Anahtar kelimeler: Paz Veri Müfettişleri Yardımcı İşi Giriş San Hastanesi Hastane Kontrol
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 2. İş Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; iş müfettişleri tarafından yapılan inceleme neticesinde, ... Hastanesi ile ..., .... Paz. San. Tic. AŞ (... Şirketi) ve ... Sağlık Hizmetleri Şirketi (... Şirketi) arasında imzalanan hastane bilgi sistemi kullanımı veri giriş ve kontrol işi sözleşmesi, sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sözleşmesi hakkında muvazaa tespitine ilişkin inceleme raporu düzenlenerek davacı Kurum hakkında idari para cezası uygulandığını, 24.02.2015 tarih ve ... sayılı teftiş raporundaki muvazaa iddiasının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, Alt İşverenlik Yönetmeliği'ne göre muvazaanın bulunmadığını, bilgisayar sistemlerine yönelik hizmetler, elektronik bilgi erişim hizmetleri ve benzeri diğer hizmetlerin hizmet satın alma yoluyla gördürülebilecek işlerden olduğunu, belirtilen Şirket ile imzalanan sözleşmelerde muvazaa bulunmadığını ileri sürerek davacı Kurum ile Şirket arasındaki ilişkinin muvazaalı olmadığının tespiti ile müfettiş raporunun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ... Devlet Hastanesine bağlı klinik destek hizmetleri hizmet alım işini yüklenen ... Şirketi adına tescil edilen işyerinde 9 hemşire, 4 laboratuvar teknikeri, 2 laboratuvar teknisyeni, 1 sağlık memuru, 3 ebe ve 1 acil tıp teknisyeninin Hastanenin değişik birimlerinde görev yaptıkları, yine ... Devlet Hastanesi ile ... Şirketi ... Şubesi AŞ arasında işçi çalıştırma sözleşmesi yapıldığı ve yapılan bu faaliyetlerin 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 2 ve 3. maddelerine aykırı olduğunun işçiler tarafından incelenmesinin istendiğini, iddialarını denetlemek üzere Kurum İş Teftiş Kurulu Başkanlığına bağlı iş müfettişlerinin yetkilendirildiği, yapılan inceleme sonucu alt işverenlik sözleşmesinin muvazaalı olduğunun tespit edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemenin ... Devlet Hastanesi ile ..., ... Şirketi ve ... Şirketi arasında imzalanan hizmet alım sözleşmelerinin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair 22.01.2019 tarihli kararının, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 15.09.2021 tarihli kararıyla davacı Kurum ile yapılan her üç hizmet alım sözleşmesinin ihaleye verilen şirket ve ihale konusu iş bakımından kendi dönemi içerisinde tek tek değerlendirilmesi ve her bir hizmet alım sözleşmesinin tek başına muvazaaya dayalı olup olmadığının araştırılarak belirlenmesi gerekirken sadece diyaliz hizmet alım sözleşmesinin muvazaalı olduğuna ilişkin gerekçe kurulmak sureti ile davanın reddine ilişkin verilen kararın doğru olmadığı, Mahkemece gerekirse yerinde keşif yapılarak, tanıklar dinlenerek, konusunda uzman kişilerden heyet raporu alınarak muvazaa konusu her üç hizmet alım sözleşmesinin ayrı ayrı araştırılarak değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle ortadan kaldırılması üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda; alt işveren olarak nitelenen yüklenici firmalara ait bir iş organizasyonu olmadığı, firmaların hukuken bağımsız işveren sıfatının gereği olan işin sevk ve dağıtımına yönelik yönetim hakkına sahip olmadığı, işçi alma ve çıkarma yetkilerinin esasının asıl işverence belirlendiği, alt işverenler değişse bile alt işverenlerin işçilerinin hastanede çalışmaya devam ettiği anlaşılmakla, ... Devlet Hastanesi ile ..., ... Şirketi ve ... Şirketi arasında imzalanan sözleşmelerin muvazaalı olduğu kanaatine varıldığından, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yüklenici firmalardan ... Şirketi tarafından aynı rapordaki muvazaa tespitinin iptali istemi ile ... İş Mahkemesinde açılan dava neticesinde Mahkemenin ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararıyla muvazaa tespitinin yerinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, kararın davacı Şirket tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 04.05.2018 tarihli ve 2017/ 1950 Esas, ████████ Karar sayılı ilâmı ile "....alt işverenler süre içerisinde değişiklik gösterse de yapılan işin mahiyetinde bir değişiklik olmadığı, hemodiyaliz tedavi hizmeti alım işinde asıl işverenin kadrosunda bulunan hastanenin kadrolu personelinin çalıştığı, emir ve talimatın hastane yetkililerince verildiği, hastanede çalışan işçilerin izinlerini kullanmak için yıllık izin talebini önce birim amirlerine vermeleri, kendisinin ve sorumlu kadrolu birim amirinin imzası ve müdür yardımcısının imzasından sonra izine ayrıldıkları, yapılan işin teknolojik açıdan bir uzmanlık gerektirmediği ve yardımcı bir iş olmadığı, işin yürütülmesini sağlayan teçhizatların hastanece karşılandığı hususları göz önünde bulundurulduğunda; asıl işveren-alt işveren arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu sonucuna varılarak muvazaa tespitine ilişkin davalı Kurum raporunun hukuka uygun olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi isabetlidir" gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, kararın temyiz edilmeyerek kesinleştiği, davalı Kurum müfettişliğince düzenlenen rapor kapsamında yapılan araştırma ve değerlendirmelerin yerinde olduğu ve davalı Kurumca yapılan hizmet alım ihalelerinin kapsamı ve fiilen ifa ediliş şekline göre; alt işverene verilen işlerin ağırlıklı olarak asıl işveren tarafından yürütülen mal ve hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir parçası olduğu, işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirmediği, davacı beyanlarında da belirtildiği üzere asıl olarak sağlık personeli açığından kaynaklı olarak asıl işverence verilmesi gereken sağlık hizmetlerini gördürmek üzere personel temini amaçlı yapılan ihaleler olduğu, ihale kapsamında bir iş olup olmadığına bakılmaksızın personelin görev yeri değişikliği yetkisinin asıl işverene verildiği, fiilen de bu görevlendirmelerin ve görev yeri değişikliklerinin yapıldığı, alt işverene verilen işte asıl işveren adına koordinasyon ve denetimle görevlendirilenlerden başka asıl işverenin kadrosunda bulunan memur ve sözleşmeli personel çalıştırıldığı, firma bünyesinde istihdam edilen personelin seçilmesi, işe alınması ve işten çıkartılması ve yapacağı görev ve görev yerlerinin belirlenmesi ve değiştirilmesi gibi tasarrufların tamamen İdare tarafından yapılacağının hükme bağlandığı ve fiilen de bu hususların Hastane İdaresince gerçekleştirildiği, bu hâli ile ihale konusu sözleşmelerin ve fiilî uygulamasının 4857 sayılı Kanun ve Alt İşveren Yönetmeliği'nde belirlenen unsurları taşımadığı ve muvazaalı olduğu anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Muvazaanın kabulünün hatalı olduğunu, Yargıtay kararlarında İdarenin denetim hakkı ve alt işverenin taraf olduğu sözleşmeler nedeniyle müteselsil sorumluluğu nedeniyle yüklenicinin eleman seçiminde ve değişikliğinde İdarenin uygun görüşünün alınması, yıllık izin konusunda İdarenin bilgi ve isteği doğrultusunda hareket edilmesinin olağan karşılanması gerektiğinin ifade edildiğini,
2. Mevzuata göre personel ihtiyacı nedeniyle personel destek hizmeti alımına cevaz verildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacı ... (Türkiye Kamu Hastaneler Kurumu ... Devlet Hastanesi) ile dava dışı üç ayrı şirket arasında yapılan hizmet alım sözleşmelerinde asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayandığına ilişkin teftiş raporunun iptali istemine ilişkindir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 3/2 hükmü şöyledir:
"(Değişik
: 15/5//2008 - 5763/1 md.) Bu Kanunun 2 nci maddesinin altıncı fıkrasına göre iş alan alt işveren; kendi işyerinin tescili için asıl işverenden aldığı yazılı alt işverenlik sözleşmesi ve gerekli belgelerle birlikte, birinci fıkra hükmüne göre bildirim yapmakla yükümlüdür. Bölge müdürlüğünce tescili yapılan bu işyerine ait belgeler gerektiğinde iş müfettişlerince incelenir. İnceleme sonucunda muvazaalı işlemin tespiti halinde, bu tespite ilişkin gerekçeli müfettiş raporu işverenlere tebliğ edilir. Bu rapora karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz iş günü içinde işverenlerce yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir. (Değişik beşinci cümle ve Ek altıncı ve yedinci cümleler: 10/9//2014 - 6552/1 md.) İtiraz üzerine görülecek olan dava basit yargılama usulüne göre dört ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde Yargıtay altı ay içinde kesin olarak karar verir. Kamu idarelerince bu raporlara karşı yetkili iş mahkemelerine itiraz edilmesi ve mahkeme kararlarına karşı diğer kanun yollarına başvurulması zorunludur. Rapora otuz iş günü içinde itiraz edilmemiş veya mahkeme muvazaalı işlemin tespitini onamış ise tescil işlemi iptal edilir ve alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılır. "
Uyuşmazlığın esasına yönelik değerlendirme yapılmasından önce, muvazaa tespitine dair müfettiş raporuna sadece asıl işveren veya alt işveren tarafından itiraz edilmesi durumunda Mahkemece verilecek kararın davanın tarafı olmayan asıl işveren yahut alt işverene etkisinin ele alınması gerekir. Şöyle ki davanın kabulü hâlinde, alt işverenlik sözleşmesinin muvazaalı olmadığı yargı kararı ile anlaşılmış olacaktır. Bu hüküm, hukuken bir (menfî) tespit hükmüdür. Buna karşılık davanın reddi hâlinde ise, alt işverenlik sözleşmesinin muvazaalı olduğu yargı kararı (tespit hükmü) ile anlaşılmış olacak ve buna bağlı olarak Mahkeme hükmünde açıkça yer almasına gerek olmaksızın, yasa gereği, alt işverenin işyeri tescili iptal edilecek ve alt işverenin işçileri, başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılacaktır.
