Anahtar kelimeler: Yevnolu Uyun Sütü Çiğ Litre Yazma Süt İhtarda Alımsatım Sunmuş

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...

T.C.
KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
:
KARAR NO
:
HAKİM
:
KATİP
:
DAVACI
:
VEKİLLERİ
:
DAVALI
:
DAVA
: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:
KARAR TARİHİ
:
KARAR YAZMA TARİHİ
:
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkilİ ile davalı yan arasında akdedilen █████/2022 tarihli "Çiğ Süt Alım-Satım Sözleşmesi" başlıklı sözleşme uyarınca günlük 29.000 Litre veya aylık 870.000 Litre sütü sözleşme koşullarına uyun şekilde müvekkili teslimi noktasında anlaşıldığını, davalının müvekkiline sözleşmede taahhüt edilen miktarda süt teslim etmediğini, müvekkilinin Konya .Noterliği ... yev.nolu █████/2022 tarihli ihtarnameyi gönderdiğini, ihtarda, sözleşmede taahhüt edilen miktarda sütün kendisine teslim edilmediğini, ihtarnamenin tebliğinden itibaren en geç 7 gün içinde █████/2022 tarihli sözleşmenin aynen ifa edilmesini, sözleşmede taahhüt edilen günlük 29.000 Litre veya aylık 870.000 Litre üzerinden hesaplanacak miktarda sütü eksiksiz olarak teslim etmesini ve devamı aylarda sözleşmede kararlaştırılan taahhütlerin yerine getirilmesini, aksi halde aynen ifadan vazgeçerek müspet zararların (fiili zarar + yoksun kalınan kar) tazmininin talep edileceğini ihtar ettiğini, söz konusu ihtarname davalı yanın mernis adresine █████/2022 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak davalının ihtarda kendisine verilen 7 günlük ek sürenin sonunda edimlerini yerine getirmediğini, ek sürenin bitim tarihi olan █████/2022 tarihinde temerrüde düştüğünü, neticeten davalının sözleşmeye aykırı durumlarını verilen ek sürede gidermediği, devamında da davacı müvekkilinin sözleşmeye inancı kalmaması hasebiyle müspet zararlarımızın tazmini için (yoksun kalınan karı + fiili zararı) talep etmek için işbu davanın açılması gerektiğini, taraflar arasındaki █████/2022 tarihli Çiğ Süt Alım-Satım Sözleşmesinin 8.maddesi gereği davalı yan sözleşmede kararlaştırılan niteliklere sahip günlük 29.000 Litre veya aylık 870.000 Litre sütü müvekkiline teslim etmeyi taahhüt ettiğini, ancak davalı yan müvekkiline sözleşmede taahhüt edilen miktarda sütü teslim etmediğini, müvekkilinin davalı yana gönderdiği █████/2022 tarihli ihtarname tarihine dek geçen 1 ay 25 günlük süre zarfında müvekkile teslim edilen süt miktarı 758.808 litre olduğunu, sözleşmenin devam ettiği 55 günlük safhada müvekkile 8.maddede taahhüt edilen süt miktarı ise 1.595.000 Litre olması gerektiğini, yine sözleşmenin 8.maddesinde taahhüt edilen süt miktarının mevsim şartlarına göre %20 fazla veya eksik olabileceği taraflarca kararlaştırıldığını, lakin davalı yan görüldüğü üzere %20 eksik olsa bile taahhüt edilen sütü göndermediğini, bunun üzerine müvekkilinin davalı yana göndermiş olduğu █████/2022 tarihli ihtarında, sözleşmeye uygun şekilde edimlerini yerine getirmesi ve eksik kalan süt miktarı ile devam aylarda teslim edilmesi gereken süt miktarını eksiksiz teslim edilmesi ihtar edilmiş ise de davalı yan kendisine verilen 7 günlük ek süre içinde edimlerini yerine getirmeyerek temerrüde düştüğünü, davalının kendisine verilen ek süre içerisinde edimlerini gereği gibi yerine getirmediğinden müvekkil TBK m.125/2 gereği aynen ifadan vazgeçerek müspet zararlarının (fiili zarar + yoksun kalınan kar) tazminini talep ettiğini, bu durumda sözleşmeye aykırılık dolayısıyla müvekkilinin uğramış olduğu kar kaybının ve fiili zararın tespiti gerektiğini, müspet zarar, alacaklının borçlanılan edimin ifa edilmemesinden ötürü uğradığı zarar olduğunu, müvekkilinin de basiretli tacir olan davalı yanın sözleşmeye aykırı olarak edimlerini yerine getirmemesi yüzünden zarara uğradığını, davalının müvekkiline göndermiş olduğu Konya .Noterliği █████/2022 tarihli yev. nolu cevabı-ı ihtarında müvekkili ile █████/2022 tarihinde herhangi bir yazılı süt alım - satım sözleşmesi yapmadığını, geçerli bir sözleşme