Anahtar kelimeler: İhraç Disiplin Firma Bünyesinde Kadrosuna Khk Cezasıyla İşçisi Başladığını Kararname
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 2. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 26.04.2005 tarihinde davalı bünyesinde alt işveren firma işçisi olarak çalışmaya başladığını, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, iş sözleşmesinin davalı ... tarafından disiplin kurulu kararı uyarınca 18.03.2024 tarihinde feshedildiğini, disiplin kurulu tarafından davacının "ihraç cezasıyla" cezalandırılmasına ve iş sözleşmesinin sonlandırılmasına dair verilen kararın ölçülü olmadığını, verilen bu karar ile işçinin iş sözleşmesinin feshinde son çare ilkesinin gözetilmediğini belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ikramiye alacağı, fazla çalışma, yıllık ücretli izin, prim-ikramiye, yemek parası, öğrenim yardımı, çocuk yardımı, yol yardımı, asgari geçim indirimi alacakları ile sendikal tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya sunulan özlük dosyası içeriğinde yer alan belgelerden feshe dayanak eylemlerin işlendiğinin sabit olduğu, bu şekilde davacının güven ve sadakat ilişkisine aykırı hareket ettiği, bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerektiği, davacının yasal çalışma süresinin üzerinde fazla çalışma yaptığına ilişkin iddiasının ispatı için tanık deliline dayandığı, beyanlarına başvurulan davacı tanıklarının davalı işyerinde çalışması olmadığı, dolayısıyla davacının fazla çalışma olgusunu ispatlayamadığı, davacıya ikramiye, yol ve yemek yardımı ödemelerinin yapıldığı, davacıya çocuk yardımı ve öğrenim yardımı yapılacağına dair ise herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı, davacının prim alacağı bulunduğuna ve iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğine dair de dosya kapsamında delil bulunmadığı, davacının bakiye yıllık ücretli izin hakkı bulunduğu ancak karşılığı ücretin ödenmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyadaki yazılara, hükmün Dairece de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmediği, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. İşveren tarafından yapılan eylemle orantılı bir ceza verilmesi gerektiği, yapılan eylemle orantılı olmayan ve ölçüsüz olarak nitelendirilebilecek bir cezanın mazur görülemeyeceği, sonuç itibarıyla fesihin de bir ceza olduğu ve gerekçeli kararda belirtilen soruşturma dosyalarında bu hususlara dikkat edilmediğini,
2. Dosya içeriğine uymayan gerekçelerle kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,
3. Haklı nedenle fesih için öngörülen hak düşürücü süreye uyulmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı almaya hak kazanacak şekilde son bulup bulmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!