Anahtar kelimeler: Skhariç Formu Hasara Fiilden Hasarın İmzası Elemanlarınca Akabinde Sunulduğu Ardından

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Hasarın ardından, müvekkili olduğu şirket teknik elemanlarınca durum tutanakla tespit edildiği, akabinde hasarın giderilmesi için gerekli çalışmalar yapıldığı, hasara ilişkin “Hasar Tespit Tutanağı” dava dilekçemizin ekinde sunulduğu, hasar tespit tutanağında imzası bulunan “.....' ın tanık olarak dinlenmelerini talep ettiklerini, müvekkili olduğu şirket söz konusu hasar nedeniyle toplam 10.824,53 TL zarara uğradığını, hasar nedeniyle oluşan zararı gösterir “ Hasar Keşif Tutarı Formu” dava dilekçemizin ekinde sunulduğunu, hasarın bakım ve onarımının müteahhit firma tarafından yapılmış olduğunu, müvekkil ...... A.S., telekomünikasyon sebekeleri üzerinden ulusal ve uluslararası ses iletimini ihtiva eden telefon hizmetlerini sunmakla yetkilendirilmis olduğunu, , söz konusu yetkilendirme çerçevesinde mevzuata uygun olarakyürütülen bu haberlesme hizmeti aynı zamanda “kamu hizmeti” niteliğinde olduğunu, söz konusu faaliyetinin geregi olarak müvekkili olduğu şirketin , tüm vatandasların haberlesme hizmetine kolay, ekonomik ve kesintisiz bir sekilde ulasabilmeleri için tüm yurt genelinde telekomünikasyon altyapısının kurulması ve isletilmesi yükümlülügünün yanı sıra, kamu hizmeti ilkeleri çerçevesindeasgari hizmet yükümlülügü de bulunduğunu, nitekim, 5809 Sayılı Elektronik Haberlesme Kanunu ve 5369 Sayılı Evrensel Hizmet kanununda; " Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde cografi konumlarından bagımsız olarak herkes tarafından erisilebilir, önceden belirlenmis kalitede ve herkesin karsılayabilecegi makul bir bedel karsılıgında asgari standartlarda sunulacak olan, internet erisimi de dahil elektronik haberlesme hizmetleri ile bu Kanun kapsamında belirlenecek olan diger hizmetleri" evrensel hizmet/asgari hizmet olarak tanımlanmakta, "Elektronik haberlesme sektöründe, ilgili mevzuatına göre Kurumca yetkilendirilmis ve bu Kanun kapsamındaki hizmetleri saglamakla yükümlü kılınan isletmeci"lerin, evrensel hizmet yükümlüsü oldugu belirtildiğini, bu yükümlülük ve verdigi kamu hizmetinin bir geregi olarak müvekkili olduğu şirketin, haberlesmenin ve dolayısıyla kamu hizmetinin kesintiye ugramaması açısından davalıların zarar verdigi haberlesme kablolarını acilen onarması gerekmis, bu nedenle yatırım programında olmayan,ek bir maliyetle karsı karsıya kaldığını, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla, 10.824,53 TL tutarındaki alacaklarının, hasar tarihi olan 12.09.2024 tarihinden itibaren başlayan T.C. Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için öngördüğü avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.Davalı ...... vekili cevap dilekçesinde özetle; Görev itirazında bulunduklarını işbu davada adli yargı/idari yargı yolu uyuşmazlığı söz konusu olduğunu, tam yargı davası niteliği olan davalarda, yargı yolu idare mahkemeleri olduğunu, dolayısıyla, işbu davanın istanbul idare mahkemelerinde açılması gerektiğini, ayrıca, yargı yolu itirazlarının yanısıra, adli yargı yolu açısından da görev ve işbölümü itirazında bulunduklarını, keza, işbu davada tazminat isteminin haksız fiile dayanması nedeniyle görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, davanın görevsizlik ve yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davanın mahkeme tarafından ticari nitelik arz ettiğinin kabul edilmesi ihtimalinde davacının dava şartı olan zorunlu ticari arabuluculuk hükümlerinde düzenlenen şartları yerine getirmesi ve ticari arabuluculuğa başvurması gerektiğini, arabuluculuk dava şartının usulüne uygun olup olmadığının araştırılmasını ve incelenmesini talep ettiklerini. husumet itirazında bulunduklarını, zira söz konusu adreste idare personelinin herhangi bir çalışması olmadığını, davanın idarelerine yöneltilmesi kanuna karşı hile niteliğinde olduğunu,davacı eğer adreste bir çalışma var ise bu çalışmanın idareleri tarafından yapılmadığını bildiğini, idarenin dava dosyasına