Anahtar kelimeler: Finansal Aldıkları Kiralama Nisan Durdurulması Ortaklarının Yapılamadığını Net Kesinlik Şartı
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 8. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkete ait işyerinde 26.04.2010-06.03.2020 tarihleri arasında çalıştığını, son aylık ücretinin net 7.100,00 TL olduğunu, yasal düzenleme sonucu 2018 Nisan tarihinden itibaren Şirketin asıl faaliyet konusu olan finansal kiralama sözleşmesi yapılmasının Şirket ortaklarının aldıkları karar nedeniyle durdurulması sonucu, yeni işlem yapılamadığını ve faaliyet zararına gelindiğini, bu kapsamda 2018 yılında 18 olan personel sayısının gerek fesih ve gerekse başka kurumlarda iş bulma sonucu personelin istifası ile birlikte idari kadroda faaliyet gösteren 2 kişi ile birlikte toplam 9 kişiye kadar düştüğünü, Şirketin bu olumsuz çalışma koşulları altında iken 09.01.2020 tarihinde ...'de bulunan Şirket merkezinde yapılan toplantıda patron ... tarafından açık bir şekilde Şirketi kapatacağını, müvekkili ve Şirket müdürlerinden ...'a kendilerine 2020 Temmuz ayına kadar ihtiyacı olduğunu Şirketi de grup Şirketlerin ...'deki bu binasına taşıyacağını, taşınmaya yardımcı olmalarını, Şirketin ...'e taşınması süresinde gelmesini ya da gelmeyecekse istifa etmesinin bildirildiğini, davalı işverenin bu baskısı ve ihtiyacının 2020 yılı Haziran ayının sonuna kadar olduğunu açıkça söylemeleri karşısında, kısa bir süre için adeta şehir dışı gibi bir yer olan ...'e gidip 5 ay sonra işine son verileceğinin söylenmesi nedeniyle müvekkilinin bu kötüniyetli baskıcı tutumla istifaya zorlandığını anlayarak ... 27. Noterliğinden gönderdiği 13.01.2020 tarihli ihtarname ile iş sözleşmesini 06.03.2020 tarihinden geçerli olacak şekilde haklı olarak feshederek kıdem tazminatı ile Şirket alacaklarının tahsil ve takibinde gösterdiği başarılı çalışma karşısında Şirket patronu tarafından söz ve vaat edilen 2 brüt ücret tutarındaki ikramiyenin tarafına ödenmesini ve yaptığı fazla çalışmaların ücretinin ödenmesini talep ettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ikramiye ve fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili 08.05.2023 tarihli birleşen dava dilekçesinde; bilirkişi tarafından hesap edilen kıdem ve ikramiye alacaklarının asıl davada talep edilen kısım dışında davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının istifa ederek ve ihbar önelinde bulunarak iş sözleşmesini sona erdirdiğini, dava dilekçesinde İş Kanununun hangi maddesine dayanılarak talepte bulunulduğunun açıklanmadığını, ihtarnamede ve dava dilekçesinde bazı mesnetsiz ve gerçek dışı olaylar anlatılmış olup bunların bir an için gerçek olduğu düşünülse dahi beyan edilen hususların 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/II maddesinde sayılan hususların hiçbirine uymadığını, müvekkili Şirketin tamamen yönetsel hakkını kullanarak tasarruf tedbirleri kapsamında Şirket merkezini ...'dan ...'ta bulunan ve grup Şirketlerinin kendi öz malı olan binaya taşıma kararı alması ile birlikte yeni adreste çalışmayı istemeyen davacı ve bir grup çalışanın adeta organize bir şekilde hareket ederek türlü bahanelerle işten ayrıldıklarını, davacının Şirket ortağı tarafından kendisine prim taahhüdünde bulunulduğu iddiasının da mesnetsiz olduğunu, davacının prim hak etmesini gerektirecek hiçbir faaliyeti olmadığı gibi kendisine verilmiş yazılı veya sözlü bir prim taahhüdü de bulunmadığından prim talebinin de reddi gerektiğini, davacının fazla çalışma iddiasının kabul edilemeyeceğini, diğer taraftan davacının müvekkili Şirkette operasyon müdürü sıfatı ile görev yaptığını, Yargıtay içtihatlarına göre müdür sıfatına haiz çalışanların kendi mesailerini belirleme hakkı olduğundan bu konumdaki kişilerin fazla çalışma ücreti talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının fazla çalışma yaptığını ispat edemediği, ikramiye alacağı bulunduğundan iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinden kıdem tazminatına da hak kazandığı, davacı vekilinin ıslah mahiyetindeki ... 27. İş Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasının mahkemenin bu dosyası ile birleştirildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki nitelendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı, davacının davalı işyerinde 06.04.2010-06.03.2020 tarihleri arasında operasyon müdürü olarak aylık net 7.053,63 TL ücretle çalıştığı, iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiğinin iddia edildiği, Şirketin küçülmeye gittiğini, yönetici kadrosunda 9 kişi kaldığını, Temmuz ayına kadar davacının çalışmasının devam etmesinin talep edildiğini, ancak hak ettiği jestiyon primlerinin verilmeyeceğinin kendisine sözlü beyan edildiğini, ödenmeyen prim alacaklarının bulunduğunu, Şirketin mevcut yerinden daha uzak bir yer olan ...'e gidip 5 ay sonra işine son verileceğinin de beyan edildiğini, davacının bu kötüniyetli baskıcı tutumla istifaya zorlandığını belirterek haklı fesih yaptığını iddia ettiği, davacının jestiyon primi alacağının da ödenmediği gerekçesiyle dava dilekçesinde talepte bulunduğu, bunun yanında iki maaş brüt ikramiye verileceğinin sözlü olarak taahhüt edildiğini, bu taahhüdün de talep edildiği, Yönetim Kurulu kararları uyarınca davacıya daha önce ödemeler yapıldığı, eksik ödenen jestiyon primi/ikramiye alacağının hüküm altına alındığı, ödenmeyen alacağının varlığı karşısında davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği kanaatiyle kıdem tazminatına hak kazandığı, talep edilen fazla çalışma alacağının ise davacının hem üst düzey yönetici olması hem de haftalık 45 saati aşan çalışmasının olduğunu yöntemince ispatlayamadığı gerekçeleriyle reddinin yerinde olduğu anlaşılmakla, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaların dosya kapsamına uygun olduğu, İlk Derece Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının hukuken iki davası olduğu hâlde tek dosyadan karar verildiğini, davacının iki ayrı davasındaki taleplerinin ayrı ayrı hüküm altına alınması gerektiğini,
2. Mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu,
3. İşyeri şartı hâline gelen prim alacağının bulunmadığını, alacağın varlığının ispat edilemediğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshedip etmediği, ikramiye alacağının ispatı ve hesabı ile asıl ve birleştirilen dava hakkında kurulan hükme ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle asıl ve birleşen davalar bakımından ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken birleştirilerek hüküm kurulması hatalı ise de yargılama gideri ile vekâlet ücreti yönünden yargılamada hata bulunmadığından sonuca etkili olmadığının ve ikramiye adı altında hüküm altına alınan alacağın esasen jestiyon primi olduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!