Anahtar kelimeler: Konusumarkanın Unsurlu Medya Tpe İsmi Sınai Organlarında Yapmakta İhtarın Satışı

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO
:████████ Esas
KARAR NO
:████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ
:█████/2023
NUMARASI
:████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU
:Markanın Hükümsüzlüğü
İSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle müvekkilinin “...” ve “...” esas unsurlu markaların sahibi ve tescilli kullanıcısı olduğunu, davalının ise sosyal medya organlarında “... ...” ismi ile halı satışı yapmakta olduğunu, davalıya Bakırköy ... Noterliği 01.04.2021 tarih, ... yevmiye nolu ihtarın 07.04.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının TPE nezdinde “... ...” isimli ... başvuru numaralı marka başvurusunu yaptığını ve markanın tescil edilmiş olduğunu, davalının ihtar sonrası marka başvurusu yapmış olmasının kötü niyetinin göstergesi olduğunu, davalı şirketin nice sınıflarının 14, 27, 35, 39 olduğunu ve müvekkili marka sınıfları ile aynı olduğunu, davalı marka kullanımının müvekkili marka kullanımına tecavüz teşkil ettiğini beyan ederek davalının ... başvuru numaralı markası için 3.kişilere devrinin önlenmesi amacı ile tedbir kararı verilmesini, davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının haksız, mesnetsiz hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İlk derece mahkemesi ████████ esas, ████████ karar syılı, █████/2023 tarihli kararı ile; "Davacı markaları ile davalı markası yönünde inceleme yapıldığında esaslı ortak unsurun ... olduğu, davalı marka tescilinin davacıdan sonra olduğu, ortak ibare sebebiyle görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerliğin bulunduğu, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlikleri de dikkate alındığında örtüştükleri sınıfta tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet verebileceği, ortalama tüketicinin mal ve hizmetlerin aynı işletmeden ya da ekonomik olarak bağlı işletmelerden kaynaklandığını düşünme ihtimallerinin olduğu sonucuna varılmış olup dosya kapsamında alınan tüm bilirkişi raporlarında da bu yönü ile tespitler yapılmış olup, sadece önceye dayalı kullanım husussunda evvelce alınan raporlarda çelişkiler husule gelmiş, çelişkilerin de █████/2023 tarihli heyet raporu ile giderildiği gibi yukarıda mahkememizce de tespiti yapılmıştır. Bu durumda davalı adına ... no ile tescilli markanın tescil edildiği 27. ve 35. sınıf bakımından kısmı olarak HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, dair karar verilmiş ancak 27. ve 35. sınıflar yönünden kısmi hükümsüzlüğe konu mal ve hizmet alt grupları sehven kısa karara yazılmamış olup, hükmün değiştirilmesi ve genişletilmesi tashih, tavzih ile mümkün olmaması hasebiyle 27. sınıfta “Muşambalar, yapay çimen, döşemelik mantarlı muşamba (linolyum). Spor amaçlı minderler. Tekstilden olmayan duvar kaplamaları, duvar kağıtları.” alt grubu ile 35. Sınıfta “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Halılar, kilimler, yolluklar. Muşambalar, yapay çimen, döşemelik mantarlı muşamba(linolyum). Spor amaçlı minderler. Tekstilden olmayan duvar kaplamaları, duvar kağıtları. Mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” alt grubundaki sınıflar yönünden kısmi hükümsüzlük yönünde karar verildiği noktasında gerekçeli karar ile açıklama yapılması ile yetinilmiş, böylece,
1-Davanın kısmen kabulü ile davalı adına ... no ile tescilli markanın tescil edildiği 27. ve 35. sınıf bakımından kısmı olarak HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine, tamamen hükümsüz kılınması yönündeki istemin reddine,
2-Dava konusu markanın 3. Kişilere devrinin önlenmesi amacı ile verilen tedbir kararının hüküm kesinleşinceye kadar devamına" karar vermiştir.
