Anahtar kelimeler: Mahsuba Ölüme Çokluğu Görüşüyle Müdafi İnceleyen Sayı Süreç Dosyayı Hukukî
Ceza Genel Kurulu         ████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ
    : 1. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ
    :Ağır Ceza Mahkemesi
    SAYISI
    : 445-40
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Sanığın kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 29, 62, 53... . maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 25.12.2015 tarihli ve 102-228 sayılı hükmün, sanık müdafi ve katılanlar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 18.12.2019 tarih, 793-5609 sayı ve oy çokluğu ile onanmasına karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 18.03.2020 tarih ve 108309 sayı ile; sanığın eyleminin kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturacağı ve TCK’nın 87/4. maddesi gereği mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği görüşüyle itiraz yoluna başvurulmuştur.
    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 07.10.2020 tarih ve 1258-2236 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görüldüğü kabul edilerek Yerel Mahkemenin 25.12.2015 tarihli ve 102-228 sayılı hükmünün; "Sanığın eyleminin TCK’nın 87/4. maddesinde düzenlenen kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu teşkil ettiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı biçimde kasten öldürme suçundan hüküm kurulması" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
    Yerel Mahkeme ise 28.01.2021 tarih ve 445-40 sayı ile;"..sanığın tartıştığı ve maktulün kendisine yönelik aksi ispatlanamayan savunmaya göre, hakaret etmesi nedeni ile aracından aldığı bıçak ile maktulün aracın sol şoför mahallinde oturur iken aracın sol kapasını maktul tuttuğu için açamaması sebebiyle aracın sağ kapısına yönelip araç içine kısmen girerek elverişli bıçak ile hayati bölgeye yönelik eylemi ile bıçakladığı, Tanıkların araya girmesi ile uzaklaştırılan sanığın yeniden maktule saldırdığı ve fakat engellendiği şeklinde somut olayın meydana geldiği sübut bulmuş olup, sübut bulan eylemi ile sanığın kasten adam öldürme suçunu işlediği eylemini aksi tespit olunamayan maktulün hakaret içerir sözleri ile işlediği haksız fiilin etkisi altında gerçekleştirdiği," gerekçesiyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
    Bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.10.2022 tarihli ve 37437 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya, CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 10.10.2023 tarih ve 10683-6073 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi nedeniyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    II. UYUŞMAZLIK KONUSU
    Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın gerçekleştirdiği öldürme eylemi nedeniyle, TCK’nın 81/1. maddesinde düzenlenen kasten öldürme suçundan mı yoksa aynı Kanun'un 87/4. maddesinde düzenlenen neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan mı cezalandırılması gerektiğinin belirlenmesine ilişkindir.
    III. OLAY VE OLGULAR
    İncelenen dosya kapsamından;
    15.07.2015 tarihli Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin epikriz raporuna göre; maktulün sağ bacak diz lateralinde popliteal arter trasesine uyan bölgede dört cm uzunluğunda delici kesici alet yaralanması olduğu ve aktif kanamasının bulunduğu,
    07.08.2015 tarihli otopsi raporuna göre; maktulün vücudunda bir adet kesici delici alet yarası tespit edildiği, tek başına öldürücü nitelikte olduğu, kişinin ölümünün kesici delici alet yaralanmasına bağlı büyük damar kesisinden gelişen dış kanama sonucu meydana geldiği,
    15.07.2015 tarihli olay yeri inceleme raporuna göre; maktulün kullandığı kamyonetin sağ ön kapısının açılabildiği, sol ön kapısının ise açılamadığı, kamyonetin sağ ve sol ön basamaklarında, şoför mahallindeki koltuklar üzerinde ve paspaslarda kan lekeleri görüldüğü,
    Anlaşılmaktadır.
