Anahtar kelimeler: Çokluğu Beraatlerine Cezasıyla Süreç Sayı Silahla Yağma Hukukî İzmir Yoksunluklarına
Ceza Genel Kurulu         ████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ
    : 6. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ
    :Ağır Ceza
    SAYISI
    : 200-42
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Sanıklar ... ve ...'nin nitelikli yağma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-c maddesi uyarınca beraatlerine, sanıklar ... ve ...'un nitelikli yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/1, 87/3 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık ...'un ayrıca silahla tehdit suçundan TCK'nın 106/2-a ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.10.2014 tarihli ve 240-303 sayılı hükümlerin, sanıklar ... ve ... müdafii ile katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesince 07.07.2020 tarih, 2675-2654 sayı ve oy çokluğu ile; "...Sanıklar ... ve ...'ın yağma ve nitelikli yaralama, sanıklar ... ve ... ...'nin ise yağma suçlarından mahkûmiyetleri yerine, kanıtların takdirinde ve suçun vasıflandırılmasında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Daire Üyeleri ... ve ...; Yerel Mahkemece kurulan mahkûmiyet hükümlerinin onanması gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
    Bozma kararına uyan İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesince 11.02.2021 tarih ve 200-42 sayı ile; nitelikli yağma suçundan sanıklar ... ve ...'un TCK'nın 149/1-a-c-h ve 168/3. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis; sanıklar ... ve ...'nin TCK'nın 149/1-a-c-h, 168/3 ve 62. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarına; tüm sanıkların TCK'nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına ilişkin kurulan hükümlerin katılan vekili, sanık ... ve sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesince 26.05.2022 tarih, 22432-7958 sayı ve oy çokluğu ile; "...Sanık ...’in, katılana ait silahı kanunun kabul ettiği anlamda yarar sağlamak maksadı ile almadığı, bu itibarla manevi unsurları yönünden oluşmayan nitelikli yağma suçundan 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi uyarınca beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, sanıklar ..., ... ve ...’in ise; unsur yokluğuna ilâveten, üzerlerine atılı nitelikli yağma suçuna müşterek fail olarak iştirak ettikleri hususu sübuta ermediğinden CMK’nın 223/2-c-e maddesi uyarınca beraatleri yerine, mahkûmiyetlerine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Daire Üyeleri ... ve ...; Yerel Mahkemece kurulan mahkûmiyet hükümlerinin onanması gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
    II. İTİRAZ SEBEPLERİ
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 05.07.2022 tarih ve 47102 sayı ile; "...Sanıkların işledikleri suçlar nedeniyle, kendilerini yakalayıp işlem yapmak isteyen, görevli ve yetkili polis memuru katılan ...'ın tabancasını, sahiplenme kastı ile almamış olsalar dahi, katılanı etkisiz kılarak, suç yerinden kaçmak ve haklarında işlem yapılmasını önlemek kastıyla hareket ettikleri dosyadaki bilgi ve belgelerle sabit olup, bu hususunda 'faydalanma kastı' niteliğini taşıdığı ortadadır. Bu hâliyle sanıklara isnat olunan nitelikli yağma suçunun tüm unsurları itibariyle oluştuğu, faydalanma kastı gerçekleştiğinden yağma suçunun oluşacağı göz önünde bulundurulduğunda sanıklara atılı nitelikli yağma suçunun tüm unsurları itibarıyla oluştuğunun kabulü ve Yerel Mahkeme hükmünün onanması gerektiği," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
    CMK’nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 13.10.2022 tarih, 6821-13739 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    III. UYUŞMAZLIK KONUSU VE KAPSAMI
    İtirazın kapsamına göre inceleme sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;
    1- Nitelikli yağma suçunun manevi unsuru itibariyle oluşup oluşmadığının,
    2- Oluştuğunun kabulü hâlinde sanıklar ..., ... ve ...’un nitelikli yağma suçuna iştiraklerinin sabit olup olmadığının,
    Belirlenmesine ilişkindir.