İSTİNAF
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece ... numaralı ... ... için 27. ve 35. Sınıf bakımından hükümsüzlüğüne, 14. ve 39. Sınıf için ise hükümsüzlük taleplerinin reddine karar verildiğini, kararın reddedilen talepler yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin markası "..." davalının markası olan ve hükümsüzlüğü talep edilen marka ise "... ..."olduğunu, dolayısıyla hangi sınıflarda tescil edildiğinin, ortalama tüketici nezdinde ki iltimas ihtimali karşısında bir önemi bulunmadığını, davalı "... ..." tabelası ile oto kiralama zinciri açtığı zaman, ortalama tüketici; "halının yanında oto kiralama işine de girmişler demek ki" diye düşüneceğini, dosya kapsamında alınan raporda davalı tarafın öncelikli hak sahipliğine dayalı savunmalarının 6769 sayılı SMK 6/3 maddesinde sayılan şartların hepsini sağlamadığını, davalının davacının sessiz kalma sureti ile hak kaybına uğradığını ve anılan markanın hükümsüzlüğünü talep etmesinin mümkün olmadığı yönündeki savunmalarının, hükümsüzlüğü talep edilen ... numaralı “... ...” markasının halihazırda tescil tarihi üzerinden 5 yıllık süre geçmemesi nedeni ile değerlendirmeye alınmadığını, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlikleri de dikkate alındığında örtüştükleri sınıfta tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet verebileceğini, ortalama tüketicinin mal ve hizmetlerin aynı işletmeden ya da ekonomik olarak bağlı işletmelerden kaynaklandığını düşünme ihtimallerinin bulunduğunun belirtildiğini, markaların 35. sınıfta aynı mal ve hizmet gruplarında örtüşmesinin tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet verebileceğini, ortalama tüketicinin mal ve hizmetlerin aynı işletmeden ya da ekonomik olarak bağlı işletmelerden kaynaklandığını düşünme ihtimallerinin olduğunu, bu mal ve hizmet sınıfları bakımından hükümsüzlük koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatine ulaşıldığını, alınan kök ve ek raporda, davalı markasının davacı markasından sonra tescil edildiğini, marka ismi ve logosunun benzer olduğundan dolayı tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet vereceğini, ortalama tüketicinin mal ve hizmetlerinin aynı işletmeden kaynaklandığını düşünme ihtimalinin olduğunu, ... markasının davacı tarafından meşhur ve maruf hale getirildiğini, davalı şirket tarafından sadece Nevşehir ilinde, yerel olarak markayı tanıtmış olması nedeniyle marufiyet şartının gerçekleşmeyeceği belirtildiğini, müvekkili tarafından davalıya ihtar gönderilmesine rağmen davalı marka başvurusu yaptığını, davalının eyleminin kötü niyetli olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davalı markası olan ... numarası ile tescilli olan "... ..." markasının tüm sınıflar için hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının dayanaklarının hem çelişkili hem de hatalı olduğunu, dosyada alınan tüm bilirkişi raporlarında "..." ibaresinin ilk müvekkili tarafından kullanılmış olduğu tespit edildiğini, müvekkilin markasını davacının markasından çok uzun zaman önce kullanmaya başladığını ve önceye dayalı hak sahibi olduğunun ispatlandığını, müvekkilin önceye dayalı hak sahipliği defisi mahkemece dikkate alınmadığını, müvekkilin halı sektöründe ... ibaresini davacı taraftan çok daha önceki yıllarda kullanıldığı ve bu kullanımının kesintisiz bir şekilde günümüze kadar devam ettiğini, müvekkili halı sektöründe ... ibaresini 1999 yılından bu yana kesintisiz bir şekilde kullanarak maruf hale getiren taraf olduğunu, müvekkilinin somut kullanımlarına rağmen mahkemece yoruma dayalı soyut gerekçelerle müvekkilinin sektörden men edilmesi kabul edilemeyeceğini, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili markasının çok daha eski tarihlerde kullanıldığı dosyaya sundukları çeşitli deliller sayesinde ispat edildiğini, mahkeme her ne kadar müvekkilin önceye dayalı hak iddialarının ... ... için geçerli olduğu gerekçesi sunulmuşsa da bu gerekçe hatalı olduğunu, mahkemece eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, website kullanımının önceye dayalı olduğu raporlarda da kanıtlandığını,müvekkilinin markası sonradan tescil edilmişse de, müvekkile ait markanın tescilsiz olduğu dönemde dahi markayı düzenli olarak kullandığını, davacının markayı tescil tarihinden önceki tarihlerde dahi müvekkilin marka ve benzeri isimde işletmeler ile ulusal ve uluslararası olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkili uzun yıllardır faaliyet gösterdiği mağazasıyla hem yöresel hem dünya çapında bilinir hale geldiğini,özellikle yurtdışından Göreme, Kapadokya'ya gelen turistlerin her ziyaretlerinde uğradığı bir marka haline gelmiş olup ulusal ekonomiye katkı sağladığını, müvekkili 32 yıldır Nevşehir'de faaliyet gösterdiğini, özel, sipariş üzerine, pahalı