Anahtar kelimeler: Mevkii Davalıborçlu Borcundan Parselde İli İlçesi Mahallesi Maliki Antalya Borçlunun
12. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı/borçlu ...'in alacaklıya olan borcundan dolayı başlatılan icra takibinin kesinleştiğini ve borçlunun maliki olduğu dava konusu ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii 1 83... nolu Parsel, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 183 Ada, 1 numaralı Parsel ve ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii 2 22... Nolu Parselde kayıtlı taşınmazların diğer davalıya muvazaalı olarak devredilmesine ilişkin tasarrufların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi ... cevap dilekçesinde; davalı ... hakkında icra takibi olduğunu bilmediğini, ...’ten satın aldığı gayrimenkulleri bankadan kredi çekerek satın aldığını, kötü niyetli olmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulü ile; ... İli, ... İlçesi, ... Mah., 1 83... Parsel sayılı taşınmaz ile ... İli, ... İLçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, 222 Ada, 1 Parsel sayılı taşınmazlara ilişkin tasarrufun iptali ile, ... . İcra Müdürlüğünün █████████ takip sayılı dosyalarındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere tahsile imkan verecek şekilde davacıya haciz ve satış yetkisi verilmesine ve davalılar arasındaki ... İli, ... İlçesi, ... Mah., 1 83... Parsel sayılı taşınmazın satış işlemine ilişkin tasarrufun iptaline, davalı ...'un dava konusu bu taşınmazı elden çıkarmış olması nedeni ile rayiç değeri olan 141.603,00 TL'nin davalı ...'dan nakden tazminine, ... . İcra Müdürlüğünün █████████ takip sayılı dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olarak ve tahsilde tekerrüre neden olmamak kaydı ile davacıya davalı ... hakkında cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmiş, karar davalı borçlu ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesi neticesinde; yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, karar ilamı davalı borçlu ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı borçlu ... vekilinin temyiz dilekçesi incelenmiştir.
Dava, İİK'nin 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması ve davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nın 278, 2 79... . maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK'nın 278. maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
İİK'nın 278/III-2’deki edimler arasındaki aşırı oransızlığa ilişkin hüküm, borçlu ile borçludan tasarrufa konu malı satın alan 3. kişi arasındaki tasarruflarda iptal nedenidir.
Tasarrufun bu bent uyarınca iptal edilebilmesi için, malın veya hakkın satış tarihindeki satış bedeli ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında aşırı oransızlık bulunması gerekir.
Yargıtay uygulamasına göre, edimler arasında aşırı bir oransızlıktan söz edebilmek için tasarruf konusu malın veya hakkın, satış sözleşmesinde (tapuda, noterde, vs.) gösterilen satış bedeli ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında en az bir misli veya daha fazla fark bulunması gerekir.
Şu hâlde, edimler arasında aşırı bir oransızlık olup olmadığının saptanabilmesi için iki unsura ihtiyaç vardır.
1- Tasarrufa konu mal ve hakkın satış değerinin belirlenmesi
2- Bu mal veya hakkın satış tarihindeki gerçek değerinin belirlenmesi
Tasarruf konusu mal veya hakkın satış bedeli borçlu ile alıcı arasında yapılan satış sözleşmesinde gösterilen yazılı değerdir.
Borçlu tarafından satılan iptal konusu taşınır (araç vs) veya taşınmaz (ev, arsa vs.) mal veya hak üzerinde ipotek ve haciz kayıtları varsa, ipotek ve haciz bedelinin alıcı 3. kişinin ödemesi koşulu ile satışın bu değerlerin tamamı üzerinden yapıldığı kabul edilir.
Bu durumda, edimler arasındaki oransızlığın belirlenmesinde, tapu, trafik kaydındaki ipotek ve haciz kayıtlarının da göz önünde tutulması gerekir.
Bunun için, tapuda veya noterde yapılan resmî sözleşmede gösterilen satış bedeline, alıcı 3. kişi tarafından ödenen ipotek ve haciz tutarı eklenerek “satış değeri” bulunur.
Öncelikle, dava konusu taşınmazlardan ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, 1 83... Nolu Parselde kayıtlı taşınmaz yönünden mahkemece diğer davalı üçüncü kişi ... hakkında ve bu davalı aleyhine hüküm kurulduğu, temyiz eden davalı borçlu ... hakkında ise aleyhe hüküm kurulmadığından ve bu husus temyiz konusu edilmediğinden temyiz incelemesi kapsamı dışında bırakılmıştır.
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olay değerlendirildiğinde ise; dava konusu edilen ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 1 83... numaralı parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına kayıtlı iken 04.04.2016 tarih ve 6547 yevmiye numarası ile diğer davalı ...'a 11.000,00 TL bedel ile ve devir sırasında taşınmazın üzerindeki 580.000,00 TL ipotekle yüklü olarak satıldığı ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazın devir tarihindeki değerinin 49.586,00 TL olarak belirlendiği anlaşıldığından, mevcut bu durum karşısında, tapudaki satış bedeline ipotek bedeli de eklendiğinde, bedeller arasında misli aşan fark bulunmadığının anlaşıldığı, yine dava konusu edilen diğer taşınmaz olan ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii 222 Ada, 1 Nolu Parselde kayıtlı taşınmazın ise 18.02.2016 tarihinde davalı üçüncü kişi ... 'a 6.000,00 TL bedel ile satıldığı ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazın devir tarihindeki değerinin 2.670,00 TL olarak belirlendiği dikkate alındığında, bu taşınmaz yönünden de düşük bedelle satış yapılmadığının anlaşıldığı, bu haliyle taşınmazların devrinde bedeller arasında misli aşan fark bulunmadığı gözetilerek mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
:
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı borçlu ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA,  peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!