Anahtar kelimeler: Caddenin Okula Geçerken Gitmek Sitesi Çarptığını Caddesi Dönük Talebe Reddetmesi

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2022
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01.07.2021 tarihinde müvekkili ..., ... Mahallesi .... Caddesi ... Sitesi önünde okula gitmek için caddenin karşısına geçerken trafik kazası geçirdiğini, ... idaresinde olan ... plaka no'lu araç müvekkil ...'a çarptığını, akabinde davalı sigorta şirketine başvurulduğunu, talebe dönük cevap gelmemesi üzerine 27.01.2022 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurulduğunu, 04.07.2022 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonu'nun hukuka aykırı olarak başvuruyu reddetmesi üzerine 18.07.2022 tarihinde zorunlu ticari arabuluculuğa başvurulduğunu, bu süreç de 02.08.2022 tarihinde anlaşmama ile sonuçlandığını, izah edilen nedenlerle davanın kabulü ile belirsiz alacak davası kapsamında haksız fiil nedeni ile beden bütünlüğünde oluşan cismani zarar sebebiyle şimdilik 1000-TL maddi tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ... aleyhine 100.000-TL değerinde manevi tazminata hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve ilam vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunup bulunmadığı, var ise kusur oranı adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesince belirlenmesi gerektiğini, müvekkili şirketin nezdindeki poliçe sebebiyle davacıya karşı sorumluluğunun doğabilmesi sigortalı aracın kazanın oluşumunda kusurlu olmasına bağlı olduğunu ve sorumlu olacağı miktar sürücünün kusur oranına göre belirlenmesi gerektiğini, bu nedenle; sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunup bulunmadığı, var ise kusur oranı Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince belirlenmesi gerektiği, söz konusu trafik kazasında, kazada olmasa bile davacının kendi yaralanmasında kusurunun bulunup bulunmadığının anlaşılması ve tespit edilen kusur oranında da eğer bir tazminat hesaplanırsa bu kusur oranında indirim yapılması gerektiğini, davacı dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00-TL maddi tazminat talep ettiğini, ancak maddi tazminat kalemlerinin tek tek açıklanması gerektiğini, davacının maddi tazminata ilişkin taleplerini açıklaması gerektiği, izah edilen nedenlerle davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ve vekilinin beyan ettiği üzere olay; yaya yolu ve ışık olmadığı halde davacı yayanın aniden yola atlayıp karşıya geçmesi olayı olduğunu, oysa yaklaşık 10 metre mesafede yaya geçidi bulunduğunu, davalı müvekkili; yasal hız sınırları içerisinde ve kendi şeridinde yol alırken davacı yaya duran bir minübüsün önünden herhangi bir ışığın olmadığı ve 10 metre ileride yaya geçidi olan yola atlamış ve sonucunda kaza yaşandığını, Kanun Koyucu trafikte araçlara olduğu kadar yayalar içinde çeşitli kurallar koymuş ve bu kurallara uyulmaması durumunda çeşitli cezai yaptırımlar öngördüğünü, düzenlemelerde yayalar yakın bir mesafede yaya geçidi bulunduğu yollarda karşıya geçmek için bu yaya geçidini kullanmak zorunda olduklarını, davacı taraf dilekçesinde, davacının tamamen iyileşemediğini, yaşanan kaza sonrası spor aktivitelerine katılım sağlayamadığını, saçlarının döküldüğünü, kilo verdiğini ve ders başarılarının düşmesini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talep ettiğini, davacı tarafın bu talebi kanuni dayanaktan yoksun, aslı olmayan iddialardan ibaret olduğunu, davacı taraf iddialarını kanıtlayacak hiçbir resmi belge ve rapor sunmadığını, buradan da anlaşılmaktadır ki iddialar gerçeklikten uzak kurgudan başka bir şey olmadığını, izah edilen nedenlerle KTK:68 – 138 gereğince yayanın kusurlu hareketi; yaya geçidini kullanmama ve kontrolsüz geçiş nedeniyle kazanın oluştuğu gerekçesi ile ve davacının arabuluculuk dava şartını yerine getirmesi gerektiği fakat ... ile arabuluculuk sürecinin tamamlamadığı gerekçesi ile davacıların hukuki dayanaktan yoksun dava talebinin reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Dava, haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Söz konusu trafik kazasında; davacı küçüğün yaya konumunda olduğu, davalı ...'ın araç sürücüsü olduğu, sigorta şirketinin de bu aracın ZMSS kapsamında sigorta şirketi olduğu anlaşılmıştır.
