Anahtar kelimeler: Pilotu Helikopter Kodunun Kod Çıkış Kapsayan Nezdinde Kesinlik Şartı Eksiklikleri
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılara ait iş ortaklığı nezdinde helikopter pilotu olarak 15.08.2018-09.03.2020 tarihleri arasında çalıştığını, davalılar ile davacı arasında 15.08.2018-15.08.2023 tarihlerini kapsayan belirli süreli iş sözleşmesi imzalandığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ve çıkış kodunun Kod (29) olarak gösterildiğini, feshin gerekçesi olarak davacının ... terör örgütü ile ilgili iltisak ya da irtibatı bulunduğunun belirtildiğini, davacının söz konusu örgüt ile irtibatının olmadığını, hakkında soruşturma/kovuşturma bulunmadığını, fesih nedeninin gerçeği yansıtmadığını, davacının net ücretinin 20.000,00 TL olduğunu, ayrıca sözleşmenin ve yapılacak işin dışında diğer Şirketlerde yapılan görevlendirmeler neticesinde elde edilen gelirin %30’u oranında prim ödeneceği ve ekip şefi olması hâlinde ilave aylık 500,00 TL prim ödeneceğinin kararlaştırıldığını, 6098 sayılı Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) gereğince sözleşmenin sona erdiği 15.08.2023 tarihine kadar alması gereken ücretlerin tamamının ödenmesi gerektiğini, 6098 sayılı Kanun'un 438/3 hükmü gereğince 6 aylık ücreti kadar tazminatın davalıdan tahsili gerektiğini, davacının ...’dan ...’ya bu iş için taşındığını, aile ve sosyal yaşamını bu iş nedeniyle terk ettiğini, işini gereği gibi yapmasına rağmen iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, bu nedenle zor dönemde işsiz kalmasının manevi olarak kendisini yıprattığını, kişilik haklarına zarar verdiğini, feshe gerekçe gösterilen örgütle irtibatlı olmak hususunun ve bu yönde itham edilmesinin davalının etkin eylemi olduğunu ileri sürerek bakiye süre ücreti tutarında tazminat, haksız fesih tazminatı ve manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının Sağlık Bakanlığı ile yürütülen hava ambulans helikopter operasyonu kapsamında davalı Şirkette 13.08.2018 tarihinde pilot olarak çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin 10.03.2020 tarihinde sona erdiğini, gerçekleştirilen feshin şüphe feshi olduğunu, haklı ve geçerli nedene dayandığını, davacının haksız fesih tazminatına hak kazanamayacağını, davacının davalı nezdinde çalışmadan önce ... Genel Müdürlüğünde ... olarak çalıştığını, ardından istifa ederek müvekkili iş ortaklığında çalışmaya başladığını, davalı Şirkete kayyum atandığını, heyetin tüm personele ait özlükleri incelediğini, davacının da aralarında bulunduğu bazı çalışanların iş sözleşmesinin feshine karar verildiğini, davacının tazminata hak kazanamayacağını, örgüt üyesi olduğuna dair şüphe duyulan işçinin çalıştırılmasının işverenden beklenemeyeceğini, davacının ödenmeyen ücret alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında düzenlenen 02.01.2020 tarihli iş sözleşmesinin, davalılar ile dava dışı Sağlık Bakanlığı arasında yapılan 5 yıllık ihale kapsamında 5 yıl süreli belirli süreli iş sözleşmesi olarak düzenlendiği, iş sözleşmesinin 5. maddesinde Sağlık Bakanlığı işinin sona ermesi hâlinde sözleşmesinin de sona ereceğinin düzenlendiği, bu hükme sözleşme serbestiliği ilkesi gereği itibar edilmesi gerektiği, davalılar ile dava dışı Sağlık Bakanlığı arasında 19 adet ambulans kiralama ihalesi neticesinde imzalanan 01.06.2018 tarihli sözleşmenin 22.10.2021 tarihinde iptal edildiği, ardından davalılar ile dava dışı Sağlık Bakanlığı arasında 09.11.2021 tarihinde aynı içerikte 180 gün süreli yeni bir sözleşme imzalandığı, 180 günün bitiminden sonra yeniden aynı tür sözleşmenin imzalandığı, bu sözleşmenin süresinin ise 07.11.2022 tarihinde sona erdiği, bu itibarla davacının