denilebilecek antika ürün satışı yapmış olduğundan şubeleşme ihtiyacı olmayan bir ticari işletme olduğunu, web sitesi üzerinden de tüm ürünleri sergileyen globale hitap eden bir işletme olduğunu, müvekkilinin sosyal medya hesabında dahi davalıdan dava çok takipçisinin olduğunu, mahkemece tüketici hedef kitlesi dikkate alınmadan karar verildiğini, karıştırılma ihtimali için hedef tüketici kitlesinin markalar arasında bağlantı kurması gerektiğini, tarafların müşteri hedef kitlelerinin tamamen farklı olduğunun bilirkişi raporlarıyla da sabit olduğunu, kanun maddesi ve Yargıtay kararları uyarınca başkaca herhangi bir inceleme yapılmadan davanın reddi gerektiğini, müvekkili markası Avusturalya, Amerika, İngiltere, Yeni Zelanda gibi ülkelere ihracat yapan uluslararası alanda bilinirliği olan bir yerel marka olduğunu, tarafların markaları arasında benzerlik bulunmadığını, farklı şekilsel unsurların veya ek sözcüklerin varlığı, markaları aynı/ayırt edilemeyecek kadar benzer olmaktan çıkardığını, davacı markayı çok uzun süredir kullanan müvekkiline karşı uzun süredir sessiz kaldığını, davacı basiretli bir tacir gibi davranmadığını, mahkemece somut verilerden uzak, çelişkili, eksik incelemeyle vermiş olduğu karar usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılmasını, davanın reddine, müvekkili markasına TPE nezdinde konulan tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davalı adına tescilli ... sayılı, “... ...” ibareli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, taraf vekilleri tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Markanın hükümsüzlüğü halleri SMK'nın 25/1. maddesinde düzenlenmiş olup SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. Huzurdaki davada; karıştırılma (iltibas) sebebine dayalı olarak SMK'nın 6/1, kötüniyete dayalı SMK'nın 6/9 maddesi kapsamında davalı markasının hükümsüzlüğü istemi yönünden yasal koşulların bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir. SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu daha önce yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal ve hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil, karıştırılma ihtimali bulunması hükümsüzlük sebebi olarak düzenlenmiş olup tarafların markaları arasında iltibasa yol açacak derecede benzerlik olup olmadığının tespitinde işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmiştir. Davacının ... numaralı ''...'' ve ... numaralı ''...'' ibareli markalarının 27. sınıfta tescilli olduğu, ... sayılı ''...'' ibareli markasının 27 ve 35. sınıfta tescilli olduğu, hükümsüzlük istemine konu davalının ... sayılı “... ...” markasının 14,27,35 ve 39. sınıflarda tescilli olduğu, taraf markalarındaki baskın ve ayırt edici unsurun ''...'' ibaresi olduğu, ''halı'' ve ''desen'' kelimelerinin tescilli oldukları sınıfta tanımlayıcı oldukları, davacının ''...'' ibaresi yönünden tescilde önceye dayalı hak sahibi olup taraf markalarının 27 ve 35. sınıflar yönünden ortak olduğu, bütünsel olarak bakıldığında şekilden ziyade kelime unsuru olan ''...'' ibaresi baskın olup görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer oldukları, hitap ettiği ortalama tüketici açısından teknik bir bilgiyi gerektirmemesi nedeniyle, özel bir tüketici grubu ya da uzmanlık/ihtisas sahibi bir tüketici grubu olmadığından ortalama tüketicinin dikkat seviyesi gözetildiğinde davacının seri markalarından birisi olarak düşünebilecekleri, böylece ilişkilendirme ihtimalinin bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı vekilinin istinaf dilekçesi kapsamında, davacının sessiz kalma sureti ile hak kaybına uğradığı ileri sürülmüş ise de SMK'nın 25/3 maddesinin; "Marka hükümsüzlük davası dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Marka hükümsüzlüğü davasında Kurum taraf gösterilmez" hükmü ile SMK'nın 25/6 maddesindeki, hükümsüzlük davaları yönünden marka sahibinin, sonraki tarihli markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalınması durumunda markanın hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri sürülemeyeceği ifadesi karşısında davalının tescilli marka sahibi olma şartının arandığı anlaşılmaktadır.Somut olaya bakıldığında ise dava tarihi itibari ile hükümsüzlüğü talep edilen ... numaralı markanın tescil tarihi üzerinden henüz beş yıllık sürenin geçmemesi karşısında işbu savunmaya itibar edilemeyeceği anlaşılmıştır.Davalı vekili tarafından ''...'' alan adlı sitenin 07.10.1999 tarihinde alındığı/kayıt edildiği, sitede ilk görünüm tarihi olan 2 Mart 2001 tarihi ile 4 Haziran 2023 tarihleri arasında toplamda 165 kez kayıt olduğu, dolayısıyla "..." ibaresinin halı sektöründe ilk kullanımının davalıya ait olduğu, böylece gerçek hak sahibi olduğu ileri sürülmüş ise de hükümsüzlük istemli dava yönünden markada