Anahtar kelimeler: Abonman Depoda Eksper Sularında Kamera Olayı Oluş Yangın Rücuen Poliçesi

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Rücuen Tazminat)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sigortalısı dava dışı ... A.Ş. Arasında Yangın Abonman Sigorta Poliçesi bulunduğunu, müvekkilinin sigortalısına ait depoda 14.10.2019 tarihi saat 08:35 sularında hırsızlık olayı meydana geldiğini, bu olay neticesinde sigortalı şirkette meydana gelen hasar bedeli eksper raporları ile tespit edilerek müvekkili şirket tarafından 19.08.2020 tarihinde 102.202,00 TL hasar tazminatı ödendiğini, olayın oluş şekli ve olay mahallinde yer alan kamera kayıtları incelendiğinde hadisenin davalı güvenlik firması elemanlarının görevlerini aksatmaları sonucu meydana geldiğinin açıkça görüldüğünü, müvekkilinin hasar bedelini ödedikten sonra TTK'nın ilgili hükümleri gereğince sigortalısının haklarına halef olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili tarafından sigortalısına ödenen 102.202,00 TL hasar tazminatının ödeme tarihi olan 19.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı sigortalı ... A.Ş ile müvekkili arasında imzalanan güvenlik hizmetleri sözleşmesi kapsamında müvekkilinin dava dışı sigortalı şirkete danışmanlık ve gözetim hizmeti verdiğini, depo kompleksi genelinde üst giriş noktasında bir kişi, orta depolar bölgesinde bir kişi(aynı zamanda kayıt personeli) ve bir kişi amir olmak üzere toplamda üç kişinin görevli olduğunu, hırsızlığın yaşandığı gümrüklü alt depo bölgesinde müvekkili bünyesinde istihdam edilen personel bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu doğmayacağından, sorumluluğun sigortalı yetkililerine ait olduğunu, yaşanan hırsızlık olayında müvekkilinin herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, dava dışı sigortalının müvekkilinin uyarılarına uymayıp gerekli önlemleri almadığını, bu nedenle olay anında gereken müdahalenin yapılmadığını ve kusurun sigortalıya ait olduğunu, hırsızlığı gerçekleştiren kişilerin anılan saatte üst depolar bölgesinden geçen imar yolundan gelerek depoya yanaştıklarını ve depo içinde istifli bulunan malzemeyi alarak 10-112 dakika sonra bölgeden ayrıldıklarının kamera kayıtlarından görüldüğünü, sigortalı şirketin olay yerinde bulunan elemanlarının şahıslara müdahale etmedikleri, herhangi bir reaksiyon vermediklerini ve müvekkilinin personelini uyarmadıklarını, müvekkilinin dava dışı sigortalı şirket ile imzaladığı sözleşme kapsamında tüm yükümlülüklerini eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; Davalının zarardan sorumlu olup olmadığının tespiti uzmanlık gerektirmesi nedeni ile, güvenlik uzmanları ve sigortacı bilirkişiden oluşun heyetten rapor alındığı, sunulan 23.11.2021 tarihli ek bilirkişi raporu ile davalının meydana gelen hırsızlık olayında %65 oranında kusurlu olduğu ve davacının talep edebileceği tazminat miktarının 66.431,30 TL olduğu tespit edildiği, mahkemece hüküm kurmaya elverişli ve dosya kapsamına uygun rapora itibar edildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 66.431,30 TL ' nin █████/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporunda davalı güvenlik şirketine % 65 oranında, dava dışı sigortalıya % 35 oranında kusur tespiti yapıldığını, ancak bu kusur oranlarının hakkaniyete ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, davalı ile dava dışı sigortalı arasında imzalanan sözleşmenin 8. Maddesi gereğince davalının önerilerinin işverence kabul edilmemesinin davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağına dair madde bulunduğunu, buna rağmen eksik personel ile güvenlik hizmeti verilmesine ilişkin sözleşmeyi imzalayan davalının, bu haliyle sözleşmenin tarafı olmayı seçtiğinden davaya konu hırsızlık nedeniyle dava dışı sigortalının uğradığı zarardan sorumlu olduğunu, davalının eksik güvenlik personeli ile güvenlik hizmeti vermesi sebebiyle