Anahtar kelimeler: Tüplü Gazların Bayiliğini Tüp Acentelik Emtiaların Bam Bayilik Satılması Üstlendiğini

T.C.

İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ███████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2018
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizin ████████ Esas, ████████ Karar, █████/2020 tarihli kararı İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesinin ████████ Esas, █████████ Karar, █████/2024 tarihli ilamı ile Kaldırılmasına karar verilerek Mahkememiz yukarıdaki esasına kaydı yapılan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesi ile, davalı ile davacı arasında imzalanan █████/2015 tarihli tüplü bayilik anlaşması ve genel şartnamesi ve ek protokol ile muhatabın, belirlenen gazların tüp içinde müşteriye satılması ve bununla ilgili servis hizmetlerinin yapılması, gazların kullanılması için gerekli emtiaların satışı ve dağıtımıyla yetkili olarak davacı şirketin bayiliğini üstlendiğini, işbu sözleşme kapsamında, davalının davacıdan alacağı aylık/yıllık gaz miktarlarının, yapacağı ödemeler, sözleşmenin feshi ve sair hususların belirlendiğini, taraflarca kabul edilerek imza altına alındığını, buna rağmen davalının sözleşme bitiş tarihi █████/2020 olmasına rağmen sözleşmesini ...tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile sonlandırdığını, işbu sözleşmede sözleşmenin feshine ilişkin hususların açıkça belirtilerek taraflarca imza altına alındığını, davalının sözleşmeyi haklı sebeple sona erdirdiğinden davacı şirketin ceza-i şart talebinin de haksız olduğunu, bu nedenle de talep edilemeyeceğinin belirtildiğini, davalının sözleşmesini davacı şirket politikaları nedeniyle sonlandırdığını belirttiğini, bu durumun sözleşmeye dayalı bir gerekçe olmayıp, davacı tarafından sözleşmeye aykırı bir durum da söz konusu olmadığından kabul edilemeyeceğini ve bu durumun davalı tarafın sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini de ortadan kaldırmayacağını, bu nedenle davalının feshe ilişkin gösterdiği gerekçenin, sözleşmenin feshinin geçerliliğini haklı göstererek, tatmin edici nitelikte olmayıp, kabul edilemeyeceğini, davacı tarafından davalıya ihtarname ile fesih nedeniyle davacı şirkete ödenmesi gereken tutarlar ile iadesinin yapılması gereken ariyetlerin bildirildiğini, davalının cevabi ihtarnamesi ile işbu alacakları kabul etmediğini, bahsi geçen tüpleri de teslim almadığını ve ayrıca kendisine reklam amaçlı verilen davacı şirket tabelalarının da çalışanları tarafından teslim alınmasını istediğini, █████/2016 tarihli ve █████/2015 tarihli ariyet sözleşmelerinin 2 nolu maddesinde bayinin ariyet konusu levhayı bayiliğinin faaliyeti devam ettiği dönemde kullanacağının, bayilik faaliyetinin herhangi bir şekilde son bulduğunda veya talep edildiğinde, belirtilen levhayı tami sağlam ve kullanabilir durumda ... AŞ'nin göstereceği yere teslim edileceğinin yazdığını, bu nedenle davalının işbu levhaları bizzat kendisinin, eksiksiz şekilde davacıya getirip teslim etmesi gerektiğini beyanla, davalının cari hesap borcu olan 16.159,05TLnin yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesini, sözleşmenin 21.4 mad gereği eksik alımlar nedeniyle oluşan 382.617,08TL kar kaybı bedelinin yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesini, sözleşmenin bitiş tarihinden önce feshedilmesi nedeniyle oluşan cezai şart tutarı olan 35.141,12TLnin yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesini, davalıya sözleşme gereği teslim edilen ve mülkiyeti davacıya ait olan toplam 6036 adet tüpün davacı şirketin Yarımca Dolum Tesisine iadesini, iadesinin mümkün olmaması halinde tüp adedinin toplam imalat rayiç bedeli olan 448.230TLnin yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesini, diğer yandan davacı şirketin marka, ünvan ve logosunun yer aldığı değeri 1.831,95TL olan 1 adet 5.00m*0,90cm ebatlarında