teklik ve öncelik ilkesi gereğince nazara alınması mümkün olmamıştır. Böylece davalı markasının ortak oldukları 27. ve 35. sınıf bakımından kısmi hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.Her ne kadar davacı vekili tarafından ihtarname tebliğinden hemen sonra davalının marka tescili başvurusunda bulunmasının kötüniyetli olduğu ileri sürülerek markanın tüm sınıflar yönünden hükümsüz kılınması gerektiği istinaf sebebi yapılmış ise de SMK'nın 6/9 maddesi kapsamında marka başvurusunda kötüniyetin bulunup bulunmadığı meselesinin her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerekmekte olup hak sahibi olmadığını bilmesine veya bilmesi gerekmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması durumunda kötüniyetin varlığından bahsedilebilecektir.TMK'nın 3. maddesi gereğince asıl olan iyi niyetin varlığı olduğundan aksinin davacı tarafından kanıtlanması gerekmekte olup salt ihtarname gönderilmesi nedeni ile kötüniyetin varlığından bahsedilemeyeceği, davalının dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğini gösterir somut delillerin dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla, tüm sınıflar yönünden hükümsüzlük istemine cevaz verilemeyeceği anlaşılmıştır.Bununla birlikte ilk derece mahkemesinin kısa kararında ... sayılı markanın tescil edildiği 27. ve 35. sınıf bakımından kısmı olarak hükümsüzlüğüne karar verildiği, gerekçeli kararında ise 27. ve 35. sınıflar yönünden kısmi hükümsüzlüğe konu mal ve hizmet alt grupları belirtilerek hüküm kurulduğu, böylece kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki farklılığın HMK'nın 298. maddesine aykırılık teşkil ettiği anlaşılmıştır. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması, yargılamanın aleniyeti ve kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasa'nın 141.maddesi ile HMK'nın 294 ve devamı maddelerine aykırı bir durum yaratmış olup kamu düzeni ile ilgili olmakla işbu hususun re'sen gözetilmesi gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun resen gözetilen sebeplerle HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına,'' Davanın KISMEN KABULÜ ile,Davalı adına tescilli ... sayılı markanın tescil edildiği 27. sınıfta “Muşambalar, yapay çimen, döşemelik mantarlı muşamba (linolyum). Spor amaçlı minderler. Tekstilden olmayan duvar kaplamaları, duvar kağıtları.” alt grubu ile 35. sınıfta “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Halılar, kilimler, yolluklar. Muşambalar, yapay çimen, döşemelik mantarlı muşamba(linolyum). Spor amaçlı minderler. Tekstilden olmayan duvar kaplamaları, duvar kağıtları. Mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” alt grubundaki sınıflar yönünden KISMİ HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, kararın kesinleşmesine mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine, fazlaya dair istemin reddine, '' karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Taraf vekillerinin istinaf isteminin resen gözetilen sebeplerle KABULÜ ile,
2- İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin █████/2023 tarih, ████████ E., ████████ K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3- Davanın KISMEN KABULÜ ile,Davalı adına tescilli ... sayılı markanın tescil edildiği 27. sınıfta “Muşambalar, yapay çimen, döşemelik mantarlı muşamba (linolyum). Spor amaçlı minderler. Tekstilden olmayan duvar kaplamaları, duvar kağıtları.” alt grubu ile 35. sınıfta “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Halılar, kilimler, yolluklar. Muşambalar, yapay çimen, döşemelik mantarlı muşamba(linolyum). Spor amaçlı minderler. Tekstilden olmayan duvar kaplamaları, duvar kağıtları. Mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” alt grubundaki sınıflar yönünden KISMİ HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, kararın kesinleşmesine mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine, fazlaya dair istemin reddine,
4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile 672,70 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan; 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti, 520,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 5.647,10 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 2.823,55 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 8.080,00 TL mahkeme giderinin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 4.040,00 TL'sinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,
4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden taraflarca yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 200,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.369,40 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-HMK'nın 333. maddesi gereğince mevcut ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!