dava dışı sigortalıya kusur atfedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı ile sigortalı arasında imzalanan sözleşmenin 7.maddesi gereğince, davalının dava dışı sigortalıya depo bölgesinin güvenliğini bu şartlarda sağlayacağı ve bu şartlarda oluşacak olumsuzluklardan dava dışı sigortalının sorumlu olmayacağının kabul edildiğini, bu şartlarda dava dışı sigortalıya kusur atfedilmesinin açıkça hakkaniyete ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hırsızlık olayı esnasında mesai saati içinde depoda çalışan dava dışı sigortalı şirket personelinin de şahıslara herhangi bir şekilde müdahalede bulunmaması sebebi ile kusur atfında bulunulmuş ise de, iş tanımı ve görevi olmadığı halde dava dışı sigortalı şirket personellerinin olaya ve şahıslara müdahale etmediğinden bahisle kusur atfedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davalının hırsızlık suçunu işleyen kişilerin kullandığı araç içinde bulunanlara bölgede dolaşmamaları gerektiği söylenerek minibüse müdahele edildiğini, cevap dilekçesinde de belirtildiği üzere güvenlik şirketi personelinin niyetleri belli olan hırsızların kullandığı araç ile kaçmaları sonrasında arkasından bakması ve şüpheli bir aracın olduğunu diğer personellere bildirmemesinin görevini ihmal ettiğini gösterdiğini, ayrıca hırsızlığın gerçekleştiği saatlerde dava dışı sigortalı şirket personellerinin deponun arka kısmında çalışırken hırsızlık olayının deponun ön kısmında meydana geldiğini, dava dışı sigortalının üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini bu nedenle dava dışı sigortalıya % 35 oranında kusur izafe edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin söz konusu olayda herhangi bir kusur ve sorumluluğu bulunmadığı halde kusurun büyük çoğunluğunun müvekkiline yüklendiğini, hırsızlık olayının depo bölgesinde gerçekleştiğini, depolar bölgesi ve araçların park edildiği alanın kamusal alan olduğunu, herhangi bir gerekçe ile bölgeye gelen şahıs ve araçların engellenmesinin söz konusu olmadığını, buna rağmen müvekkili şirketin personelinin kamusal alanda dolaşan minibüsü fark ettiklerinde müdahale ettiklerini ve minibüsün kamuya açık yoldan hırsızlığın yapıldığı alana gittiğini, hırsızlık olayının gerçekleştiği alanda müvekkili şirketin güvenlik elemanının bulunmadığını, ayrıca alanın güvenlik zafiyetinin bulunduğunun 08.11.2018 ve 09.11.2018 tarihli risk analiz raporu ile sigortalı şirket yetkililerine bildirildiğini, hırsızlığın gerçekleştiği alanda sigortalının bilgi işlem odası olduğu gibi taraflar arasındaki sözleşme gereği söz konusu bölgede gündüz personelinin bulunmadığını, mesai saatinde gerçekleşen hırsızlık olayında da depo içi sorumluğun yönetimde olduğunu, hırsızlığın gerçekleştiği mesai saatinde depo içinde görevli olan 4 personelin ve sigortalının bilgi işlem odasındaki personellerin hırsızları fark etmesine rağmen hiç bir müdahalede bulunmadıklarını, müvekkili tarafından hazırlanan vaka tutanağı ve müvekkili şirketin personellerinin savunmalarından da görüleceği gibi sigortalının görevli personelinin depoya giren yabancı kişileri sorgulamaması, engel olmaya çalışmaması ve müvekkili tarafından gönderilen risk raporlarında belirtilen hususlara riayet edilmemesinin bu olayın meydana gelmesinde etken faktör olduğunu, bilirkişi raporundaki değerlendirmeden de korunacak alanda çalıştırılacak personel sayısı ile ilgili insiyatifin tamamen dava dışı sigortalı şirkette olduğunu, buna rağmen hırsızlık olayının gerçekleşmesinde müvekkilinin kusurlu olduğunun belirtilmesinin yerinde olmadığını, müvekkilinin kusur oranının fazla tespit edilmesinin kabul edilemeyeceğini belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava, davacıya yangın abonman sigorta poliçesi kapsamında sigortalı olan dava dışı sigortalıya ödenen bedelin halefiyet ilkesi gereği sorumlu olduğu iddia edilen davalıdan tahsili istemini ilişkindir.
