Anahtar kelimeler: Satıcıdavalının Devirlerin Ödenerek Tümünün Zemin Parselde Kdv Devrinin Satışı Tapuda

T.C.
İSTANBUL5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: TespitDAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili █████/2024 havale tarihli dava dilekçesi ile, Müvekkili şirket ile ... A.Ş. arasında; ... İli ... İlçesi ... Mahallesi 385 ada 5 parselde kayıtlı 1.430,00 m2 yüzölçümlü zemin kat 1 nolu bağımsız bölümün, ... İli ... İlçesi ... Mahallesi 385 ada 5 parselde kayıtlı 1.430,00 m2 yüzölçümlü 1’inci kat 2 nolu bağımsız bölümün, ... İli ... İlçesi ... Mahallesi 385 ada 5 parselde kayıtlı 1.430,00 m2 yüzölçümlü 3’üncü kat 4 nolu bağımsız bölümün satışı için KDV dâhil toplam 470.760.000,00 TL tutarında bedel üzerinden anlaşma yapıldığını ve müvekkili şirket tarafından satış tutarının tümünün davalıya ödenerek tapuda devirlerin gerçekleştirildiğini, tapu devrinin yapılmış olmasının satıcı/davalının müvekkilden alım-satım işlemine ilişkin herhangi bir alacağı kalmadığını gösterdiğini, ... A.Ş. tarafından müvekkili şirkete kesilen 31.07.2024 tarihli ve ... numaralı fatura düzenlenirken, 3065 sayılı Kanun madde 17/4-r uyarınca KDV’den muaf olduğunun vurgulandığı ve faturanın KDV hariç şekilde düzenlendiğini, müvekkili tarafından fatura karşılığı tutarların ... Bankası ... Şubesinin 19.07.2024 tarihli ve ... sıra numaralı dekontu ile 70.000.000,00 TL, ... Bankası ... Şubesinin 26.07.2024 tarihli ve ... referans numaralı dekontu ile 170.760.000,00 TL ve ... Bankası .. Şubesinin 26.07.2024 tarihli ve ... sıra numaralı dekontu ile 230.000.000,00 TL olarak ödendiğini, müvekkil şirket üzerine düşen edimi ifa etmiş olmakla birlikte, ... 24. Noterliğince ... tarihinde düzenlenen ... yevmiye numaralı ihtarname ile kesilen faturayı reddettiğini, devam eden süreçte ... A.Ş. tarafından müvekkile gönderilen ve ... 6. Noterliğince düzenlenen... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile müvekkilin faturanın reddine ilişkin ihtarının reddedildiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından ... 24. Noterliğince ... tarihinde düzenlenen ... yevmiye numaralı ihtarname ile yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunu, anlaşılan bedelin KDV dahil 47.760.000,00 TL olduğu, bu nedenle faturanın iptal edilerek, açıklanan şekilde KDV dahil 470.760.000,00 TL fatura kesilmesi gerektiği ihtaren bildirildiğini, böylece taraflar arasında taşınmaz satış tutarının KDV dahil mi hariç mi olduğu konusunda bir çekişme oluştuğunu, müvekkilin satın almış olduğu taşınmazın ... A.Ş.’nin aktifinde 2 tam yıl süreden uzun kaldığı, ... A.Ş. tarafından satışa konu edilen taşınmazların tapu kayıtlarına düşülen şerhten de anlaşılacağı üzere, adı geçen işletmenin satışa konu taşınmazı 01.08.2021 tarihinden başlamak üzere ...A.Ş lehine 10 yıl süreyle kiraya verdiği, öte yandan, ... A.Ş’nin ... tarihli ve ... sayılı Ticaret Sicili Gazetesinin 113’üncü sayfası ile ... tarihli ve ... sayılı Ticaret Sicili Gazetesinin 288’inci sayfasında yer alan faaliyet alanlarına bakıldığında, gayrimenkul alım-satım-kiralama ve kiraya verme işlerinin faaliyet alanları arasında olduğu, ilave olarak ... A.Ş’nin geriye yönelik beş yıl içinde bir çok gayrimenkulü sattığını, tapu müdürlüğüne sorularak bu durumun tespit edilebileceğini, bu nedenlerle davanın kabulüne, taşınmaz satış bedelinin KDV dahil olduğunun ve satış faturasının KDV dahil 470.760.000,00 TL şeklinde düzenlenmesi gerektiğinin tespiti sureti ile çekişmenin giderilmesine, yargılama gider ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili █████/2024 tarihli cevap dilekçesi ile, davalı müvekkilinin ...A.