Anahtar kelimeler: Mahsuba Alanya İnceleyen Çektirilmesine Taksitlendirmeye Süreç Sayı Rejimine Dosyayı Mükerrirlere

YARGITAY DAİRESİ
: 10. Ceza DairesiMAHKEMESİ
:Ceza DairesiSAYISI
: 350-437I. HUKUKÎ SÜREÇSanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 188/3-4(a), 43/1, 62, 52/2-4, 53, 54, 58... . maddeleri uyarınca 15... ay 15 gün hapis ve 31.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna, müsadereye, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 25.11.2021 tarihli ve 245-333 sayılı, resen de istinafa tabi olan hükmün, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesince 09.03.2022 tarih ve 350-437 sayı ile düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, söz konusu hükmün sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 20.03.2023 tarih, 10308-2421 sayı ve oy çokluğuyla temyiz istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.Daire Üyesi ...; "...5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinde yazılı biçimlerde seçimlik hareketler içeren ve doğal anlamda birden fazla hareket olmasına rağmen hukuki anlamda tek tipik hareketin varlığı kabul edilen uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işleme iradesiyle hareket eden sanığın olay yerinde buluştuğu ve uyuşturucu madde kullanıcısı olan ve suçun mağduru olmayan iki kişi ile birlikte olduğu sırada uyuşturucu madde verme eyleminin; tek bir iradi karar ile yani tek uyuşturucu madde ticareti yapma kararı altında aynı yerde birbirini takip eden hareketlerle 'değişik zaman' olarak kabul edilemeyecek aynı zaman dilimi içerisinde gerçekleştiği, atılı suçun niteliği gereği birbiri ile bağlantılı birden fazla hareketin kendi içerisinde bir bütün oluşturduğu, dış dünyaya yansıyan birden fazla bedensel hareket olsa da hukuki anlamda tek fiille gerçekleştiği, birden fazla suçun oluşmadığı, dolayısıyla zincirleme suçun tipikliğine uygun biçimde birden fazla suçun mevcut olmadığı, bir bütün halinde tek suç oluştuğu, bu itibarla sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının yerinde olmadığı; ancak 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca suçun işlenmesindeki özellikler, sanığın kastının ağırlığı ve güttüğü amaç gözetilerek cezasının alt sınırının üzerinde tayin edilmesi gerektiği," düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.II. İTİRAZ SEBEPLERİYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 22.06.2023 tarih ve 45728 sayı ile; karşı oyda belirtilen gerekçeler doğrultusunda itiraz yoluna başvurmuştur.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 10. Ceza Dairesince 11.09.2023 tarih, 12409-7567 sayı ve oy çokluğuyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.III. UYUŞMAZLIK KONUSUÖzel Daire çoğunluğuyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında TCK'nın 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.IV. OLAY VE OLGULARİncelenen dosya kapsamından;Alanya İlçe Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Amirliği görevlilerince uyuşturucu madde ticaretine ilişkin olarak 09.06.2020 tarihinde yapılan istihbarat çalışmaları neticesinde; sanığın kırsal alanda yetiştirdiği uyuşturucu maddeleri, ilçe genelindeki madde bağımlılarına sattığı bilgisinin elde edildiği, konu hakkında görevlilerce yapılan araştırmalar sonucunda, sanığın ... Mahallesi, Selahattin Yaman Caddesi, ... Blok, No: ... sayılı adreste ikamet ettiğinin ve 0*** *** ** ** numaralı hattı kullandığının tespit edildiği, bunun üzerine sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna ilişkin olarak Alanya Cumhuriyet Başsavcılığınca █████████ sayılı soruşturmanın başlatıldığı, soruşturma kapsamında isnat edilen suçun işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin oluştuğunun ve başka suretle delil elde edilmesinin mümkün olmadığının değerlendirilmesi üzerine, sanık hakkında CMK'nın 135. maddesi gereğince iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararının alındığı,Teknik takip altındaki sanığın 19.06.2020 tarihinde, saat 21.00 sıralarında, hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan şüpheli ... ile gerçekleştirdiği telefon görüşmelerinden, sanık ile adı geçen arasında uyuşturucu madde alışverişinin gerçekleştirileceğinin ve şüphelinin uyuşturucu madde temin etmek amacaylı sanığın ikametine gideceğinin değerlendirilmesi üzerine, görevlilerce aynı gün saat 21.40 sıralarında sanığın ikametinin çevresinde tertibat alındığı, yaklaşık beş dakika sonra söz konusu ikametten iki şahsın çıkıp cadde üzerinde yürüdüklerinin görüldüğü, görevlilerce takip edilen şahısların bir süre sonra durduruldukları, polis tanıtma kartları gösterildikten sonra yapılan kimlik kontrolleri neticesinde, söz konusu şahısların şüpheli ... ile hakkında uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan tanık ... olduğunun tespit edildiği, adı geçenlere üzerlerinde suç unsuru bulunup bulunmadığı sorulduğunda; şüphelinin pantolonunun cebinden çıkardığı kırmızı reçeteye tabi iki adet tablet ile cüzdanından çıkardığı kâğıda sarılı hâldeki suç konusu eroini; tanığın da pantolonunun cebinden çıkardığı alüminyum folyoya sarılı olan suç konusu eroini görevlilere teslim ettiği, görevlilerce suç konusu uyuşturucu maddeler muhafaza altına alındıktan sonra, konu ve gerçekleştirilen işlemler hakkında Cumhuriyet savcısına bilgi verildiği,Gerçekleştirilen fiziki takip ve buna bağlı olarak yapılan ara yakalama neticesinde, uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna ilişkin yeterli delil elde edildiğinin değerlendirilmesi üzerine, teknik ve fiziki takip çalışmalarının sonlandırılıp sanığın yakalanması amacıyla operasyon kararı alındığı, bu kapsamda Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 12.10.2020 tarihli yazılı arama emrine istinaden, aynı gün saat 15.20 sıralarında sanığın ikamet ettiği ... Mahallesi, Selahattin Yaman Caddesi, ... Blok, No: ... sayılı adrese gelindiği, görevlilerce sanığın huzurunda yapılan aramada herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı, gerçekleştirilen işlemler hakkında bilgilendirilen Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda, sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan işlem yapıldığı,Antalya Kriminal Polis Laboratuvarının 04.08.20 20... .08.2020 tarihli raporlarına göre; tanıktan ele geçirilen 0,12 gram ağırlığındaki açık kahve renkli toz maddenin 0,0132 gram, şüpheliden ele geçirilen net 0,54 gram ağırlığındaki açık kahve renkli toz maddenin net 0,1836 gram eroin içerdiği, şüpheliden ele geçirilen iki adet tabletin ise uyuşturucu ya da uyarıcı madde niteliğinde olmayan ve kırmızı reçeteye tabi ilaçlardan olan suboxone adlı ilacın aktif maddelerinden naloxone ve buprenorphine içerdiği,Kolluk tarafından düzenlenen 19.06.2020 tarihli fotoğraf teşhis tutanaklarında; şüpheli ve tanığın müdafileri huzurunda gerçekleştirilen gerek ilk gerekse şahısların yerleri değiştirilerek yapılan ikinci teşhiste, kendilerine gösterilen altı farklı şahsa ait fotoğrafların arasından sanığın fotoğraflarını göstererek, olay günü ele geçirilen suç konusu eroinleri sanıktan aldıklarını, sanığın uyuşturucu madde sattığını beyan ettiklerinin belirtildiği,Sanık ile şüpheli arasında 19.06.2020 tarihinde gerçekleştirilen telefon görüşmelerine ilişkin iletişim tespiti tutanaklarının dosyada yer aldığı,Yerel Mahkemece 05.08.2012 tarihli oturumda; tanık sıfatıyla dinlenmesi amacıyla istinabe olunan Konya 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.11.2020 tarihli, Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin de 05.04.2021 tarihli zorla getirme müzekkerelerine rağmen, soruşturma evresinde bildirmiş olduğu MERNİS adresinin kapalı olması nedeniyle kendisine ulaşılamayan, yapılan tüm araştırmalarına karşın mevcut adresi tespit edilemeyen şüpheli ...'in dinlenilmesinden vazgeçilmesine karar verildiği, 12.10.2021 tarihli oturumda da; adı geçenin soruşturma evresinde şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinin okunup sanık ve müdafiiden diyeceklerinin sorulduğu,Anlaşılmaktadır.