Somut olayda, dava dışı sigortalı ...A.Ş 'nin 01.10.2019-01.10.2020 tarihleri arasında davacı ve dava dışı sigortacılara yangın abonman sigorta poliçesi ile müşterek sigorta esası ile sigortalı olduğu, davalı ile dava dışı şirket arasında 30.06.2013 -30.06.2014 tarihlerinde geçerli olan güvenlik hizmetleri sözleşmenin bulunduğu, sözleşmenin 6. Maddesi ile taraflarca sürenin bitiminden 1 ay öncesinde yenilenmediği takdirde uzamış sayılacağının kararlaştırıldığı, 14.10.2019 tarihinde dava dışı sigortalıya ait iş yerinde hırsızlık meydana geldiği, bu olay nedeni ile davacı tarafından sigortalısına poliçe kapsamında 102.202,00 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece Mahkemesince, ek bilirkişi raporu ile davalının meydana gelen hırsızlık olayında %65 oranında kusurlu olduğu ve davacının talep edebileceği tazminat miktarının 66.431,30 TL olduğu tespit edildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinafa konu uyuşmazlık, hırsızlık olayında tarafların kusurunun bulunup bulunmadığı ve Mahkemece kabul edilen kusur oranlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmıştır.
6102 sayılı TTK'nun 1472 maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK'nun 1472. maddesinden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür.
Davacının sigortalısının meydana gelen hırsızlık olayı sebebiyle şikayette bulunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ soruşturma sayılı ve █████/2020 tarihli kararı ile daimi arama kararı verilmiştir.
Mahkemece uyuşmazlık konusunda bilirkişi raporu alınmıştır.
Bilirkişi heyet raporu ve ek raporunda özetle; dava konusu olayda davalı ...Ltd. Şti. ' nin %65 oranında kusurlu olduğu, dava dışı sigortalı .... A.Ş ' nin %35 oranında kusurlu bulunduğunun hasıl olduğu, davacı tarafından, tespit edilen 511.010,00 TL hasarın müşterek sigorta esasına göre % 20 hissesi oranında 102.202,00 TL tazminat, sigortalı .... A.Ş.’nin banka hesabına ... A.Ş.’nin 20.03.2020 tarihli dekontu ile ödenmiş olduğu, davacı ... A.Ş.’nin talep edebileceği gerçek zarar miktarının 102.202,00 TL olduğu ve TTK.’nun 1472. maddesi gereğince 20.03.2020 ödeme tarihi itibariyle ödemiş olduğu tazminat miktarı kadar sigortalısının haklarına halef olmuş olduğu, heyetlerince belirlenmiş olan kusur durumları doğrultusunda % 65 oranında kusurlu olduğu tespit edilen davalı ...Ltd. Şti.’nin, davacı sigorta şirketince ödenen tazminatın 102.202,00 TL x 0,65 = 66.431,30 TL 'lık kısmından sorumlu bulunduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
İlk derece Mahkemesince alınan heyet raporunda, davalı ...Ltd. Şti.’nin; █████/2018 tarihi saat 08:35 sıralarında dava dışı sigortalı şirkete ait Antrepoda hırsızlık olayının meydana gelmesinde; 5188 Sayılı Kanun ve uygulama yönetmeliğine aykırı olacak şekilde, davalı güvenlik şirketinin koruma ve güvenlik hizmetini (danışma ve gözetim) üstlendiği dava dışı sigortalıya ait işyerinin risk analiz raporunu hazırlayarak işverene sunduğu, ancak olay sırasında 1 danışma personelinin eksik olduğu, personelini görev alanın risklerine göre eğitmediği hırsızlık olayını gerçekleştiren kimliği meçhul şahısların içinde bulunduğu aracın olaydan hemen önce park sahasında bulunan brandalı tıra yaklaştığında danışma görevlisi tarafından fark edilerek, görevlinin ikazı üzerine aracın tırdan uzaklaşarak depo alanına yöneldiği, danışma görevlisinin aracı kamera görüntülerinden takip etmesi ile birlikte diğer danışma görevlisine ve Antrepo personellerine de şüpheli aracı haber vermesi gerekirken bunu yapmadığı, Antrepo alanına gizlenerek giren şahısların dava