Ş., ... Belediye Başkanlığı'nın %99,98 hissesine sahip olduğu belediye iştirak şirketi olduğunu, Davalı müvekkili şirketin, 03.01.1990 tarihinde gıda, market, yiyecek-içecek alanında faaliyet göstermeye "....A.Ş." unvanıyla çalışmaya başladığını, ... A.Ş.'nin halihazırda bu faaliyetlerine devam ettiğini, temel iştigal konusunun gıda, market, yiyecek-içecek olması yanında farklı konularda da (otopark işletmeciliği, ...vb.) faaliyetler yürüttüğünü, davacı yan ile davalı müvekkil şirketin ... ili, ... ilçesi, ... Mah. 385 Ada 5 parselde kayıtlı zemin kat 1 nolu bağımsız bölüm, ... ili, ... ilçesi, ... Mah. 385 Ada 5 parselde kayıtlı 1. Kat 2 nolu bağımsız bölüm, ... ili, ... ilçesi, ... Mah. 385 Ada 5 parselde kayıtlı 3. Kat 4 nolu bağımsız bölümün satışı hususunda anlaşma sağladıklarını, yapılan anlaşmada belirtilen bu 3 taşınmazın toplam 470.760.000,00.-tl bedelle satışının yapılacağı ve KDV'nin istisna olacağı hususunda belirlendiğini, taraflar arasında yapılan anlaşma neticesinde davalı müvekkil ... A.Ş.'nin banka hesabına; 19.07.2024 tarihinde 70.000,00.-TL kapora bedeli, 26.07.2024 tarihinde 230.000.000,00.-TL satış bedelinin bir kısmı, 26.07.2024 tarihinde 170.760.000,00.-TL satış bedelinin bir kısmı gönderildiği ve toplam 470.760.000,00.-TL ödeme tamamlandığını, tüm ödemelerin tamamlanması neticesinde 31.07.2024 tarihinde davalı müvekkil şirket tarafından ... numaralı 470.760.000,00.-TL bedelli fatura düzenlendiğini, işbu faturanın açıklama kısmında da; 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 17. Maddesinin 4. fıkrasının r bendine göre istisna kapsamında olduğu belirtildiğini, bahse konu işbu Kanun’un Geçici Madde 43. hükmünde de bu husus düzenlenmiştir. Geçici Madde 43- “Bu maddenin yürürlük tarihinden önce kurumların aktifinde yer alan taşınmazlar için bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 17 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinde yapılan değişiklik öncesi hükümler uygulanır.” şeklinde olduğunu, dolayısıyla davalı şirketin yapmış olduğu satışlar ticari nitelikte olmadığından ve 32 yıldır şirket aktifinde yer alan bir taşınmaz olması dolayısıyla istisna kapsamında olduğunu, davacı yan tarafından; ... 24. Noterliği ...tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin keşide edildiği ve davalı müvekkil şirkete tebliğ edildiğini, söz konusu ihtarnamede; faturayı kabul etmedikleri ve herhangi borcu olmadığı ifade edildiğini, ancak söz konusu itiraz süresinde yapılmadığından faturanın kesinleştiğini, davacı tarafın da göndermiş olduğu ihtarnameden 07.08.2024 tarihinde faturayı tebliğ aldığını beyan ettiğini, bu kapsamda da 8 günlük süre içerisinde geçerli bir itirazda bulunulmadığından davanın reddi gerektiğini, dava şartı olarak arabuluculuk hususunun işbu dava konusu içinde geçerli olduğundan davanın usulden reddi gerektiğini, davacı yanın, işbu davada; yapılan taşınmaz satış işleminin ilişkin düzenlenen faturada belirtilen 3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 17/4-r maddesindeki istisna kapsamında olmadığının ve söz konusu faturanın KDV dahil 470.760.000,00.