iş sözleşmesinin Sağlık Bakanlığı sözleşmelerine ve bu sözleşmelerin yenilenmesine bağlı olarak 07.11.2022 yılına kadar devam etmesi gerektiği, davalı işverenin davacının örgüt üyesi olduğunu ispat edemediği, davacı aleyhine yürütülen bir ceza soruşturmasının bulunmadığı, İçişleri Bakanlığına yazılan yazıya verilen cevapta davacı hakkında soruşturma bulunmadığının bildirildiği, iş sözleşmesinin ispat yükünü yerine getirmeyen davalı işverence haksız feshedildiği, bu itibarla davacının iş sözleşmesinin feshinden sonra yaptığı iş başvuruları gözetilerek takdiren %20 oranında indirim yapılıp akabinde davacının yeni işten kazandığı miktar mahsup edilerek bakiye süre ücreti tutarında tazminat talebinin kabulüne karar verildiği, davacının kıdemi göz önüne alındığında 2 aylık ücret tutarında haksız fesih tazminatının kabulü gerektiği, her ne kadar davacı fesih sebebiyle manevi zarara uğradığı iddiası ile manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de; davacının kişilik haklarına doğrudan saldırı bulunmadığı anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin belirli süreli hizmet sözleşmesi olduğunun sözleşme metninden anlaşıldığı, davacının 02.01.2020 tarihinde imzaladığı sözleşmeye göre 13.08.2018-13.08.2023 tarihleri arasında yapılan hizmet alım sözleşmesine göre belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışacağının kabul edildiği, belirli süreli iş sözleşmesinin imzalanmasından sonra, iş sözleşmesinin belirsiz süreli olduğu işverence ileri sürüldüğü takdirde, normun işçiyi koruma amacı gözetilerek işverenin bu savunmasının hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi gerektiği, belirli süreli iş sözleşmesi yapılmasını gerektiren objektif koşullar mevcut olmasa da taraflar arasında belirli süreli iş sözleşmesi yapılmış olup davacının sözleşmenin belirli süreli olduğuna güven duymak suretiyle bakiye süreye ait ücretlerini talep ettiği, bu nedenle taraflar arasında yapılan iş sözleşmesinin davacının iddiası ve talebi doğrultusunda belirli süreli iş sözleşmesi gibi değerlendirilerek işverence süresinden önce haklı neden olmaksızın yapılan feshe bağlı olarak, davacının bakiye süre ücreti tutarında tazminata hak kazandığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2022 tarihli ve 2021/9-762 Esas, ████████ Karar sayılı kararının da bu yönde olduğu, davacının iş sözleşmesinin 09.03.2020 tarihinde davacının ... ile iltisak ya da irtibatı bulunduğu gerekçesiyle feshedildiği, Mahkemece yapılan yargılamada davacının ... ile ilgili iltisak ya da irtibatının bulunduğuna dair delil elde edilemediği, işverenin çıkış sebeplerini delillendirmediği ve feshin haklı nedene dayanmadığı kabulü ile 6098 sayılı Kanun'un 438/son maddesi gereği haksız fesih tazminatına karar verilmesinin ve davacının kıdemi gözetildiğinde iki aylık tazminat tutarının yerinde olduğu, bakiye süre ücreti tutarında tazminatın hesabında 07.11.2022 tarihinin dikkate alınmasının isabetli olduğu, uygun indirimin yapıldığı, manevi tazminat talebinin reddinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde;
1. Gerçekleştirilen feshin şüphe feshi olduğunu, haklı ve geçerli nedene dayandığını, davacının haksız fesih tazminatına hak kazanamayacağını, davacının sözleşmesi belirsiz süreli olduğundan talep edilen alacakların reddi gerektiğini,
