Anahtar kelimeler: Uyulmadan Sağlandığını Feshettiğini Vardiya Yemek Kastamonu Saatlerine Ödenmediği Ödenmediğini Net
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Kastamonu İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait iş yerinde 29.05.2008-29.07.2022 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesini ücret alacakları ödenmediği için haklı nedenle feshettiğini, ücretinin net 9.128,00 TL olduğunu, iş yerinde prim, yemek olanağının işveren tarafından sağlandığını, hak ettiği kıdem tazminatının ödenmediğini, davalı işyerinde vardiya saatlerine uyulmadan fazla çalışma yaptırıldığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde ve hafta tatillerinde çalışmasının devam ettiğini ancak bu çalışmaları karşılığı hak ettiği ücretlerinin ödenmediğini, yıllık ücretli izin haklarının kullandırılmadığını, ücretinden çeşitli sebeplerle kesinti yapıldığını ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının iş sözleşmesini haksız olarak feshetmesi sebebiyle kıdem tazminatına hak kazanamadığını, müvekkili nezdinde ödenmeyen alacakları bulunduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, bordroları ve banka kayıtları incelendiğinde tüm alacaklarının eksiksiz ödendiğinin görüleceğini, kaldı ki işyerinde vardiyalı çalışma yapıldığını ve davacının öne sürdüğü çalışma biçiminin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacıya ödenen primlerin alacaklarından mahsup edilmesi gerektiğini, yıllık ücretli izin haklarının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında bulunan hizmet döküm cetveline göre davacının 29.05.2008-22.09.20 12... .10.2012-29.07.2022 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde çalıştığı, davacının iddiası, tanık beyanları, yapılan yargılama neticesinde davacının ödenmeyen bir kısım alacakların olduğu, iş sözleşmesinin kıdem tazminatı ödenmesi gerektirecek şekilde son bulduğu, davacının ödenmeyen fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili alacakları bulunduğu, kullanılan izin süresinin mahsubu ile bakiye yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu, işverence sebebi belirtilmeksizin ana kasa açığı veya kasa açığı ve prim avans açıklaması altında kesinti yapıldığından brüt ücretine göre ödenmeyen ücret alacağı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi kararının davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin, ücret alacakları kısmi dava olarak fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ise belirsiz alacak davası olarak açıldığı, ödenmeyen işçilik alacakları bulunması nedeniyle iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı nedenle sonlandırıldığı, davacıya ait bordrolarda tahakkuk yapılarak ödenen satış primi, istihkak ayniyat, kasa tazminatı, çocuk yardımı, şok kart ve mağaza envanter ödemelerinin giydirilmiş ücret hesabında dikkate alınmasının isabetli olduğu, İlk Derece Mahkemesince alınan hesap bilirkişisi raporuna karşı davalının yasal süresi içerisinde fazla çalışma ücret hesabında prim ödemesi yönünden itiraz etmediği anlaşılmakla istinaf aşamasında bu itirazın ileri sürülemeyeceği, İlk Derece Mahkemesince dinlenen ve beyanları hükme esas alınabilecek nitelikte bulunan tanık ifadeleri ile işçinin fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil çalışması yaptığını ispat ettiği ve çalışma düzenini tek başına belirlemediği, hak kazandığı yıllık ücretli izin ve ücret alacaklarından işveren tarafından kullandırılan izin ile ücret ödemeleri mahsup edilmek suretiyle bakiyesinin hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davacının dava dilekçesindeki talepleri nazara alındığında faiz oran ve başlangıç tarihlerinin doğru tespit edildiği gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını,
2. Davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını,
3. Beyanlarına itibar edilen tanıkların yalnızca birlikte çalıştıkları süreye göre hesaplama yapılması gerektiğini ve görgüye dayalı olmayan konularda beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, hatalı rapor dikkate alınarak yapılan ıslahı ve mahkeme kararını kabul etmediklerini,