Diğer yandan iş mahkemesinin verdiği kararın maddî anlamda kesin hüküm oluşturması, yalnızca davanın tarafları bakımındandır. Mahkemenin verdiği (muvazaanın varlığı veya yokluğu hakkındaki) kesin hüküm, bu davanın tarafları olmayan kişiler yönünden kesin hüküm ve kesin delil oluşturmaz. (M.Lamih Çelik, "Torba Yasa ile Kamu İdarelerine Getirilen İş Müfettişinin Muvazaa Tespitine Karşı İtiraz Etme Mecburiyeti", Legal İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi Cilt. 11, S. 43, Yıl 2014, s.45-57).
Bu açıklamalara göre her ne kadar dava dışı alt işveren ... Sağlık Hizmetleri Şirketi tarafından aynı rapordaki muvazaa tespitinin iptali istemi ile açılan davada ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 04.05.2018 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilâmı ile hemodiyaliz hizmetine ilişkin hizmet alımının muvazaalı olduğu sonucuna ulaşılmış ise de söz konusu hükmün anılan davada taraf olmayan asıl işveren bakımından kesin hüküm etkisi bulunmamaktadır. Aynı durum, dava dışı Ultratep Otomasyon Hizmetleri İş Ortaklığı adına ... Org. Tic. Ltd. Şti. tarafından açılan dava sonucunda verilen karar bakımından da geçerlidir. Mahkemece ... İş Ortaklığının taraf olduğu 348 kişi veri hazırlama 63 kişi yönlendirme personeli hizmet alım sözleşmesinin muvazaalı olmadığına karar verilmesi ve bu kararın Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 04.07.2019 tarihli, █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ilâmıyla onanarak kesinleşmesi eldeki davada verilecek hüküm bakımından kesin hüküm etkisi oluşturmaz.
O hâlde somut davada, asıl işveren davacı Bakanlığın, üç ayrı hizmet alım sözleşmesinin muvazaalı olduğuna dair teftiş raporuna itirazları bakımından ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Bu değerlendirmeden önce konuya ilişkin yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır:
Alt işveren; bir işyerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren alanlarda iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini, sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımlamalara göre asıl işveren alt işveren ilişkisinin varlığından söz edebilmek için iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekmektedir.
Alt işverene yardımcı işin verilmesinde bir sınırlama olmasa da, asıl işin bir bölümünün teknolojik uzmanlık gerektirmesi zorunludur. 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, asıl işveren alt işveren ilişkisinin sınırlandırılması yönünde kanun koyucunun amacından da yola çıkılarak, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesinde “işletmenin ve işin gereği” ile “teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” ölçütünün bir arada bulunması şarttır. Kanun'un 2/6 ve 2/7 hükümlerinde “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” sözcüklerine yer verilmiş olması bu gerekliliği ortaya koymaktadır. Alt İşverenlik Yönetmeliği'nin 11. maddesinde de yukarıdaki anlatımlara paralel biçimde, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilebilmesi için “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirmesi” şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği belirtilmiştir.
İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinde bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir. Muvazaa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, kendi gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri, görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir.