sunulan cevabına göre, dava dışı yüklenici firma tarafından çalışma yapılmış olsa bile davacıya ait tesislere zarar verilmiş olup olmadığı, kim tarafından zarar verildiği hususu bilinmediğini. söz konusu yerde hasara neyin neden olduğu hususunun tetkik edilmesisi gerektiğini, kabul etmemekle birlikte velev ki hasar, müvekkili olduğu idarenin müteahhitliğini yapan dava dışı firmaların eyleminden kaynaklanmış olsa bile, davanın idare açısından husumet yokluğundan reddi gerektiğini zira, eser sözleşmesi uyarınca idarenin üçüncü kişilere verilen hasardan sorumluluğu bulunmadığını dava konusu hasar bizzat müvekkili olduğu idare tarafından verilen bir hasar olmadığını. söz konusu hasarın gerçekleştiği yerlerde idare tarafından bizzat herhangi bir çalışma yürütülmediğini eğer, herhangi bir çalışma yapılmış ise de idare tarafından dava dışı üçüncü kişilerce verilen zararlardan dolayı herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, yukarıda arz ve izah edilen nedenlere ve ayrıca mahkeme tarafından resen dikkate alınacak sair hususlara göre öncelikle davanın usule ilişkin dava şartları yönünden incelenerek usulden reddine, dava usule ilişkin sebeplere göre reddedilmediği takdirde, esasa ilişkin nedenlerle esastan reddine, davacının faiz ve sair tüm istemlerinin reddine, yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; haksız fiilden kaynaklı tazminat talebine ilişkin olduğu anlaşıldı.Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.2-Mahkememizce
:a-Avcılar Belediye Başkanlığı'nab-İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nac-İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Altyapı Koordinasyon Merkezine müzekkereler yazılarak olay tarihine ilişkin kazı ruhsatının bulunup bulunmadığı araştırılmıştır.3- Bilirkişi tarafından mahkememize █████/2026 tarihinde sunulan raporda "Olay yeri fotoğraflarında ....../yüklenici firmaların (davalılar) tabelaları görünmemekte olup, kazı çalışmasını kimin gerçekleştirdiği tespit edilemediği, Beyan edilen malzeme ve işçilik bedellerinin piyasa rayiç bedellerine uygun olduğu," şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile davalıların gerçekleştirdiği kazı çalışmaları sırasında davacıya ait altyapı tesisatına zarar verdiğini iddia etmiş, yapılan onarıma ilişkin bedellerin haksız fiil hükümleri kapsamında davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ..... ise sunduğu cevap dilekçesinde; öncelikle yargı yolu itirazında bulunmuş ise de .....'nin özel hukuk tüzel kişisi olduğu anlaşılmakla idari yargı yolunun görevli olduğuna dair itirazına itibar edilmemiştir.Davalı ...... zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunmuş ise de iddia edilen hasar tarihi ve dava tarihi arasında 2 yıllık hak düşürücü süre ve zamanaşımının geçmediği anlaşılmakla davalı .....'nin zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazına da itibar edilmemiştir.Davalı ..... husumet itirazında bulunmuş ise de 6098 sayılı Kanun'un 66. Maddesinde adam çalıştıranın sorumluluğu kusursuz sorumluluk olarak düzenlenmiş olup, davalı tarafından işin bizzat yapılmasına gerek bulunmadığından davalının husumet itirazına itibar edilmemiş, davanın esasına girilmiştir.Haksız fiillere ilişkin 6098 sayılı Kanun'un 49 ve 50. Maddesi şu şekildedir:"MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.II. Zararın ve kusurun ispatıMADDE 50- Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır."İlgili hükümlerden görülebileceği üzere haksız fiil nedeniyle sorumluluğun söz konusu olabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil nedeniyle zararın meydana gelmesi gerekmekte olup, zarar ve kusuru ispat yükü davacı üzerindedir.Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)İspat kuralına ilişkin TMK. m. 6 hükmüne göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. HMK. m. 190/1 hükmüne göre: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur.Bu bağlamda davacı tarafından öncelikle davalının fiili ispatlanmalı ve zararın bu fiil neticesinde meydana geldiğine ilişkin olarak zarar ve fiil arasındaki illiyet bağı kurulmalı ve ispatlanmalıdır.Davacı tarafından davalının söz konusu zararı meydana getirdiğine yönelik olarak kendi personeli tarafından tutulan 30.09.2024 tarihli bir tutanağın sunulduğu, söz konusu tutanağa göre hasarın 12.09.2024 tarihinde olduğunun ve 17.09.2024 tarihinde onarım yapıldığının belirtildiği, davacı tarafından delil olarak sunulan bir diğer 14.09.2024 tarihli tutanakta ise davalı .....'nin rabıt çalışması yaparken 12.09.2024 tarihinde davacıya ait kablolara zarar verdiğine dair tutanak tutulduğu, davacı tarafından delil olarak sunulan fotoğrafların ise 14.09.2024 tarihinde yani davacı tarafından iddia edilen olay tarihinden sonrasına ait olduğu, olayın meydana geldiği iddia edilen yerdeki davacı tesisatına zararın davalılar tarafından verildiğine yönelik herhangi bir delilin veya fotoğrafın dosya içerisine sunulmadığı, davacı tarafından delil olarak sunulan fotoğraflarda 3 davalıdan herhangi birine ait herhangi bir aidiyeti ispatlayan bir husus, tabela, personel vs. Gibi bir şeyin görünmediği, kaldı ki yalnızca tanık beyanları ile zarar, fail ve fiil arasındaki illiyet bağının kurulması ve ispatının da genel ispat kuralları uyarınca mümkün olmadığı, davacı tutanak tanığının olayın bizzat şahidi olmaması karşısında zira davacı tanığının tuttuğu tutanak 2 gün sonra tarihli olup davacı tarafından tebligata ve ihzar müzekkeresine rağmen tanığın hazır edilmediği de anlaşılmakla davacı tanığının dinlenmesinden vazgeçilmiştir.Davacının meydana geldiğini iddia ettiği zararın davalıların fiili neticesinde gerçekleştiğini ispat edemediği, nitekim Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da meydana gelen hasarın davalılar tarafından verildiğinin tespit edilmediği davalılar ile davacının iddia ettiği zarar arasında illiyet bağının kurulamadığı ve meydana gelen hasarın davalı tarafından yapıldığının ispatlanamadığı anlaşılmıştır.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi de ..... E., K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:Dava; Haksız fiil sebebiyle uğranılan maddi zararın tazmini talebine ilişkindir."6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; Fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir.TMK'nın 6. maddesine göre; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”TMK'nın bu hükmü 6100 sayılı HMK'ın 190/1. maddesinde bir başka biçimde yinelenmiş olup; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” şeklinde düzenleme yapılmıştır.Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı ispatlaması gerekir.Somut olayda; Davacı, tesisine davalı tarafından zarar verildiği iddiasını somut delillerle ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır."İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi ...... E., K. Sayılı kararında da aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Dosyada mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının 05.12.2019 tarihinde Küçükçekmece ilçesi, ..... Mahallesi, .... Sokak, No:80 adresinde davalının yahut davalıya bağlı yüklenicinin çalışma yaptığı usulüne uygun bir biçimde ispat edilmemiştir. Davacı tarafından tanzim edilen hasar tespit tutanağı da usulüne uygun tanzim edilmemiştir. Bu durumda davalının davacıya zarar verdiği dosya kapsamından sabit olmayıp ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır."Bu bağlamda dosya kapsamındaki tüm deliller bir arada değerlendirildiğinde davacı tarafından meydana geldiği iddia edilen zararın davalılar veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerce verildiğinin somut deliller ile ispat edilemediği anlaşılmakla davacının ispatlanamayan davasının reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 116,60-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.700,00-TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA5-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 10.824,53 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince miktar itibariyle KESİN olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip .....Hakim .....