ışıklı dükkan tabelası, bedeli 1.031,99TL olan 1 adet 3,90m*060cm ebatlarında ışıklı dükkan tabelası ve bedeli 265,50TL olan 1 adet 0,80cm*0,75cm ebatlarında ışıklı sallanan tabelanın davacı şirketin Yarımca Dolum Tesisine iadesini, iadesi mümkün olmazsa muhatabın davacı nezdindeki cari hesabına borç kaydetme haklarının bulunduğuna karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili mahkememize vermiş olduğu cevap dilekçesi ile, davacının taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalının, bayilik sözleşmesi boyunca üstüne düşen tüm edimlerini yerine getirdiğini, her ne kadar davacı yanca iddia edildiği gibi bayilik sözleşmesinin 12.maddesinde, satın alınan LPF bedelinin peşin olarak ödeneceği kararlaştırılmış ise de, bayilik sözleşmesinin başından itibaren davacı yanca davalıya vadeli satış imkanı sunulduğunu, keza kendisine satış başarı primi olarak kestiği fatura bedeline mahsuben LPF ikmal edildiğini, bu durumun tarafların ticari defterleri ile sabit olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin başından itibaren zımmı irade uyuşması ile sözleşme değişikliğine gidilerek, LPG satışının vadeli satış şeklinde gerçekleşmesi, satış başarı primi ödenmesi ve satın alınan LPG bedelinden başarı primi bedelinin mahsup edilmesi uygulamasının yürürlük halini aldığını, hal böyle iken davacı yan tarafından söz konusu uygulamadan aradan geçen 3 sene sonra tek taraflı olarak vazgeçildiğini, ancak aynı bölgede bulunan diğer bayilere bu şekildeki uygulamaların devam ettiğini, bu durumun davacı yanın bölgedeki diğer bayileri ile davalı arasında haksız rekabete yol açtığını, en son olarak davalı tarafından kendisine kesilen ve LPG bedeline mahsup edilmesi gereken 16.144,00TL tutarında ki başarı primi faturasının davalıya iade edildiğini, bu tutarın da şimdi davacı tarafından işbu dava ile cari hesap alacağına konu edildiğini, davacının tek taraflı ve irade eşitliği prensibi ile dürüstlük kuralına aykırı uygulamaları üzerine davalı açısından taraflar arasında kurulu sözleşmenin devam ettirilmesinin çekilmez bir hal aldığını ve bu sebeple bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haklı nedenlerle fesih edildiğini, davacı yana 16.144TL tutarında prim faturası düzenlenmiş ise de, davacı tarafından, davalının vadeli olarak almış olduğu LPG bedelinden mahsup etmesi gerekirken söz konusu faturayı sebepsiz şekilde iade ettiğini, bu durumda davacı kayıtlarına göre davalının cari hesap borcunun ortaya çıktığının anlaşıldığını, davalının davacı yana talebe konu bir cari hesap borcu olmadığını, yapılacak yargılamada aksi bir durum ortaya çıkması halinde davalı defterlerinde sabit olan ve davacı yanca kabul edilmeyen 16.144TL tutarlı prim faturası bedelinin cari hesap borcundan takas ve mahsubunu talep ettiklerini, ayrıca taraflar arasında kar mahrumiyeti tazminatı talebine dayanak yapılan ve davalının kendilerinden aylık 35 ton LPG alacağına dair tonaj taahhüdünü içeren şekilde ek protokol adında bir anlaşma bulunmadığını, davacının kar mahrumiyeti talep etmiş olmasının kötü niyetli olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, kar mahrumiyeti olarak davacı yanın yalnızca müspet-gerçek zararını talep edebileceğini, bu bağlamda esas olarak davacı yanın zararını ispat külfeti altında olduğunu, davalının bayilik faaliyeti çerçevesinde kullanmış olduğu LPG tüplerine karşılık olarak davacı yana depozito bedelini ödediğini, bunun dışında kalan ve davacı yanın iddiası olan tüp adedi kadar tüpün davalıya teslim edildiğinin ispat külfetinin davacıya ait olduğunu, Yerleşik Yüksek mahkeme kararlarına göre aynı ticari ilişki içinde 2 farklı cezai şart talebinin batıl olduğunu, davalının davacı bayiliği sırasında kullanmış olduğu tüplerin bedellerine ilişkin olarak davacı yana depozito bedeli adı altında tüp bedeli ödediğini, sektörün işleyişinde tüketicinin boş