Anahtar kelimeler: Zincir Rutin Konşimento Soğuk Taşındığını Tedarikçisinden Almanyadeki Ürünün Adrese Almış

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: ████████ Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
TARİHİ
: █████/2023
DAVA
: Tazminat (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında müvekkili şirketin gönderileri davalı tarafça taşındığını, müvekkilinin ... (Almanya)'deki tedarikçisinden satın almış olduğu ürünlerin bulunduğu ... konşimento numaralı soğuk zincir gönderi 18.09.2020 tarihinde davalı tarafça göndericiden teslim alındığını, bu ürünün rutin adrese teslim süresinin 2 (iki) gün olduğunu, önceki teslimatların en geç 2 (iki) gün içerisinde gerçekleştiğini, buna rağmen ... konşimento numaralı gönderinin ancak 14 (ondört) gün sonra 02.10.2020 tarihinde Türkiye'ye ulaştığını, 14 (ondört) günlük sürenin muhte mel gecikmenin çok üzerinde olduğunu ve tolere edilemez olduğunu, gecikmeye davalının ağır kusurlu hareketlerinin sebebiyet verdiğini, kargo hareketleri incelendiğinde de görüleceği üzere gönderinin 18.09.2020 - 30.09.2020 tarihleri arasında hiçbir sebep olmaksızın tam 12 (oniki) gün ... (Almanya) 'de bekle tilmiş olduğunu, Müvekkili şirket bu süreçte devamlı davalı tarafla iletişime geçmeye çalıştığını, gecikmeyi bildirmiş olduğunu ve kendilerinden bir açıklama beklediğini, ancak davalı şirket tarafından hiçbir açıklama yapılmadığını, zararın en büyük sebebinin bu olağan dışı gecikme olduğunu, Nihayetinde ... Almanya'dan ayrılan gönderinin, teslim adresi İzmir olmasına karşın davalı tarafın müvekkil şirkete verdiği talimatlar doğrultusunda müvekkil tarafından 02.10.2020 tarihinde İstanbul'da teslim alınmak zorunda kalındığını, İstanbul'da gönderi incelendiğinde davalının kusurlu olarak taşıma şartlarına uymaması sebebiyle ürünün ısı derecesini koruyan kuru buzların eridiğini, soğuk zincirin kırldığı ve ürünlerin zayi olduğunun tespit edildiğini, bu hususa ilişkin tutanak tutulup görüntü kayıtları alındığını, Zayi olan ürünler müvekkil şirketin, Delivery: ...... (T.C. Gümrük Beyannamesi Seri: ... — ...) numaralı Berlin'deki ...'den satın aldığı hassas içeriğe sahip 32 adet Kits ürünlerinden kuru buzlu soğuk zincir gönderi olan 22 adet Kit olduğunu, bu Ürünler analizlerde kullanılan özel nitelikli malzemeler olduğunu ve toplam satın alma bedelinin 10.142,00 EURO olduğunu, ürünlerin döviz bazında alınıp satıldığı için müvekkilinin zararının her geçen gün daha da artmakta olduğunu, Ayrıca davalının Berlin'den İzmir'e teslim yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle ürünlerin İstanbul'dan İzmir'e taşınması için müvekkilinin ek olarak 535,60 TL taşıma masrafı yapmak zorunda kaldığını, Müvekkili şirketin zararının zayi olan ürünlerin bedeli ve ek taşıma masrafları ile sınırlı olmadığını, müvekkilinin bu süreçte zayi olan ürünleri kullanamamış, analiz/test yapamamış olduğunu, yeni ürün sipariş etmek zorunda kaldığını, faaliyetlerinin sekteye uğradığını, nihayetinde ticari kar kaybı yaşadığını ve zarar meydana geldiğini, Müvekkilin zararının tazmini talebini içeren ..... Noterliği'nin 14.10.2020 tarihli ..... yevmiye numaralı ihtarnamesi 15.10.2020 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, ihtarnamede belirtilen 10 (on) günlük ödeme süresine rağmen davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı tarafın 26.10.2020 tarihi itibariyle temerrüde düştüğünü, bu nedenle bahsi geçen zayi olan ürün ve ek taşıma bedeline İlişkin alacağa temerrüt tarihinden itibaren (yasal faizden az olmamak Üzere) avans faizi işletilmesini talep ettiklerini, Dava konusu Uyuşmazlığın çözümü için arabuluculuk yoluna başvurulmuş olduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, Belirtilen nedenlerle bilirkişi incelemesi neticesinde zarar bedeli tespit edildikten sonra artırma