ortama deşarj edilmeyeceği, re-enjekte kuyuları ile akifere gönderileceği, ilgili kurumların olumlu görüşlerinin bulunduğu, projenin arama projesi olduğu ve hava kalitesine etki edecek bir emisyon salınımı olmadığı, dolayısıyla kümülatif etki değerlendirmesine gerek olmadığı, projenin çevresel etkileri 45 günlük proje süresiyle sınırlı olduğu, zeytinlik alanların varlığı dikkate alınarak sondaj noktalarının revize edilerek PTD'nin hazırlandığı, kaldı ki zeytinliklere olumsuz etki edecek bir emisyon salınımının olmadığı, flora ve faunayla ilgili önlemlere PTD'de yer verildiği, ayrıca geniş yayılışlı türler olduğu için nesillerinin tehlikeye düşme ihtimallerinin bulunmadığı, ayrıca keşifte kısıtlı bir alanın gözlemlenmesi nedeniyle flora ve faunayla ilgili tespitlerin gerçeği yansıtmadığı, jeotermal akışkanın temin edildiği zon ile yüzey ve yeraltı suyu akiferleri arasında bir bağlantı bulunmadığı, atık yönetiminin mevzuata uygun şekilde yapılacağının taahhüt edildiği, gürültü hesaplamalarının en kötü durum senaryosuna göre yapıldığı, kaza riski ve alınacak önlemlerle ilgili acil durum eylem planının hazırlandığı, yeraltı sularıyla ilgili hidrojeolojik etüt raporunun hazırlandığı ve bilirkişi raporunda eksik olduğu belirtilen konuların PTD'de yer aldığı, bilirkişi raporunun yetersiz olduğu halde, bu haliyle hükme esas alınarak verilen Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Savunma verilmemiştir.TETKİK HÂKİMİ
: ...DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE
:İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1.Temyiz isteminin reddine,2.Temyize konu ... İdare Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyiz edilen iptale ilişkin kısmının ONANMASINA,3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,4.Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.(X) KARŞI OY
:Dava; Çanakkale İli, Ayvacık İlçesi, ..., ..., ... Köyleri mevkiindeki davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "İR:█████ Nolu Ruhsat Jeotermal Kaynak Arama Amaçlı Sondaj Çalışmaları (11 Nokta)" projesi ile ilgili olarak Çanakkale Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce verilen...tarih ve E-... sayılı ''ÇED Gerekli Değildir" kararın iptali istemiyle açılmıştır.Uyuşmazlıkta; İdare Mahkemesince, bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, bilirkişilerce PTD'de birçok hususta eksiklik olduğu ileri sürülmekle birlikte, özellikle davalı yanında müdahilin söz konusu hususların PTD'de yer aldığına yönelik ayrıntılı itirazlarının bulunduğu halde, ek rapor alınmasına veya yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptılmasına karar verilmediği, dolayısıyla projenin çevresel etkileri ile bunlara karşı alınması gerekli önlemler hususunda PTD'nin yeterli olup olmadığı, yetersiz olması durumunda dahi eksikliklerin giderilmesi için ÇED sürecinin işletilip işletilmemesi gerekliliğinin açık ve somut bir şekilde ortaya konulmadığı sonucuna varılmıştır.Bu itibarla, dava dilekçesindeki ve temyiz dilekçesindeki iddiaların uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla ek bilirkişi raporu alınması ya da yeniden oluşturulacak bilirkişi heyetiyle keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle alınacak rapora göre yeniden bir karar verilmek üzere, Mahkeme kararının bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.(XX) KARŞI OY
:Dava; Çanakkale İli, Ayvacık İlçesi, ..., ..., ... Köyleri mevkiindeki davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "İR:█████ Nolu Ruhsat Jeotermal Kaynak Arama Amaçlı Sondaj Çalışmaları (11 Nokta)" projesi ile ilgili olarak Çanakkale Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce verilen... tarih ve E-... sayılı ''ÇED Gerekli Değildir" kararın iptali istemiyle açılmıştır.Dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararına konu projenin mahiyeti, davalı ve davalı yanında müdahilin temyiz dilekçelerinde yer verilen hususlar gözetildiğinde, İdare Mahkemesi kararına dayanak alınan bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin PTD'yi ve dava konusu işlemi kusurlandıracak nitelikte olmadığı, 11 adet sondaj arama projesinin çevre üzerindeki muhtemel etkilerinin, PTD'de yer verilen önlem ve taahhütlerle birlikte hukuken kabul edilebilir seviyelerde olduğu sonucuna varılmıştır.Bu itibarla; söz konusu proje hakkında verilen dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararı hukuka uygun olduğundan, Mahkeme kararının bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.