-TL olarak düzenlenmesi gerektiğinin tespitini talep ettiğini, 15/7/2023 tarihinden önce kurumların aktifinde yer alan taşınmazların 15/7/2023 tarihinden itibaren kurumlar tarafından satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimlerde KDV istisnası uygulamasına devam edileceğini, satışa konu edilecek taşınmazlar (arsa, arazi, bina) ile iştirak hisselerinin satışında istisna uygulanabilmesi için kurumların aktiflerinde[324] asgari 2 tam yıl (730 gün) kayıtlı bulunmuş olması gerekmektedir.” ifadelerine yer verildiğini, esasen bahse konu Tebliğ’in 4.16.1. Taşınmaz Satışlarında İstisna Uygulaması/ 4.16.1.1. 15/7/2023 Tarihinden Önce Kurumların Aktifinde Yer Alan Taşınmazların Satışında İstisna Uygulaması başlıklı maddesinde; “Bu kapsamda, 15/7/2023 tarihinden önce kurumların aktifinde yer alan taşınmazların 15/7/2023 tarihinden itibaren kurumlar tarafından satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimlerde KDV istisnası uygulamasına devam edilecektir.” denilerek somut olayda da KDV istisnası uygulanması gerektiğinin açıkça belirtildiğini, söz konusu taşınmazın 15.10.1992 tarihinde yapılan genel kurulda ... 1. Ticaret Mahkemesi'nin ..sayılı kararı ile değeri saptanan ... ilçesi, ... Mah. 385 Ada 3 ve 4 parsellerde (yeni 5 parsel) yer alan taşınmazın ayni sermaye olarak ... Belediyesi tarafından konulduğu tescil edildiğini, bu tescille birlikte tapu kayıtlarında değişiklik yapılarak söz konusu taşınmazın ayni sermaye olarak davalı müvekkil şirketin uhdesine geçtiğini, söz konusu tescil işleminden ve tapu devrinden anlaşılacağı üzere söz konusu taşınmaz yaklaşık 32 yıldır davalı müvekkil şirketin uhdesinde yer aldığı ve mülkiyetin asgari 2 tam yıl (730 gün) kayıtlı olması şartını sağladığını, söz konusu satışın ihale ile yapıldığı, ihale şartnamesinin 2. maddesinde açıkça “KDV muafiyeti bulunmaktadır.” şeklinde mutlak bir şart düzenlendiğini, davacı tarafa da gönderilen “Teklif vermeye davet” konulu yazıda, şartnameye dayalı olarak hazırlayacağı teklifi sunması istendiğini, dolayısıyla davacı KDV muafiyeti bulunduğunu bilerek ihaleye katıldığı ve ihale uhdesinde kaldığını, basiretli tacir olan davacının şartnameyi teslim aldığını, şartları kabul etmiş iken gelinen aşamada KDV muafiyet bulunmadığını ileri sürmesinin kabul edilemeyeceğini, bu nedenlerle dava konusuna ilişkin arabulucuya başvurulmaması sebebiyle usulden reddine, yapılan satış işleminin istisna hükümlerinden yararlanılacağı hususun tespitiyle davanın reddine, tüm yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı yana yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememizin █████/2025 tarihli celse ara kararı gereği, tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, ticari defter ve kayıtları, ihale dosyası ve dosya incelenerek; taraflar arasındaki taşınmaz alım satımına ilişkin olarak, satımın 3065 sayılı KDV kanununun 17. Maddesinin 4-r bendine göre KDV den istisna olup olmadığı konusunda rapor alınmasına karar verilmiş olup, bilirkişi heyeti █████/2025 havale tarihli raporunda, huzurdaki davanın; ... A.Ş. tarafından davacı şirkete kesilen 31.07.2024 tarihli ve ... numaralı faturanın 3065 sayılı Kanun madde 17/4-r uyarınca KDV'den muaf olarak KDV hariç şekilde düzenlendiği, davacının talebinin fatura da KDV olması gerektiği noktasında olduğu, davacı yanın, dava dilekçesinde davalı şirketin satışa konu edilen taşınmazları 3. kişiye kiraya verdiği ve ana sözleşmesinde “her türlü gayrimenkul malları kısmen veya tamamen tasarruf etmek, satın almak, satmak, kiralamak ve kiraya vermek “ yazılı olduğu gerekçeleriyle davalının taşınmaz ticaretinde bulunduğunu, bu nedenle KDVK'nın 17-4er bendinde yer alan KDV istisnasından yararlanmayacağını iddia ettiği, Gelir İdaresi Başkanlığının verdiği özelgeler kapsamında ana sözleşmesinde taşınmaz