hakkının, zayi olan ürün bedelleri Evro ile ödendiğinden ıslah tarihindeki kur üzerinden talebi artırma hakkının ve fazlaya ilişkin tüm haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkil şirketin zayi olan ürünler, ek taşıma masrafları, ticari kar kaybı ve menfi-müspet tüm zararları nedeniyle 1.000,00 TL'nin temerrüt tarihi 26.10.2020'den itibaren işleyecek (yasal faizden az olmamak Üzere) avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili █████/2023 tarihinde harçlandırılmış ıslah dilekçesi ile;1-900,00-TL zayi olan ürün bedelinin temerrüt tarihi olan 26.10.2020’den itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline ilişkin talebini, zayi olan ürünlerin brüt 27,3 kg ağırlığı ile 22ÖÇH’nin çarpımı ile bulunan 600,6 ÖÇH’nin karar tarihindeki kur karşılığının yine temerrüt tarihi olan 26.10.2020’den itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili istemli olarak ıslah ettiğini,
2-10,00-TL olarak talep ettiğimiz İstanbul-İzmir arası ek taşıma masrafını 236,00-TL ıslah ederek 246,00-TL’ye yükselttiğimizi,
3-10,00-TL olarak talep ettiğimiz müspet zararını 11.839,21-TL gümrük vergisi, 195,00-TL nakliye sigortası, 148,00-TL ardiye masrafı, 831,90-TL gümrükleme toplamı için 13.004,11-TL ıslah ederek 13.014,11-TL’ye yükselttiği beyan etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ihtilaf, uluslararası hava taşımacılığından kaynaklandığını, İşbu sebepten ötürü somut olaya, 01.10.2010 tarihli ve 27716 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Hava Yoluyla Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralların Birleştirilmesine Dair Sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğini, Türkiye ile Almanya (29.04.2004 tarihinde sözleşmeyi onayladığını, 28.06.2004 tarihinden beri de uygulamaktadır) mezkûr sözleşmenin tarafı olduğunu, Müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, Bundan maada, taşımaya konu ürünlerin kullanılamaz hale geldiği iddiası ispata muhtaç olup bu durumu tevsik eder bir belge dosyada olmadığını, Davacı zararını usulüne uygun belgelerle ispat edemediğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:
İlk Derece Mahkemesi █████/2023 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında; "....Taşıyanın sorumluluğu, tam ve sağlam olarak teslim aldığı emtiayı varma yerine tam ve sağlam olarak teslim etmektir. Taşınan eşyaları ayrı bir kıymete bildirilmediği için bagajların yük ağırlığına göre alındığı, yüküm kıymeti üzerinden işlem yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda Varşova Konvansiyonu'nun 4 nolu Montreal Protokolü ile tadil edilmiş 22. maddesi gereğince, kayıp malın brüt kilogram başına 22 SDR ile taşıyıcı sorumlu olacaktır. Buna göre davalı taşıyıcının sorumluluğunun sınırı; taşınan yükün ağırlığı olarak bildirilen 27,3 kg x 22 SDR olacaktır. Karar tarihi itibariyle bir SDR=26.4484-TL olduğundan, 27,3 x 22 x 26.4484-TL=15.884,90-TL davalının oluşan zarardan dolayı sorumlu olacağı, ayrıca taşınana emtianın İzmir yerine İstanbul'da teslim edilmesi sebebiyle ödenen 246,00-TL taşıma masrafı, ödenen 11.839,21-TL KDV, 195,00-TL sigorta bedeli, 148,00-TL ardiye masrafı ve 831,90-TL gümrükleme bedeli olmak üzere toplam 13.041,11-TL'nin davalı tarafından karşılanması gerektiğinden bu miktar yönünden davanın kabulü ile davacı tarafından ispat edilemeyen ve şartları oluşmayan ticari kar kaybı ve menfi zarar taleplerinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile,
