Anahtar kelimeler: İlindeki Şubelerinde Günlerinde Müdür Yapmasına Saatlerinin Ulusal Kesintisiz İşçilik Bayram

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 8. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 14.08.2014-21.08.2020 tarihleri arasında ... ilindeki şubelerinde müdür olarak kesintisiz çalıştığını, çalışma saatlerinin davalı ... tarafından belirlendiğini ve her iki davalının da işçilik alacaklarından sorumlu tutulması gerektiğini, davalı işyerinde fazla çalışma yapmasına, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmasına rağmen karşılığı olan ücretlerinin ödenmediğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, ücret alacağının ödenmediğini, iş sözleşmesinin davalılar tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin ücreti alacağı, fazla çalışma ücreti alacağı hafta tatili ücreti alacağı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı nezdinde çalışmaya devam ederken, konumunu kullanarak ciro ve harcamaları farklı gösterip müvekkillerini zarara uğrattığını, müvekkili Şirketin tescilli markasını ve logosunu taklit ettiğini, yiyecek içecek sektöründe faaliyet gösteren davalıların lezzet sırlarına vakıf olarak kendi adına açtığı işyerinde bunları kullanarak satış yaptığını ve müvekkili Şirketin müşteri portföyünden yararlandığını, rekabet yasağına açıkça aykırı bu eylemi nedeniyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davacının söz konusu eylemlerinin doğruluk ve bağlılığa uymayan güven sarsıcı eylem mahiyetinde olduğundan haklı fesih haklarının bulunduğunu, müvekkillerinin güvenini kullanarak haksız kazanç sağlayan ve gerçeğe aykırı iddialarla talepte bulunan davacının fazla çalışma yapmadığı gibi kendi adına işlettiği işyeriyle ilgilendiği için mesai saatlerinde dahi işe gelmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı işçiye ait olduğu iddia edilen işyerine ait ürün ve reklam fotoğrafları ile davalı işyerine ait ürün ve reklam fotoğraflarının dosyaya sunulduğunun tespit edildiği, davacı işçinin müşteri ile telefon görüşmesinde kendisine ait işyerini davalı işyerinin şubesi gibi tanıttığı hususundaki görüşmeye ait olduğu iddiası hakkında bilirkişi raporunun dosyaya sunulan belgelerden bizzat davacının neden olması nedeniyle davalı işyerinin zarara uğradığı hususunun ispatlanamadığı, dinlenen davalı tanıklarının "davacının davalı işveren ...'nun izni dâhilinde işyeri açmak istediğini davalı ... tarafından da kendisine destek verildiği" şeklindeki anlatımları ile davacı tanığının "davacının iddia konusu iş yerini eşinin nam ve hesabına açtığı bu iş yerini açtıktan 2-2.5 ay sonra davalı iş yerinden çıkarıldığı" şeklindeki beyan ve anlatımları karşısında davalı yanın haklı fesih iddialarını ispat edemediği, davacı asılın hiç yıllık izin kullanmadığına dair isticvabındaki beyanları karşısında davacının 5 yıllık çalışma süresi için 70 gün yıllık izne ve ödenmeyen ücret alacaklarına hak kazanacağı, hesap pusulalarında ve bordrolarda her ne kadar asgari geçim indirimi tahakkukları yapılmış ise de tahakkuku yapılan alacaklarının işçiye ödendiğine dair işçinin imzası olmadığı gibi dosyada banka hesap dökümü de bulunamadığı, dinlenen tanıkların beyanlarından işçinin iki ayda bir gün hafta tatili izni kullandığını beyan ettiği, her ne kadar davacının müdür konumunda çalıştığı kabul edilse de dinlenen tanık beyanlarından davacının kendi çalışma saatlerini kendisinin belirleyebildiği şeklinde bir tespit yapılamadığı ve dosya içeriğine göre davacının haftanın beş günü 08.00-20.00 saatleri arasında günde 12 saat, haftanın iki günü de 08.00-22.00 saatleri arasında günde 14 saat çalıştığı haftalık ortalama 23 saat fazla çalışma yaptığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında istifa dilekçesi veya davacı hakkında tutulan herhangi bir devamsızlık tutanağı olmadığı, fesih konusunda ispat külfeti üzerinde olan davalı işverenin işi davacının kendisine ait işyeri açarak işi bıraktığına dair iddiasını güçlü bir şekilde ispat edemediği sonucuna varılmakla, haklı fesih nedeni ispatlanamadığından Mahkemece kıdem ve ihbar tazminatının hüküm altına alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, davacının somutlaştırma yükümlülüğü kapsamında ıslah dilekçesinde 01.01.2019 tarihi ile işten çıkarıldığı 21.08.2020 tarihi arasındaki ücretini alamadığını açıkladığı, dosya kapsamında banka kayıtları bulunmadığı, taraflarca da delil olarak bildirilmediği, ücret hesap pusulalarının ve bordroların imzasız olduğu, davacının 20 18... yılları arasında müdür olarak çalıştığı, öncesinde garson olarak en son müdür olarak çalıştığı, bilirkişi tarafından davacı ve davalı tanık beyanları, Türkiye İstatistik Kurumu verileri dikkate alınarak belirlenen ücretin dosya kapsamına uygun olduğu, davalı tarafça sunulan ücret bordroları