Anahtar kelimeler: Mahsuba Kastla Ölümüne Bilinçli Olası İnceleyen Süreç Sayı Müdafileri Dosyayı
Ceza Genel Kurulu         ████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ
    : 12. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ
    :Ağır Ceza
    SAYISI
    : 235-311
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Sanık hakkında olası kastla öldürme suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, eyleminin bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunu oluşturduğu kabul edilerek sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85/1, 22/3, 62... . maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba ilişkin Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 02.02.2021 tarihli ve 313-40 sayılı hükmün, sanık müdafileri ve katılanlar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesince 28.04.2021 tarih ve 1024-1064 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın da sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 07.07.2021 tarih ve 3230-5592 sayı ile; "...Sanığın olası kastla öldürme suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde bilinçli taksirle öldürme suçundan sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi,
    Kabule göre de;
    Taksirli suçlarda müsadere hükümlerinin uygulanması mümkün olmamasına rağmen, suçta kullanılan tabanca, şarjör ve fişeklerin TCK'nın 54/1. maddesi gereğince müsaderesine karar verilmesi," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Kabule göre olan bozma nedenine uyan Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesince 19.10.2021 tarih ve 313-320 sayı ile suç vasfı yönünden bozma ilamına direnilerek sanığın mahkûmiyetine ilişkin kurulan hükmün, sanık müdafileri ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesince 18.05.2022 tarih ve 1938-3890 sayı ile ilk kararda bulunmayan yeni gerekçelere de yer verilmesi nedeniyle kararın yeni hüküm niteliğinde olduğu kabul edilerek yapılan inceleme sonucunda önceki bozma nedeni doğrultusunda bozulmasına karar verilmiştir.
    Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise 22.09.2022 tarih, 235-311 sayı ve oy çokluğu ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
    Direnme kararına konu bu hükmün de Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii ve katılan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.10.2022 tarihli ve 130466 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 11.09.2024 tarih ve 8830-4141 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır.
    II. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN
    Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eylemini bilinçli taksirle mi yoksa olası kastla mı gerçekleştirdiğinin belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; direnme kararına konu hüküm kurulmadan önce Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünün usulüne uygun olarak alınıp alınmadığının, bu bağlamda hazır bulunan sanık ve müdafiine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan hüküm kurulmasının savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığının, değerlendirilmesi gerekmektedir.
    III. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER
    İncelenen dosya kapsamından;
    Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesince bozmadan sonra yapılan yargılamada, 22.09.2022 tarihli oturumda bozma ilamı okunarak duruşmada hazır bulunan sanık, müdafileri, katılanlar vekili ve Cumhuriyet savcısına bozma ilamına karşı diyeceklerinin sorulduğu, Cumhuriyet savcısının "Bozma kararı, bozmadan önceki mütalaamız doğrultusunda olup usul ve yasaya uygundur, uygun olan bozma ilamına uyulması ve tutukluluk halinin devamına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur." şeklindeki beyanından sonra esas hakkındaki görüşü sorulmadan ve oturumda hazır bulunan sanık ve müdafilerine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan duruşmaya son verilip direnme kararına konu hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır.
    IV. GEREKÇE
    Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 12.09.2024 tarihli ve 362-243; 10.07.2024 tarihli ve 307-2 33... .02.2025 tarihli ve 110-54 sayılı kararları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere;
    Yargıtayın bozma ilamı ile derece mahkemelerince verilen hüküm ve kararlar ortadan kalkarlar. Bozmadan sonraki serbestlik ilkesi kapsamında mahkemeler kural olarak bozmadan sonra gerek bir önceki kararlarından gerekse bozma ilamından tamamen farklı bir sonuca ulaşıp apayrı bir hüküm/karar tesis edebilirler. Bu ilkenin istisnalarından birini direnme/ısrar kararı oluşturur (CMK madde 307/4).
    Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar (CMK madde 307/1). Cumhuriyet savcısının bozmaya karşı diyeceklerini bildirmesi ile esas hakkındaki mütalaasını sunması, prensip olarak farklı fonksiyonları ve sonuçları olan savcılık işlemleridir. Bu nedenledir ki Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak derece mahkemesi, bozma kararına uysa da önceki kararında ısrar etse de Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasının, savunma hakkının etkin kullanılabilmesine imkân sağlayacak açıklık ve yeterlilikte olması usuli bir mecburiyettir.
    Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde;
    Bozmadan sonra yapılan yargılamanın 22.09.2022 tarihli celsesinde bozma ilamına karşı diyecekleri sorulan Cumhuriyet savcısı tarafından serdedilen; "Bozma kararı, bozmadan önceki mütalaamız doğrultusunda olup usul ve yasaya uygundur, uygun olan bozma ilamına uyulması ve tutukluluk halinin devamına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur." şeklindeki düşüncenin usule uygun, geçerli ve yeterli esas hakkında mütalaa olarak kabul edilmesi mümkün bulunmadığından Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü usulüne uygun olarak alınmadan direnme kararına konu hükmün kurulması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı kabul edilmelidir.
    Yukarıda açıklanan bu usule aykırılık nedeniyle İlk Derece Mahkemesinin direnme kararına konu hükmünün, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü usulüne uygun olarak alınmadan yargılamaya son verilip hüküm tesis ve tefhim edilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.
    V. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.09.2022 tarihli ve 235-311 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü usulüne uygun olarak alınmadan yargılamaya son verilip hüküm tesis ve tefhim edilmesi suretiyle sanığın savunma haklarının kısıtlanması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.11.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!