''1-Davanın kısmen kabulü ile, 15.884,90-TL zayi olan malların bedeli, 246,00-TL taşıma masrafı ve 13.014,11-TL zararı olmak üzere toplam 29.145,01-TL'nin 26.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Ticari kar kaybı ve menfi zarara yönelik taleplerinin reddine'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava kapsamında hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu ve davanın reddinin gerektiğini, somut olayda malların █████/2020 tarihinde Türkiye'ye ulaşmış olduğunu, ıslahın ise █████/2023 tarihinde yapıldığını, █████/2022 tarihli celsede de hak düşürücü süre itirazları yaptıklarını, ıslah talebinin hak düşürücü süreye uğradığını, yapılan ıslahın hukuka aykırı olduğunu, davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından sigorta bedeli, ardiye masrafı, taşıma masrafı ve gümrükleme bedeli gibi kalemlerin davalı müvekkil şirket tarafından davacıya ödenmesine karar verildiğini, bu hususun da hukuka aykırı olduğunu, Montreal Protokolü'nün 22.maddesi bir bütün olarak okunduğunda, spesfik olarak / hükmünde yer alan diğer harcamalar ibaresinin bu gibi masrafları kapsamadığının açıkça görüldüğünü, söz konusu madde lafzında geçen "diğer harcamalar" ibaresinin ancak dava münasebetiyle uğranılan ek harcamaları kapsadığını, bu sebeple doğrudan davayla ilgili olmayan vergi, sigorta, ardiye vs. masraflarının talep edilemeyeceğini, yerel mahkemece verilen kararın usul ve esasa aykırı olduğunu, Davacı tarafından ihbar sürelerine uyulma mış olması sebebiyle taşıyıcı müvekkil şirketin sorumluluğunun sona erdiğini, zira ihbarın dava şartı olduğunu, müvekkil tarafından belirtilen sürelerin "beklenen teslim süresi" olduğunu, hava şartları, gümrük idaresinin incelemesi, coğrafi koşullar, teknik aksaklıklar vs. nedenleriyle garanti verilmiş teslim süreleri olmadığını, bu sebeple ürünün geç teslim edildiği iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, ancak yerel mahkeme tarafından işbu itirazlarının hiçbir şekilde dikkate alınmadığını ve davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verildiğini, ayrıca taşımaya konu ürünlerin kullanılamaz hale geldiği iddiasının ispata muhtaç olduğunu, bu durumu tevsik eder bir belgenin dosyada olmadığını, davacının zararını usulüne uygun belgelerle ispat edemediğini, teslim anında ürünlerin hasarlı, bozuk, kullanılamaz halde olduğuna dair bir ihbarda bulunulmadığını, ihtirazi kayıt ileri sürülmediğini, tutanak tutulmadığını, işbu halin ürünlerin hasarsız teslim edildiğine dair karine olduğunu, ayrıca ürünlerde hasar olduğu iddiasıyla yollanan ihtarnamenin ancak █████/2020 tarihinde, yani ürünlerin davacının eline geçmesinden 12 gün sonra gönderildi ğini, arada geçen sürede davacının bu ürünleri doğru saklama koşullarında saklayıp saklamadığının belli olmadığını, teslim anında hasar ihbarı yoksa ürünlerin hasarsız teslim edilmiş olarak kabul edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, uluslararası havayolu ile taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kablüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda, davacı .... Şti.'nin dava dışı Almanya'da mukim ...'dan satın almış olduğu laboratuvar kitlerinin davalı ... A.Ş. tarafından Almanya'dan İzmir/Türkiye'ye hava yoluyla taşınması ve davacıya teslimine ilişkin taraflar arasında taşıma sözleşmesi akdedildiği, davacının yurtdışından satın aldığı bu ürünlerin, niteliği gereği bozulmaması için soğuk zincir ile taşınması ve saklanması gerektiğinden, ürünler kuru buz ile birlikte taşındığı, ancak davalının hem olağan taşıma süresini aştığından hem de ürünleri İzmir’e teslim etmesi gerekirken İstanbul’a bıraktığından, davacının kendi çabasıyla emtiayı İzmir’e getirttiği, ürünler eline geçtiğinde yanlarında bulunan buzların eridiği ve ürünlerin zayi olduğunun tespit edilmesi nedeniyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.Bu ilişkide, davalı ... A.