Anahtar kelimeler: Bahçelievler Daki Kiralarını Harçlandırma Lısesı Aradan Nöbetçi Kiralayan Kapı Mart

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İflas (Adi Takipten Doğan İflas (İİK 156))
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İflas (Adi Takipten Doğan İflas (İİK 156)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İDDİA
:
Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu █████/2025 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde; 01 Mart 2021 günlü sözleşme ile tebligat adresinde ki İstanbul Bahçelievler ,... Mah. ... Sk. .... Lısesı Blok No: 10 İç Kapı No: 4'daki işyerini müvekkilinden kiralayan davalı borçlu geçen zaman sürecinde taşınmaz kiralarını ödemediği için aleyhinde Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile iflas takibi yapıldığını, iflas ödeme emrinin 15 Ekim 2025 tarihinde borçlu şirkete tebliğ edildiğini, süresi içinde itiraz edilmeyen takibin kesinleştiğini, aradan geçen zaman sürecinde davalı borçlu şirket iflas takibine konu borcu dahil, daha önceki kira borçları için yapılan takip konusu borçları da ödemediğini beyan ederek, anılan sebeplerle Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün .... -Esas sayılı dosyasından gönderilen iflas ödeme emri'ni, 15 Ekim 20025 tarihinde tebellüğ eden, ödeme emri kesinleşmesine karşın dosya borcunu bugüne kadar ödemeyen, davalı borçlu kiracı ... 'nin iflası'na, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı borçlu şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA;
Davalı şirkete usulüne uygun yapılan tebligata rağmen cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLLER ve GEREKÇE
:
Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 154 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi iflas yoluyla takip kapsamında, davalı sermaye şirketi aleyhine başlatılan iflas takibinin kesinleşmesi üzerine açılmış iflas istemine ilişkindir.
İİK.nun 173/2 maddesi atfıyla aynı Kanun'un 166/2 nci maddesi uyarınca Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ve tirajı 50.000'in üzerinde ve yurt düzeyinde dağıtım yapılan gazetelerden birinde iflâs talebi ilan edilmiş, gazete nüshaları dosyaya ibraz edilmiştir.
90.000,00 TL iflâs avansı davacı tarafça yatırılmıştır.
Davalı şirketin ticaret sicil kaydı celp edilmiş incelenmesinde; firmanın sicil kaydının faal olarak devam ettiği, firma adresi itibariyle davaya bakmanın mahkememiz yetki alanında kaldığı anlaşılmıştır.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
İflas takibi rejiminde alacaklı, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki icra dairesi aracılığıyla takip başlatır; borçluya iflas ödeme emri gönderilir; ödeme emrine süresinde itiraz edilmemesi halinde takip kesinleşir; alacaklı da kanuni süre içinde ticaret mahkemesinden yalnızca borçlunun iflasına karar verilmesini ister. Bu sistematik, iflas takibinin münferit cebri icradan farklı olarak, tüm alacaklıları ilgilendiren kolektif tasfiye amacına hizmet eden özel bir takip yolu olduğunu göstermektedir.
Dosya kapsamındaki Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün .... Esas sayılı takip dosyası, ödeme emrinin tebliğine ilişkin evrak, ticaret sicil kayıtları ve taraf beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalı şirket aleyhine kira alacağına dayalı olarak iflas yoluyla takip başlatıldığı, iflas ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği, davalının yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz etmediği ve bu suretle takibin kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu aşamada mahkemenin önündeki uyuşmazlık, artık alacağın takip hukuku bakımından kesinleşmiş olduğu bir zeminde, iflas kararı verilebilmesi için İİK’nin öngördüğü diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin denetlenmesinden ibarettir.
İflas davasında ispat yüküne ilişkin genel çerçeve bakımından, bir hakkın kendisine tanınmasını isteyen tarafın dayandığı vakıaları ispatla yükümlü olduğu TMK m. 6’da; tarafların ispata ilişkin yükümlülüğünün usul hukukundaki görünümü ise HMK m. 190’da düzenlenmiştir. Buna göre davacı alacaklı, takip dayanağı alacağın varlığını, muacceliyetini ve ifa edilmediğini ortaya koymakla yükümlüdür. Ne var ki somut olayda ödeme emrine süresinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle uyuşmazlık, klasik anlamda genişletilmiş bir alacak yargılaması olmaktan çıkmış; takip kesinleşmesinin doğurduğu sonuç çerçevesinde, mahkemenin inceleme ekseni iflas kararı verilip verilemeyeceği noktasında toplanmıştır.