tüpü verip dolu tüpü aldığını, bunun güvencesi olarak da dağıtım şirketleri bayilerinin kullanması için teslim ettiği tüplere karşılık olarak bayilerinden depozito bedeli altında güvence bedelini tahsil ettiğini, tüplerin büyük bir çoğunluğunun sözleşmenin feshi anında tüketicilerin uhdesinde kaldığını, sektörün işleyicinde tüplerin sirkülasyona tabi olduğunu, davacı yanın üretim bedelini talep ettiği kadar davalıya tüp teslim ettiğini ve ne kadar tüp teslim ettiğini yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, ışıklı dükkan tabelalarını taraflar arasındaki sözleşmenin fesih olması ile demonte edildiğini ve davacıya gönderilen ihtarname ile davacı yan tarafından teslim alınmasının ihtar edildiğini, söz konusu ihtara rağmen tabelaların teslim alınmadığını, davacının uhdesinde bulunan davalının 40.000TL tutarındaki BTMsini haksız bir şekilde nakde çevirerek irad kaydettiğini, haksız olarak nakde çevrilen alacakları ile davacı yana iade edilen tüpler ve tüketicilerde bulunan tüpler açısından talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydı ile yargılama aşamasında ortaya çıkabilecek tespitlere göre hiçbir şekilde kabul manasına gelmemekle birlikte hüküm verilmesi halinde söz konusu alacakların bu davadaki taleplere karşın takas ve mahsubunu talep ettiklerini beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Dava, LPG tüpü bayilik sözleşmesi uyarınca cari hesap alacağı, kar mahrumiyeti, cezai şart, iade edilmemiş tüp bedelinin tahsili ve ariyet malların iadesi istemine ilişkindir.
Dava hakkında mahkememizin 18.11.2020 tarih, ... E ve ... K sayılı kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, kararın istinafı üzerine İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi'nin 26.12.2024 tarih, ...E ve ...K sayılı kararı ile kararın kaldırılmasına karar verilmiş, dosya yeni esasa kaydedilerek kaldırma kararı doğrultusunda tahkikata devam olunmuştur. Buna göre;
Taraflar arasındaki "Tüplü Bayilik Sözleşmesi ve Genel Şartnamesi" █████/2015'tarihinde 5 yıl süreli olarak imzalanmış ve davalının davacıya gönderdiği █████/2018 tarihli ihtarıyla feshedilmiştir. Uyuşmazlık, işbu feshin haklı olup olmadığı ve bunun sonucuna göre davacının alacak kalemlerinin değerlendirilmesi noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda davalı, davacıya gönderdiği █████/2018 tarihli ihtarıyla bölgede uygulanan yanlış politikalardan ve bu politikalar sebebiyle ekonomik olarak zarar görmesi sebebiyle sözleşmeyi feshettiğini belirtmiştir. Daha sonra davacının, davalıya gönderdiği █████/2018 tarihli cevaba karşı davalının davacıya gönderdiği █████/2018'de gönderdiği ihtarda davada ileri sürdüğü hususları belirtmiştir. Ancak yargılama aşamasında söz konusu iddialarını da ispat eden bir delil sunmadığı ve sözleşme hükümleri dikkate alındığında davalının haksız uygulamaları somutlaştırmadığı, sözleşme hükümlerinin zımnen ortadan kalktığını kabule yarar delil gösterilmediğinden davalının sözleşmeyi süresinden evvel fesih ettiğinin feshinin haksız olduğunun kabulü gerekir.
Esasen mahkememizce istinaf incelemesi öncesi verilen ilk kararda da feshin haksız olduğu kabul edilmiş, bu husus istinaf mahkemesi tarafından da kabul görmüştür.
Sözleşmenin 22.2 maddesinde "bayi tarafından mücbir sebepler dışında süresinden önce bayilik sözleşmesinin feshi halinde sözleşmede düzenlenmiş diğer tazminat ve cezai şartların haricinde bayinin sözleşmenin fesih tarihindeki 8 ton LPG'nin ana depo satış fiyatı kadar bedeli cezai şartı ...'a ödemeyi peşinen kabul, beyan ve taahhüt etmiştir." Sözleşmedeki cezai şart hükmü süresinden önce bayilik sözleşmesinin feshi halinde diğer tazminat ve cezai şartların haricinde ödeneceği kabul ve taahhüt edildiğinden sözleşmenin süresinde önce feshedildiği anlaşılmakla davacı tarafından bu hükme dayanarak cezai şart talep edilebileceği anlaşılmıştır.