4. Davacı tarafın iş sözleşmesini kendi isteği ile haksız ve dayanaksız feshetmiş olması nedeniyle kıdem tazminatına hak kazanmadığını, haksız ve gerçek dışı iddialarla iş sözleşmesinin feshini haklı sebebe dayandırmaya çalışan davacının iddialarını tanık delili ile dahi ispat edemediğini,
5. Davacının brüt ücret hesaplaması yapılırken giydirilmiş brüt ücrete satış primin de dâhil edildiğini, ne var ki kıdem tazminatı hesaplamasına prim ödemelerinin dahil edilemeyeceğini zira primin, mağazanın ay içinde yaptığı ciro ve toplam çalışma saati baz alınarak ve çıkan baz primi de çalışanın ünvanına göre bir katsayı uygulanarak hesaplandığını, bu şekilde davacının her ay farklı olan satış primi ödemeleri belirli bir bedeli aşan satışlardaki miktarlara göre kademeli olarak artan veya azalan oranlarda ödenen para olduğundan bu özelliği nedeniyle brüt ücrete eklenemeyeceğini,
6. Müvekkili Şirket mağazalarında ikili vardiya usulü çalışılmakta olduğu dinlenen tanık anlatımlarıyla da sabit olup fazla çalışma uygulamasının ancak istisnai olarak yapıldığını, bu durumda da denkleştirme sisteminin uygulandığını, dosyada bulunan bordroların aksine fazla çalışma alacağı olduğu iddiasında olan davacının bu iddiasını eşdeğer yazılı delil ile ispat etmek zorunda olduğunu, kaldı ki taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde fazla çalışma ücretinin temel ücrete dâhil olduğuna dair hüküm bulunduğunu ve davacı ayrıca ek bir ücret ödenmesi hususunda talepte bulunamayacağını, kabul anlamına gelememek kaydıyla davacıya düzenli olarak satış primi ödemesi yapıldığından davacının ayrıca fazla çalışma nedeniyle ücret talep etmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının çalışma iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mağaza müdürü pozisyonunda yönetici olarak çalışan ve mağaza çalışanları ile kendi çalışma saatlerini de belirleyen davacının bu nedenle de fazla çalışma yaptığı iddiasının doğru olmadığını,
7. Müvekkili Şirkette hafta tatilinde çalışma yapılmadığını, davacı hafta tatilinde çalışsa dâhi ücretlerinin ödendiğini, aynı şekilde ulusal bayram ve genel tatil çalışmaları karşılığının da davacıya ödendiğini, davacının tüm bu ücretleri ihtirazı kayıt koymaksızın aldığını, davacının iddiasını yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini,
8. Davacının yıllık ücretli izinlerini kullandığını, kullanmadığı izin günlerine ait ücretinin ise kendisine ödendiğini,
9. Taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca işçinin kusuru nedeniyle oluşacak kasa açıklarının işçinin ücretinden kesileceği hususunda anlaşılmış olduğunu, bunun dışında davacı ücretinden prim avans adı altında herhangi bir kesinti yapılmadığını,
10. Uygulanan faiz oranı ve faiz başlangıç tarihlerinin hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin davacı tarafça haklı nedenle feshedilip edilmediği ile aylık ücret miktarı, davacı ücretinden kesinti yapılıp yapılmadığı, davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı, hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmadığı ve davalı işverence bu çalışmaları karşılığının ödenip ödenmediği, yıllık ücretli izin, faiz türü ve faiz başlangıç tarihinin doğru belirlenip belirlenmediği hususlarındadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Bölge Adliye Mahkemesince "İlk Derece Mahkemesi'nce alınan hesap bilirkişisi raporuna karşı davalının yasal süresi içerisinde fazla çalışma ücret hesabında prim ödemesi yönünden itiraz etmediği anlaşılmakla istinaf aşamasında bu itirazın ileri sürülemeyeceği" gerekçesiyle davalının bu husustaki itirazının reddine karar verildiği belirtilmiştir. Dolayısıyla davalının bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olmasının hukuki etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
6100 sayılı Kanun’un 266/1 hükmünde bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller; “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez” şeklinde düzenlenmiştir. Kanun’daki bu anlatımdan da hareketle bilirkişi raporu; bilirkişinin, hukuki değerlendirmeleri içermeyecek şekilde davanın çözümlenmesinde gereken teknik konulardaki açıklamalarını içeren mahkemeye sunduğu metindir.