ticaretine yönelik faaliyet konuları yer alan firmaların bilfiil bu konularda faaliyetleri olmasa dahi faaliyet konuları arasında taşınmaz ticareti bulunmasından hareketle taşınmaz ticaretinde bulunduğu; kiraya verilen taşınmazın satışında, faaliyet konuları arasında taşınmaz ticareti bulunsun veya bulunmasın taşınmaz kiralaması nedeniyle taşınmaz ticaretinin gerçekleştiği ve kiraya verilme işlemini ticari amaçla elde bulundurma olarak değerlendirerek istisna hükümlerinden yararlanmanın mümkün olmadığı yönünde olduğu, Bu yorumun mükellefler açısından kesin bağlayıcılığı bulunmadığı, konuya ilişkin Yargı kararlarında; kiraya verilerek değerlendirilen taşınmazlar nedeniyle taşınmaz ticaretinde bulunulduğunun söylenemeyeceği, sadece ana sözleşmesinde taşınmaz alım-satımı yapılabileceğine dair hüküm bulunmasının tek başına taşınmaz ticareti ile uğraşıldığını göstermeyeceği, taşınmaz ticareti ile uğraşılmasına imkan verecek yoğunlukta devamlılık arz eden bir alım-satım işlemleri olması gerektiği, şirketin münhasıran gayrimenkul ticareti ve kiralama işiyle iştigal ettiği ve bu amaçla gayrimenkul iktisap ettiği yönünde somut tespite yer verilmesi gerektiği gibi gerekçelerle özelgelerde yer alan idari görüşlerin aksi yönde kararlar verildiği, somut olayda davacının sadece esas sözleşmesinde taşınmaz ticaretine yer verilmesi ve dava konusu taşınmazları kiraya vermesinin davalının taşınmaz ticaretinde bulunduğu ve satışını yaptığı taşınmazları taşınmaz ticareti amacıyla edindiğini göstermediği, sonuç olarak davacı şirketin aktifine kayıtlı taşınmaz satışının 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 17/4-r maddesi uyarınca istisna kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin düşünüldüğü kanaatine varıldığını bildirdikleri görüldü.Tüm dosya kapsamı ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda,Davacı taraf, taraflar arasındaki taşınmaz alım satımına ilişkin sözleşmedeki satış bedelinin KDV dahil olduğunu belirterek satış faturasının KDV dahil 470.760.000,00 TL olarak düzenlenmesi gerektiğinin tespitini talep etmiş ve davaya konu taşınmaz satış işlemini 3065 sayılı KatmaDeğer Kanunu'nun 17/4-r bendine göre KDV'den istisna olmamasına rağmen istisna uygulanarak KDV hariç olarak kesildiğini belirterek taraflar arasındaki satışın KDV dahil olarak düzenlenmesi gerektiğinin tespitini talep etmiştir.Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.Somut olayda davacı taraf, taraflar arasındaki satış işleminin KDV'den muaf olmadığını ve sözleşmenin KDV dahil olarak düzenlendiğini ispatlamak durumundadır.Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, ticari defter ve kayıtları, ihale dosyası ve dosya incelenerek; taraflar arasındaki taşınmaz alım satımına ilişkin olarak, satımın 3065 sayılı KDV kanununun 17. Maddesinin 4-r bendine göre KDV den istisna olup olmadığı konusunda rapor alınmak üzere dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve bilirkişi heyeti dosyaya sunduğu █████/2025 tarihli raporda; Huzurdaki davanın; ... A.