    IV. OLAY VE OLGULAR
    İncelenen dosya kapsamından;
    Olay günü sanıklar ... ve ... ile inceleme dışı sanık ...'in almış oldukları alkolün etkisiyle çevrede taşkınlık yapmaları üzerine polis memuru olan katılanın sanıkları uyarması üzerine çıkan tartışmada, sanık ...'un bıçak ile katılanı tehdit ettiği, ayrıca sanıklar ... ve ... ile inceleme dışı sanık ...'in katılana saldırarak kemik kırığı oluşacak şekilde yaraladıkları, kavganın sonuna gelen sanıklar ... ve ...'nin de almış olduğu darbeler nedeniyle malını koruyamayacak durumda olmasından yararlanarak katılanın silahını aldıkları iddiası ile kamu davası açıldığı,
    Olay, yakalama, üst arama, muhafaza altına alma tutanağına göre; sanıklar ... ve ... ile inceleme dışı sanık ... ile yapılan görüşmelerde suça konu silahın onlarda olmadığının anlaşıldığının, yürütülen araştırmalar sonucunda olaya karıştığı tespit edilen sanık ...'nin; silahın kendisinde olmadığını ancak sanık ...'de olabileceğini beyan etmesi üzerine sanık ...'nin ikametine intikal edildiğinin, sanık ... ile görüşüldüğünde silahın kendisinde olduğunu ve silahı Sandı Çayı kenarındaki araziye bıraktığını söylemesi üzerine sanığın tarifi ile suça konu silahın bulunduğunun belirtildiği,
    0554...7.06 numaralı hatta ait HTS kayıtları incelendiğinde; ... üzerine kayıtlı olduğu, bu hat ile olay günü saat 02.22.29'da 155'in arandığı ve 31 sn. görüşme yapıldığı,
    Anlaşılmaktadır.
    Katılan kollukta; polis memuru olarak görev yaptığını, olay günü saat 01.00 sıralarında evinde dinlendiği sırada dışarıdan cam kırılma ve yüksek tonda nara sesleri duyduğunu, camdan dışarı baktığında bir iş yerinin camlarının birkaç kişi tarafından kırıldığını gördüğünü, görev silahını yanına alarak 155'i arayıp dışarı çıktığını, kardeşinin de kendisiyle geldiğini, sanıkların istikametine doğru yürürken onların da olay yerinden ayrılıyor olduklarını ve seslenmesi üzerine durduklarını, aydınlatma lambası ışığında polis tanıtma kimliğini sanıklara göstermesi üzerine sanık ...'un "Ulan burada birilerinin elini kolunu kesmeden bu iş bitmeyecek." diyerek uzun kama şeklinde bir bıçak çıkardığını ve kendisine doğru yöneldiğini, bunun üzerine belindeki silahı çıkartıp bıçağı bırakmasını ve polis olduğunu söylediğini, sanık ...'un kendisini dinlemeyip üzerine yürümeye devam etmesi üzerine elinde bulunan tabancayı havaya doğru kaldırarak üç el uyarı atışı yaptığını, bunun üzerine sanık ...'un meydan istikametine doğru kaçmaya başladığını, kendisinin de onu takip ettiğini, meydandaki taksi durağına geldiklerinde elinde kama bulunan sanık ...'un önce kendisine yumruk vurduğunu, akabinde aralarında küçük bir arbede yaşandığını, sanık ... ile inceleme dışı sanık ...'in de arkadan gelerek aynı anda kendisine yumruk ve tekmelerle saldırdıklarını, sanık ...'un "Sen silah gösteriyordun, ver bakalım silahı!" diyerek elindeki silahı almaya çalıştığını, iki eliyle silaha sarıldığı esnada sanıkların kendisini darbettiklerini ve bir ara yere düştüklerini, sanık ...'un ısrarla elindeki silahı almaya çalışırken silahın patladığını ve yerden seken merminin eline isabet ettiğini, sanık ...'un elinden silahı aldığını fark ettikten sonra kafasına aldığı darbelerin sonucu bilincini kaybettiğini ve sonrasını hatırlamadığını,
    Mahkemede; sanık ...'nin kolluktaki savunmasından ayakta iken kafasına arkadan vuran kişinin o olduğunu anladığını,
    Tanıklar ... ve ...; olay yerinde sanıklar ... ve ...'u gördüklerini ancak sanık ...'yi görmediklerini,
    İnceleme dışı katılan ...; sanıklar ... ve ...'un katılana yumruklarla vurduklarını ve yere yıktıklarını, katılan yere düştüğünde üzerine çıktıklarını, sanık ...'un bağırarak "Ulan bize gösterdiğin silahı ver bakayım." deyip silahı almaya çalışırken sanık ...'un da katılana vurduğunu, bu sırada bir silah sesi geldiğini, silahın katılanın elinde patlamış olabileceğini, daha sonra "Silahı aldılar." diye bir ses duyduğunda sanık ...'un elinde katılanın silahı olduğu hâlde kaçtığını gördüğünü, akabinde sanık ... ve inceleme dışı sanık ...'in de olay yerinden kaçarak ayrıldıklarını,
    İnceleme dışı sanık ...; katılana hangi sanıkların vurduğunu göremediğini, sanıklar ... ve ...'un olay yerinde olduklarını, sanıklar ... ve ...'nin ise sonradan geldiklerini, silahı kimin alıp kaçtığını göremediğini,
    İfade etmişlerdir.
