Anahtar kelimeler: Numarada Caddesi Sokak Vaadi Sağlandığı Harici İstirdat Şubesinolu Devri Bakirköy

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████ EsasKARAR NO
: ████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI
: ████████ Esas- ████████ KararTARİH
: █████/2023DAVA
: İstirdatKARAR TARİHİ
: █████/2026İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taraf ile müvekkili arasında 04.04.2016 tarihinde harici olarak taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşme ile İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi... Caddesi ... Sokak ... numarada bulunan. nolu bağımsız bölümün devri için 150.000 TL bedelle anlaşma sağlandığı, bu sözleşme kapsamında davalı ..., 30.05.2016 tarihinde müvekkile ait ....... ... Şubesi...nolu hesabına 45.000,00 TL, ... ... nolu hesabına 30.000,00 TL toplamda 75.000,00 TL gönderdiği, müvekkili ise davalıya bu ödeme karşılığı olarak yine 30.05.2016 düzenleme tarihli 75.000,00 TL bedelli senedi verildiği, banka dekontlardaki açıklamalara baktıkları zaman yapılan ödemenin sözleşme konusu taşınmaz için yapıldığı, davalı ile müvekkili 09.09.2016 tarihinde tekrar bir araya gelmiş ve yeni bir sözleşme tanzim ettikleri, davalı tarafın satış bedelini peşinen ödemesi karşılığı olarak bahsi geçen taşınmazın bedelinde indirim yapılmış ve 135.000,00 TL olarak belirlendiği, aynı tarihte müvekkiline ait ...TR........... iban nolu hesabına 60.000,00 TL ödeme daha yapıldığı, yapılan 2. sözleşmeden sonra müvekkili, davalı tarafa toplam satış bedelinin teminatı olarak 09.09.2016 düzenleme tarihli 135.000,00 TL bedelli yeni bir senet verildiği, davalı taraf ilk sözleşme esnasında verilen 75.000,00 TL bedelli senedi iade etmesi gerekirken her seferinde müvekkilini atlattığı, telefonlarına cevap vermediği, sürekli bir bahane bularak senedi iade etmekten kaçındığı, davalı ... sözleşmede kararlaştırılan taşınmaz teslim tarihinin üzerinden bir ay geçmesiyle, 29.12.2016 tarihinde .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile 135.000,00 TL ve iade etmesi gereken 75.000,00 TL bedelli iki senedi de takibe koyduğu, müvekkilinin şehir dışında olduğu bir vakitte tebligat yapıldığı ve dosyanın kesinleştiği, müvekkil-inin ise davalı tarafa bu icra takibi sonucu borcu olmamasına rağmen 235.000,00 TL ödeme yapmak zorunda bırakıldığı, aradaki borç ilişkisine bakıldığında görülecektir ki, müvekkilinin iyi niyetinden ve iade edilmesi gerektiği halde dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde takibe koyulduğu, bu nedenlerle müvekkili tarafından davalıya ödenen 75.000,00- TL nın ödeme tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kambiyo senedinden kaynaklı icra takibi sebebiyle açılacak menfi tespit veya istirdat davala-rında görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleri olduğu, tebliğ edilen deliller fotokopi olup asılları dosyaya sunulduğu takdirde imzaların müvekkilimden sadır olup olmadığı belirlenebileceği, kabul manasına gelmemek kaydı ile imzaların müvekkilinden sadır olduğunun kabulü ihtimaline binaen; senetlerin teminat senedi olduğu iddiası ancak yazılı delille ispatlanabileceği, kabul manasına gelmemek kaydı ile fotokopi belgelerin asıllarının sunulduğu ve altındaki imzaların müvekkilimden sadır olduğunun kabulü ihtimali ne binaen 30.11.2016 devir tarihi itibariyle müvekkilinin müspet zararının tespiti gerektiği, icra takibi sebebiyle tahsil edilen paralar ile toplam dosya borcu hesaplanarak aradaki farkın tespiti gerektiği, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesi █████/2023 tarih ve ████████ Esas- ████████ Karar sayılı kararında; "Yapılan açık yargılamada taraf teşkili sağlanmış, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası UYAP aracılığıyla istenmiş, ...A.