yapabilmesi için temsile yetkili minimum iki müşterek imza gerekli olduğunu söylediğini, ancak, her ne kadar taraflar arasındaki █████/2022 tarihli sözleşmede davalı kooperatif adına yalnızca kooperatif başkanının imzası bulunsa da, davalı yan söz konusu sözleşme uyarınca müvekkile bir miktar (taahhüt ettiği miktarın altında) süt tesliminde bulunduğunu, müvekkiline süt bedelini faturalandırmadığını, fatura karşılığı müvekkil tarafından kendisine ödendiğini, taraf ticari defterleri bilirkişi marifetiyle incelendiğinde bu husus açıkça ortaya çıkacağını, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile müvekkilinin uğradığı zararın tespit edilerek HMK m.107 belirsiz alacak davamız gereği şimdilik 300,00 TL (TBK m.125/2 fiili zarar + yoksun kalınan kar) hükmedilmesine, hükmedilecek tazminat bedeline █████/2022 temerrüt tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari temerrüt faizi işletilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalının Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinden özetle; Davacı taraf dava dilekçesinde her ne kadar davanın belirsiz alacak davası olduğunu beyan etmiş ise de işbu beyan davanın belirsiz alacak davası olmadığı gerçeğini değiştirmeyeceğini, davacı tarafın dava dilekçesi ve dayanak ihtarnameleri incelendiğinde basiretli bir tacir olan davacının çok basit bir hesaplama ile iddia ettiği zararını belirleyebileceğini, davacı tarafın davayı belirsiz alacak davası olarak açmalarında hukuki yarar olmadığından davanın reddi veya ıslahı için kesin süre verilmesi gerektiğini, davacının basiretli tacir olduğu düşünülürse , davacı tarafın iddia ettiği sözleşmeden dolayı zarara uğradığını tespit etmesi çok kolay bir şekilde mümkün olduğunu, işbu sebeple HMK gereğince davanın belirsiz dava olarak açılması mümkün olmadığını, davacının davalı müvekkil ile sözleşme imzaladığını ve işbu sözleşmeye davalı müvekkilin bağlı olduğunu söylemiş ise de işbu durum kanuna ve gerçeğe aykırı olduğunu, şöyle ki davalı müvekkili kooperatifin yönetimi ve iradesi için Çift İmza gerektiğini, müvekkil kooperatif temsilde 3 yetkilisi mevcut olup işbu yetkililerin hiçbiri tek başına münferiden yetkili olmadığını, işbu temsil için minimum iki yöneticinin imzası gerektiğini, bu hususun ticaret Sicil gazetesinde alenen yayınladığını, basiretli bir tacir olan davacının yapmış olduğu sözleşmede taraf olanların yetkisini araştırma yükümlülüğü olduğunu, davacı tacir hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmeden işlem yapmış olması tamamen kötü niyetli olduğunu, en nihayetinde davalı müvekkili bir süt kooperatifi olup çiftçiler tarafından kurulduğunu, nitekim kooperatifin temsilinde çift imza şartı olmasının da en büyük amacı hiç kimsenin keyfi olarak kooperatife zarar vermesini engellediğini, işbu anlatılan husular ve TTK hükümleri gereğince müvekkil nezdinde onaylandığını veya imzalanmış bir sözleşme mevcut olmadığını, müvekkilinin imzalamadığı bir sözleşme ile de bağlı olması mümkün olmadığını, işbu sebeple imzaya itirazlarımızın kabul edilmesini talep ettiklerini, davacının davalı müvekkil ile sözde yapmış olduğu sözleşmenin düzenleme tarihi █████/2022 olmasına rağmen sözleşmenin son maddesinde "işbu sözleşme █████/2022 tarihinden itibaren geçerlidir" ibaresi mevcut olup işbu ibareye göre sözleşme geriye dahi yürütüldüğünü, işbu hususun TBK ve TTK hükümlerine aykırı olup sözleşmenin esasına ve ruhuna aykırı olduğunu, sözleşmeler kurulduğu andan itibaren ileriye yönelik hüküm doğururken işbu davaya konu sözleşme imzalandığı süreden önceki dönemler içinde hüküm doğurduğunu, işbu durum sözleşmenin esasen de geçersiz olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, davacı ile müvekkil arasında işbu sözleşmeden bağımsız ürün alışverişi olduğunu, davacının davalı müvekkilden süt almak istediğini ve davalı müvekkil davacı şirkete süt sattığını, hatta şöyle ki ;█████/2022 tarihinde 1.000.004,28 TL bedelli fatura , █████/2022 tarihinde 500.004,59 TL