    Sanık ...; olay günü saat 01.00-01.30 sıralarında sanık ... ile birlikte elektrikli bisiklete bindikleri sırada bisikletten düştüklerini, elinde silah olan katılanın koşarak yanlarına geldiğini ve silahı havaya tutarak bir el ateş ettiğini, kendilerine hitaben "Camları kim kırdı, camları niye kırdınız?" diye sorduğunu, camları kendilerinin kırmadıklarını söyleyip neden ateş ettiğini ve resmî sıfatının ne olduğunu sorduğunda "Yatın yere!" diye bağırarak silahı kendilerine doğrulttuğunu, bunun üzerine aralarında tartışma çıktığını, katılana "Memur musun, polis misin, jandarma mısın?" diye sorup kimlik göstermesini istediklerinde katılanın sinirlendiğini, sanık ...'un meydan istikametine doğru yürümeye başladığını, katılanın da elinde silah ile taksi durağının oraya kadar onu takip ettiğini, burada katılan ile aralarında arbede çıktığını ve birlikte yere düştüklerini, yerde boğuştukları esnada katılanın yaralanmış olabileceğini, kendisinin de yaralandığını, boğuşma esnasında katılanın elinde silah görmediğini, olsa bile fark edemediğini, katılanın elinden silahın nasıl alındığını görmediğini, boğuşma esnasında sanıklar ... ve ...'nin de olduklarını, silah patladıktan sonra herkesin dağıldığını, kaybolan silahla hiçbir ilgisinin olmadığını,
    Sanık ...; sanık ... ile birlikte bulundukları sırada yanlarına koşarak gelen, kendisini simaen tanıdığı katılanın "Camları siz mi kırdınız?" diye sorduğunu, kırmadıklarını söylemeleri üzerine katılanın aniden belinden çıkarmış olduğu tabanca ile havaya üç dört el ateş ettiğini ve tabancayı kendilerine doğrultup "Yatın lan yere!" diye bağırdığını, sanık ...'un "Sen kimsin, bizlere silah çekiyorsun" dediğini, katılandan korktuğu için koşmaya başladığını, katılanın da koşarak kendisini takip ettiğini, taksi durağında bulunan vatandaşların arasına daldığını, kimseyi darbetmediğini, sanığın polis olduğunu bilmediğini, elinde bulunan tabancayı almak istemediğini,
    Sanık ...; olay günü sanık ... ile birlikte birahanede alkol içip çıktıklarında Cumhuriyet Meydanından silah sesleri geldiğini, olay yerine gittiklerinde önceden tanımadığı katılanın elinde silah gördüğünü, yerde olan katılan ile sanıklar ... ve ... arasında arbede yaşandığını, katılanın silahı doğrultmaya çalıştığı sırada, sanık ... ile birlikte olaya müdahale edip katılanın elinden silahı almaya çalışırken silahın patladığını ve kavga edenlerin olay yerinden ayrıldıklarını, daha sonra sanık ... ile yürüyerek eve gittiklerini, sanık ...'nin katılanın elinden silahı aldığını görmediğini ve sakladığını da bilmediğini, silah konusunu ve katılanın polis olduğunu yanına gelen kolluk görevlilerden öğrendiğini, yağma kastının olmadığını,