Sözleşmenin 21.4 maddesinde bayinin kusurundan dolayı sözleşme feshedilmiş ise sözleşme süresi boyunca almayı taahhüt ettiği LPG miktarından aldığı LPG miktarı düşülerek eksik olan LPG miktarının hesaplanacağı, bu şekilde hesaplanan eksik alınan LPG miktarının bayiye en son yapılan satış faturasındaki kâr nispetiyle çarpılmak suretiyle hesaplanan miktarın ...'a ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Ürün alım taahhütnamesi ile davalının yıllık belli miktarlarda ürün almayı taahhüt ettiği görülmektedir.
İstinaf mahkemesince hesaplamalara dair kaldırma kararının gerekçesinde;
İstinaf incelemesi öncesi aldırılan bilirkişi raporlarında sözleşmenin 21.4 maddesi uyarınca kar kaybı hesaplaması yapıldığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi kök ve ek raporunda 360.147,73-TL kar kaybı hesaplanmıştır. Kök ve ek bilirkişi raporunda; Ek protokolün 2.maddesi gereği davalı lehine prim alacağı hesabı yapılmıştır. Davalı en son prim faturasının kabul edilmediğini ileri sürmüştür. Ek raporda; kök raporda prim alacağı hesabında maddi hata yapıldığı belirtilerek 2017 yılı için 117.654-TL, 2018 yılında 30.749-TL toplamda 148.403-TL prim alacağı hesaplanmıştır. Mahkemece; prim alacağının kar kaybı hesabında düşüldüğü belirtilmiş ise de kar kaybı hesaplamasının fesih tarihinden önceki dönemde alınmayan miktar ve fesih tarihinden sonra alınması gereken miktar dikkate alınarak ;alınması gereken bu miktarlara göre tahakkuk edecek prim miktarının kar kaybından düşümü yapıldığı anlaşılmaktadır.Davalı vekili diğer tahakkuk eden primler ile mal verildiğini beyan etmiştir. Bilirkişi rapor ve ek raporunda ; hesaplanan bu primler içinde 16.144-TL başarı primi bulunup bulunmadığı, ödenip ödenmediği, davalının düzenlediğini beyan ettiği 16.144-TL faturadaki prime hak kazanıp kazanmadığı tespit edilmediğinden bir değerlendirme yapılamamıştır. Bu eksikliğin cari hesap alacağı bakımından hükme varabilmek için giderilmesi gerekmektedir.
Kök ve ek raporda; kar kaybının 5 yıllık sürede toplamda alımı taahhüt edilen miktarın tamamından; sözleşme süresince gerçekleşen alım miktarı düşülerek aradaki fark sözleşmenin 5 yıllık süre için hesaplanmıştır. Davalı tarafından sözleşme 2 yıl 2 ay 10 gün erken sonlandırılmıştır. Gerçekleşen dönem için kar kaybı hesabı sözleşmenin yürürlük süresi için hesaplanmalıdır. Fesih tarihinden sonra ki dönemde kar mahrumiyeti zararı hesaplanmasında, davacının aynı bölgede aynı şartlarla yeni bir bayilik ilişkisi kurabilmesi için gerekli olan makul süre belirlenerek, davacının talep edebileceği kar mahrumiyeti alacağı bu süre için hesaplanmalıdır (Yargıtay 19. HD'nin ... Esas, ... Karar sayılı ve █████/2016 tarihli, ...Esas,... Karar sayılı ve ... sayılı, ... Esas, ...Karar sayılı ve █████/2016 ilamları). Buna göre davacının fesihten sonra aynı bölgede bayilik edinip edinmediği sorulup belirlenerek, bu hususta ek rapor alınarak makul sürenin belirlenmesi, daha önce bayilik ihdas edilmişse yeni bayiliğin tesis edildiği tarihe kadar, aksi halde makul süre için kar kaybı kaybı hesabı yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Bu halde; öncelikle sözleşme hükmüne göre kar kaybı tutarının hesaplanması gerekir. Sözleşme hükmüne uygun şekilde kar kaybı hesaplandığında 40.000-TL teminat mektup bedelinin kaldırılan kararda mahsup edildiği, ödenmeyen prim alacağının düşülmediği dikkate alınmalıdır.