6100 sayılı Kanun’un 281. maddesi ise şu şekildedir:
“(1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.
(2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.
(3) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir.”
24.11.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 3. maddesinde de bilirkişi incelemesinin ne şekilde yapılması gerektiğine ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.
Belirtilen düzenlemeler gereğince mahkeme, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verebilir.
6100 sayılı Kanun'un 282. maddesine göre hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Madde düzenlemesinden hareketle bilirkişi incelemesi, 6100 sayılı Kanun'da yer alan “kesin delil” ve “takdiri delil” şeklindeki tasnifte, takdiri deliller içerisinde yer almaktadır. Bir vakıanın doğruluğunun belirlenmesi için ileri sürülen takdiri delilin ispat gücü, hâkimin bu konuda vicdani kanaatiyle yapacağı değerlendirme ile belirlenir. Bu çerçevede takdiri deliller içerisinde yer alan bilirkişi incelemesinin dosyaya sağlamış olduğu özel veya teknik bilgi ya da tespit vasıtasıyla, inceleme konusu olan vakıalara dayalı iddiaların ispatı hususunda hâkimde oluşan kanaat neticesinde bir karar verilir. Bu aşamada hâkim, uyuşmazlık konusuyla ilgili Kanun tarafından tanınan takdir yetkisi çerçevesinde, olumlu ya da olumsuz bir karar vermek için gerekli olan kanaatin oluşumunda, bilirkişi raporunu dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirerek bir karar tesis edecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 05.07.2023 tarihli ve 2023/6-487 Esas, ████████ Karar sayılı kararı).
Bilirkişi raporlarında görülen eksiklik ya da belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulması görevi ve hukuki değerlendirme hâkime aittir. Hâkimin de bilirkişi delilini takdirde serbestçe hareket edebilmesi asıl olduğuna göre hâkim, rapordaki teknik incelemenin dosya kapsamında sübut bulan vakıalara, hukuk kuralları ve emsal içtihatlara uygun olmadığı düşüncesindeyse yeni rapor alabilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 15.03.2023 tarihli ve 2022/3-508 Esas, ████████ Karar sayılı kararı). Yine bilirkişi incelemesi sonucu alınan görüş bir takdiri delil olduğundan hâkim gerekçelerini açıkça ortaya koymak suretiyle bilirkişi raporunun aksine de karar verebilir (... vd., Medeni Usûl Hukuk Hukuku, Pekcanıtez Usûl Hukuku, Cilt III, ..., On Altıncı Bası, 2025, s.3087; ..., ..., ...., Medeni Usul Hukuku, ..., 2019, s.536). Hâkimin bu konudaki takdir hakkını rasyonel esaslara göre kullanması yeterlidir (İlhan E. Postacıoğlu, Medeni Usul Hukuku, ..., 1975, s.655 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 05.07.2023 tarihli ve ███████-250 Esas, ████████ Karar sayılı kararı).
Diğer yandan taraflardan biri bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olabileceği gibi her iki taraf da rapora itiraz etmeyebilir. Böyle bir durumda karar vermeye elverişli olmayan bir rapora taraflarca itiraz edilmemiş olmasının hâkimin vereceği hüküm sonucunu bağlar şekilde bir usuli kazanılmış hak doğuracağından söz etmek ve özellikle bilirkişi raporu hükme esas almaya uygun değilse, hâkimin davayı hatalı bu rapora göre çözümlendirmek zorunda olduğunu kabul etmek, açık yasal düzenlenmeler ve usul hukukunun değinilen temel ilkeleri yanında hâkimin maddi gerçeğe ulaşma amacıyla bağdaşmayacaktır (YHGK, 2022/3-508 E., ████████ K. ). Dolayısıyla bir takdiri delil olan bilirkişi raporunun herhangi bir şekilde hâkimi bağlayıcı etki doğurması, özellikle de bu etkinin taraflardan birinin itirazı ve diğer tarafın hareketsiz kalmasına bağlanması kabul edilebilir bir sonuç olmadığı gibi eksik ve hatalı olan bir raporun sadece tarafların itirazları doğrultusunda hâkimi bağlayıcı bir kesinlik kazanmasından söz edilmesi de doğru değildir (... vd., s.3081, 3083). Ayrıca kamu düzeniyle ilgili olması nedeniyle mahkemenin resen inceleme yapması gereken konularda tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesinin bir etkisi bulunduğundan söz edilemeyeceği de açıktır (YHGK, ███████-250 E., ████████ K.).