bedelli fatura , █████/20221.500.003,97 TL bedelli ,█████/2022 tarih 41.848,70TL bedelli ve deftere işlenen faturaları davacı tarafa kesmiş davacı taraf işbu faturaların ödemesini kullandığı KGF kredisinden yaptığını, davacı tarafın kredi kullanması kendi ticari işleyişindeki sorumluluğu olduğunu, ancak davacı taraf ilgili banka kurumundan kredi kullanabilmek için sonradan davaya konu sözü edilen sözleşmeyi imzalayıp bankaya ve tarım il müdürlüğüne sunduğunu, davacı taraf hem kredi kurumu olan bankayı hemde ilçe tarım müdürlüğünü geçersiz belge ile kandırarak kendine menfaat sağladığını, davacı tarafın ... Bankası A.Ş'den kredi çekebilmek için işbu geçerli olmayan sözleşmeyi imzaladığını ve işbu sözleşme gereğince çok uygun bir faiz oranına KGF kredisi kullandığını, davacı tarafın böyle bir kredi kullanabilmesinin yegane şartı yüksek bir süt alımı göstermesi gerektiğini, davacı taraf davalı kooperatifin münferiden yetkili olmayan temsilcisi ile böyle bir sözleşme imzaladığını ve kendisine kamu kurumları üzerinden menfaat elde ettiğini, işin esasına bakıldığında da davacı tarafın aslında işbu sözleşmeyi yapmaya ilişkin iradesinin olmadığı açık olduğunu, nitekim davacı taraf krediyi kullandıktan sonra dahi █████/2022 tarihinde 608.746,39TL iade faturası kestiğini, tüm bu hususlar sözleşmenin olmadığının açıkça kanıtı olduğunu, bir an sözleşmenin olduğunu düşünsek bile davacı tarafın iade faturası kesmiş olması sözleşmeyi ihlal ettiğini açıkça gösterdiğini, yine sözü edilen sözleşmenin fesih şartlarına bakıldığında taraflar her hangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeyi feshedebilir ibaresi mevcut olduğunu, davacı tarafın, davalı müvekkiline gönderdiği ihtarnamede sözleşmenin devam ettirilmesini talep etmiş ise de işbu talep öncelikle sözleşmenin tarafı olmayan müvekkil tarafından kabul edilmediğini, akabinde bir an için müvekkilinin sözleşmenin tarafı olduğunu dahi düşünsek sözleşmeyi fesih hakkı taraflarınca verilen ihtar cevabında zımnen belirtildiğini, tüm bu nedenlerle kısmi olarak açılan davanın mahiyetinin belirlenebilir olması sebebiyle davanın ıslahı için davacı tarafa kesin süre verilmesine ve kesin süre içerisinde dava şartı olan peşin harcın tamamlattırılmasına bu hususta ihtarda bulunulmasına , ıslah yapılmaması halinde davanın kısmi dava olarak devam edeceği hususunda davacı tarafa ihtarda bulunulmasına, ilgili banka , sicil müdürlüğü, tarım ilçe müdürlüğüne müzekkere yazılarak ilgili evrakların istenilmesine davalı müvekkil kooperatifin yetkililerince imzaladığını, bir sözleşme olamadığından davanın ret edilmesine ve (tazminat hakkımız saklı kalmak kaydı ile ) yargılama gideri ve karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
ÇEKİŞMELİ HUSUSLAR, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
... Bankası A,Ş ye müzekkere yazılarak 1586-7836920 kredi hesap numaralı █████/2022 kullandırma tarihli 5.000.000,00 TL tutarlı kredisine ait evrakların ve söz konusu krediden kaynaklı vade farkı ve masrafların toplamı sorulmuş, ilgili kayıtlar dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Ereğli İlçe Tarım Müdürlüğüne müzekkere yazılarak dava konusu hususlara ilişkin tüm bilgi ve belgelerin Mahkememize gönderilmesi istenilmiş, ilgili kayıtlar dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Ereğli Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davalı kooperatife ilişkin tüm bilgi ve belgeler ile 2021 yılından itibaren kooperatif temsile yetkili kişiler ile imza sirkülerinin gönderilmesi istenilmiş, ilgili kayıtlar dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Davacı tanığı ... Mahkememizin █████/2023 tarihli celsesine bizzat katılarak:" Davacı tanığı ben davacı ... Süt Ürünleri AŞ'de üretim müdürü olarak halen çalışmaktayım, davalı yandan çalıştığım şirket geçen yıl süt alımı hususunda sözleşme imzalamıştır, sözleşmenin imzalanmasını mütakip davalı şirket ton bazında günlük bize 30 ton civarında süt teslim etmesi gerekmesine