Sözleşmenin 3.11 maddesine göre, depozitolu olarak verilen tüplerin hasara uğraması, zayi olması yada bu tüplerin ...'ın talebine rağmen teslim edilmemesi halinde bayi bu tüplerin rayiç imalat bedellerinin...'a ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Bilirkişi raporunda yapılan hesaplamada, davalının davacıya iade etmediği tüplerden dolayı ödemesi gereken bedel 220.950-TL hesaplanmıştır. Ancak, davalı savunmalarında; sektörün işleyişinde tüketici boş tüpü verip dolu tüpü aldığı, sözleşmenin feshi anında tüplerin çoğunun tüketici uhdesinde bulunduğunu, sektörün işleyişinde tüplerin sirkülasyona tabi olduğu 6036 adet tüpün depozito bedelini tahsil etmeden teslim edildiğinin kabul edilemeyeceğini "savunmuştur. Benzer bir konuda Yargıtay 11 HD "davacı boş tüplerin iade edilmesine yönelik olarak herhangi bir talepte bulunmadığı göz önüne alındığında, davacının 5 yılı aşkın bir süre boyunca iddia edilen miktarda boş tüpü almaksızın davalıya dolu tüp vermesinin sektördeki yerleşik teamül gereğince mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Ancak bu durum fesih tarihi itibariyle davalının elinde iadesi gereken tüp bulunmadığı şeklinde yorumlanamaz. Bu nedenle davanın başkaca bir araştırma yapılmaksızın salt bu gerekçeyle reddi doğru olmamıştır. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre esas olan, davalının fesih tarihi itibariyle elinde bulunan tüpleri davacıya iade etmesi olup savunması da göz önüne alındığında bu hususu ispat külfeti davalıya aittir. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, tarafların defter ve kayıtları üzerinde sektör bilirkişisi marifetiyle inceleme yapılıp sektördeki yukarıda zikredilen yerleşik teamül de gözetilerek fesih tarihi itibariyle davalının elinde davacıya iadesi gereken tüp bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, bulunduğunun tespiti halinde ise davalının elinde kalan tüpleri iade ettiğini ispat etmekle yükümlüdür "denilmiştir.
Sözleşme gereği davacı tarafça boş tüplerin bedelinin talep edilmesi mümkün olup; davacının yıllar itibariyle alımları, sektör uygulaması belirlenerek davalının fesih anında elinde bulunan boş tüp adedinin belirlenmesi gerekir. Sektördeki teamül hakkında bir inceleme yapılmadığı gibi davacının sözleşme süresince davalıdan boş tüp istemediği gözetilerek sözleşme süresince yapılan alımlar da dikkate alınarak fesih anında ne miktar boş tüp bulunabileceği konusunda bir değerlendirme yapılması gereklidir.
denildiği görülmüştür.
Mahkememizce kaldırma kararı sonrası 01.10.2025 tarihli celse ara kararı ile yeniden bilirkişi görevlendirmesi yapılmış ve istinaf mahkemesi kararında belirtildiği yöntemle hesaplama yapılması bilirkişilerden istenmiştir. Bilirkişilerce yapılan bu yeni inceleme neticesinde;
Kaldırma kararı sonrasında, bilirkişilerce yapılacak hesaplama için ihtiyaç duyulan tüp depozito fişleri nedeniyle davalı ve davacı vekillerinden istenmiş ve
davacı vekili ağzı kapalı bir zarf içerisinde dolu tüplere ve boş tüplere ait orijinal imzalı depozito fişlerini sunmuştur. ... fişlerinin üzerindeki depozito ücreti, 2 kg lık tüplerin 5TL, 12kglık Tüplerin 10TL ve ...tüplerinin ise 30TL yazılı olduğu görülmüştür.
Davacı tarafından sunulan depozito fişlerinde; 7.004 adet 2 KG tüp, davalı tarafından sunulan fişlerde 5.984 adet 2 KG tüp yazılı olduğu anlaşılmakta olup, toplam 2 KG tüp farkının 1.020 adet olduğu; davacının sunduğu fişlerde 7.600 +636 adet 12 KG tüp, davalının sunduğu fişlerde 7.100 +24 adet 12 KG tüp yazılı olduğu, 12 KG tüp farkının 579 adet olduğu; davacının sunduğu fişlerde propan tüp 87 adet, davalının sunduğu fişlerde 12 KG tüp 62 adet olduğu, aradaki farkın da 12 KG tüplerde 25 adet olduğu görülmüştür. İade edilmeyen tüp bedellerinin toplamda 154.565,00 TL olduğu bu verilerle hesaplanmıştır. Bu hesaplama her iki tarafın sunduğu fişlere dayandığından mahkememizce de yerinde görülmüştür.