    Tanık ... kollukta ve savcılıkta; olay günü arkadaşı ... ile birlikte kahvehanede oturdukları sırada bağrışma sesi duyduğu, dışarı çıkıp baktığında bir kamyon ile minibüsün yol üzerinde birbirine çok yakın bir şekilde durduğunu, minibüs şoförü olan sanığın aracından inmiş vaziyette, kamyon şoförü olan maktulün ise araç içerisinde olacak şekilde tartıştıklarını gördüğünü tarafları ayırmak için yanlarına gittiğinde maktulü mahalleden tanıdığını fark ettiğini, sanığı kolundan tutarak maktulden ayırdığını, sanığın da aracına binerek olay yerinden uzaklaştığını, içinde bulunduğu kamyonetin kapısını açtıklarında maktulün kendilerine sanık tarafından bıçaklandığını söylediğini ve araçtan inerek kaldırıma oturduğunu, ambulansı çağırdıklarını, ambulans gelene kadar kanayan bölgeye turnike yaptığını, maktulün hastaneye götürüldüğünü, sanığın maktulü bıçakladığı anı görmediğini,
    Önceki ifadelerinden farklı olarak mahkemede ise; maktulün araç içerisinde bulunduğu sırada sanığın aracın sağ kapısını açıp vücudunun bir kısmı araç içerisine girmiş vaziyette elindeki bıçağı savurduğunu gördüğünü, sanığı araçtan çekip dışarı çıkardığını, sanığın tekrar araca doğru saldırarak yolcu kapısını açmaya çalıştığını, arkadaşları ile birlikte olaya müdahale ettiklerini ve sanığı zorla aracın içerisinden çıkardıklarını,
    Tanık ...; olay günü minibüs şoförü olan sanığın aracından inmiş vaziyette, kamyon şoförü olan maktulün ise araç içerisinde olacak şekilde tartıştıklarını gördüğünü, tarafları ayırmak için yanlarına gittiğinde maktulü mahalleden tanıdığını fark ettiği, arkadaşı olan tanık ... ile birlikte sanığı kolundan tutarak olay yerinden ayırdıklarını ve sanığın aracına binerek uzaklaştığını, sanığın elinde bıçak olduğunu ancak maktulün bıçaklandığı anı görmediğini, sanığın maktulü bıçakladığını kalabalık içerisinde konuşurlarken öğrendiğini,
    İfade etmişlerdir.
    Sanık; olay günü aracıyla seyir hâlinde olduğunu, maktulün kullandığı araç ile aniden ara yoldan çıkmaya çalıştığını görmesi üzerine selektör yaptığını, maktulün yoluna devam edip önüne çıkması nedeniyle durmak zorunda kaldığını, açık olan araç camından "Dayı, bu şekilde yola mı çıkılır?" dediğini, bunun üzerine maktulün kendisine küfür etmeye başladığını ve eline bir levye alarak araçtan inmeye çalıştığını, maktulü engellemek için aracından indiğini ve maktule ait aracın sol kapısına tekme atıp kapatmak istediğini, maktulün levye ile bu kez aracının sağ kapısından çıkmaya çalıştığını görmesi üzerine kendisini korumak amacıyla bıçağını alarak maktulün, aracının sağ kapısından inmesine engel olmayı düşündüğünü ancak maktulün bir ayağını kapıdan indirmiş vaziyette levyeyi kendisine doğru salladığını, bunun üzerine korkutmak gayesiyle ve hedef gözetmeksizin bıçağını bir kaç kez salladığını, maktulü bıçakladığını hatırlamadığını, maktulu yaralamak ya da öldürmek gayesiyle hareket etmediğini savunmuştur.