rağmen bazen 1 tanker buda yaklaşık 15-17 ton civarında gelmektedir, bazen ise hiç getirmedikleri olmuştur, bizde süt birgün bekleyebilir çünkü biz sütü işleyip peynir süzme yoğurt, tereyağı gibi mamul üretiminde kullanılmaktadır, yeterli seviyede süt gelmediği takdirde işlerimiz aksamaktadır, buna rağmen davalı tarafla iki ay civarında bir alışveriş devam etmiştir, vaad edilen sütün eksik getirilmesi nedeniyle daha sonra sözleşme nihayete erdirilmiştir, bu eksik teslimattan sebep çalıştığım şirket zarara uğramıştır, bilgim ve görgüm bundan ibarettir," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı... Mahkememizin █████/2023 tarihli celsesine bizzat katılarak;" Ben davacı şirkette gıda mühendisi ve aynı zamanda fabrika mesul müdürü olarak görev ifa etmekteyim, üretim planlanmasına da ben yapmaktayım, firmamız da ürettiğimiz ürünleri yurt içindeki zincir marketler dahil olmak üzere marketlere yurtiçi bayilere ve yurtdışı şirketlere ihraç etmekteyiz, davalı kooperatif ile geçen sözleşme imzalanmış ve sözleşmeye istinaden günlük 29 ton süt teslim etmesi kararlaştırılmış, aylık bazda da 870 ton süt teslim etmek üzere anlaşılmış, ancak davalı taraf sözleşmede kararlaştırılan şekilde ve tonajda süt teslim edememiş, bunun üzerine üretim planlamasında da aksaklıklar oluşmaya başlamış, çalıştığım şirket bu durumdan zarar görmüştür, bunun üzerine davalı taraf ile daha fazla çalışamayacağını anlayınca da bahsi geçen sözleşmenin sona erdirmiş ve başkaca firmalardan ve süt toplayıcı şirketlerden ihtiyacı olan sütü tedarik etmeye çalışmıştır, ancak bunda da büyük sıkıntılar çekmiş zira süt üretim noktasında firmalar istenilen sütün üretiminde sıkıntılar yaşamışlardır, sözleşmenin sonlandırılması öncesinde de davalı yanla görüşmeleri de ben gerçekleştirdim, istenilen tonajdaki sütün teslim edilmesi hususunda karşı tarafı uyardım, ancak bu uyarılar dikkate alınmadı, kimi zamanda telefonda cevapsız bırakıldı, ayrıca zincir marketlerden çalıştığımızdan dolayı bir gün eksik teslimat durumu olduğunda söz konusu zincir marketler başka firmalara yöneldiğinden dolayı bu bakımdan da büyük sıkıntılar yaşadık ve zarara uğradık, bilgim ve görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizce aldırılan SMMM bilirkişisinin █████/2023 tarihli bilirkişi raporundan özetle; Dosya içeriği ve tarafların kayıtları incelenerek yukarıda sunulan dökümler, tespitler ve açıklamalar doğrultusunda; davalı kooperatif ... Tarım Kalkınma Kooperatifi İktisadi İşletmesi) ile davacı şirket arasında, davalı kooperatif iktisadi işletmesi satıcı ve davacı şirket de alıcı olmak üzere 14.03.2022 - 30.04.2022 tarihleri arasında gerçekleşmiş bir süt alışverişinin olduğu, karşılıklı olarak düzenlenmiş olan faturalar incelendiğinde, taraflar arasında 14.03.2022 - 30.04.2022 tarihleri arasında gerçekleşmiş olan bu alışverişte kooperatif iktisadi işletm esi tarafından davacı şirkete 4 adet fatura ile toplamda 883.080,00 litre süt satılmış olduğu, buna karşılık davacı şirket tarafından 31.03.2022 tarihinde düzenlenmiş olan fatura ile 124.272,00 litre sütün iade edilmiş olduğu, yani kooperatif iktisadi işletmesi tarafından davacı şirkete satılıp da davacı şirkette kalmış olan süt miktarının (883.080,00 - 124.272,00 ) - 758.808,00 litre olduğunun görülmekte olduğu, bu alışverişin her iki tarafın kayıtlarında da açık cari hesap şeklinde izlenmiş olduğu, raporda her iki tarafın kayıtlarından alınan dökümler sunulmuş olup, taraf kayıtları satılan ve iade edilen süt miktarları, düzenlenen fatura tutarları ve yapılan ödemeler yönünden birbirini teyit etmekte olup, her iki tarafın kayıtlarına göre de son durum olarak davalı kooperatifin (... Tarım Kalkınma Kooperatifi İktisadi İşletmesi'nin) davacı şirketten 12.123,58.-TL alacaklı olduğunun görülmekte olduğu, her iki tarafın e-defter kayıtlarının muhasebe usul ve prensiplerine uygun olarak tutulduğu, kayıtların süresinde oluşturularak beratlarının da süresinde alınmış olduğu rapor edilmiştir.