Bilirkişilerin tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptıkları incelemede, davacının ticari defterlerinde davalıdan 16.159,05 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerinde de davacıya 103.489,28 TL borçlu olduğu tespit edilmiş. Bu farkın, davalının yaptığı ödemelerin davacı tarafından kendi defterlerine kaydedilmiş olmasına rağmen, davalının kendi yaptığı ödemeleri kendi defterine kaydetmemesinden kaynaklandığı anlaşılmış. Bu sebeple davacının davalıdan, kendi defterinde yazılı olduğu gibi 16.159,05 TL alacaklı olduğunun kabulü gerekmiştir.
Davalının sözleşmeyi feshinden sonra davacının aynı bölgede başka bir kimseye bayilik vermediği her iki tarafın da kabulündedir. Sektör uygulamalarına göre aynı bölgede davacının bayilik verebilme süresinin 6 ay olabileceği değerlendirilmiştir.
Davalı aylık 35 ton alım taahhüdünde bulunmuştur. Bu durumda 6 ayda 210 ton alım yapması gerekirken 110 ton alım yaptığı, aradaki farkın 100 ton olduğu hesaplanmıştır. LPG satış fiyatının 3.722,58 TL olduğu rapor ekindeki listeden anlaşılmaktadır. Brüt kar 636,59 TL ton başına prim 300 TL Net kar 336,59 TL olup, davacının 6 aylık net karı 33.658,67 TL olduğu hesaplanmıştır. Bu hesaplama liste fiyatlarına ve sözleşmeye uygun olduğundan mahkememizce de yerinde görülmüştür.
Yine sözleşmenin 22.2 maddesine göre, davalı sözleşmeyi haksız feshettiğinden davacının cezai şart talep edebileceği istinaf mahkemesince de kabul edilmiştir. Buna göre sözleşme 13.04.2018 tarihinde feshedilmiştir. Fesih tarihinde ana depo satış bedeli KDV dahil 4.392,664/Ton'dur. Bu fiyatı ceza miktarı olan 8 ton ile çarpıldığında cezai şart miktarının 35.141,12 TL olduğu anlaşılmaktadır.
Sözleşme davalı tarafından haksız feshedildiğinden sözleşme gereğince tabelaların davacıya iadesi gerektiği de kuşkusuzdur.
Buna mukabil davacının 40.000,00 TL tutarlı teminat mektubunu bozdurarak tahsil ettiği her iki tarafın da kabulünde olduğundan, bu miktarın cari hesap alacağı ile kar kaybından düşülmesi gerekmiş ve anılan gerekçe ile istinaf mahkemesi kaldırma kararına uygun işbu inceleme sonunda aşağıdaki gibi yeniden hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenler ve dosya içeriğine göre;
1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
-Teminat mektubunun mahsubu sebebiyle cari hesap alacak talebinin REDDİNE,
-Teminat mektubunun bakiye kısmının mahsubu sonrası 9.817,72 TL kar kaybı zararının dava tarihi olan █████/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-35.141,12 TL cezai şart tutarının dava tarihi olan █████/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-İade edilmeyen tüp bedeli 154.567,00 TL'nin dava tarihi olan █████/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-1.831,95 TL değerinde olan bir adet 5 X 0,90 cm ebatlarındaki ışıklı dükkan tabelası, 1.031,99 TL değerinde olan bir adet 3 X 0,90 cm cm ebatlarındaki ışıklı dükkan tabelası, 265,50 TL değerinde bir adet 0,8 cm X 0,75 cm ebatlarındaki ışıklı dükkan tabelalarının davalıdan alınarak davacıya teslimine,
2-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 13.843,38 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 13.057,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 785,63 TL harcın Davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin Davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davacıya verilmesine,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 89.913,83-TL nisbi vekalet ücretinin Davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 13.057,75 TL peşin/nisbi harcı, 26.100,00 TL bilirkişi ödemeleri, 205,50 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 39.363,25 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak; 10.432,90 TLnin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan 31,50 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 23,15 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Taraflarca yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2026
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!