Ş. ... Şubesinden 45.000,00-TL'lik ödemeye ilişkin ödeme belgesi ve ... Tapu Müdürlüğünden dava konusu taşınmazın tapu kayıtları getirtilmiş, bilirkişi raporu alınmıştır.Mahkememizce yapılan yargılama süreci ve değerlendirmede; dava, icra tehditi altında ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir.Davacı taraf .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyası ile hakkında başlatılan icra takibinden dolayı icra tehdidi altında ödenen █████/2016 tarihli 75.000,00-TL bedelli bono bedelinin istirdadını istemektedir. .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; alacaklısının dosyamız davalısı olduğu, borçlusunun dosyamız davacısı olduğu, icra takip tutarının 50.000,00-TL bono bedeli, 604,11-TL işlemiş faiz, 225,00-TL bono komisyonu, 135.000,00-TL bono bedeli, 1.087,40-TL işlemiş faiz, 405,00-TL bono komisyonu olmak üzere toplam 187.321,51-TL alacak istemi olduğu, icra takibinin dayanağının █████/2016 düzen leme tarihli █████/2016 vade tarihli 75.000,00-TL bedelli bono ile █████/2016 düzenleme tarihli █████/2016 vade tarihli 135.000,00-TL bedelli bonoya dayandığı görülmektedir. .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyasına dayanak █████/2016 düzenleme tarihli █████/2016 vade tarihli 75.000,00-TL bedelli bononun, davacının ödediğini iddia ederek istirdadını istediği bono olduğu anla-şılmaktadır. Söz konusu icra dosyasına bakıldığında bu bono yönünden davalının icra dosyasında tahsilini istediği tutarın 50.000,00-TL olduğu görülmektedir. Davacı isteminde █████/2016 düzenleme tarihli bono bedelinin istirdadını istediğinden ve davalı tarafından bu bononun 50.000,00-TL'si icra takip dosyasına konu edildiğinden, davacının isteminin 50.000,00-TL üzerinden değerlendirilmesi gerekecek olup, bononun geriye kalan 25.000,00-TL'lik kısmı yönünden isteminin kabulü olanaklı görülmemiştir. Dosya kapsamın dan davacının .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından dolayı toplamda 235.000,00-TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacının bu ödemeyi icra dosyasından dolayı yaptığı, yani hakkında başlatılmış kesinleşmiş icra takibi nedeniyle icra tehdidi altında yaptığı anlaşıldığından, davacı ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde borçlu olmadığı, ama ödemek zorunda kaldığı para -nın istirdadını isteyebilecektir. Davacının █████/2016 düzenleme tarihli 135.000,00-TL'lik bono yönünden herhangi bir itirazı bulunma makta, davacı █████/2016 düzenleme tarihli bono yönünden 75.000,00-TL bedelin istirdadını istemektedir. Yukarıda da değinildiği üzere, davalı istirdat istemine konu bononun 50.000,00-TL'lik kısmını icra takibine konu ettiği için bu tutara ilişkin bedel yönünden davacı istirdat isteminde bulunabilecektir. Dosya arasında yer alan tahsilat makbuzlarına göre, davacının toplam 125.000,00-TL ödemeyi dava tarihinden önceki 1 yıl içerisinde yaptığı görülmekle, davacının istirdat isteminin süresinde olduğu görülmüştür. Taraflar arasında bononun ne için verildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, taraflar arasında bağıtlanan █████/2016 tarihli satış sözleşmesi başlıklı protokol üzerine yapılan ödeme ile birlikte toplamda davalının davacıya 135.000,00-TL'lik ödemesi karşılığı, davacının davalıya 135.000,00-TL bedelli bono vermesi nedeniyle █████/2016 tarihli satış vaadi sözleşmesi başlıklı protokol uyarınca verilen 75.000,00-TL bedelli bononun davalı tarafından davacıya geri verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Tarafların sözleşme ve hükümlerine bir itirazları olmayıp, davalı tarafça her iki sözleşme uyarınca davacıya toplam da 135.000,00-TL ödediği, buna karşılık davacının ilk sözleşmeden dolayı davacının ödediği bedeli teminen 75.000,00-TL bedelli bonoyu ve ikinci sözleşmeden dolayı da 135.000,00-TL bedelli bonoyu davalıya verdiği tarafların kabulündedir. █████/2016 tarihli sözleşmenin 6. Maddesinde, üzerinde anlaşılan bağımsız bölümün belirtilen