Mahkememizce aldırılan bir SMMM, bir Gıda Mühendisi Bilirkişisi ve Borçlar Hukuku Nitelikli Hesap bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyetinin █████/2023 tarihli bilirkişi raporundan özetle: Sözleşmenin temsil yetkisi bakımından değerlendirmesi sonucunda sicil gazetesindeki ilan gereğince çifte imza ile imzalanmadığı, bu sebeple geçerli ve bağlayıcı bir imzanın bulunmadığı, ancak yetkili kişilerin farklı olmasına rağmen eksik ya da yetkisiz kişiler tarafından sözleşme yapılması, borç altına girilmesi sürekli olarak bir uygulama haline getirilmişse sözleşmenin bu sebeple geçersizliğini ileri sürmenin TMK.m.2 kapsamında kalabileceği düşünülmediğini, Gıda mühendisi bilirkişi olarak, mahkemenizce sözleşme geçerli olarak takdir edilir ise teslim edilen süt miktarlarındaki eksiklik üzerinden zarar hesaplanması gerekmektedir. 55 günlük süreçte davacının tesisinde işlediği süt miktarı sözleşmede kendisine teslim edilmesi gereken miktarından düşükse ve süt temini sorunu yaşanmış ise, hesaplamanın rakamsal ifadesi için firmanın mali yapısı incelenerek yıllık karının 1 litre süt başına ifade edilmesi gerekir. Bunun belirlenmesi durumunda yukarıda bahsedilen hesaplamaya göre kolaylıkla yoksun kalınan kar hesaplanabileceğini, diğer durumda, yani davacının işlediği süt miktarı 55 günlük süreçte sözleşmede kendisine teslim edilmesi gereken miktarından yüksek ise hesaplamanın rakamsal ifadesi için firmanın hammadde olarak satın aldığı süt miktarı ve fiyatları bilinmeli ve bu miktar ve fiyatlar doğrultusunda üzerinden yukarıda bahsedilen hesaplamaya göre kolaylıkla pahalı satın alma kaynaklı zarar hesaplanabilir kanaatinde olduklarını, bu iki durumda da iade edildiği bahsedilen sütün iade gerekçesinin de ortaya konması ve buna göre hesaplamanın nasıl yapılması gerektiği ile ilgili kanaatlerim hesaplamanın nasıl yapılması gerektiğinden bahsedilen kısımda detaylı olarak anlatıldığını, ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeleri sonucunda; davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre, 09.03.2022 tarihinde 5.000.000,00 TL kredi kullandığı, kredi faiz ve masraflarının 73.043,33 TL olmak üzere davacı şirkete kredi maliyetinin toplam 5.073.043,33 TL olduğu, söz konusu kredinin çekilmesinden sonraki yakın tarihte yaptığı ödemeler incelendiğinde davalı kooperatife 15.03.2022 tarihinde 1.500.008,87 TL ödeme yaptığı, krediden kalan tutarın diğer süt firmalarına yapılan ödemeler olduğu tespit edildiği rapor edilmiştir.
Mahkememizce aldırılan bir SMMM, bir Gıda Mühendisi Bilirkişisi ve Borçlar Hukuku Nitelikli Hesap bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyetinin █████/2023 tarihli bilirkişi ek raporundan özetle: Rapor içerisinde detaylı olarak izah edilen nedenlerle somut olayla ilgili sadece davacı şirketin işlenmiş süt mamullerinden elde edilen net kar oranının yıllık %0,583 olarak hesaplanabildiğini belirtildiğini, firmaların süt işleme tonajları ve sütün hangi ürüne dönüştüğü net bilinmediği için birim maliyet ve karlılık hesaplamaların sağlıklı olabilmesi için 2022 yılı içinde hammadde olarak toplam kaç ton süt işlendiğinin tespiti bilinmesi gerektiğini, süt işleme firmalarının piyasadan aldıkları süt fiyatları da ulusal süt konseyinin fiyatlarının üstünde olduğunu, bu da firmalar ile müstahsiller arasında değişkenlik gösterdiği rapor edilmiştir.
Konya Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak sözleşme tarihi kolan █████/2022 tarihinde kooperatifin yetkililerini ve temsil durumunu gösteren bilgi ve belgelerin gönderilmesi istenilmiş ilgili kayıtlar dosya kapsamına alınmıştır.
Davacı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu █████/2024 tarihli dava değer artırım dilekçesinden özetle; Davanın kabulü ile eksik bilirkişi raporlarında müvekkilinin uğradığı müspet zarar (fiili zarar + yoksun kalınan kar) net olarak olarak tespit edilmediğinden çekince ileri sürerek ve istinaf haklı tutularak saklı tutarak, 73.243,33 TL alacağa hükmedilmesine, hükmedilecek tazminat bedeline █████/2022 temerrüt tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari temerrüt faizi işletilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2022 yılına ait ham madde girişi esas alınarak karlılık oranlarının hesaplanmadığına ilişkin ve diğer itiraz konularına ilişkin rapor alınması gerektiğinden, dosyaya gıda mühendisi bilirkişi ve mali müşavir bilirkişiye tevdi edilerek tarafların iddia ve savunmaları ile itiraz edilen hususlara ilişkin olarak yerinde inceleme yapmak ve tarafların kayıtlarını yerinde incelemek yetkisi de verilmek suretiyle rapor alınması istenilmiş, bilirkişi heyetinin █████/2025 tarihli bilirkişi heyetinin raporundan özetle; Rapor içerisinde detaylı olarak izah edilen nedenlerle, somut olayla ilgili sadece davacı şirketin işlenmiş süt mamullerinden elde edilen net kar oranının yıllık %0583 olarak hesaplanabildiği belirtilebildiğini, firmaların süt işleme tonajları ve sütün hangi ürüne dönüştüğü net bilinmediği için birim maliyet ve karlılık hesaplamaların sağlıklı olabilmesi için 2022 yılı içinde ham madde olarak toplam kaç ton süt işlendiğinin tespiti bilinmesi gerektiğini, süt işleme firmalarının piyasadan aldıkları süt fiyatları da ulusal süt konseyinin fiyatlarının üstünde olduğunu, bu da firmalar ile müstahsiller arasında değişkenlik gösterdiği rapor edilmiştir.