    Sanık ... kollukta; olay günü saat 01.30 sıralarında sanık ... ile birlikte birahanede bir miktar alkol içip çıktıklarında meydan civarında kavga olduğunu duyduğunu, olay yerine gittiğinde sanık ... ve ...'un başka iki şahısla kavga ettiklerini gördüğünü, olay büyümesin diye ayırmaya çalıştığını, katılan ile sanıklar yere düştüklerinde bir el silah sesi geldiğini ve yerde yatan katılanın elinde silah gördüğünü, başkasına zarar vermesin, olay büyümesin diyerek yerde çömelmiş vaziyette ve silahı yere doğru tutmuş olan katılanın elinden silahı çekerek aldığını, sonra sanıklar ... ve ...'un olay yerinden ayrıldıklarını, kendisinin de katılandan aldığı silahı Sandı Çayının olduğu yere götürüp sakladığını ve evine gidip uyuduğunu, uyandığında silahı getirip polise teslim edecek olduğunu ancak henüz uyanmadan saat 12.30 sıralarında görevlilerin evine gelerek silahın kendisinde olduğunu söylemeleri üzerine gelen ekibi Sandı Çayına götürerek silahı teslim ettiğini, olay günü alkollü olup silahı teslim etmeyi düşünemediğini, silahı eve götürmek ve üzerinde bulunmasını istemediği için saklama gereği duyduğunu, bu silahın resmî bir görevliye ait olduğunu bilmediğini,
    Mahkemede; silahı hırsızlık ya da yağma kastıyla değil katılanın başkasına zarar vermemesi için aldığını, elinde silah olan katılanın polis olduğunu sonradan öğrendiğini, üzerine kayıtlı olmayan ancak kendisinin kullandığı 0554...7.06 nolu cep telefonu ile olay günü 155'i arayarak ihbarda bulunduğunu, olayın bitiminde olay yerine geldiğini, katılana bir tokat dahi vurmadığını,
    Savunmuşlardır.
    V. GEREKÇE
    A. İlgili Mevzuat ve Doktrinde Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler
    Yağma suçunu düzenleyen TCK'nın 148. maddesi şöyledir; "Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.".
    Madde gerekçesi ise şu şekildedir; "Madde metninde yağma suçunun temel şekli tanımlanmıştır. Hırsızlık suçunda olduğu gibi, yağma suçunda da, taşınır malın alınmasıyla ilgili olarak zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir. Ancak, hırsızlık suçundan farklı olarak, bu suçun oluşabilmesi için, mağdurun rızasının, cebir veya tehdit kullanılarak ortadan kaldırılması gerekir. Yağma suçu açısından tehdidin, kişiyi, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle yapılması gerekir. Yağma suçu, cebir kullanılarak da işlenebilir. Ancak bu cebrin, neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama boyutuna ulaşmaması gerekir.".
    Bileşik suçu düzenleyen TCK'nın 42. maddesi şöyledir; "Biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz.".
    Biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz (TCK madde 42). Esas itibarıyla birden fazla bağımsız suçun, unsur veya ağırlaştırıcı neden ilişkisine dayanılarak normatif/hükmi bir nitelik izafe edilmek suretiyle hukuken tek fiil, dolayısıyla tek suç sayıldığı bu suç tipinin kendine özgü, yeni ve bağımsız bir suç olarak ortaya konduğu açıktır. Bileşik suçta suç tekliği olarak kabul edilen bu durum, bileşik suçun doğuracağı hükümler bakımındandır. Örneğin; uygulanacak ceza, zamanaşımının belirlenmesi, şikâyet ve uzlaşma gibi konularda suç tekliği geçerlidir. Yoksa bu durum bileşik suçta gerçekte birden çok suçun olmadığı anlamına gelmemektedir. Bu nedenle bileşik suçta manevi unsur belirlenirken bileşik suç çatısı içinde birden çok suç bulunması nedeniyle birden çok manevi unsurun bir arada gerçekleşmesi gerekir. (Mustafa Özen, Suçların İçtimaı, Doktora tezi, Ankara-2008, s. 91).