konusu hırsızlık olayını gerçekleştirdikleri, bu bağlamda davalı şirket personelinin de görevinin gereklerini tam olarak yerine getirmemesinin etkisiyle, oluşan güvenlik zafiyeti sonucu dava dışı sigortalının işyerinde hırsızlık olayının meydana gelmesinde, %65 oranında kusurunun bulunduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi heyet raporu ayrıntılı ve gerekçeli olup, bu hali ile, davalı şirketin sözleşme kapsamında üzerine düşen güvenlik hizmetini gereği gibi ifa etmediği ve güvenlik zaafiyeti nedeniyle sözleşmeye aykırı davrandığı anlaşılmakla davalı yönünden tespit edilen kusur oranının olayın oluş şekline göre uygun olduğu değerlendirilmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin tespit edilen kusur durumuna yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Somut olayda, hırsızlık olayının meydana geldiği 14.10.2019 tarihinde davacı ile dava dışı sigortalı arasında düzenlenen poliçe yürürlüktedir. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, dava dışı sigortalı .... A.Ş.’nin; dava konusu hırsızlık olayının meydana geldiği Antreponun korunması konusunda; davalı güvenlik şirketi tarafından hazırlanan risk analiz raporunda belirtilen personel eksikliğini gidermediği, kimliği meçhul şahıslar tarafından hırsızlık olayı gerçekleştirilmesi esnasında mesai saati içinde depoda çalışan dava dışı sigortalı şirket personellerinin de şahıslara herhangi bir şekilde müdahalede bulunmadığı, denetim ve kontrol görevini eksik yapması ve mallarının korunması konusunda basiretli bir tacir gibi hareket etmemesinden dolayı, oluşan güvenlik zafiyeti sonucu, dava konusu hırsızlık olayının meydana gelmesinde %35 oranında kusurunun bulunduğunun tespit edilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava dışı sigortalının davalı güvenlik şirketi tarafından hazırlanan risk analız raporunda belirtilen personel eksikliğini gidermemesi sebebiyle kusurlu olduğu ifade edilse de, davalı ile dava dışı sigortalı arasında imzalanan sözleşmenin 8. Maddesinde, davalının önerilerinin işverence kabul edilmemesinin davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağına dair madde bulunduğunu, yine sözleşmenin 7. Maddesi gereğince de davalının dava dışı sigortalıya ait depo bölgesinin güvenliğini bu şartlarda sağlayacağı ve bu şartlarda oluşacak olumsuzluklardan dava dışı sigortalıya kusur atfedilmesinin yasaya aykırı olduğunu, hırsızlık olayının gerçekleşmesi esnasında mesai saati içinde depoda çalışan dava dışı sigortalı şirket personellerinin şahıslara herhangi bir şekilde müdahalede bulunmadığı nedeniyle kusur atfının hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Somut olayda, davacının sigortalısının denetim ve kontrol görevini eksik yapması ve mallarının korunması konusunda basiretli bir tacir gibi hareket etmemesinden dolayı kusurlu olduğu, her ne kadar sözleşmenin 7. Ve 8. Maddesi hükümlerinde anılan hükümler yer alsa da, davacıya diğer yönlerden atfedilen kusur oranının olayın oluş şeklinde göre uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak, davacı ile dava dışı sigortalı arasında düzenlenen poliçede hırsızlıktan kaynaklanan zararın teminat kapsamına alındığı mahkemece davalının kusur oranına tekabül eden hasar bedelinin tazminine karar verildiği nazara alındığında, mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ve █████/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.134,50 TL harçtan mahsubu ile bakiye 402,50 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde davalıya İADESİNE,
4-Taraflarca yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!