Davacı vekilinin itirazları da gözetilerek hükme elverişli olacak şekilde varsa fiili zarar ve yoksun kalınan kar hesabının yapılması için ve sektörde karlılık oranını belirlemesi için son raporu sunan bilirkişi heyetine dosya tevdii edilmiş, bilirkişi heyetinin █████/2025 tarihli ek raporundan özetle; Temerrüt dönemi ve yıllık bazda zarar/kar/kardan yoksunluk iddialarına ilişkin olarak Mahkeme ve taraf vekilinin talebi doğrultusunda bilimsel veriler esas alınarak tarafsızlık ve bilirkişi bağımsızlığına uygun şekilde hesaplamalar tabloda sunulduğunu, teslim edilen süt miktarı ve ürün bazlı kar oranı dikkate alındığında 758.808 litre süt karşılığının 286.070,61 TL, fark teorisine göre kar yoksunluğunun 601.844 TL-286.070,61=315.774,50 TL olduğu, temerrüt faiziyle 3 yıl 12 günlük süreye ait hesaplama (█████/2022-█████/2025) asıl alacak 1.898.298 TL, ticari temerrüt faizle hesaplanan yaklaşık faizin 1.225.210,00 TL (toplam =3.123.508,00 TL) aynı dönemde %9 sabit resmi faizle hnesaplanan faizin 518.548,00 TL ( toplam=2.416.846,00 TL), davacı tarafın temerrüt ve yıllık bazda zarar iddiası teknik üretim verileri ile uyumlu olmadığını, tüm hesaplamaların bilimsel verilerle desteklenerek detaylı şekilde yapıldığını, işletmenin teknik üretim sınırlarını aşan beyanları, kar kaybı iddiasının afaki olduğunu ortaya koyduğunu, Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, zarar hesabı somut ve ispatlanabilir olması gerektiğini, bu kapsamda işletme beyanlarının gerçeklikten uzak ve hayali nitelikte olduğunun anlaşıldığını, kök raporda reel veriler mevcut olmadığından Ulusal Süt Konseyi tavsiye fiyatı esas alınarak yapılan hesaplama sonucunda 113.581,95 TL tutarında teorik kardan yoksunluk belirlendiğini, davacı işletmenin 2021 yılı kurumlar vergisi beyannamesine göre net kar marjı %0,583 olarak hesaplandığı, her ne kadar eksik teslim edilen süt miktarına karşılık üretilebilecek ürünler üzerinden varsayımsal kar hesabı yapılmışsa da somut dosya kapsamı ve işletme beyanlarına göre üretimin tamamen durmadığını, süt alternatif yollarla temin edildiğini ve üretim faaliyetleri sürdürüldüğünü, bu nedenle afaki varsayımlara dayanan yüksek kar kaybı iddialarının gerçek zarar ve kardan yoksun olarak kabul edilmesinin hukuk tekniği ve Yargıtay yerleşik içtihatlarına aykırı olacağı rapor edilmiştir.
Davacı vekilinin █████/2025 tarihli dava değer artırım dilekçesinden özetle; Davanın kabulü ile, müvekkilinin uğradığı müspet zarar (fiili zarar 194.981,38 TL + yoksun kalınan kar 1.898.298,00 TL) olarak 2.093.279,38 TL müvekkil lehine alacağa hükmedilmesine, müvekkilinin çektiği kredi sonucu ödemek zorunda kaldığı faiz ve masraflardan kaynaklı zararı olarak 73.043,33 TL müvekkil lehine alacağa hükmedilmesine, hükmedilecek tazminat bedellerine █████/2022 temerrüt tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari temerrüt faizi işletilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı firmanın mali yapısı incelenerek 393.920,00 litre eksik teslimat yapıldığı baz alınarak fiili zarar (davacının bu miktar sütü piyasadan hiç bulamadığı ya da daha pahalı bulduysa bundan kaynaklı zarar), davacının bu 55 günlük süreçte teslim alması gereken sütten fazla süt temin edip etmediği, alması gerekenden az süt temin edebilmiş ise firmanın yıllık karını litre başına hesaplaması yapılarak temin edilmeyen süt miktarı ile çarpılmasının aldırılmak üzere dosyanın önceki bilirkişilerden oluşan bir borçlar hukuku alanından uzman nitelikli hesap uzmanı, 2 gıda sektöründe uzman bilirkişilere tevdii edilmiş, bilirkişi heyetinin █████/2025 tarihli bilirkişi raporundan özetle; Gıda Mühendisi bilirkişi heyeti olarak fiili zarar oluşmadığı kanaatinin hasıl olduğunu, ayrıca alternatif kanallardan süt temininde kesilme olmadığı için de fark teorisine göre hesaplama yapılamadığını, dosya içeriği incelendiği davacı tarafın 55 günlük temerrüt süresine ilişkin fiili zararı, süt temin farkı esas alındığında davacı işletmenin üretimini sürdürdüğü ve sütü alternatif tedarikçilerden temin ettiği ve sözleşmede açık birim fiyat belirtilmesi ile birlikte Ulusal Süt Konseyi'nin sözleşme dönemi itibariyle yürürlükte olan referans fiyatının altında piyasadan ortalama 4,84 TL/litre bedelle süt temin ettiği tespitinin makul olduğu, 392.920 litre teslim edilmeyen süt esas alındığında litre başına ortalama 0,377 TL kar üzerinden hesaplama yapılması durumunda 392.920x0,377=148.130,84 TL muhtemel kar edebileceğinin değerlendirildiği rapor edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın taraflar arasında yapılan █████/2022 tarihli "Çiğ Süt alım satım sözleşmesi" gereğince sözleşmeye aykırı durumların davalı yana verilen ek süre de de giderilmemesi nedeniyle davacının davalıdan müspet zararlarının tazmini hususunda olduğu görülmüştür.
