Anahtar kelimeler: Açmaksızın Sayıldığı Verebileceği Hallerin Müdafinin Görüşü Anadolu Neticesinde Sahte Sınırlı

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.SUÇ
: Sahte belge düzenlemeHÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Bozmaİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.12.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 12.01.2023 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile " Mahkemece █████/2022 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Yasa'nın 6. maddesi ile 213 sayılı VUK'ya eklenen geçici 34. maddesi dikkate alınarak bu Kanunla etkin pişmanlık hükümleri getirilmiş bulunduğundan, Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazı yazılarak mükellef hakkında ilgili vergi suçu raporu ile yapılan incelemeden dolayı Vergi Mahkemesine açılmış dava olup olmadığı, davanın hangi aşamada olduğunun bildirilmesinin istenilmesi ve 7394 sayılı Yasa'nın 6. maddesi ile 213 sayılı VUK'ya eklenen geçici 34.maddesinin 1. fıkrası son cümlesine göre, Vergi Mahkemesinde dava açılmaması, açılmış ise feragat edilmesi, Kanun yollarına başvurulmaması veya başvurulmuş ise vazgeçilmesinin şart olduğunun gözetilmesi, yasa ile konulmuş sürenin değiştirilemeyeceği de dikkate alınarak █████/2022 tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde ödenmek üzere vergi ziyanının giderilmesi için sanığa bu sürenin verilmesi, Tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen cezanın bulunmadığı ya da süre sonunda cezanın ödenmesi durumlarda verilecek cezadan yarı oranında indirim yapılması ve sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilmeden.." şeklindeki gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, ayrıca 7394 sayılı Kanun'un 6/1. maddesinde ''..GEÇİCİ MADDE 34- Haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olanlar, 359 uncu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammını, bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde Hazineye ödedikleri takdirde 359 uncu maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla soruşturma evresi için yapılan etkin pişmanlık düzenlemesinden faydalanabilir. Bu fıkrada belirtilen ceza indiriminden faydalanabilmek için vergi mahkemesinde dava açılmaması, açılmışsa feragat edilmesi, kanun yollarına başvurulmaması veya başvurulmuşsa vazgeçilmesi şarttır..'' şeklindeki düzenlemenin bulunduğu,Anılan düzenleme ile 7394 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği █████/2022 tarihinde infaz aşamasında olan dosyalar hakkında, infazı yapan Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından Mahkemesinden infaz durdurma kararı alınmasını takiben, Mahkemeler tarafından uyarlama yargılaması yapılarak, vergi dairelerince belirlenen ödenmesi gereken miktarın, 7394 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde hükümlüler tarafından Hazineye ödendiği takdirde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilecekleri yönünde ihtarı müteakip, bir yıl içinde ödeme yapılıp yapılmaması durumuna göre infazın kaldığı yerden devamına karar verilmesi gerektiğinin düzenlendiği,7394 sayılı Kanun'un 6/2. maddesinde ''..Birinci fıkra hükümleri bu maddeyi ihdas eden Kanunun yayımı tarihinde soruşturma ve kovuşturma evresinde bulunan dosyalar hakkında da uygulanır. Bu takdirde, ödemenin hüküm verilinceye kadar yapılması şarttır..'' şeklindeki düzenleme de ise,7394 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği █████/2022 tarihinde soruşturma ve kovuşturma aşamasında bulunan dosyalar hakkında, Cumhuriyet Başsavcılıkları ve Mahkemeler tarafından, şüpheli ve sanıklara vergi dairelerince belirlenen ödenmesi gereken miktarı Hazineye ödedikleri takdirde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilecekleri yönünde ihtarı takiben makul bir süre beklenildikten sonra ödemenin sonucuna göre soruşturma ve kovuşturmalara devam edilebileceği, bir yıl beklenilmesinin gerekmediği, 7394 sayılı Kanun'un 6/2-2. cümlesinde ödemenin hüküm verilinceye kadar yapılabileceğinin belirtildiğinden bu hususun ayrıca düzenlenerek birinci fıkra yönünden istisna getirildiği, makul bir süre beklenildikten sonra ödemenin olmaması ancak hüküm verilinceye kadar ödemenin olması durumunda da ödemenin yapıldığı aşamaya göre etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabileceği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, ████████ Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve ██████████ sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine...” hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 12.01.2023 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı bozma kararı ile bozma üzerine verilen İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.04.2024 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,24.03.2026 tarihinde karar verildi.