Anahtar kelimeler: Sel Serviste Onarımın Uğramasının Eylemden Kasko Genişletilmiş Ardından Hasarına Araçta

T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: █████████DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava konusu hasar gören... plakalı araç müvekkili şirkete, █████/2020-2021 tarihleri arasında,... nolu Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, maliki ... olan ve müvekkili sigorta şirketine Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan ... plakalı araç, █████/2021 tarihinde sel hasarına uğramasının ardından onarım amacıyla davalıya ait yetkili serviste işlem gördüğünü, ancak gerekli onarımın yapılmaması nedeniyle araçta hasar meydana geldiğini, söz konusu durum İzmir... Tüketici Mahkemesi'ni...D.İş sayılı delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporu ve İzmir ... Tüketici Mahkemesi'nin...K. sayılı dosyasında verilen hüküm ile sabit olduğunu, işbu hasar nedeniyle müvekkili şirketçe sigortalıya █████/2024 tarihinde 62.248,94-TL ödeme yapılmış olup bu tutarın, ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte TTK m. 1472 uyarınca davalıdan rücuen tahsili gerektiğini, müvekkili şirket hasar bedelini ödemekle mukavele şartlarına ve TTK 1472. maddesi hükmüne göre sigortalısının yerine kaim olmuş ve sigortalının zarara sebebiyet verenler aleyhine mevcut her türlü talep ve dava hakları şirkete intikal ettiğini belirterek davalının İzmir... İcra Müdürlüğünün... E. sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, asgari %20’den aşağı olmamak üzere davalının, davacı müvekkil sigorta şirketine icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket, dava konusu aracın markasına ilişkin olarak yetkili bayii ve servis sıfatına sahip olduğunu, bu çerçevede müvekkili şirketin tüm faaliyetleri, gerek araç üreticisinin teknik standartları gerekse de ilgili mevzuatın öngördüğü yükümlülükler çerçevesinde yürütüldüğünü, dava konusu olayda da aynı şekilde hareket edildiğini, müvekkili şirketin kusurlu, hatalı veya yanlış herhangi bir işlemde bulunmadığını, yedek parçaların temini konusunda, davacı sigorta şirketi anlaşmalı olduğu ... üzerinden parçaların sağlanmasını istediğini, müvekkili şirket de bu talimat doğrultusunda hareket ettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, sigorta eksperi ve şirketinin onayları ve yönlendirmeleri ile dava dışı ...e gönderilen ve onarımı yapılan parçalardan kaynaklı olarak müvekkili yetkili servisin sorumlu tutulamayacağını, dolayısıyla müvekkili şirketin kendi iradesiyle farklı bir tercih yapması söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin hukuki konumu itibarıyla, somut uyuşmazlık bakımından herhangi bir kusursuz sorumluluk öngörülmüş olmadığını, yetkili servisler bakımından, hizmet sunulmuş olması sebebiyle herhangi bir özel kusursuz sorumluluk rejimi düzenlenmediğini, bu nedenle, müvekkili şirketin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmiş olmasına rağmensonuçtan sorumlu tutulması hukuken mümkünolmadığını, davacı taraf, müvekkilinin kusurlu bir işlem yaptığını ispat edemediği sürece müvekkiline sorumluluk yüklenemeyeceğini, davacı tarafın müvekkiline yönelttiği alacak talebi haksız ve dayanaksız olduğunu, müvekkili şirket, üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiğini, araç davacı sigorta şirketinin bilgisi ve talimatları doğrultusunda onarıldığını ve zamanında teslim edildiğini, buna rağmen davacı taraf, gerçeğe aykırı ve mesnetsiz şekilde müvekkiline karşı alacak talebiyle icra takibi başlattığını ve müvekkili şirketi gereksiz yere dava sürecine sürüklediğini belirterek her türlü husumet, ilk itiraz, itirazhakları saklı kalmak kaydıyla, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın usulden reddine karar verilmesini, her halükarda davanın esastan reddine karar verilmesini, İİK m.67/2 gereği %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DAVA KONUSU
:Açılan dava, █████/2021 tarihinde meydana gelen sel hasarı neticesinde davalı şirkete ait yetkili serviste işlem gördüğü ancak gerekli onarım yapılmaması nedeniyle hasara uğradığı iddia olunan ... plakalı araç için, araç maliki sigortalısının başvurusu üzerine, ... plakalı aracın Kasko Sigortası poliçesini tanzim eden ... Şirketi tarafından ...numaralı Genişletilmiş Kasko Sigortası poliçesi kapsamında sigortalısına ödenen 62.248,94-TL ödemenin davalıdan rücuen tahsil edilip edilemeyeceği, davacının ZMMS poliçesi kapsamında rücu hakkı olup olmadığı, davacı şirketin rücuen alacaklı sıfatıyla başlattığı İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına itiraz eden borçlunun itirazının haklılık içerip içermediğine ilişkin itirazın iptali talebi ile davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatının hükmedilmesi talebine ilişkindir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇESigortacının rücu hakkı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesinde ; ''Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur.'' şeklinde düzenlenmiştir.Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda, █████/1944 tarih ve ███████ Esas 1944/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında aynen; "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle halefiyet davası ticari dava sayılamaz. Bu dava aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.03.1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 3.7.1944 sayılı kararında; "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." rücu davaları açısından görevli mahkemenin belirlenmesinde esas alınması gereken kıstaslara dikkat çekilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanun'un 5. maddesinde de ticari davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları yer almaktadır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanun'da düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı-İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323).Ticari davalar ise aynı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Dava konusu icra takibinin dayanağının, █████/2024 tarihinde gerçekleşen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde ...lakalı aracın hasar görmesinden kaynaklı olarak, sigortalının başvurusu üzerine ... plakalı aracın Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında açılan... Şirketi tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelinin kazanın gerçekleşmesinde kusuru bulunduğu iddia edilen davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkin olduğu,... Şirketi sigortalısına yaptığı ödeme mukabilinde, sigortalısının halefi konumuna geldiği, bu kapsamda hukuki konumu bakımından selefi olan sigortalısının hukukuna tabi olduğu, iş bu dava açısından dava dışı sigortalı tarafından davalılara husumet yöneltilerek dava açılmış olsa idi hangi mahkeme görevli olacak ise, sigortalısına halef sıfatıyla ...irketi tarafından açılan dava açısından da o mahkemenin görevli olduğu, dava konusu tazminat kalemleri ve bedellerinin haksız fiilden kaynaklandığı, dava dışı sigortalıya ait aracın otomobil mahiyetinde ve hususi kullanıma tabi olduğu, davacı sigorta şirketinin sigortalısı açısından davanın ticari mahiyetinin bulunmadığı, ticari mahiyeti bulunmaksızın vuku bulan haksız fiiller açısından görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Görevli mahkemenin İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olması ve Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,2-HMK'nun 20(1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde istem halinde dosyanın görevli İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE,3-HMK'nun 331(2) maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,4-HMK'nun 20(1) maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yasal süre içinde görevli mahkemeye gönderme başvurusunun yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyanın ele alınmasına,Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2025Katip ...¸e-imzaHakim...¸e-imza