    Bileşik suç olan yağma suçunda kasten yaralama veya tehdit suçunun yanı sıra, hırsızlık suçu söz konusudur. Hırsızlık suçunda olduğu gibi malvarlığına karşı işlendiğinde ve hukuken mülkiyet/zilyetlik hakkını koruduğunda kuşku bulunmayan yağma suçunun, bununla birlikte kendisini oluşturan diğer suçların korudukları kişi hürriyeti ve vücut dokunulmazlığı gibi değerleri de koruduğu açıktır. Cebir veya tehdidin etkisiyle mağdurun malı teslim etmesi veya alınmasına karşı koyamaması hâlinde mülkiyet/zilyetlik hakkından bağımsız olarak mağdurun kişi hürriyeti ve vücut dokunulmazlığı hakkının ihlali, yani bileşen/araç suç tamamlanmış olacaktır. Yağma suçu araç hareketler (bileşen bazı suçlar) bakımından kişiye, amacı bakımından ise zilyetlik ve mülkiyete yönelik bir saldırıdır (Mahmut Koca - İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ankara, 2020, s. 671).
    Yağma suçu, kasten işlenebilen suçlardandır. Failin bilerek ve isteyerek mağdura karşı cebir veya tehditte bulunması ve bu cebir ve tehdidi de malın alınmasına veya teslimine yönelik olması gerekmektedir. Yağma suçunun düzenlendiği TCK'nın 148. maddesine ilk bakışta; özel kasta, yani saike önem verilmediği, yağma suçunun genel kastla işlenebileceği, bu nedenle fail tarafından mağdur mal sahibinin veya malın zilyedinin elinden iradesi dışında, cebir kullanılarak veya tehditle alınması hâlinde, failde başkaca bir kastın bulunmasına ihtiyaç olmaksızın yağma suçunun oluşabileceği sonucuna varılabilir. Ancak, hırsızlık suçu bileşik suç olan yağmanın bir unsuru olduğuna göre, hırsızlık suçu için aranan faydalanma kastının yağma suçu için de aranması gerekir. Diğer taraftan yağmanın kanuni tanımında manevi unsur olarak faydalanma kastına yer verilmemekle birlikte, suçla korunan hukuki değerden ve suçun ratio legis'inden hareket edildiğinde, yağma suçunun faydalanma maksadıyla alınması gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Ayrıca mala zarar verme gibi diğer suçlardan ayrım bakımından da bu maksadın aranması gerekir (Mahmut Koca - İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, s. 694). Nitekim Yüksek Kurulun 14.12.1981 tarihli ve 345-424, 11.10.2016 tarihli ve 331-352, 09.06.2020 tarihli ve 284-2 75... .07.2020 tarihli ve 125-341 sayılı kararlarında da aynı sonuca ulaşılmıştır.
    Yağma suçundaki yararlanma kastı mutlaka malın sahiplenilmesine yönelik olmayıp geçici olarak kullanma kastı ile hareket edilmiş olması durumunda dahi eylem yağma suçunu oluşturmaktadır. (Sulhi Dönmezer, Kişilere ve Mala Karşı Cürümler, İstanbul, 2001, s. 435). Buradaki yararın geçici veya sürekli olmasının da bir önemi bulunmamaktadır. Failin yararlanma kastıyla hareket etmesi yeterlidir. Çaldığı maldan yararlanmış olup olmamasının suçun oluşumuna etkisi bulunmamaktadır (Doğan Soyaslan, Ceza Hukuku Özel Hükümler, 8. Baskı, Ankara, 2010, s; 372). Bu cümleden olarak failin, sigara içen çocuğunu görerek tokat atıp sigarayı alması, şaka yapmak amacıyla malı alması veya polisi aramasını engellemek için mağduru darbederek elinden telefonunu alması vb. gibi durumlarda yararlanma kastı söz konusu olmadığından yağma suçunun manevi unsuru oluşmayacaktır.