6100 sayılı Kanun’un 281. maddesinin gerekçesinde "Burada rapora itiraz için taraflara tanınmış bulunan onbeş günlük süre, kesin süredir; hak düşürücü bir nitelik taşır. Dolayısıyla, taraflar, bu süre içerisinde, itirazlarını dile getirmez ise bilirkişi raporu, onlar bakımından kesinleşir; yani taraflar rapora itiraz olanağını tümüyle kaybederler Ancak, anılan hâl, mahkemenin, ihtiyaç duyuyorsa, bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında öngörülen yetkilerini kullanmasına, yani bilirkişiden re’sen ek rapor talep etmesine veya inceleme yaptırmak üzere yeni bir bilirkişi atamasına herhangi bir engel oluşturmaz" ifadelerine yer verilmiş olup gerekçesiyle birlikte değerlendirildiğinde söz konusu hükümle bilirkişi raporuna süresi içinde itiraz etmeyen tarafın artık rapora itiraz etme imkânını yitireceğinin öngörüldüğü anlaşılmakta ise de bilirkişi raporuna itiraz biçimindeki usul işleminin yapılmamasının ortadan kaldırabileceği tek hak, yine usuli bir hak olan rapora itiraz etme hakkıdır. Aksi yöndeki kabul Kanun’un 281/3 hükmünün mahkemenin gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme yaptırabileceği biçimindeki hükmünü anlamsız ve işlevsiz kılacağı gibi Kanun’un kendi hükümleri arasında da çelişki oluşturacaktır. Bilirkişi raporuna itirazla ilgili anılan usul kuralından bir tarafın alacağını talep edemeyeceği anlamının çıkarılması, kuralın öngörülemez biçimde yorumlanması suretiyle ulaşılan bir sonuç olacaktır. Dolayısıyla bilirkişi raporuna itiraz edilmemesi nedeniyle davalı lehine usule ilişkin kazanılmış hak oluştuğu gerekçesiyle alacak talebinin reddedilmesinin kanuni bir dayanağı bulunmamaktadır (Ahmet Özgan ve Şule Özgan, B. No: ██████████, 21.12.2023, § 53, 55... ). Nitekim içtihat yoluyla geliştirilen usuli kazanılmış hak ilkesinin uygulanması yoluyla bilirkişi raporuna itiraz edilmediğinden miktar yönünden karşı taraf lehine usule ilişkin kazanılmış hak oluştuğu gerekçesiyle talebin esasına yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın reddedilmesi, Anayasa Mahkemesince mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahale olarak kabul edilmiş ve sözü edilen müdahalenin ölçülü olmadığına karar verilmiştir (Ahmet Özgan ve Şule Özgan, § 40, 41, 49... ).
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda bilirkişi raporunun takdiri delil niteliğine uygun hareket edilmesi gerektiği açıktır. Bu noktada somut olay bakımından değerlendirme yapıldığında; davalı tarafın rapora karşı dermeyan etmediği bir hususu kanun yolu incelemesinde ileri sürmesine engel bir durum olmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince aksi kabulle oluşturulan gerekçeyle hüküm kurulması hatalı ise de dosya içerinde yer alan ücret bordrolarının incelenmesinde "..." adı altında yer alan ödemenin prim ödemesi mahiyetinde olduğu, bu nedenle hesap bilirkişi raporunun bu yönüyle denetime uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, uyuşmazlık konusu yapılarak hüküm altına alınan alacak kalemlerinin hesaplanmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; bu hatalı değerlendirme sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda ve yukarıda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!