Bilindiği üzere 24.07.2003 tarih ve 25178 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4924 sayılı Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 11. maddesi gereğince 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun (657 sayılı Kanun) 36. maddesinin "III. Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfı" başlıklı kısmına eklenen fıkra ile “Bu sınıfa dahil personel tarafından yerine getirilmesi gereken hizmetler, lüzumu halinde bedeli döner sermaye gelirlerinden ödenmek kaydıyla bakanlıkça tespit edilecek esas ve usullere göre hizmet satın alınması yoluyla gördürülebilir.” hükmü getirilmiş; sağlık ve yardımcı sağlık personeli tarafından yürütülen sağlık hizmetlerinin 657 sayılı Kanun'da öngörülen istihdam şekillerinden farklı olarak, gerektiğinde hizmet satın alma yolu ile de gördürülebileceği ve anılan hizmetin satın alma işlemlerine ilişkin esas ve usullerin de bakanlıkça tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda teftiş raporuna konu ilk hizmet alım sözleşmesi; ...Tic. Ltd. Şti. ile ... End. Tic. Ltd. Şti. ortak girişiminin (... Hizmetleri İş Ortaklığı) taraf olduğu 348 kişi veri hazırlama 63 kişi yönlendirme personeli hizmet alımı sözleşmesidir. Teknik şartnamede işin konusu, Hastanede mevcut otomasyon sisteminin tam anlamı ile kullanımı, Hastanede hizmet kalitesinin arttırılması, danışma, halkla ilişkiler, faturalandırma, idari hizmetler için veri-giriş kontrol elemanı ile hasta karşılama ve yönlendirme olarak ifade edilmiştir.
İkinci hizmet alım sözleşmesi, dava dışı.... San. Tic. Ltd. Şti. ile yapılan 110 kişilik klinik destek hizmetleri hizmet alımı sözleşmesidir. Teknik şartnamede 24 ay süre ile Hastane bünyesinde bulunan tanım bölümünde yer alan işlemlerin sağlık meslek lisesi, sağlık hizmetleri meslek yüksekokulu ya da sağlık meslek yüksekokulu mezunu 110 adet yadımcı personel ile yapılması işini kapsadığı, 80 personelin ... Eğitim Araştırma Hastanesi, 20 personelin ... Devlet Hastanesi, 10 personelin ... Devlet Hastanesinde çalıştırılacağı yazılıdır.
Üçüncü olarak ... Devlet Hastanesi (Kamu Hastane Birliği Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu) ile ... Sağlık Hizmetleri arasındaki hizmet alım sözleşmesinin konusunun ise hemodiyaliz hizmetine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, ... Devlet Hastanesi ile dava dışı şirketler arasında imzalanan sözleşmelerin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de muvazaa tespitine dair mahkeme kararlarının kesinleştiği, alt işverene verilen işlerin ağırlıklı olarak asıl işveren tarafından yürütülen asıl işin bir parçası olduğu, işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirmediği, davacı beyanlarında da belirtildiği üzere asıl olarak sağlık personeli açığından kaynaklı olarak asıl işverence verilmesi gereken sağlık hizmetlerini gördürmek üzere personel temini amaçlı yapılan ihaleler olduğu, personelin görev ve görev yerlerinin belirlenmesi ve değiştirilmesi gibi tasarrufların tamamen İdare tarafından gerçekleştirildiği, bu hâli ile ihale konusu sözleşmelerin ve fiilî uygulamasının 4857 sayılı Kanun ve Alt İşveren Yönetmeliği'nde belirlenen unsurları taşımadığı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki 657 sayılı Kanun'un 36/III hükmü ile sağlık ve yardımcı sağlık personeli tarafından yürütülen sağlık hizmetlerinin hizmet satın alınması yoluyla gördürülebilmesine imkân tanınmıştır. Bu nedenle bu hüküm kapsamındaki asıl işlerin 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinde öngörülen sınırlamalara tâbi olmaksızın alt işverene verilmesi mümkündür. Hâl böyle olunca Mahkemelerce alt işverene verilen hemodiyaliz işi gibi işlerin asıl işin bir parçası olduğu, işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirmediği gerekçesiyle asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayandığı sonucuna ulaşılması isabetsizdir.
Yardımcı işler bakımından ise Kanun'un 2. maddesinde herhangi bir sınırlama öngörülmemiştir.