2. Davacı ile yapılan iş sözleşmesinde "İşbu hizmet sözleşmesinin süresi adı geçen ambulans helikopter kiralama hizmet alımı sözleşmesine bağlı olup ambulans helikopter sözleşmesi herhangi bir nedenle sona erdiği tarihte işveren derhal fesih hakkını kullanır ve işbu sözleşme sona erer." şeklindeki düzenlemeye göre, davacı ile yapılan sözleşme her ne kadar dava dışı Sağlık Bakanlığı ile yapılan sözleşmenin süresi ile paralel olarak yapılsa da, ambulans helikopter sözleşmesinin daha erken sona ermesi hâlinde iş sözleşmesinin de sona ereceği düzenlendiğinden, bakiye süre ücreti tutarında tazminat istenemeyeceğini, sözleşme belirli süreli iş sözleşmesi olarak kabul edilse dahi, davacının bakiye süre ücreti talep edemeyeceğini,
3. Bakiye süre ücreti tutarında tazminatın 22.10.2021 tarihine kadar, altı aylık ücretle sınırlı ve davacının başka işten elde ettiği ya da bilerek kazanmayı ihmal ettiği gelirler indirilerek hesaplanması gerektiğini, hesaplamada sadece müvekkili ... tarafından iş azaltımı yoluna giderek yürütülen 22.10.2021-07.11.2022 tarihleri arasındaki sürenin de dikkate alınmasının hatalı olduğunu,
4. Taraflar arasında yapılan iş sözleşmesinin esasen belirsiz süreli olduğunu, feshin davalının gerçekleştirdiği şüphe feshi olduğunu, bu sebeple davanın tümden reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasında yapılan iş sözleşmesinin niteliği, davalı tarafından yapılan feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, buna göre davacının haksız fesih tazminatı ile bakiye süre ücreti tutarında tazminata hak kazanıp kazanmadığı ile hesap yöntemi ve dönemi hususlarına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 9. maddesi uyarınca; taraflar, iş sözleşmesini Kanun hükümleriyle getirilen sınırlamalar saklı kalmak koşuluyla ihtiyaçlarına uygun türde düzenleyebilirler. İş sözleşmeleri, belirli veya belirsiz süreli yapılabilecekleri gibi çalışma biçimleri bakımından tam süreli, kısmi süreli yahut deneme süreli ya da diğer türde oluşturulabilir.
4857 sayılı Kanun’un 11. maddesi ise "Belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesi" başlıklı olup söz konusu maddede, iş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı hâlde sözleşmenin belirsiz süreli sayılacağı ifade edilmiştir. Aynı maddeye göre belirli süreli iş sözleşmesi, belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesidir. Maddenin devamında da esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) belirli süreli iş sözleşmesi yapılamayacağı, aksi hâlde iş sözleşmesinin başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edileceği, esaslı sebebe dayalı zincirleme iş sözleşmelerinin belirli süreli olma özelliğini koruyacağı ifade edilmiştir.
4857 sayılı Kanun uyarınca, belirli süreli iş sözleşmesinin yapılabileceği objektif koşullardan ilki işin belirli süreli olmasıdır. Burada işin belirli süreli olması ile ifade edilmek istenen, işin niteliği itibarıyla sözleşme yapıldığı sırada sözleşme konusu işin ne kadar süreceğinin taraflarca bilinmesi ya da öngörülebilir olmasıdır (Yeliz Bozkurt Gümrükçüoğlu, Türk İş Hukukunda Belirli Süreli İş Sözleşmesi, ..., 2012, s.184; H. ..., "Özel Ögretim Kurumu Ögretmenlerinin iş Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği", ... (Edt.), Prof. Dr. ...'e Armağan-Cilt I, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Özel Sayısı, Cilt 15, Sayı 1, 407-441, s.425). Örneğin, bir serginin veya konferansın ya da bir sportif organizasyonun düzenlenmesinde işin ne kadar süreceği bilindiğinden, bu işlerde çalıştırılmak üzere işçi alınması hâlinde belirli süreli iş sözleşmesi yapılabilir. Aynı şekilde, bir mevsim veya kampanya dönemi için yapılan iş sözleşmeleri de sürenin sonu öngörülebildiğinden belirli süreli olarak kurulabilir. Örneğin yaz (turistik) mevsiminde açık olan veya bütün yıl açık olmakla beraber bu dönemde iş yoğunluğu artan bir otelde salt yaz mevsimi için işe alınan işçilerle belirli süreli iş sözleşmesi yapılabilir (Sarper Süzek, İş Hukuku, Yirmi Birinci Baskı, ..., 2021, s.253).