    B. Hukuki Değerlendirme
    Olay günü cam kırma ve bağırma sesleri duyan katılanın, yanına kardeşini de alarak evden çıkıp sanıkların yanına gittiği ve polis tanıtma kimliğini gösterdiği, sanıklardan ...'un kama şeklindeki bıçağını çıkartarak "Ulan burada birilerinin elini, kolunu kesmeden bu iş bitmeyecek!" diyerek katılanın üzerine yürüdüğü, katılanın suça konu silah ile havaya üç el uyarı ateşi etmesi üzerine sanık ...'un kaçmaya katılanın da adı geçeni kovalamaya başladığı, taksi durağına geldiklerinde sanık ...'un durarak katılanla tekrar tartıştığı ve bu esnada yumruk ile katılana vurduğu, diğer sanık ...'un da arkadan gelerek yumruk ve tekmelerle katılana saldırdığı ve burun kırığı oluşacak şekilde katılanı yaraladıkları, bu sırada olay yerine sanıklar ... ile ...'nin de geldikleri, daha sonra sanık ...'nin katılanın elindeki silahı alarak olay yerinden ayrıldığı kabul olunan olayda; sanık ...'nin katılanın elindeki silahı başkasına zarar vermemesi için aldığını ve katılanın polis olduğunu bilmediğini savunması, olay günü kolluk görevlilerini arayarak ihbarda bulunması, henüz silahın kendisinde olduğunun net olarak tespit edilemediği bir aşamada kolluk görevlilerine silahın kendisinde olduğunu belirtip yerini göstermesi, olay sırasında alkollü olup silahı taşımak ve evine götürmek istememesi nedeniyle saklaması karşısında, sanık ...'nin silahı faydalanma kastıyla değil de başkalarına zarar gelmemesi amacıyla aldığının dolayısıyla sanıklara isnat edilen yağma suçunun manevi unsurunun oluşmadığının kabulü gerekmektedir.
    Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
    Ulaşılan bu sonuç karşısında sanıklar ..., ... ve ...’un nitelikli yağma suçuna iştiraklerinin sabit olup olmadığına ilişkin uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu ...; "Katılanın; sanık ...'nin kafasına vurduğunu, sanık ...'un 'Sen silah gösteriyordun, ver bakalım silahı!' diyerek elindeki silahı almaya çalıştığını, silah elinden alındıktan sonra da bilincini kaybettiğini ve sonrasını hatırlamadığını beyan etmesi; sanık ...'un; sanıklar ... ve ...'un da kavga esnasında katılan ile yerde olduklarını; sanık ...'nin; kavga esnasında ... ile olaya müdahale edip katılanın elinden silahı almaya çalışırken silahın patladığını; sanık ...'nin de; olay büyümesin diye yerde çömelmiş vaziyette bulunan ve silahı yere doğru tutmuş olan katılanın elinden silahı çekerek aldığını, evine gelen polislerin silahın kendisinde olduğunu söylemeleri üzerine silahı teslim ettiğini savunmaları, olay tutanağında; silahın sarıldığı sanık ...'ye ait beyaz renkli tişörtte kan lekelerinin olduğunun, sanığın giydiği mavi renkli kot pantolonunun kasık ve diz kapağı mesafesinde de kan izleri bulunduğunun yazılmış olması, HTS kayıtlarına göre sanık ...'nin olay günü saat 03. 46... .38'de sanık ...'a mesajlar attığının anlaşılması karşısında, her ne kadar sanık ...; amacının katılanın başkasına zarar vermesini engellemek olduğunu savunmuş ise de sanık ...'un katılandan silahı almaya çalıştığı sırada kavgaya kendisinin de dahil olması, çömelmiş vaziyette olup kendisini savunmayacak duruma getirilen katılanın elinden silahı alması ve katılanın bu sırada bilincini kaybetmesi, ayrıca olay hakkında ihbarda bulunmak için polisi arayan sanık ...'nin silahı polislere teslim etmek yerine olay yerinden ayrılarak saklaması ve evine gelinip silahın kendisinde olduğunun söylenmesinden sonra teslim etmesi karşısında, silahı faydalanma kastıyla almadığına yönelik savunmalarının suç ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğunun ve yağma suçunun manevi unsurunun oluştuğunun kabulü gerekmektedir." düşüncesiyle,
    Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu Üyesi de; benzer gerekçelerle,
    Karşı oy kullanmışlardır.
    VI. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!