Anahtar kelimeler: Şefi Şantiyelerinde Usd Yılları Yurt Ödenmediğini Net Tatili Ulusal İşçilik
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
İlk Derece Mahkemesinin direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2015-2017 yılları arasında davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde personel şefi olarak çalıştığını, son aldığı ücretin aylık net 3.000,00 USD olduğunu, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının Türk hukukuna göre alacak talebinde bulunamayacağını, yabancı hukuk ve yetki itirazında bulunduklarını, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, taleplerin yasal dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.04.2023 tarihli kararı ile; davacının 12.11.2015-30.11.2017 tarihleri arasında davalı nezdinde çalıştığı, aylık net ücretin 3.100,00 USD olduğu, işverence yapılan feshin haksız olduğu, davacının ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacakları bulunduğu, dava ve ıslah tarihleri itibarıyla beş yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 25.04.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 20.02.2024 tarihli kararı ile davalı tarafın süre tutum dilekçesi ve akabinde cevap dilekçesinde ... Federasyonu hukukunun uygulanması yönünde beyanının olmadığı anlaşıldığından yerleşik içtihatlar gereği işbu davada Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, hizmet süresi tespitinin yerinde olduğu, davacının kıdemi, yaptığı iş ve tanıkların beyanı birlikte değerlendirildiğinde ücretin miktarına yönelik kabulün isabetli olduğu, hükme esas bilirkişi raporuna göre alacaklarının belirlenmesinin yerinde olduğu, davalı tarafın istinaf sebeplerinin yersiz olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.02.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, hukuk seçimi anlaşması bulunmayan tüm çalışma döneminde mutad işyeri hukuku olan ... Federasyonu hukukunun uyuşmazlıkta uygulanması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Dairemizin 02.10.2024 tarihli bozma kararına karşı direnilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Husumet ve yabancı hukuk itirazında bulunduklarını,
2. Davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, iş bitimi nedeniyle iş sözleşmesinin sona erdiğini, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını,
3. Hizmet süresi ve ücretin hatalı tespit edildiğini,
4. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödendiğini, davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, husumet, hizmet süresi ve aylık ücret miktarının tespiti, ücretin brütleştirilmesi, dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığı, alacakların hesaplanması ve ödenip ödenmediği noktalarında toplanmaktadır.
1. Dairemizin 02.10.2024 tarihli kararı ile hukuk seçimi anlaşması bulunmayan tüm çalışma döneminde mutad işyeri hukuku olan ... Federasyonu hukukunun uyuşmazlıkta uygulanması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince davalının cevap dilekçesinin sunulmasıyla veya en geç ön inceleme ilk tahkikat duruşmasına kadar ileri sürülmesi gereken, Türk hukuk mevzuatının uygulanmaması veya yabancı hukuk mevzuatının uygulanması itirazında bulunmadığı ancak yargılamanın devam eden aşamasında bu itirazını ileri sürdüğü, çalışılan ülkenin tarafların tabiiyeti olan Türk hukuk mevzuatına nazaran hakkın özünü ortadan kaldıracak nitelikte, çok daha kısa olan zamanaşımı hükümlerini içerdiği, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) yurt dışında çalışan işçinin zayıf olduğu değerlendirilerek, haklarının daha kötüye götürülmesine, sözleşme serbestisine rağmen işçinin korunması amacı güttüğü, iş sözleşmesinin taraflarınca hukuk seçimi yapılmaması hâlinde sözleşmenin mutad işyeri hukukunun yerine daha sıkı ilişkili hukuka tâbi kılınmasının mümkün olduğu, davacı bakımından da davalının bakımından da daha sıkı ilişkili olduğu hukukun mutad işyerinden ziyade Türk hukuku olduğu belirtilerek direnme kararı verilmiştir.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta; dosyadaki bilgi ve belgeler ile yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde yeniden değerlendirme yapıldığında; ücretin ödendiği yer, tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki çevrenin/ilişkilerin yoğunlaştığı yer gibi unsurlar dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan tüm çalışma döneminde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece verilen direnme kararı bu yönüyle yerinde görülmüştür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragraf kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. İlk Derece Mahkemesince, 12.12.2022 tarihli rapordaki hesap değerlerinin hükme esas alındığı belirtilmiş ancak davacının 08.12.2021 tarihli 1. Rapora itiraz etmemesi nedeniyle kazanılmış hak gözetilerek 2.149,44 USD ulusal bayram ve genel tatil ücreti, 5.543,75 USD hafta tatili ücretinin hüküm altına alındığı açıklanmıştır. Oysa hükme esas alındığı belirtilen 12.12.2022 tarihli rapordan; ulusal bayram ve genel tatil alacak bedelinin 2.068,64 USD, hafta tatili alacak bedelinin 5.184,66 USD olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Bu hâlde hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti yönünden davacı tarafın hükmü temyiz etmediği de dikkate alındığında; 2.068,64 USD ulusal bayram ve genel tatil alacağı ile 5.184,66 USD hafta tatili alacağının hüküm altına alınmaması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
02.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!