İİK m. 166’nın atfı ve iflas usulüne ilişkin düzenlemeler gereğince iflas talebinin ilanı sağlanmış; ilan suretiyle diğer alacaklıların müdahale ve itiraz imkanları temin edilmiştir. Dosyada, kanunun öngördüğü ilan prosedürünün yerine getirildiği ve davacı tarafından iflas avansının yatırıldığı anlaşılmaktadır. Ticaret sicil kayıtlarına göre davalı şirketin faal sermaye şirketi niteliğini sürdürdüğü, dolayısıyla iflasa tabi kişilerden olduğu ve muamele merkezi itibarıyla mahkememizin yetkisinin bulunduğu da sabittir.
İflas yargılamasının bu aşamasında belirleyici norm, İİK m. 158/2’dir. Anılan hüküm uyarınca mahkeme, iflas kararı vermeden önce borçluya, asıl alacak ile takip giderleri ve işlemiş fer’ileri belirli bir süre içinde ödeme veya mahkeme veznesine depo etme imkanı tanır. Öğretide ve uygulamada kabul edildiği üzere bu “depo kararı”, iflas hukukuna özgü, borçluya son bir ifa fırsatı veren ve iflas kararını önleyici sonuç doğurabilen özel bir kurumdur. Depo kararının fonksiyonu, bir yandan gerçekten mevcut ve ödenmemiş borç nedeniyle iflasın gerekip gerekmediğini son kez sınamak, diğer yandan da borçlunun ödeme ile kolektif tasfiye rejimine sokulmasını önleyebilmektir. Bu yönüyle depo kurumu, iflas hukukunun alacaklı menfaatini koruyan yapısı ile ekonomik faaliyetin gereksiz yere tasfiyesini önleme amacını dengeleyen istisnai bir emniyet supabı niteliğindedir.
Somut olayda, mahkemece verilen depo emri üzerine davalı tarafından depo emrine esas alınan borç tutarının mahkeme veznesine yatırıldığı sabittir. Bu ödeme, dava açıldığı tarihte davacının haksız olduğunu değil; tersine, dava tarihinde iflas istemini ileri sürmekte hukuken haklı bulunduğunu, ancak yargılama sırasında İİK m. 158/2’nin borçluya tanıdığı özel imkanın kullanılmasıyla iflas kararının maddi şartlarının sonradan ortadan kalktığını göstermektedir.
Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti bakımından ise, ödeme yargılama sırasında ve depo emri sonrasında gerçekleştiğinden, davanın açıldığı tarih itibarıyla haklı olan taraf davacı olmuştur. Bu nedenle gider ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılması gerekir. HMK m. 331’deki ilke, esastan sonuçlanmayan davalarda giderin dava tarihindeki haklılık durumuna göre yükletilmesini öngörmektedir; somut olayda da ödeme sonradan gerçekleştiği için gider sorumluluğunun davalıya yüklenmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davacının iflas istemi dava tarihinde hukuki dayanaktan yoksun olmayıp, yargılama sırasında davalı borçlunun depo emrine uygun ödeme yapması sebebiyle karar tarihinde iflas hükmü kurulmasının koşulları ortadan kalkmıştır.
Tüm bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacı vekili, davalı-borçlunun iflasına karar verilmesini talep etmiş ise de davalı-borçlunun depo emrine esas miktarı Mahkeme veznesine depo ettiği anlaşıldığından ödeme nedeniyle iflas davasının esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM/Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Ödeme nedeni ile iflas davasının esası hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA
2-Davalı tarafından █████/2026 tarihinde yatırılan 72.606,50-TL paranın karar kesinleştiğinde davacıya ÖDENMESİNE,
3-Alınması gerekli 732,00.-TL karar ve ilam harcının peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60.-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,
4-Davacı tarafından ödenen 615,40 TL Peşin Harcı, 615,40 TL başvuru harcı ile 87,50 TL vekalet harcının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan 6 tebligat + posta masrafı olan 718,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafından Mahkeme veznesine depo edilen 90.000,00 TL tutarındaki iflas avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
7-Davacı taraf kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafından peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacılara İADESİNE,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.█████/2026
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!