Anahtar kelimeler: Markaya Sınai İbareli Sınıf Sınıflarda Benzerlik Markanın Fikri Markalar Ret

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 19.11.2019 tarihinde ... numaralı "..." ibareli markanın 01., 35. ve 40. sınıflarda tescili isteğinde bulunduğunu, davalı şirketin ... numaralı "..." ibareli markaya benzerlik iddiası ile yapmış olduğu itiraz sonucunda Markalar Dairesi Başkanlığının 12.04.2021 tarihli kararı ile 35. sınıf yönünden bir kısım hizmetin markadan çıkarıldığını, anılan karara yönelik davalı şirketin yeniden inceleme talebi üzerine Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK)08.11.2021 tarihli nihai kararı ile 01. sınıftaki mallar yönünden başvurunun reddine karar verildiğini, itiraza mesnet marka 03., 05., ve 35. sınıfta tescilli olup markalar arasındaki benzerliğin 35. sınıftaki bir kısım hizmete ilişkin olduğunu, aynı hizmet grubunda faaliyet gösterilecek olmasının markaları benzer yapmadığını, davalı şirketin markası 03. ve 05. sınıflarda tescilli iken müvekkiline ait marka başvurusundan sonra davalının 01. sınıf için kötüniyetli olarak markasını tescil ettirdiğini, müvekkilinin markasının bu sınıf yönünden reddinin haklı bir nedene dayanmadığını ve davalı şirketin sunmuş olduğu faturaların kullanımı ispat etmediğini ileri sürerek 2021-M-9095 sayılı YİDK kararının iptaline ve davalının markasının 01. sınıfta hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.2.Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; gıda, kozmetik, deterjan, ilaç, tekstil, boya seramik ve metal sanayi sektörlerinde Türkiye'nin önde gelen distribütörlerinden olan müvekkilinin, bu faaliyetinin yanı sıra "..." ibaresini ticaret ünvanının esaslı unsuru olarak kullandığını, bu ibareyi içeren markanın 03., 05. ve 35. sınıflarda ... numarası ile ve 01. sınıfta 04.10.2021 tarihinde ... numarası ile tescilli olduğunu, ibare marka olarak 20 13... yılında tescil edilmiş ise de müvekkilinin ticaret ünvanındaki kullanımı ile markasal kullanımın 2003 yılına kadar geri gittiğini, işaretlerinin aynı olması nedeniyle markaların görsel, işitsel ve anlam bakımından benzer olup iltibasın varlığının tartışmasız olduğunu ve başvuruya konu markanın müvekkiline ait marka ile benzerliğinin haksız rekabete neden olacağını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “...” ibaresini ortak olarak içeren markalar aralarında yüksek seviyede işaret benzerliği mevcut olup kapsamlarındaki mal ve hizmetler ilişkilendirilebilir olduğundan markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, hem işaretsel hem de mal ve hizmetsel bazda mevcut olan yüksek seviyeli benzerlik nedeniyle taraf markalarını gören tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamalarının mümkün olmadığı, dava konusu marka kapsamında yer alan diğer unsurların taraf markalarını farklı kılmaya yetmeyeceği, dolayısıyla somut olay bakımından taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin mevcut olduğu, hükümsüzlüğü istenen ███████████ sayılı marka başvurusunun kötüniyetli olarak tescil başvurusuna konu edildiğine ilişkin ticari dürüstlük kurallarına aykırılık oluşturan somut bir eyleminin tespit edilemediği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 3. maddesi uyarınca kötüniyetin müddei tarafından ispata muhtaç olduğu ve davalı şirketin kötüniyetli olduğuna ilişkin objektif kriterlere uygun nesnel delillerin dosya kapsamında mevcut olmadığı gerekçesiyle YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davalının itiraz aşamasında sunmuş olduğu fatura, vergi levhası vs. belgelerle markasal kullanımı ortaya koyduğu, davalının markasında 35. sınıfta tescilli bulunan mal ve hizmetler ile davacının 01. sınıftaki mallar arasında tamamlayıcılık ilişkisi mevcut olduğundan emtiaların aynı veya benzer olması şartının oluştuğu, aynı/ aynı tür ya da benzer olduğu tespit edilen mal ve hizmetler yönünden işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.02.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.