Anahtar kelimeler: Plus İbareli Bulunacak Tanınmış İhtimali Karıştırma Markanın Sınaî Fikri Derecede

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Esastan RetİLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacının ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████ sayılı "f...dakal", "etif...", "f... ye ...", "f... plus", "f...+" ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki ███████████ başvuru sayılı "tinf...8" ibareli markanın tescili isteğine yönelik itirazının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin "F..." ibaresini ilk kez 1990 yılında tescil ettirdikten sonra yaptığı büyük yatırımlar ile markaya 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/4 ve 6/5 maddeleri uyarınca tanınmış marka niteliği kazandırdığını, davaya konu markanın müvekkiline ait tanınmış bu markalarla aynı olduğunu, kapsamlarında bulunan mal ve hizmetler bakımından da markalar arasında aynıyet derecesinde sınıfsal benzerliğin bulunduğunu, markaların benzer tüketici kitlesini hedef aldığını, tüketicilerin büyük çoğunluğunu çocukların oluşturduğunu, davaya konu markanın asli unsurunu “F...” ibaresinin teşkil ettiğini ve markalar arasındaki benzerliğin iltibas derecesinde olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2022-M-5121 sayılı kararın iptali ile taraf markalarının kapsamında bulunan mal ve hizmetler yönünden dava konusu ███████████ başvuru numaralı "tinf...8" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.2.Diğer davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; "f..." ibaresinin genel bir tabir olarak ayırt ediciliği zayıf bir ibare olup kimsenin tekeline bırakılamayacağını, müvekkiline ait markanın sadece bu sözcüğe indirgenip bu çerçevede bir benzerlik değerlendirmesi yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, markaların bütünü itibariyle bıraktıkları etkinin tamamen farklı olduğunu ve markalarının ortak olarak içerdikleri 05, 29, 30... . emtia sınıfları içerisinde “F...” ibaresi geçen birçok farklı markanın farklı kişi ya da kuruluşlar adına tescilli bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı markasında “TİN” ve “8” ibaresinin yer alması nedeniyle bu ibarenin davacı markalarından görsel olarak farklılaştığının söylenebileceği, markalarda ortak unsur olarak yer alan "F..." ibaresinden kaynaklanan benzeşen sesçil özellikler nedeniyle markalar arasında düşük düzeyli işitsel bir benzerlik bulunuyor ise de bu benzerliğin bütünsel yaklaşımda, taraf markalar arasında karıştırılma ihtimaline neden olabilecek düzeyde bulunmadığı, zira, markalarda yazılış yönünden farklılıkların yanı sıra; markalardaki diğer unsurlardan ve bu unsurların bir araya geliş biçimlerinden kaynaklanan farklılıklar karşısında markaların genel görünüş bakımından da benzer çağrışımlar yaratmadığı, zayıf bir marka seçen ya da markası zaman içinde zayıflayan kişilerin bunun sonuçlarına da katlanmak, markanın benzerlerinin başkası tarafından kullanılmasına tahammül etmek zorunda olduğu, markaların birbirlerinin farklı versiyonları, alternatifleri veya bir serinin devamı olarak nitelendirilmesi mümkün olmayan işaretler oldukları, “TINF...8” ibaresi ile karşı karşıya kalan tüketicinin bu ibareyi davacının markası olarak yorumlama yoluna gitmeyeceği, dava konusu markanın görsel mizanpajındaki farklılıkların son derece baskın olduğu bu itibarla markalar arasında ilişkilendirme ve karıştırma olasılığının bulunmadığı, davalının davacı markalarının tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlayabileceği ve markanın itibarına zarar verebileceği yönündeki iddiası hususunda yeterli delil bulunmadığı gibi markalar arasında SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11.02.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.