Şüpheli ... kollukta; eroin ve suboxone kullandığını, olay günü telefonda görüştüğü sanığa müsait olup olmadığını sorduğunu, müsait olduğunu söylemesi üzerine sanığın evine gittiğini, burada sanıktan 50 TL karşılığında suç konusu eroini satın aldığını, sanıktan daha öncesinde de iki kez uyuşturucu madde temin ettiğini,Tanık ... kollukta; eroin kullandığını, görevlilere teslim ettiği suç konusu eroini 50 TL karşılığında sanıktan satın aldığını, sanık ile olay tarihinden iki gün önce kahvehanede tanıştığını, evi ile sanığın ikameti karşı karşıya olduğundan olay günü doğrudan sanığın evine gidip uyuşturucu madde satın aldığını,Mahkemede; olay tarihinde ... isimli uyuşturucu madde satıcısıyla karşılaştığını, adı geçenin; sanığa uyuşturucu madde götüreceğini, sanığın evinde buluşabileceklerini söylediğini, bunun üzerine sanığın evine gidip söz konusu şahıstan uyuşturucu madde satın aldığını, sanığın ikametinden ayrıldıktan sonra cadde üzerinde görevlilerce durdurulduğunu, kendisinden ele geçirilen uyuşturucu maddeyi sanıktan almadığını, şüpheli ...'i olay günü sanığın evinde gördüğünü, ancak adı geçeni tanımadığını,İfade etmişlerdir.Sanık kollukta; uyuşturucu madde kullandığını, geçmişte tanık ve şüpheliyle birlikte uyuşturucu madde kullandıklarını, tanığa ve şüpheliye uyuşturucu madde satmadığını, aksine tanığın kendisine uyuşturucu madde temin ettiğini, olay günü uyuşturucu madde alması için 200 TL verdiği tanığın, bir süre sonra şüpheli ile birlikte evine gelip kendisine uyuşturucu madde teslim ettiğini, söz konusu alışverişe şüphelinin de şahit olduğunu, ardından şüpheli ile tanığın birlikte evden ayrıldıklarının, iletişimin tespiti tutanağındaki görüşmelerin kendisine ait olduğunu, ancak bu görüşmelerin uyuşturucu madde ticaretine ilişkin olmadığını,Sorguda; isnat edilen suçlamayı ve yapılan teşhis işlemini kabul etmediğini, tanık ile şüphelinin ücret karşılığında kendisine uyuşturucu madde temin ettiklerini, şüpheli ve tanık ile birlikte uyuşturucu madde kullandıklarını,Mahkemede; olay günü tanık ile şüphelinin uyuşturucu madde kullanmak amacıyla evine geldiklerini, birlikte uyuşturucu madde kullandıklarını, söz konusu maddeleri tanık ile şüphelinin getirdiğini, tanık ile şüpheliye uyuşturucu madde satmadığını, evinde yapılan aramada herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığını, şüpheli ile olay tarihinde yaptığı telefon görüşmelerinin, şüphelinin uyuşturucu madde alabilmek için kendisinden istediği 100 TL'ye ilişkin olduğunu,Savunmuştur.V. GEREKÇEA. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin AçıklamalarAyrıntıları Yüksek Genel Kurulun 20.03.2024 tarihli ve 318-130; 24.01.2024 tarihli ve 482-35 sayılı içtihatları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere;TCK’ya hâkim olan ilke gerçek içtimadır. Bunun sonucu olarak, kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza söz konusu olacaktır. Nitekim bu husus Adalet Komisyonu Raporu'nda da; "Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, 'kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır' şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır." şeklinde ifade edilmiştir. Bu kuralın istisnalarına TCK'nın suçların içtimaı bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve 44. (fikri içtima) maddelerinde yer verilmiştir.Zincirleme suç, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 80. maddesinde; "Bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak kanunun aynı hükmünün bir kaç defa ihlal edilmesi, muhtelif zamanlarda vaki olsa bile bir suç sayılır. Fakat bundan dolayı terettüp edecek ceza altıda birden yarıya kadar artırılır." şeklinde düzenlenmiştir.765 sayılı TCK’nın 80. maddesinde zincirleme suçun varlığının kabulü bakımından gerekli