Anahtar kelimeler: Ticariesnaf Esnafa Vefatından Murise Odasının Sanatkarlar Oda Hayat Esnaf İhtiyari

T.C.

İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ
: █████/2026
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili sunduğu dava dilekçesi ile; müvekkillerinin muris babası ... 'ın, vefatından önce ... Bankası A.Ş. ... Şubesi'nden ticari/esnaf kredisi kullandığını, bu kredi kullanımı esnasında, murisin talebi ve bankanın yönlendirmesiyle davalı ... A.Ş. tarafından 14.04.2025 tanzim tarihli, ... poliçe numaralı "Esnafa Yıllık İhtiyari Hayat Sigortası Poliçesi" düzenlendiğini ve 675.000,00 TL tutarında vefat teminatı sağlandığını, söz konusu kredi ilişkisinde Esnaf ve Sanatkarlar Odasının murise kefil olduğunu, murisin de bu kefaletin teminatı olarak kendi taşınmazı üzerinde Oda lehine ipotek tesis ettiğini, muris ... 'ın, poliçe yürürlükte iken 13.08.2025 tarihinde vefat ettiğini, vefat rizikosunun gerçekleşmesi üzerine, kredi borcunun davalı sigorta şirketi tarafından poliçe teminatından karşılanması gerekirken, davalı şirketin murisin ölüm sebebini ve geçmiş sağlık kayıtlarını bahane ederek (beyan yükümlülüğünün ihlal edildiği iddiasıyla) tazminat ödemeyi haksız olarak reddettiğini, davalı sigorta şirketinin haksız ret kararı üzerine, dain-i mürtehin sıfatını haiz bankanın, sigorta şirketine karşı hukuki yolları tüketmek yerine doğrudan kefil olan Esnaf ve Sanatkarlar Odası'ndan tahsilat yoluna gittiğini, kefil Oda 'nın ise, ipotek hakkına dayanarak müvekkillerine rücu ettiğini ve müvekkillerinin davalı sigorta şirketinin ödemesi gereken kredi borcunu kendi malvarlıklarından ödemek zorunda kaldıklarını, davalı sigorta şirketinin, müteveffanın geçmiş hastane kayıtlarını (diyabet, hipertansiyon vb.) gerekçe göstererek ölüm sebebi ile bu hastalıklar arasında bağ kurmaya çalıştığını ve tazminat ödemekten kaçındığını, oysa hastane vizit detay raporlarından da anlaşılacağı üzere, murisin geçmişte gördüğü tedavilerin rutin poliklinik muayenelerinden ibaret olduğunu, doğrudan ölümü netice verecek, gizlenmiş ağır bir kronik hastalık tablosunun bulunmadığını, kaldı ki, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1439. maddesi ve yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince, sigortalının beyan etmediği iddia edilen hastalıklar ile ölüm (riziko) arasında mutlak ve doğrudan bir illiyet bağının bulunmasının şart olduğunu, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.06.2023 tarihli, ...E. ve... K. sayılı kararında, poliçe öncesi yüksek tansiyon ve şeker hastalığı beyan edilmemiş olsa dahi, bu hastalıklar ile ölüm nedeni arasında illiyet bağı bulunmaması halinde sigorta şirketinin tam tazminat ödemekle yükümlü olduğunun hüküm altına alındığını, aynı şekilde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 06.11.2024 tarihli,... E. sayılı kararında da ihmali bildirmeme durumlarında illiyet bağı yoksa tam tazminat ödeneceğinin vurgulandığını, uyuşmazlığın çözümü amacıyla 01.10.2025 tarihinde arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak davalı sigorta şirketi ödeme yapmayı reddettiği ve hukuka aykırı olarak yalnızca cüzi bir miktar teklif ettiği için anlaşma sağlanamadığını bildirerek izah edilen nedenler ve Mahkemece re'sen dikkate alınacak hususlar ışığında fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; haklı davanın kabulüne, ... numaralı poliçe kapsamında ödenmesi gereken tutarın tespitine ilişkin bilirkişi raporundan sonra artırılmak koşuluyla şimdilik 10.000 TL vefat tazminatının, davalı şirketin temerrüde düştüğü (ihbar) tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ...Karar sayılı kararında "Somut olayda; davacılar, muris adına düzenlenmiş olan hayat sigortası sözleşmesine dayanarak eldeki davayı açmışlardır. Davanın esas dayanağı davalı bankadan kullanılan kredi borcunun vefat halinde karşılanabilmesi amacıyla diğer davalı ile yapılan hayat sigorta sözleşmesi olup, kredi sözleşmesi değildir. Hayat sigortası sözleşmelerinin, niteliği gereği sigortalı tarafın mesleği ne olursa olsun (tacir, esnaf, işçi, memur vs.) gerçek kişi ve tüketici olması dışında bir seçenek yoktur. 6502 sayılı yasanın 73/1. maddesindeki düzenlemede belirtildiği üzere, murisin tüketici konumunda olup davacılar da irs ilişkisine dayanarak dava açtıklarından ve davalı sigorta şirketi ile aralarında akdedilen sigorta sözleşmesi de bir tüketici işlemi olmasından dolayı, tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığa bakma görevi anılan kanunun 3,73/1 ve 83/2. maddeleri uyarınca Tüketici Mahkemesine ait bulunmaktadır.(Yargıtay 17 HD ... E.... K.;...-2... K. Sayılı kararları ile Dairemizin... E....K. sayılı kararı)" belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacılar vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde davacıların murisi ve babası olan ...'ın dava dışı ... Bankası A.Ş.'den ticari/esnaf kredisi kullandığının, kredi kullanım esnasında muris ile davalı arasında hayat sigorta poliçesi düzenlendiğinin, murisin vefatıyla bakiye kalan kredi borcunun poliçe teminat limitiyle birlikte davalı tarafından ödenmesi gerektiğinin ancak davalı tarafça ödeme yapılmadığından kredi borcunun murisin mirasçıları olan davacılar tarafından ödenmek zorunda kaldıklarının ve ödediklerinin beyan edilerek bu davanın açıldığı, yukarıda belirtilen emsal nitelikteki istinaf ilamında da açıklandığı üzere somut olayda davanın esas dayanağının kredi sözleşmesi olmayıp, kredi borcunun vefat halinde karşılanabilmesi amacıyla davacıların murisi ile davalı arasında yapılan hayat sigorta poliçesi olduğu, hayat sigortalarının niteli gereği mesleği ne olursa olsun sigortalısının gerçek kişi ve tüketici konumunda olacağı, davacıların murisi olan sigortalı ile davalı arasında düzenlenen poliçenin de tüketici işlemi olacağı, tüketici işleminden kaynaklı bu uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevli olduğundan davanın görev nedeniyle reddine,
2-Kararın kesinleşmesine müteakip 2 haftalık sürede, talep halinde dosyanın görevli mahkememisine gönderilmesine,
3-Harç ve masrafların görevli mahkemesinde nazara alınmasına,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede İSTİNAF YOLU açık olmak üzere karar verildi. █████/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!