tarihte devredilmemesi halinde verilen 75.000,00-TL'lik bononun alıcının zararını karşılamaması halinde, alıcının başkaca zararını talep etme hakkı saklı tutulmuş, bağımsız bölüm eksiksiz olarak teslim alındığı ve mülkiyeti de devralındığı takdirde bononun 10 gün içinde satıcıya iade edileceği yazılıdır. Bağımsız bölümün teslim için belirlenen █████/2016 tarihinde teslim edilememesi üzerine, taraflar █████/2016 tarihli sözleşmeyi yapmış, buna göre taşınmazın teslim tarihi olarak █████/2016 tarihi belirlenmiş, ancak dosya kapsamından bu tarihte de teslimin yapılmadığı anlaşılmaktadır. █████/2016 tarihli sözleşmeden █████/2016 düzenleme tarihli 75.000,00-TL bedelli bononun davacıya geri verileceğine ilişkin bir anlaşma hüküm altına alınmamıştır. Bu durumda, aksi dosya kapsamından da anlaşılamadığın dan davalının söz konusu bonoyu haksız olarak elinde bulundurduğunun kabulü güçtür. Davalı savunmasında, yükümlülüklerini yerine getirmesine karşın davacının belirtilen tarihte devir ve teslimi gerçekleştirememesi nedeniyle 1 ay daha davacıyı bekledikten sonra █████/2016 tarihli sözleşmenin 3. maddesi uyarınca müspet zararının, yani bağımsız bölümün devir tarihindeki değerini uhdesinde bulunan 135.000,00-TL'lik bono ile 75.000,00-TL'lik bononun zararı karşılamaya yetecek kısmı olan 50.000,00-TL'sini tahsil etmek için davacıya karşı icra takibine giriştiğini belirtmiştir. Davalının savunmasına göre, davalı davacı tarafla anlaşmasına göre, belirlenen kesin vadeye rağmen davacının borcunu ifa edememesinden doğan zararının tahsili amacıyla icra takibine giriştiği anlaşılmaktadır. Davalının cevap dilekçesiyle zararını bağımsız bölümün kararlaştırılan devir tarihindeki değeri olarak belirtmiştir. Tarafların anlaşmasına göre, bağımsız bölümün devir tarihinin █████/2016 tarihi olduğu anlaşılmaktadır. Davacının █████/2019 havale tarihli dilekçeyle davalıya %90'ı tamamlanan bağımsız bölümün devrini gerçekleştirmek üzere teklifte bulunulduğu, davalının ise bağımsız bölümü üçüncü kişiye devredeceğini iki defa tapuda harç ödemek istemediğini beyan ettiğini, davalının bağımsız bölümü devralsaydı teslim tarihinde bağımsız bölümün fiyatının artmış olacağını ve davalı tarafın kazanç sağlayacağını beyan etmekle, bağımsız bölümün taraflar arasında kararlaştırılan teslim tarihinde fiyatının artacağını beyan etmiştir. Davalı taraf zararının bağımsız bölümün devir tarihi olan █████/2016 tarihinde ulaşacağı değerin 185.000,00-TL olduğunu değerlendirerek, bu tutar üzerinden icra takibine giriştiğini savunmaktadır. Ancak davalının bu iddiasını ispata yarar dosya arasında bir kanıta rastlanmamıştır. Davalının söz konusu bedel üzerinde davacı taraf ile mutabık kalındığı iddiası varsa da, bu tutar yönünden tarafların mutabık kaldık -ları kabul edilse bile, davalının bağımsız bölümü satması durumunda bu tutara ulaşılamadığında eksik kalan tutarın veya oluşacak sa zararın davacı tarafından giderileceğine ilişkin garanti verildiğine yönelik bir iddia da bulunmadığından eldeki verilere göre davalı nın bu iddiasına itibar edilmemiştir. Dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki anlaşmanın konusu bağımsız bölümün değeri noktasında, tarafların anlaşma bedellerine uyumu bir değerlendirme yapılmamakla birlikte, raporda bağımsız bölümün değerinin ilerleyen süreçte artacağı değerlendirmesi yapılmıştır. Taraflar arasındaki ilişkiye konu bağımsız bölümün değerinin 150.000,00-TL olduğu, █████/2016 tarihli sözleşmede belirtilmekle, davalının peşin ödeme yapması nedeniyle davacının davalıdan 135.000,00-TL aldığı ve sonradan bu tutar üzerinden anlaştıkları dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davalının satmak için aldığı da gözetildiğinde, her ne kadar █████/2016 tarihinde bağımsız bölüm için 135.000,00-TL ödenmişse de, █████/2016 tarihinde bağımsız bölümün değerinin 