birinci koşul; farklı zamanlarda işlenmiş olsalar dahi ortada birden çok suçun olması, ikinci koşul; bu suçların kanunun aynı hükmünü ihlal etmesi ve nihayet üçüncü koşul da; suç işleme kararında birlik bulunmasıdır.Buna karşın 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin ilk fıkrasında; "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır." biçiminde zincirleme suç düzenlemesine yer verilmiş, ikinci fıkrasında; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır." denilmek suretiyle aynı neviden fikri içtima kurumu hüküm altına alınmış, üçüncü fıkrasında ise; "Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz." düzenlemesi ile zincirleme suç ve aynı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanamayacağı suçlar belirtilmiştir.TCK'nın 43. maddesinin 1. fıkrası uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için;a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi,b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması,c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir.TCK'nın 43. maddesinin 1. fıkrasındaki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hâllerde aslında işlenmiş birden fazla suç olmasına karşın, fail bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılmamakta, buna karşın bir suçtan verilen ceza belirli bir miktarda artırılmaktadır.Uyuşmazlık konusuyla bağlantısı nedeniyle fiil tekliği - fiil çokluğu konusu üzerinde durulmalıdır. Malum olduğu üzere, doğal anlamda gerçekleştirilen her bedensel eylem, ayrı bir hareket oluşturmakla birlikte hukuki anlamda tek olarak kabul edilebilmektedir. Buna göre doğal anlamda filin tek olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin tek olduğu söylenebilirse de, doğal anlamda fiilin çok olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin çok olduğunu söylemek her zaman mümkün değildir. Bazen bir hareketler kümesi, hukuki açıdan tek bir fiil olarak kabul edilebilmektedir. Böyle bir durumda suç tipinin birden fazla hareketle ihlal edilebilir olması hareketin hukuken tekliğini etkilemeyecek ve doğal hareketler hukuken tek olarak değerlendirilecektir. TCK'nın 43. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen "tek bir fiil" ifadesi ile de fiil ya da hareketin doğal anlamda değil hukuki anlamda tek olduğu kastedilmektedir. Çok sayıdaki doğal fiilin, hukuki anlamda tek olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı hâllerde ise birden fazla fiilden bahsetmek gerekecektir. (CGK 25.10.2022 t.512-658 sayılı ilamı)Fiil tekliğinin belirlenmesi için;a) Tek iradi karar,b) Tekrarlanan veya birbirini izleyen doğal anlamda birden fazla hareket,c) Yer ve zaman bakımından sıkı bağlantı,d) Tarafsız gözlemci nazarında hareketlerin tek bir fiil olarak görülmesi,Kriterlerine göre olaysal bir değerlendirme yapılması gerekir (CGK'nın 04.07.2022 tarihli ve 202-512 sayılı ilamı).Aynı zaman - değişik zaman konusuna gelince, TCK'nın 43. maddesinin 1. fıkrasında bulunan "değişik zamanlarda" ifadesinin sarahatine nazaran, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için suçların farklı zamanlarda işlenmesi gerektiği konusunda doktrin ve uygulamada tam bir görüş birliği bulunmaktadır. Bunun sonucu olarak, aynı mağdura, aynı zamanda, aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda tek suçun oluşacağında tereddüt yoktur. Bu hâlde zincirleme suç hükümleri uygulanarak artırım yapılamayacak ancak bu husus TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde göz önüne alınabilecektir.Kanun'da aynı zaman ve değişik zaman kavramları konusunda açıklık bulunmadığından ve bu konuda önceden kesin saptamaların yapılması mümkün olmadığından, eylemlerin değişik zamanlarda işlenip işlenmediği de her somut olayın özelliği göz önüne alınarak belirlenmelidir.