Belirli süre, zaman olarak kararlaştırılabileceği gibi işin amacından da anlaşılabilir. Bu durumlarda amacın gerçekleşmesiyle sözleşmenin sona erdiği kabul edilir (... vd., İş Hukuku Dersleri, Yenilenmiş Otuz Altıncı Bası, ..., 2023, s.190-191).
Belirli süreli iş sözleşmelerinin kurulmasına olanak tanıyan diğer bir objektif neden iş sözleşmesinin belli bir işin tamamlanmasına bağlı olarak yapılmasıdır. İşçi ile zaman içinde devam edip giden bir iş için değil de tamamlanması ile sona erecek bir işte çalıştırılmak üzere belirli süreli iş sözleşmesi yapılması mümkündür. Örneğin, bina yapımının bitmesi, bilgisayar donanımının kurulması, projenin bitirilmesi, bahçe düzenlenmesinin gerçekleştirilmesi için belirli süreli iş sözleşmesi yapılabilir (..., s.253).
Belli bir işin tamamlanmasıyla kastedilen yarım kalan bir işin tamamlanması olabileceği gibi henüz başlanmamış bir işin tamamlanması da olabilir. Önemli olan, sözleşmenin sona ereceği zamanın taraflarca öngörülebilir olmasıdır (... s.213). İşin tamamlanması ifadesi, başlanmış ancak çeşitli nedenlerle bitirilmesi için işgücü ihtiyacının ortaya çıktığı durumları da içerir.
Zaman içinde mal ve hizmet üretiminin devam ettiği, faaliyetin sürekliliği esas olan işlerde objektif nedenler ortaya çıkmadıkça kural olarak belirli süreli iş sözleşmesiyle işçi çalıştırmak mümkün değildir. Bununla beraber işçinin yaptığı işin süreklilik göstermesi, olayın özelliğine göre bir işçi ile belirli süreli iş sözleşmesi yapılmasına engel oluşturmaz. İşyerinde, işletmenin normal faaliyetine dâhil olmayan veya sürekli devam etmekte olan mutad durumun dışında bir olgu ortaya çıkabilir ve geçici olarak iş gücüne ihtiyaç duyulabilir. Örneğin sürekli bir işi yapan işçinin hastalanıp rapor alması durumunda ya da işçinin hamilelik veya herhangi bir durum nedeniyle izinli olması ve iş sözleşmesinin askıya alınması hâlinde, bir süre için başka bir işçiyle belirli süreli iş sözleşmesi yapılması mümkündür (Süzek, s.240, 242).
Bu kavram genel ve soyut bir kavram olduğundan, birçok hâlde belirli bir olgunun ortaya çıkmış olduğunun kabulü mümkündür. Burada tarafların, ortaya çıkan bir olguyu dikkate alarak sözleşmeyi sürelendirmesi söz konusudur. Bununla birlikte, ortaya çıkan bir olgunun 4857 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında objektif koşul olarak kabul edilebilmesi için, belirli süreli iş sözleşmesi yapılmasını haklı kılacak bir neden olması gerekmektedir (Bozkurt Gümrükçüoğlu, s.213-214).
4857 sayılı Kanun'un 11. maddesinde objektif koşulların maddede sayılanlarla sınırlı olmadığı maddedeki ifade şeklinden açıkça anlaşılmaktadır. Zira objektif koşullar sıralandıktan sonra "gibi" ifadesine yer verildiği görülmektedir.
Sözleşmenin belirli süreli yahut belirsiz süreli iş sözleşmesi olduğunun tespitinde, işçinin niteliği değil, yapılan işin niteliği önem arz etmektedir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı işçi, davalılar ile arasında 15.08.2018-15.08.2023 tarihlerini kapsayan belirli süreli iş sözleşmesi imzalandığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini, 6098 sayılı Kanun gereğince sözleşmenin sona erdiği 15.08.2023 tarihine kadar alması gereken ücretlerin tamamı ile 6098 sayılı Kanun'un 438/3 hükmü gereğince 6 aylık ücreti kadar tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından taraflar arasındaki iş sözleşmesi belirli süreli olarak kabul edilip yargılama sonuçlandırılmış ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Davalı ... ile davacı arasında 02.01.2020 tarihinde imzalanan iş sözleşmesinin "YAPILACAK İŞ VE SÖZLEŞMENİN SÜRESİ" kenar başlıklı 5. Maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
"...