    IV. GEREKÇE
    A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
    Ayrıntıları Yüksek Genel Kurulun 19.03.2025 tarihli ve 154-130 sayılı, 21.02.2024 tarihli ve 116-84 sayılı, 22.03.2023 tarihli ve 151-166 sayılı kararları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere;
    Kasten yaralama sonucu mağdurun ölmesine ilişkin TCK'nın 87. maddesinin 4. fıkrasının uygulanması için;
    a- Failin yaralama kastı ile hareket etmesi,
    b- Mağdurun TCK’nın 86. maddesinin birinci maddesi kapsamında yaralanmış olması veya 86. maddenin birinci fıkrası kapsamındaki yaralama fiilinin üçüncü fıkra da ihlal edilmek suretiyle gerçekleştirilmesi,
    c- Failin eylemi ile arasında illiyet bağı bulunacak şekilde mağdurun ölmesi,
    d- Failin meydana gelen ölüm sonucuna ilişkin en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması,
    Şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
    Buna göre, fail mağduru yaralamak amacıyla hareket etmeli, mağdurun yaralanacağını bilmeli ve bu sonucu istemelidir. Bununla birlikte fail mağdurun yaralanmasını değil de, ölmesini istemiş ve ölüm meydana gelmiş ise bu durumda kasten öldürmeden sorumlu tutulacaktır.
    Madde metnine göre faile verilecek ceza belirlenirken kasten yaralama suçunun düzenlendiği TCK'nın 86. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarına yollama yapılmıştır. O hâlde, mağdurun basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek dereceden daha ağır şekilde yaralanması gerekmektedir. Anılan maddenin 2. fıkrasında karşılığını bulan basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde meydana gelen yaralamalarda 87. maddenin 4. fıkrası uygulanamayacaktır.
    Üçüncü şart olarak mağdurun ölmesi ve failin eylemi ile mağdurun ölümü arasında uygun nedensellik bağının bulunması; son olarak, failin meydana gelen bu ölüm sonucundan, en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması gerekir.
    İlkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere, bir eylemin öldürme kastıyla mı, yoksa yaralama kastıyla mı icra edildiğinin belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır.
    Öldürme ya da yaralama kastının belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olay bazında ele alınması gerektiği gözden uzak tutulmamalıdır.
    B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme
    Aralarında bir tanışıklık veya husumet bulunmayan sanık ile maktulün araçlarıyla seyir hâlinde oldukları sırada yol hakkı nedeniyle durup tartışmaya başladıkları, karşılıklı küfürleşme üzerine sanığın aracından indiği ve maktule ait aracın sağ ön kapısından uzanarak elinde bulunan bıçağı maktulün bacak hizasına doğru salladığı, tanıkların olaya müdahale etmesi üzerine sanığın aracına binerek olay yerinden uzaklaştığı, maktulün sağ bacak diz kapağı arkasına aldığı dört cm uzunluğundaki bir adet kesici delici alet yarası neticesinde meydana gelen büyük damar kesisi sebebiyle gelişen dış kanama sonucu öldüğü hususunda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında uyuşmazlık ve bu kabulde dosya kapsamı itibarıyla herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
    Birbirlerini tanımayan taraflar arasında öldürmeyi gerektirecek bir husumetin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Elinde levye bulunan maktulün, aracının sağ kapısından inmesini engellemek amacıyla bıçağını öldürme kastı olmaksızın ölenin bacak hizasına doğru bir kez salladığı yönündeki sanığın savunması, maktule ait aracın yalnızca sağ ön kapısının açılabildiği tespitini içeren 15.07.2015 tarihli olay yeri inceleme raporu ile de doğrulanmıştır. Tanık ...’in yargılama evresinde değiştirdiği beyanı haricinde tanık ifadeleri ile dosyaya yansıyan diğer bilgi ve belgelerden savunmanın aksi kanıtlanamamıştır. Sanıktan maktule yönelen ve epikriz raporu ile otopsi tutanağında belirtilen yaranın yeri, niteliği ve niceliği ile hedef seçme imkânına sahip olduğu anlaşılan sanığın, maktulün hayati olmayan bölgelerine müdahalede bulunması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; öldürme kastı ile hareket ettiği ortaya konulamayan sanığın eyleminin neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
    V. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1- İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.01.2021 tarihli ve 445-40 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün, sanığın eyleminin neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    2- Dosyanın, İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!