Uyuşmazlığın çözümünde taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, aynı sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili verilmiş mahkeme kararları ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmelidir.
Öncelikle, müspet ve menfi zarar kavramları ile kâr kaybı tazminatına ilişkin şu genel açıklamaların yapılmasında yarar bulunmaktadır.
TBK. 112. maddesine göre alacaklının, borçludan borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle tazminat isteyebilmesi için, bu yüzden bir zarara uğramış olması gerekir. Sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet zarar olacağı gibi, menfi zarar da olabilir.
Müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır: kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır.
Borcun yerine getirilmesinin kusurla olanaksız hale gelmesinde, temerrüde düşen borçludan, gecikmiş ifa ile birlikte gecikme dolayısıyla tazminat istenmesinde yahut borçlunun temerrüdü halinde ifadan vazgeçilip, ifa yerine tazminat istenmesinde ve sözleşmenin olumlu biçimde ihlalinde, müspet zararın giderimi söz konusu olur. (Prof. Dr. ... Türk Mesuliyet Hukuku 1961 s. 426 vd.).
TBK. 125. maddesi, sözleşmelerde borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır. Alacaklı her zaman için ifa gecikme tazminatı isteğinde bulunabilir; derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteyebilir veya ifadan vazgeçip akdi fesheder ve menfi zararını isteyebilir.
Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur: sözleşme ortadan kalkmamaktadır, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı alır. Burada sözleşmenin feshedilmesinden değil borcun ifa edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğu göz ardı edilmemelidir.
Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır.
Başka bir anlatımla sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşme hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (... , age., s. 427). Bu husus TBK.125/3. maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmıştır: burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır.
Menfi zarar kavramına şunların gireceği kabul edilmektedir (... , age., s. 427-428): Sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler: Harçlar, posta giderleri, noter ücreti gibi; Sözleşmenin yerine getirilmesi ve karşılık edanın kabulü için yapılan masraflar; Sözleşmenin yerine getirilmesi dolayısıyla uğranılan zarar: gönderilen şeyin yolda kaybolması gibi; sözleşmenin geçerliğine inanılarak başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması dolayısıyla uğranılan zarar, hükümsüz sayılan sözleşmeyle satın alınan şey, dava masrafları.
Bu tür bir zarar ayrımı, sözleşme sorumluluğunda söz konusu olmaktadır. Genel olarak menfi zarar: sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder (Prof. Dr. ... Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 8. Baskı, s.482).
Kâr kaybı ise kardan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Genelde sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kardan yoksun kalan tarafın malvarlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik yoktur. Burada kardan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Kâr kaybı zararının müspet zarar kapsamında bulunduğu şüphesizdir.
Somut olayda, taraflar arasında düzenlenen satış sözleşmesi gereği gibi ifa edilmediği için sözleşmeden dönmeyen alıcı, eksik ifa nedeniyle satıcı davalıdan kâr kaybı zararını ve diğer zarar kalemlerini kendisine ödenmesini isteyebilir.
BK. m.125 gereğince müspet zararın istemine ilişkin olarak; Prof. Dr. ... de, müspet zarar kalemini sözleşmenin hiç veya gereği gibi ya da vaktinde ifa edilmemesinden doğan zarar cinsi olarak ifade etmekte, müspet zararı fiili zarar ve yoksun kalınan kar olarak iki başlık hallerinde incelemektedir.
Borçlanılan edimin ifa edilmemesi nedeniyle alacaklının malvarlığının aktif kısmının azalmasına veya pasif kısmının çoğalmasına fiili zarar denir...Yoksun kalınan kar da müspet zararın bir parçasını oluşturur. Borca aykırı davranış olmasaydı, alacaklının malvarlığının göstereceği artışa yoksun kalınan kar denir. Burada sözleşmenin ihlali malvarlığında meydana gelecek muhtemel bir artışı engellemiş, önlemiştir... Yoksun kalınan kar ya malvarlığının aktif kısmının artmamasından yada pasif kısmının azalmamasından meydana gelir (... Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt III, s. 2261, 2262).
Davalının savunmasına esas sözleşmenin geçersizliğine ilişkin olarak yapılan değerlendirmede; taraflar arasında imzalanan sözleşme, █████/2022 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere davacı firma yetkilisi ... ile davalı kooperatif yetkilisi ... tarafından tek imzalı olarak imzalanmıştır. Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabı uyarınca kooperatifi temsile yetkili kişiler, belirtilen üç kişiden müşterek imza ile en az ikisi olmak zorunda olduğundan sözleşme kural olarak geçersizdir. Ne var ki eksik ya da yetkisiz kişiler tarafından sözleşme yapılması, borç altına girilmesi sürekli olarak bir uygulama haline getirilmişse de artık yetkisizliğin ileri sürülerek sözleşmenin geçersizliğini iddia etmek MK2. Maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olup hakkın kötüye kullanılması niteliği taşır. Somut olayda tarafların ticari defterleri ile diğer tüm bilgi ve belgeler uyarınca ve sözleşmedeki bir kısım edimini ifa etmesine rağmen davalı tarafından sözleşmenin geçersizliğini savunmak açıkça dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmektedir ve bu anlamda taraflar arasındaki sözleşme geçerlidir.