Ş. tarafından davacı şirkete kesilen 31.07.2024 tarihli ve ... numaralı faturanın 3065 sayılı Kanun madde 17/4-r uyarınca KDV'den muaf olarak KDV hariç şekilde düzenlendiği, davacının talebinin fatura da KDV olması gerektiği noktasında olduğu, Davacı yan, dava dilekçesinde davalı şirketin satışa konu edilen taşınmazları 3. kişiye kiraya verdiği ve ana sözleşmesinde “her türlü gayrimenkul malları kısmen veya tamamen tasarruf etmek, satın almak, satmak, kiralamak ve kiraya vermek “ yazılı olduğu gerekçeleriyle davalının taşınmaz ticaretinde bulunduğunu, bu nedenle KDVK'nın 17-4er bendinde yer alan KDV istisnasından yararlanmayacağını iddia ettiği, Gelir İdaresi Başkanlığının verdiği özelgeler kapsamında ana sözleşmesinde taşınmaz ticaretine yönelik faaliyet konuları yer alan firmaların bilfiil bu konularda faaliyetleri olmasa dahi faaliyet konuları arasında taşınmaz ticareti bulunmasından hareketle taşınmaz ticaretinde bulunduğu; kiraya verilen taşınmazın satışında, faaliyet konuları arasında taşınmaz ticareti bulunsun veya bulunmasın taşınmaz kiralaması nedeniyle taşınmaz ticaretinin gerçekleştiği ve kiraya verilme işlemini ticari amaçla elde bulundurma olarak değerlendirerek istisna hükümlerinden yararlanmanın mümkün olmadığı yönünde olduğu, Bu yorumun mükellefler açısından kesin bağlayıcılığı bulunmadığı, Konuya ilişkin Yargı kararlarında; kiraya verilerek değerlendirilen taşınmazlar nedeniyle taşınmaz ticaretinde bulunulduğunun söylenemeyeceği, sadece ana sözleşmesinde taşınmaz alım- satımı yapılabileceğine dair hüküm bulunmasının tek başına taşınmaz ticareti ile uğraşıldığını göstermeyeceği, taşınmaz ticareti ile uğraşılmasına imkan verecek yoğunlukta devamlılık arz eden bir. alım satım işlemleri olması gerektiği, şirketin münhasıran gayrimenkul ticareti ve kiralama işiyle iştigal ettiği ve bu amaçla gayrimenkul iktisap ettiği yönünde somut tespite yer verilmesi gerektiği, gibi gerekçelerle özelgelerde yer alan idari görüşlerin aksi yönde kararlar verildiği, Somut olayda davacının sadece esas sözleşmesinde taşınmaz ticaretine yer verilmesi ve dava konusu taşınmazları kiraya vermesinin davalının taşınmaz ticaretinde bulunduğu ve satışını yaptığı taşınmazları taşınmaz ticareti amacıyla edindiğini göstermediği, Sonuç olarak davacı şirketin aktifine kayıtlı taşınmaz satışının 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 17/4-r maddesi uyarınca istisna kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin düşünüldüğü yönünde rapor ibraz etmiştir.Dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere davalı tarafın davacının sadece esas sözleşmesinde taşınmaz ticaretine yer verilmesi ve dava konusu taşınmazları kiraya vermesinin davalının taşınmaz ticaretinde bulunduğu ve satışını yaptığı taşınmazları taşınmaz ticareti amacıyla edindiğini göstermediği ve davalının taşınmaz ticareti ile uğraştığına yönelik davacı iddialarının ispata muhtaç olduğu ve davalının taşınmaz ticareti ile uğraşmadığı anlaşıldığından taraflar arasındaki satışın 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 17/4-r maddesi uyarınca istisna kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin anlaşıldığı ve bu sebeple davacının satış işleminin KDV'den muaf olması sebebiyle taraflar arasında düzenlenen satış KDV hariç 470.760.000,00 TL olarak düzenlenmesi gerektiği ve davacının düzenlemiş olduğu faturanın kanuna uygun olduğu anlaşılmakla davacının davasının reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle,1-Davacının davasının REDDİNE,2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL karar harcından peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,5-Davalı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalı tarafa verilmesine,6-Bakiye gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekili ile e duruşma ile katılan davalı vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341. maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.. █████/2026Başkane-imzalıdırÜyee-imzalıdırÜyee-imzalıdırKatipe-imzalıdır