Anahtar kelimeler: Darlığından İstemli İleriye Yoğunluğu Şahsın Ötürü Ret İsimli Dinlenildikten Hazır
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ Esas, ████████ Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E. - ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili ile davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 03.02.2026 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı ...A.Ş. vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... isimli şahsın davacı şirketin %95 ortağı olduğunu ve aynı zamanda şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğunu, bu şahıs hakkında FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldığını ve şahsın halen firari olduğunu, Denizli 2. Sulh Ceza Hakimliği'nin █████████ D. İş sayılı dosyasından şirket işlemlerini yürütmek üzere kayyum atanmasına ve kayyum olarak da Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) atanmasına karar verildiğini, şirketin kayyuma devrinden yaklaşık bir yıl önce ... Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş. ile müvekkili şirket arasında finansman sözleşmesi yapıldığını, sözleşme gereği davacı şirketin edimlerine yerine getirmesine rağmen davalı şirketin 1.500.000,00 USD ödeme yapma edimini yerine getirmediğini, diğer davalı ...'ın da bu sözleşmeye şahsen kefil olduğunu, taraflarınca davalıya ihtarname keşide edilerek sözleşmeden doğan alacağın ödenmesi gerektiğinin bildirildiğini, ancak davalı şirket yetkililerinin borçlu olduklarını açıkça kabul ettikleri miktarı ödemek yerine sürekli müvekkil şirketi oyalayıp talep edilen bedeli ödemekten kaçındığını, davalı hakkında İstanbul 2. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ E. sayılı dosyasından ilamsız icra takibi yapıldığını, bu takibe de davalı borçluların haksız olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacı şirkete TMSF'nin kayyum olarak atandığını öğrenen müvekkilinin bizzat TMSF'ye başvurduğunu, davacı şirket ile dava dışı .... (...) şirketi arasında alacağın temliki sözleşmesi imzalanıp bu alacağın ...'ye ödenmesinin kendilerine ihtar edildiğini, müvekkili şirketin alacağın temliğine rağmen temlik alan sıfatı ile hareket eden ....'ye ödeme yapmadığını, ... tarafından söz konusu alacağın temliki sözleşmesi tahtında Hollanda mahkemeleri nezdinde Mart 2017 tarihinde alacak davasının açıldığını ve bu davanın halen derdest olduğunu, müvekkilinin FETÖ olaylarından itibaren alacak davasında müvekkiline destek olması için defalarca davacı şirket adına hareket eden kayyumlardan talepte ve TMSF'ye ziyaretlerde bulunduğunu, ... şirketinin TMSF'nin devir sözleşmesini geçersiz olarak kabul etmesinin yasal olmadığını iddia ettiğini, müvekkili şirketin aynı sözleşmeye dayalı aynı borçtan dolayı ve bu borcun temlik edilmesinden dolayı hem temlik edene hem de temlik alana ödeme yapamayacağını, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi ... isimli şirket ile müvekkili şirket arasında hiçbir ilişki bulunmadığını, Hollanda'da açılan bu davanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, çekişmeli bir alacak karşısında müvekkili şirketin ifada bulunmaktan kaçınabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Şahıs vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında borca ve miktarına ilişkin bir ihtilaf bulunmadığı, ihtilafın alacağın temliki sözleşmesi dikkate alındığında borcun kime ödenmesi gerektiği noktasında olduğu, TMSF'nin 05.02.2021 tarihli kararı ile bu temlik sözleşmesinin geçersizliğine karar verildiği ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134. maddesinin verdiği yetki uyarınca TMSF'nin bu kararı alma yetkisi bulunduğu, bu itibarla davalı tarafından davacı şirkete ödeme yapılması gerektiği, her ne kadar davalı TMSF'nin 05.02.2021 tarihli kararının iptali için dava açtığını beyan edip bekletici mesele yapılmasını talep etmiş ise de davalının temlik sözleşmesinin tarafı olmadığı dikkate alındığında idari yargıda açılan davanın beklenilmesine gerek olmadığı, yine Hollanda mahkemelerinde açılan davanın bekletici mesele yapılması talep edilmiş ise de söz konusu meselenin TMSF kararı ile sonuca bağlanarak çözüme ulaştığı, bu kapsamda Hollanda Mahkemesine açılan davanın sonuçlanmasının beklenilmesine gerek olmadığı, kefil olan diğer davalı hakkında yapılan değerlendirmede, kefalet sözleşmesinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlüğe girdikten sonra tanzim edildiği, kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için kefalet sözleşmesinin yazılı yapılması, kefaletin türü, sorumlu olunacak azami kefalet limiti, kefaletin tarihi ve yasadaki şartların bizzat kefillerin kendi el yazıları ile yazılmış olması gerektiği ancak sözleşmede davalı ...'un kefaleti, miktar, tarih ve müteselsil kelimesinin el ile yazılmaması nedeniyle geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın davalı şirket açısından kısmen kabulüyle davalı şirketin İstanbul 2. İcra Dairesinin ██████████ E. sayılı takip dosyasındaki itirazlarının 1.500.000 USD asıl alacak üzerinden iptaline, davanın davalı ... açısından reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekilleri tarafından ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, keza 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı Şirkete yükletilmesine, davacı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına, 05.02.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!