Sözleşme uyarınca davalı davacıya günlük 29.000 litre ya da aylık 870.000 litre teslim etmeyi taahhüt etmiştir. Aynı zamanda bu miktarın %20 az ya da fazla olabileceği konusunda taraflar arasında anlaşma vardır. Davalı 1 ay 55 günlük süreçte 758.808 litre sütü teslim etmiştir. Normalde 55 günlük süreçte 1.595.000 litre sütün teslimi gerekirdi. %20 lik kısım düşüldüğünde davalının 1276.000 litre süt teslim etmesi gerekirken bu durumda 517.192 litre sütün eksik teslim edildiği sonucu çıkmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki davacının bu süreçte davalıya iade ettiği 124.272 litre sütle ilgili olarak davalının iadeye ilişkin herhangi bir itirazı olmadığından bu kısım yönünden de eksik teslim olduğu değerlendirilmiştir.
Fiili zarara ilişkin olarak; davalının bu süreçte diğer alternatif kaynaklardan süt alımı yaptığı, net olarak tespit edilen verilere göre alternatif kaynaktan süt alım fiyatının davalının vermiş olduğu fiyattan düşük olduğu, davacının üretiminin hiç durmadığı, hatta daha ucuza süt temin edildiği, bu tespitlere göre fiili zararının olmadığı anlaşılmıştır.
Yoksun kalınan kar talebine ilişkin olarak; davacı tarafın temerrüt ve yıllık bazda kardan yoksunluk iddiasının teknik üretim verileri ile uyumlu olmadığı, burada kardan yoksun kalan davacının, kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kaldığını kendi talep ettiği oranda istemesinin kendi teknik verilerine göre mümkün görülmediği, davacının bu dönemde alternatif kaynaklardan yaptığı süt alımlarında 4,84 TL birim süt maliyetine katlandığı, Ulusal Çiğ Süt Konseyi tavsiye fiyatlarının o dönemde 4.70 TL olduğu, bu anlamda eksik teslim edilen 517,192 litre süt üzerinden fark bedel hesaplandığında davacının 194.981,38 TL yoksun kaldığı kar olduğunun anlaşıldığı, davacının yıllık eksik teslim edilen 7.593.192 litre süt için litre başına 0,25 TL kar baz alınarak hesaplanacak yoksun kalınan kar olduğu iddiasının doğru olmadığı, bu şekilde yapılacak bir değerlendirme ile davacının haksız kazanç elde etmiş olacağı, davacının bu süreçte üretime devam ettiği, alternatif temin yapıldığından burada hesaplanması gereken zararın bu ortaya konulacak farktan ibaret olacağı, zarar hesabının somut ve ispatlanabilir olması gerektiği değerlendirilmiştir.
Davacının çektiği kredi sonucu ödemek zorunda kaldığı faiz ve masraflar yönünden; davacının talebinin müspet zarara ilişkin olduğu ancak bu talebin menfi zararlardan olduğu kaldı ki davacının süt alımı için yaptığı kredi sözleşmesinin davalıya zarar kalemi olarak yansıtılmasının da mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.
Tüm bu nedenlerle aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
-194.981,38 TL yoksun kalınan kar bedelinin █████/2022 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
-Fiili zarar ve çekilen kredi ile alakalı oluştuğu iddia edilen zarar talepleri yönünden davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 13.319,18 -TL karar ve ilam harcının, dava açılırken alınan 80,70-TL peşin harç, 36.993,68TL ıslah harcından mahsubu ile fazla alınan 23.755,20-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL başvurma harcı ve 13.319,18-TL peşin ve tamamlama harçları olmak üzere toplamda 13.399,88-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Hazine tarafından karşılanan 1.560,00 -TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre (194.981,38/2.166.322,71) hesaplanan 140,41-TL'sinin davalıdan alınarak, 1.419,59-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından karşılanan 523,25-TL posta ve tebligat gideri, 23.200,00-TL bilirkişi ücreti gideri, 11,50 - TL vekalet harcı olmak üzere toplam 23.734,75-TL'nin haklılık oranına göre (194.981,38/2.166.322,71) 2.136,26-TL'sinin davalıdan alınarak davacı yana verilmesine, bakiye kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından karşılanan 11,50-TL vekalet harcı ücretinin haklılık oranına göre hesaplanan (1.971.341,33/2.166.322,71) 10,46 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmının davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dolayı karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı yana verilmesine,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dolayı karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/3 maddesine göre hesaplanan 45.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı yana verilmesine,
9-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Konya Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere yapılan yargılama sonunda karar verildi. █████/2026
Katip Hakim

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!