Ş. taşıyıcı, dava dışı... gönderen, davacı .... Şti. de gönderilen konumundadır. Somut olayda hava yoluyla eşya taşıma sözleşmesi bulunduğundan Montreal Sözleşmesi'nin 1. Maddesine göre, sözleşmeye taraf devletler arasındaki taşımalarda Montreal Sözleşmesi uygulanır. Davaya konu taşımanın yapıldığı ülkeler anılan sözleş meye taraf olup uyuşmazlığa 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi uygulanacaktır. Montreal Sözleşmesinin 31. maddesine göre, hasar durumunda, teslim almaya yetkili şahıs tarafından hasarın fark edilmesinden sonra derhal ve en geç yük için teslim alındığı tarihten itibaren on dört (14) gün içerisinde taşıyıcıya ihbarda bulunulması zorunludur. Aksi halde taşıyıcının aldatıcı harekette bulunduğu haller haricinde taşıyıcıya karşı dava hakkı ortadan kalkmaktadır. Ancak, taşıyıcının herhangi bir suretle hasarı öğrenmesi halinde ihbarın süresinde yapılmadığını ileri sürmesi TMK'nın 2.maddesi uyarınca iyiniyet kurallarıyla bağdaşmayacağından bu durumda hasar nedeniyle ihbar şartı aranmamalıdır.(Yargıtay 11 HD ██████████ esas-█████████ karar sayılı ilamı) Somut olayda, dosyaya ibraz edilen davacı ve davalı taraf arasındaki e-posta yazışmalarından davacı tarafın gecikmeyi ve malzemenin sağlamlığı konusundaki endişelerini davalıya bildirdiği, davalı tarafın da yaşanan gecikmeyi kabul ettiğini ve gönderide kuru buz erimesi kaynaklı bozulma meydana gelmesi hâlinde tazmin talebinin ele alınacağını belirttiği, buna göre davacının, davalı taşıyıcıya süresinde ihbarda bulunulduğunun kabulü gerekmekte olup, davalı vekilinin bu hususa yönelik istinaf nedenine itibar edilmemiştir. Zamanaşımının aksine hak düşürücü sürenin durması veya kesilmesinden söz edilemez. Burada önemli olan, hakkın yasal süresi içerisinde talep edilip edilmediği olup, talep edildiği takdirde hakkın süresi içerisinde kullanıldığı kabul edilir. Hak düşürücü sürenin niteliği itibarı ile, hak düşürücü süreye bağlı kısmi/belirsiz alacak davasında ıslah edilen kısmın talep edilebilirliğinin ortadan kalkması gibi bir durum söz konusu değildir. Huzurdaki davada taraflar arasındaki anlaşma gereği davalının taşıdığı ürünlerin varış tarihi 02.10.2020, işbu davanın açılış tarihi ise 17.12.2020’dir. Dava, hak düşürücü süre içerisinde açılmış bulunduğundan davalı vekilinin ıslahın hakdüşürücü süre içerisinde yapılmadığına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Montreal Sözleşmesi'nin 18. maddesine göre taşıyıcı, yükün zıyaı ve hasarından, 19. maddesine göre de gecikmeden dolayı meydana gelen zararlardan sorumludur. Somut olayda, ısıya hassas olan ve soğuk zincir lojistiği kurallarına uygun olarak kısa sürede nakliyesinin gerçekleş tirilmesi gereken laboratuvar kitlerinin 12 gün gibi uzun bir süre boyunca taşınması neticesinde kuru buz erimiş ve yük zayi olmuş, bu husus video kayıtlarıyla tespit edilmiştir. Dosyada yer alan tanık beyanları da teslim sırasında kuru buzun tamamen erimiş olduğu ve ürünlerin kullanılamaz hâle geldiği yönündedir. Davacı ve davalı taraf arasındaki e-posta yazışmalarından da davacı tarafın gecikmeyi ve malzemenin sağlamlığı konusundaki endişelerini davalıya bildirdiği, davalı tarafın da yaşanan gecikmeyi kabul ettiğini ve gönderide kuru buz erimesi kaynaklı bozulma meydana gelmesi hâlinde tazmin talebinin ele alınacağını belirttiği anlaşılmaktadır. Dosyadaki bütün bu veriler dikkate alındığında, yükün gecikme ve soğuk zincirin kırılması nedeniyle zayi olduğu ve davalının hem gecikmeden hem de zıyadan dolayı sorumlu olduğu anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler de gözetilerek Montreal Sözleşmesinin 18. ve 19. maddeleri dolayısıyla taşıyıcının emtiayı taşımak üzere teslim aldığı andan, gönderilene teslim edildiği ana kadar meyda na gelen zararlardan sorumlu olduğu, buna göre ilk derece mahkemesince, dava konusu uyuşmazlığa uygulanacak Montreal Sözleşmesinin 18, 19 ve 22. Maddeleri uyarınca davanın kısmen kabulüne yönelik verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 497,72 TL harcın mahsubu ile bakiye 234,28 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!