█████/2021 tarihinde gerçekleşen trafik kazası nedeniyle kusur durumunun incelenmesinde; sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile ... Caddesi üzerinde seyir halindeyken olay mahalli kavşağa geldiği esnada idaresindeki otomobilin ön kısımları ile seyir istikametine göre yolun sağ tarafından sol tarafına doğru çapraz şekilde koşarak karşıdan karşıya geçmekte olan yaya ...'a çarpması sonucunda dava konusu trafik kazası meydana gelmiştir. Dosya kapsamında yer alan tüm verilerden; kaza mahallinin yerleşim yeri içi olduğu, kaza mahallinin 3 yönlü kavşak olduğu, kaza mahallinde yaya geçidinin bulunduğu, yayanın yaya geçidi mahallinden yola çapraz olacak şekilde koşarak karşıdan karşıya geçtiği anlaşılmıştır. Büyükçekmece CBS'nin 20.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "sürücü ... 'ın tali kusurlu olduğu, yaya ...'ın asli kusurlu olduğu'' kanaati belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, tüm ifadeler, bilirkişi raporu, CD içerisindeki kaza anına dair video içeriği ve dosya içerisindeki tüm veriler bir bütün halinde incelendiğinde; ATK raporuna göre; sürücü ..., meskun mahalde gündüz vakti seyrini kavşak ve yaya geçidi mahalline yaklaştığını dikkate alarak kontrollü şekilde sürdürmesi, karşıdan karşıya geçmek isteyen yayaya varlığını dikkate alması gerekirken bu hususlara riayet etmeyip karşıdan karşıya geçmek isteyen yayaya çarptığı olayda %50 oranında kusurludur. Yaya ..., olay yerinde taşıt yoluna girerek karşıdan karşıya geçmeden önce taşıt yolu içerisinde bulunan araçların yakınlık ve hız durumlarını dikkate alması, geçiş eylemini uygun bir anda kontrollü bir şekilde tamamlaması gerekirken bu hususlara riayet etmediği, sol tarafından seyirle gelmekte olan araca rağmen kendi can güvenliğini tehlikeye atacak şekilde koşarak ve kontrolsüz şekilde taşıt yoluna girdiği olayda %50 oranında kusurludur. ATK raporunun hükme ve denetime elverişli olduğu kanaatine varılarak kusur oranları eşit kabul edilmiştir.
ATK'dan maluliyete ilişkin rapor alınmış olup maluliyet oranının %0 olduğu, iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir.
Kusur ve maluliyet durumuna göre davacının yaşının küçük olması nedeniyle geçici işgörmezlik zararının oluşmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle davacının maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede;
Manevi tazminat miktarının nasıl belirleneceği konusu Yargıtay HGK.'nun 24.12.2014 tarih ve ███████-872 E., █████████ K. sayılı kararında belirtilmiştir. Gerçekten de söz konusu karara göre; “...Manevi tazminat isteminin temelinde, davalıların haksız eylemi yatmaktadır. Bilindiği üzere, haksız eylemin unsurları; zarar, fiil ile zarar arasında illiyet bağı, fiilin hukuka aykırı olmasından ibarettir. Öte yandan, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 47. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56.) maddesinde düzenlenen manevi tazminatta kusurun gerekmediği, ancak takdirde etkili olabileceği, 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Bu kararın gerekçesinde, taktir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda taktir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Yine BK 47 (TBK 56). maddesi hükmüne göre; hâkimin özel halleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutar adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Manevi tazminat, duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nisbetinde iadesini amaçladığından hâkim, M.K.nun 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir. Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir.” Somut olayda davacının söz konusu olay nedeniyle 3 aylık iyileşme süresinin bulunması, kusur oranı, kaza nedeniyle duyduğu elem gibi hususlar dikkate alındığında manevi tazminat talebinde haklı olduğu görülmüş ve tarafların sosyal ekonomik durumu, paranın alım gücü, maluliyet oranı kapsamında hakkaniyete göre 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda yazılı olduğu üzere;
1-Maddi tazminat talebi yönünden davanın REDDİNE,
2-Manevi tazminat talebi yönünden davanın KISMEN KABULÜ ile 30.000,00TL manevi tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 2.049,30TL ilam harcından peşin alınan 1.724,83TL harcın mahsubu ile bakiye 324,47TL'nin davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen 80,70TL Başvuru Harcı, 1.724,83TL Peşin Harç olmak üzere toplam 1.805,53TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca 1.600,00TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 475,24TL'nin davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca 1.600,00TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 1.124,75TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
7-Davacı tarafından sarf edilen 1.939,00TL posta masrafının kabul red oranına göre hesaplanan 575,94TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın iş bu davacı üzerine bırakılmasına,
8-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 1.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine,
Manevi Tazminat yönünden;
9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
10-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,
Dair davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ....
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!