ve hesap pusulalarının imzasız olması davalı tarafça ödemeye ilişkin başkaca yazılı delil sunulmaması karşısında ücret alacağının hüküm altına alınmasında hata bulunmadığı, davacının isticvabı suretiyle yıllık izin ücretinin hüküm altına alınmasının usul ve kanuna uygun olduğu, davacının fazla çalışma yaptığı, genel tatil ve hafta tatillerinde çalıştığının tanık beyanları ile ispatlandığı, hesaplamaların tanıkların davacı ile birikte çalıştıkları süre ile sınırlı olarak yapıldığı, davalı tarafça çalışmalarının karşılığının ödendiğinin yazılı belge ile ispatlanamadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların dosya kapsamına uygun olduğu gerekçeleriyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalılar vekili temyiz dilekçesinde;1. Davacının müvekkil yanında çalışırken, müvekkili Şirketin benzeri olan bir işyeri açtığını, davacının "..." isimli işyeri açtığından müvekkilinin haberi olmadığını,2. Mahkemece karar gerekçesine dayanak gösterilen ve beyanı hükme esas alınan tanığın müvekkilinin eski çalışanı olup işçilik alacakları için dava açtığını,3. Müvekkilinin davacının başka bir işyeri açtığını ancak işe gelmemesi üzerine kendi imkânlarıyla öğrendiğini, davacıya izin veya onay verilmesi ve desteklenmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, bilakis müşteri çevresinin bu durumdan etkilenecek ve malen zarara uğrayacak olması sebebiyle davacıya izin verilmediğinin yazılı olarak belirtildiği ve savunma istenildiği, ancak davacının savunma vermediğini,4. Davacının söz konusu işyerinde çalıştığına dair mesaisi sırasında çekilmiş fotoğrafların dosyaya sunulduğunu, davacının burada ticari faaliyet gösterdiği sürede dahi müvekkili nezdinde sigortalı göründüğünü ve adına prim ödendiğini,5. Müvekkilini bu surette mağdur eden davacının iş sözleşmesinin haklı nedenlerle feshedildiğini, bu işyerini davalıların eski çalışanı olan ... ile birlikte aldığını, adı geçen şahıs tarafından açılan davada iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verildiğini,6. Davacının yıllık izin kullandığını, ancak konumu gereği bu konuda belge düzenlemediğini, hükmolunan fahiş alacağın kabul edilemez olduğunu,7. Davacıya çalıştığı süre boyunca ücret alacağının eksiksiz ödendiğini, bakiye ücret alacağı bulunmadığını, bu konudaki kabul kararının açıkça hakkaniyete aykırı olduğunu, kaldı ki davacının sürekli müdür olarak çalışmayıp, başlangıçta garson olduğunu, sürekli müdür ücreti alıyormuş gibi hesap yapılarak ve başka hiç bir delille dayanmadan karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu,8. Ulusal bayram ve genel tatil alacakları yönünde tahakkuk mevcut olan dönemleri hesaplanmadan dışlanması gerektiğini, davacının asgari geçim indirimi, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödenmediğini ancak yazılı bir delil ile ispat etmesi gerektiğini,9. Fazla çalışma ücreti alacağı yönünden beyanlarına itibar edilen tanıkların bilfiil davacı ile aynı sürelerde aynı işyerinde çalışmış olmaları gerektiğini, rapordaki hesaplamaların çalışılan süre ile sınırlı tutulması gerektiğini kararın bu yönlerden hatalı olduğunu ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, iş sözleşmesinin davalı tarafça feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı ve bu bağlamda davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı ile ücret alacağı konularına ilişkindir.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 25/2 hükmünde, ahlâk ve iyiniyet kurallarına uymayan hâller sayılmış, bu hâller ve benzerlerinin varlığı hâlinde işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânı olduğu açıklanmıştır. Kanun'daki hâller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları, işverene haklı nedenle fesih imkânı tanımaktadır.İşçi, iş sözleşmesi devam ederken işverenle rekabet oluşturacak davranışlarda bulunamaz. İşçinin sözleşme devam ederken rekabet etmeme borcu, sadakat borcunun özel bir görünümü olup bu borca aykırı davranan işçi, sadakat borcuna aykırı davranmış olur. Bu hâlde işveren iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebileceği gibi koşulların varlığı hâlinde işçiden tazminat da talep edebilir. İşçinin iş sözleşmesi devam ederken rekabet sayılacak davranışlarda bulunması ise doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar kapsamında olup, bu davranışların varlığı hâlinde işverenin 4857 sayılı Kanun’un 25/2-(e) hükmü uyarınca haklı nedenle fesih hakkı doğar.Somut uyuşmazlıkta davacı, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürmüş, davalılar ise sözleşmenin davacının rekabet teşkil eden davranışları sebebiyle sadakat borcuna aykırılık gerekçesiyle haklı nedenle feshedildiğini savunmuştur. Mahkemece haklı fesih iddiasının işverence ispat edilemediği gerekçesiyle davacının haksız feshe bağlı alacaklarının