İşlenen suçlar arasında kısa zaman aralıklarının bulunması suç işleme kararında birlik olduğuna; uzun zaman aralıklarının bulunması ise aksi yöne karine teşkil edebilmektedir. Yine de suçlar arasındaki zaman aralıklarının uzunluğu veya kısalığı, bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlendiğini ya da işlenmediğini her zaman göstermemektedir. Hukuki veya fiilî kesintiler olduğunda da farklı değerlendirmeler yapılması da ihtimal dâhilindedir. Ancak bu değerlendirmenin her olay bakımından ayrı ve diğer şartların da dikkate alınması suretiyle yapılması elzemdir.Görüldüğü üzere, zincirleme suçun oluşumu için işlenen suçlar arasında ne kadar zaman geçmesi gerektiği konusunda genel ve mutlak bir kural koymak mümkün değildir. İşlendiği zaman aralıklarına bakılmaksızın suç, başlangıçta alınan tek karara dayanıyorsa zincirleme suç hükümleri uygulama alanı bulacak, işlenen suç failin yeni bir suç işleme kararına dayanıyorsa zincirleme suçtan söz edilemeyecektir.Şu hâlde;a. Suç tipine göre fiilden maksad, doğal anlamda değil ve fakat hukuki anlamda fiili ifade eder. Hukuki anlamda fiil, doğal anlamda da tek bir fiile tekabül edebileceği gibi birden fazlasını da içerebilir.b. Aynı zaman kavramı, biri birinden bağımsız suçların icra, oluşma ve tamamlanma unsurları nazara alınarak değerlendirilecek bir kavramdır. Suç zamanı, tek bir suçun işlenmesi sürecinde geçen süreyi ifade eder. Bu bağlamda her biri bağımsız, müstakil suçların, yek diğerini müteakiben işlenmesi teselsül kurumu bakımından aynı zaman kavramı kapsamında değerlendirilemez.c. Hukuki anlamda tek fiil, kural olarak aynı hukuki yararı hedef alıp aynı/tek suça matuf, icra tarzı itibarıyla aynı karar kapsamında bir bütünlük arz eden doğal fiilleri ifade ettiğine göre de; her biri bağımsız, müstakil suçların, yek diğerini müteakiben işlenmesi hâlinde de tek fiilden bahsedilemez.d. Müteakip suçların farklı mağdurlara karşı işlenmesi durumunda diğer şartların da gerçekleşmesi halinde teselsül hükümlerinin uygulanması mümkündür. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra (TCK madde 43/1) hükmü uygulanır.Açıklanan nedenlerle, özellikle uyuşturucu madde satma suçunun doğasında birden fazla kişiye verme fiilinin mündemiç olduğundan da bahsedilemeyeceğine göre, birlikte gelen iki ayrı müşteriye ayrı ayrı uyuşturucu madde satan sanığın eyleminin; kısa da olsa birbirini takip eden/müteakip zamanlarda iki kez gerçekleştirilmiş olması ve her bir satışın, TCK'nın 188. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu müstakilen oluşturduğunda şüphe bulunmaması karşısında, farklı kişilere müteakiben yapılan satışın hukuki anlamda tek fiil kapsamında mütalaa edilmesinin, benimsenen suç teorisiyle bağdaşmadığı sonucuna varılmalıdır. Aynı mekânda ve kısa zaman dilimleri içinde, birbirini takip eden, her biri ayrı kasıtlarla işlenmiş, dış dünyada ayrı ayrı neticeleri bulunan ve toplumu oluşturan bireylerin sağlığını ihlal eden iki ayrı tamamlanmış suçtan söz etmek gerekmektedir.B. Somut Olayda Hukuki DeğerlendirmeYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Özel Daire arasında sanığa isnat edilen, olay yerinde buluştuğu ve uyuşturucu madde kullanıcısı olan iki kişi ile birlikte olduğu sırada uyuşturucu madde satma suçunun sabit olduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlık ve bu kabulde dosya içeriği itibarıyla da herhangi bir isabetsizlik bulunmayan olayda;Sanık tarafından her biri bağımsız nitelikte, hukuki anlamda tek bir fiil olarak kabul edilemeyecek ve bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda işlenmiş olan iki ayrı uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna konu eylemlerin, zincirleme şekilde uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturdukları ve sanık hakkında TCK'nın 43. maddesinin 1. fıkrasının uygulanma koşullarının bulunduğu kabul edilmelidir.Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.VI. KARARAçıklanan nedenlerle;1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,2- Dosyanın, CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.