Anahtar kelimeler: Hatlara Kontörlü Hatlarda Kontör İşiyle İlçesinde Bölgelerde İletişim Firma Satışı
9. Hukuk Dairesi         ███████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bursa 16. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., 2025/7 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... İletişim Hizmetleri ... Şirketine bağlı olarak çalışan ve kendisine bağlı bölgelerde kontörlü hatlara ilişkin olarak kontör dağıtımı ve satışını yapan firma olduğunu, davalılardan ...'ın davacı Şirkette kontörlü hatlarda dağıtımı ve satışı hususunda görevli olarak çalıştığını, diğer davalılar ... ve ...'in ise ... ilçesinde telefon işiyle ilgili işletmeleri olduğunu, telefon ve kontör satışı yaptıklarını, bu kişilerin davacı Şirketle herhangi bir ilişkisinin olmadığını, bu davalıların davacı Şirket çalışanı ...'dan düşük fiyata kontör alarak davacı Şirketi zarara uğrattıklarını, son olarak ...'ın davacı Şirketten yaklaşık 300.000,00 TL'ye yakın kontör alarak kaçtığını, davalıların eylemleri nedeniyle Bursa 8. Asliye Ceza Mahkemesine ███████ Esas sayılı dosyasıyla dava açıldığını, bu davada davalı ...'ın verdiği ifadesinde diğer davalılar ... ve ... ile ilişkilerinin olduğunu beyan ettiği gibi ...'nün de ifadesinde para ödemelerini davacı Şirketin kredi kartı POS makinasından yaptığını söyleyerek aradaki ilişkiyi ikrar ettiğini, davalılar hakkında açılan ceza davasında mahkumiyet kararı verildiğini iddia ederek zararın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin serbest olarak kontör alım ve satım ticaretini yaptığını, davalılardan ...'ın davacı Şirkette kontörlü hatların dağıtımı ve satışı hususunda yetkili eleman olarak çalıştığını, davalının serbest piyasadan aldığı kontörleri diğer davalı ...'ye piyasa değerinden sattığını, davalının kontörü davacı Şirketten almak istediğini ve firma yetkilisi ... ile irtibat kurduğunu, ...'ın davalı ...'e kontör verdiğini ancak tüm istemlerine karşı kaydının yapılmadığını, fatura verilmediğini ve bu kontör faturalarının başkası adına kesildiğinin ortaya çıktığını, müvekkilinin ... ile elemanı olarak çalıştığı davacı Şirket arasındaki ilişkinin içeriğini bilmediğini, ...'ın davacı Şirkette çalışıyor olması ve sürekli alışveriş yapılıyor olması nedeniyle karşılıklı güven dâhilinde ticaret yaptıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalılardan ...'ın davacı Şirketin kontörlü hatlarının dağıtım ve satışı hususunda yetkili eleman olarak çalıştığını, müvekkilinin de bu firmadan ve ...'den kontör alımı yapıp sattığını, davalı ...'in kontör alımını davacı Şirketten yapmak istediğini ve firma yetkilisi ... ile irtibat kurduğunu, davalı ...'ın ...'e kontör verdiğini ancak tüm istemlerine rağmen kaydının yapılmadığını, alınan kontör faturalarını başkası adına kestiğinin ortaya çıktığını, hatta bu faturalarda ismi yazan şahısların ... ile böyle bir alışverişlerinin bulunmadığını, asıl sorunun davacı Şirket ile çalışanı olan ... arasında olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
3. Davalılardan ... davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı Şirket çalışanı ...'ın kontör sattığı davalılar ... ve ... adına da alacak davası açılmış ise de, ürünleri ...'ın sattığı, ...'ın beyanından ürünleri sattığı kişilerden bedeli tahsil ettiği, hatta sattığı ürün bedelinin üzerinde para aldığı, bu şahıslara da borçlu kaldığı, tahsil ettiği paraları davacı Şirkete yatırmayarak kendi uhdesinde tuttuğu ve kullandığı anlaşıldığından davanın ... yönünden davanın kabulüne, diğer davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın ise reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamından davalı ...'ın davacıdan aldığı ürünleri satıp paralarını tahsil yetkisinin olduğunun tartışma konusu olmadığı, ...'ın beyanından bu ürünleri sattığı kişilerden bedeli tahsil ettiği, hatta sattığı ürünün üzerinde para aldığı, bu şahıslara da borçlu kaldığı, tahsil ettiği paraları davacı Şirkete yatırmayarak kendi uhdesinde tuttuğu ve kullandığının anlaşıldığı, diğer davalılar ... ve ...'in ürün bedellerini, davacı adına para alma yetkisini haiz olan diğer davalıya ödediği, dosya kapsamında davalılar ... ve ...'in davacıyı zarara uğratmak amacıyla hareket ettiğini gösteren delil bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafça mahkumiyet kararının hukuk hâkimini bağlayacağı ileri sürülmüş ise de Yargıtay 23. Ceza Dairesinin 26.11.2015 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile sanık ...'nün cezalandırılmasına yeter, her türlü kuşkudan uzak delil elde edilememiş olması nedeniyle bu sanığın beraatına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkumiyet kararının bozulmasına karar verildiği, diğer davalı hakkında verilen mahkumiyet hükmünün ise temyiz süresini kaçırması nedeniyle temyiz talebinin reddine karar verilmesi suretiyle kesinleştiği, bu doğrultuda davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararında isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalılar ... ve ...' nün diğer davalı ... ile birlikte davacı Şirket yetkililerini dolandırdıklarını, Mahkemece bu davalılar bakımından sorumluluk olmadığına yönelik tespitlerin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının uğradığı zarardan davalılar ... ve ...'nün sorumlu olup olmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!