kabulüne karar verilmiş ise de bu kabul şekli dosya kapsamı ile örtüşmemektedir. Dosyadaki bilgi, belgeler ile tanık beyanlarına ve özellikle davalı tanığı ...'nın beyanına göre davacı taraf kendi adına işyeri açmış olup söz konusu işyeri, davalı Şirketle aynı alanda (yiyecek-içecek) faaliyet göstermektedir. Her ne kadar Mahkemece davalı tanığının beyanı esas alınarak davalının bu hususta davacıya onay verdiği gerekçesiyle feshin haksız olduğu sonucuna varılmış ise de davalı işveren 07.08.2020 tarihli savunma isteme yazısıyla davacıya bu hususta onay vermediğini açıkça belirtmiş olup aynı yazıda sadakat yükümlülüğüne aykırı davranış nedeniyle iş sözleşmesinin feshedileceğini davacıya ihtar etmiştir. Söz konusu savunma talebi yazısı, davacıya iadeli taahhütlü posta yoluyla tebliğ edilmiş olup davacı taraf buna karşılık olarak herhangi bir açıklama ve/veya savunmada bulunmamıştır. Yine dosya içeriğinde yer alan 12.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda çözümü yapılan ve davacı adına açıldığı iddia olunan işyeri ile sipariş veren bir müşteri arasında geçen konuşma kayıtlarından, yemek siparişi verilmek için davacı tarafından işletildiği sabit olan fastfood restaurantın arandığı, müşteriyle konuşan kişinin davalının şubesi olduğu yönünde açıklamada bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu noktada konuşma kaydının davacıya aidiyeti yahut konuşmayı kimin yaptığı sonuca etkili olmayıp önemli olan müşteriyle görüşme sırasında, bu işyerinin davalı Şirketin şubesi olduğu izlenimi bırakacak biçimde ifadeler kullanılmasıdır.Tüm bu anlatılanlar ışığında somut olay değerlendirildiğinde davacının iş sözleşmesi devam ederken kendi hesabına ticaret yaparak davalılarla aynı alanda faaliyet gösteren bir işyeri açtığı ve davalının müşteri portföyü olan üçüncü kişiler nezdinde iltibas yaratılarak buranın davalı Şirketin tescilli markası altında faaliyet gösteren fastfood restaurantının şubesi olduğu yönünde izlenim yaratılmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır. Şu hâlde davacının sabit olan bu eylemi, işçinin sadakat borcuna aykırılık teşkil etmekte olup, davalı işverence yapılan feshin haklı nedene dayandığının kabulü gerekmektedir. İş sözleşmesi haklı nedenle feshedildiğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle kabulüne karar verilmesi hatalıdır.3. Somut olayda davacı, 2019 yılının tamamında, 2020 yılında ise 8 aylık bir dönem için ücret alamadığını iddia etmiş, Mahkemece yapılan değerlendirmede ise davalı tarafça ücret ödendiği ispat edilemediğinden davacı talebi doğrultusunda hesaplanan ücret alacağı hüküm altına alınmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesinde, hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunduğu göz önüne alındığında, davacının 1 yıl 8 ay süren çalışması boyunca hiç ücret almadan çalıştığı iddiası hayatın olağan akışına aykırı olduğundan, davacı asılın bu hususta beyanı alınarak; bu kadar uzun bir dönem ücret almamasına rağmen çalışmaya neden devam ettiğinin, bu süre boyunca geçimini ne şekilde sağladığının sorulması ve sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir. Bu yön gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.4. Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı noktasında da uyuşmazlık bulunmaktadır.İşyerinde üst düzey yönetici konumunda çalışan işçi, görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda, ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamaz. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye, aynı yerde görev ve talimat veren bir başka yönetici ya da şirket ortağı bulunması hâlinde, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden, yasal sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti talep hakkı doğar. O hâlde üst düzey yönetici bakımından şirketin yöneticisi veya yönetim kurulu üyesi tarafından fazla çalışma yapması yönünde bir talimatın verilip verilmediğinin araştırılması gerekir. İşyerinde yüksek ücret alarak görev yapan üst düzey yöneticiye işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verilmemişse, görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında kendisinin belirlediği çalışma saatleri sebebiyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği kabul edilmelidir.Somut uyuşmazlıkta; davacının, davalıya ait işyerinde bölge sorumlusu olarak görev yaptığı anlaşılmaktadır. Davacıya ödenen ücret miktarı ve davacının işyerinde bölge sorumlusu olarak görev yaptığı hususları birlikte dikkate alındığında, çalışma düzenini kendisinin belirlemesi nedeniyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği Dairemizin yerleşik uygulaması olup, fazla çalışma ücreti talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi de bozmayı gerektirmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.