a) ... 13 AĞUSTOS 2018 - 13 AĞUSTOS 2023 tarihlerini kapsayan Sağlık Bakanlığı'nın ihale ettiği 19 adet Ambulans Helikopter Kiralama Hizmet Alımı işi ve ...'nin İşletme ruhsatı altında ticari/ genel havacılık olarak yapılacak işler kapsamında belirli süreli hizmet sözleşmesi ile çalışacaktır. İş bu hizmet sözleşmesinin süresi adı geçen ambulans helikopter kiralama hizmet alımı sözleşmesine bağlı olup ambulans helikopter sözleşmesi herhangi bir nedenle sona erdiği tarihte işveren derhal fesih hakkını kullanır ve iş bu hizmet sözleşmesi sona erer.
b) İş bu sözleşme 01... tarihinde imzalanmış olup iş bu sözleşmeden kaynaklı ilave ek ücret ödemeleri sözleşmenin imzalanması ile birlikte hüküm ve sonuç doğurur. İşçi 13 Ağustos 2018-31 Aralık 2019 tarihleri arasına ilişkin tüm hak ve alacaklarını aldığını gayrikabil rücu kabul ve beyan eder.Bu süre belirlenirken pilotun kalıcı olarak görev yaptığı bölgede sağlık bakanlığı ile imzalanan ambulans helikopter sözleşmesinin sona erdiği tarih esas alınır. Bu kapsamda olmak üzere pilotun kalıcı olarak görev yaptığı bölgede ambulans helikopter sözleşmesi 13. 08.2023 tarihinden daha önceki bir tarihte sona ererse iş bu hizmet sözleşmesi de o tarihte sona erer.
Ambulans helikopter sözleşmesinin süresinin uzaması halinde iş bu hizmet sözleşmesi de aynı süreye tabi olarak uzayacaktır.
..."
Somut olayda; taraflar arasındaki iş sözleşmesinin süresi, 13.08.2018 - 13.08.2023 tarihlerini kapsayan, dava dışı Sağlık Bakanlığının ihale ettiği 19 adet Ambulans Helikopter Kiralama Hizmet Alımı Sözleşmesi'ne bağlı olup ambulans helikopter sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona erdiği tarihte, işverenin de derhâl fesih hakkını kullanacağı ve söz konusu iş sözleşmesinin de sona ereceği şeklinde düzenlenerek, sözleşme süresinin başka bir hizmet alımı sözleşmesi süresine bağlandığı görülmektedir.
Yukarıda açıklandığı üzere; 4857 sayılı Kanun uyarınca, belirli süreli iş sözleşmesinin yapılabileceği objektif koşullardan ilki olan işin belirli süreli olması ile ifade edilmek istenen, işin niteliği itibarıyla sözleşme yapıldığı sırada sözleşme konusu işin ne kadar süreceğinin taraflarca bilinmesi ya da öngörülebilir olmasıdır. Taraflar arasındaki iş sözleşmesi bu bağlamda değerlendirildiğinde, sözleşme konusu işin ne kadar süreceği taraflarca bilinemediği gibi öngörülebilir de değildir.
Öte yandan dava dışı Sağlık Bakanlığının ihale ettiği Ambulans Helikopter Kiralama Hizmet Alımı Sözleşmesi süresi ile sınırlı olacak şekilde belirli süreli iş sözleşmesi yapılması mümkün olmakla birlikte, iş sözleşmesindeki süre belirlemesi açısından atıf yapılan dava dışı hizmet alım sözleşmesi herhangi bir nedenle sona erdiği tarihte işverenin derhâl fesih hakkını kullanacağı ve iş sözleşmesinin sona ereceği şeklindeki düzenleme karşısında, artık, uyuşmazlık konusu iş sözleşmesi belirli süreli kabul edilemeyecektir.
Uyuşmazlığa konu iş sözleşmesi belirsiz süreli olduğuna göre; davacının süresinden önce iş sözleşmesinin sona erdirilmiş olması nedeniyle bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminata hak kazanması mümkün değildir. Şu hâlde bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminat talebinin reddi yerine yanılgılı değerlendirme ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!