Dairemizin 10.11.2020 tarihli ve █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ilâmında "hizmet alım sözleşmesi 4734 sayılı Kanun kapsamında imzalanmış olup, bu Kanun’un “İdarelerce uyulması gereken diğer kurallar” başlıklı 62 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (e) bendinde, “İdarelerce kanun, tüzük ve yönetmeliklere göre istihdam edilen personelin yeterli nitelik veya sayıda olmaması halinde, en üst ihale yetkilisinin onayı alınmak kaydıyla bu Kanunda belirtilen hizmetler için ihaleye çıkılabilir.” hükmü ve bu hüküm ile bağlantılı “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinde ise “Hizmet: Bakım ve onarım, taşıma, haberleşme, sigorta, araştırma ve geliştirme, muhasebe, piyasa araştırması ve anket, danışmanlık, mimarlık ve mühendislik, tanıtım, basım ve yayım, temizlik, yemek hazırlama ve dağıtım, toplantı, organizasyon, sergileme, koruma ve güvenlik, mesleki eğitim, fotoğraf, film, fikrî ve güzel sanat, bilgisayar sistemlerine yönelik hizmetler ile yazılım hizmetlerini, taşınır ve taşınmaz mal ve hakların kiralanmasını ve benzeri diğer hizmetleri,” ifade edeceği düzenlemesi yer almaktadır.
Görüldüğü üzere; uyuşmazlık konusu tespit döneminde yürürlükte olan 4734 sayılı Kanun ile idarelerin istihdam edilen personelin yeterli nitelik veya sayıda olmaması halinde bu Kanunda belirtilen hizmetler için ihale ile personel teminine cevaz vermiştir." denilmektedir.
Dairemizin 15.02.2021 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilâmında "... dava dosyasına celp edilen ihale klasörleri ve işçi özlük dosyaları incelendiğinde, (tıbbi sekreterlik); veri hazırlama, veri girişi ve otomasyon işlemleri, hasta kabul işlemleri olarak belirlenmiştir. Davacının, fiili olarak tanık beyanları ile de ispatlandığı üzere; veri giriş ve çıkış işlemleri, röntgen işlemleri, reçete girişi, ilaç raporlarının tanzimi, malzeme temini, hasta kabul işlemleri, tahlil sonuçlarının giriş ve çıkışları, ameliyat malzemesi isteme, ameliyat listesi düzenleme, hekimin verdiği tetkiklerin barkodunu yazma ve sair veri hizmetlerde çalıştığı sabittir. Dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler ile hizmet alım sözleşmeleri ve şartnameleri nazara alınarak yapılan değerlendirme neticesinde, davacının hizmet alım sözleşmelerine uygun şekilde çalıştırıldığı, yaptığı işlerin yardımcı iş kapsamında olduğu, alt işverene verilebileceği ve hizmet alım sözleşmesi kapsamında kaldığı, davalı ... ile diğer davalı şirket arasında asıl işveren - alt işveren ilişkisinin kanuna uygun olarak kurulduğu ve bu itibarla muvazaaya dayanmadığı anlaşılmaktadır." denilmek suretiyle kararda sayılan işlerin alt işverene verilebileceği belirlenmiştir.
Gerek ilgili mevzuat gerekse Dairemizin yukarıda belirtilen emsal kararları dikkate alındığında; somut olayda veri hazırlama, yönlendirme personeli ile klinik destek hizmetleri işlerinin herhangi bir sınırlama olmaksızın alt işverene verilebilecek yardımcı işlerden olduğu kabul edilmelidir. Ayrıca belirtmek gerekir ki asıl işverenin işin yapımına ilişkin günlük çalışma düzeni içerisinde genel emir ve talimatlar vermesi, işin şartname ve sözleşme hükümlerine uygunluğunun sağlanması açısından, işçi alımında görüşünün alınması ise çalışmanın devamlılığı ve işin gerekleri açısından olağan karşılanmalıdır (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 04.03.2021 tarihli ve ████████ Esas, 2021/ 5541 Karar sayılı ilâmı). İşçilerin hangi birimlerde çalıştırılacağı konularında İdarenin takdir hakkının olması sözleşmenin muvazaalı olduğunu göstermez. Müfettiş raporunda da tespit edildiği üzere, işyerinde alt işveren şirket yetkilisinin mevcut olduğu, bu kişinin beyanında işe alım ve işten çıkartma hususlarında kararı kendilerinin verdiğini beyan ettiği de dikkate alındığında hizmet alım sözleşmesinin muvazaalı olduğundan söz edilemeyeceği ortadadır.
Açıklanan ilke ve esaslara göre dava konusu hizmet alım sözleşmelerinin muvazaalı olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davacı Bakanlığın itirazına değer verilerek muvazaa tespitine dair teftiş raporunun uyuşmazlık konusu hizmet alım sözleşmeleri bakımından iptaline karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme yapılarak davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!