150.000,00-TL olarak kabul edilmesi, bağımsız bölümün ilerleyen süreçte fiyatı-nın artacağına ilişkin davacı taraf beyanları birlikte değerlendirildiğinde bu durumda bağımsız bölümün █████/2016 tarihinde en azından 150.000,00-TL değerinde olacağını kabul etmek gerekmiştir. Bilirkişinin raporunu hazırlarken değerleme yönünden TUİK verilerinden yararlandığı görülmekle ve elde başkaca da bir veri bulunmamakla,TUİK verilerine göre █████/2016 tarihinde 150.000,00-TL olan bağımsız bölümün devir tarihi olarak kararlaştırılan █████/2016 tarihinde 154.283,73-TL olabileceği değerlendirilmiştir. Bu durumda bağımsız bölümün devir tarihindeki bedelinde 4.283,73-TL fiyat artışı olabileceği ve bu tutarın davalının zararı olabileceği sonucuna varılmıştır. Yine davalı taraf bağımsız bölüm teslim edilseydi satacağından, bağımsız bölümün anlaşma tarihinde kabul edilen 150.000,00-TL değerine göre, en azından bu bedel üzerinden yapılan değerlemeyle satış yapacağının kabulüyle, davalının yapmış olduğu ödemeye göre bağımsız bölümün teslim edilmemesi nedeniyle 15.000,00-TL daha zararının olabileceği değerlendirilmiş ve buna göre bağımsız bölümün teslim edilmemesi nedeniyle davalının zararının 19.283,73-TL olabileceği kabul edilmiştir. .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasındaki alacak takibi için davalı tarafından davacıya toplam 235.000,00-TL ödendiği dosyadan anlaşılmaktadır. Davalı vekili tarafından █████/2018 tarihinde haricen tahsil bildirimi ile birlikte icra dosyasındaki bakiye alacaktan feragat edildiğine ilişkin .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına dilekçe sunulmuştur. Söz konusu icra dosyasından █████/2018 tarihi itibariyle dosya hesabı istenmiş, davacı tarafından yapılan toplam 235.000,00-TL ödemenin düşürülmesiyle icra dosyasından 11.984,69-TL alacaktan feragat edildiği anlaşılmıştır. TBK'nin 100/1 maddesi hükmüne göre, borçlunun, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahip olacağı düzenlemesi karşısında, icra takibine konu alacak için yapılan kısmi ödemeler öncelikle alacağın ferilerine mahsup edilip, sonra asıl alacağa mahsup edileceğinden, davalının feragat ettiği 11.984,69-TL alacağın asıl alacağa ilişkin olduğu sonucuna varılmaktadır.Davacının 135.000,00-TL'lik bono için yaptığı ödemeye herhangi bir itirazı olmamakla, davacının itirazının 75.000,00-TL'lik bonoya yönelik olması, dolaysıyla davalının icra dosyasından bakiye 11.984,69-TL alacağına yönelik feragatinin davacı tarafından istirdadı istenilen 75.000,00-TL'lik bonoya isabet eden tutardan düşülmesi gerektiği kanaatiyle feragatin icra takibine konu 50.000,00-TL alacak yönünden yapıldığını kabul etmek gerekmiştir.Bu itibarla yukarıdaki açıklamalar ışığında, davacının █████/2016 düzenleme tarihli 75.000,00-TL'lik bononun icra takibine konu edilen 50.000,00-TL'si yönünden istirdat isteminde bulunabileceği, bu tutardan davalının anlaşılan bağımsız bölümün kararlaştırılan tarihte teslim edilmemesi nedeniyle oluşan zararı 19.283,73-TL ile yine davalının icra dosyasında feragat ettiği bakiye alacak 11.984,69-TL mahsup edildiğinde, davacının 18.731,58-TL yönünden davasının kabulü ile aşağıdaki şekilde karar verilmiştir..."gerekçesi ile,''1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 18.731,58-TL'nin son ödeme tarihi olan █████/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı tarafça ilk sözleşmede yazılı müspet zarar tazminini içeren madde hükmüne dayana -rak icra takibine geçtiğini iddia ettiğini, ayrıca senet bedeli 75.000,00 TL olmasına rağmen "iyi niyetli" bir şekilde zararı kadarını takibe konu ettiğini beyan ettiğini, burada iyi niyetten bahsetmenin mümkün olmadığını, şayet iyi niyetli davranış iade etmesi gereken sene di takibe konu etmenin değil, kabul ettikleri satış sözleşmesindeki cezai şartın yani gecikilen her ay için 2.000 TL olarak belirledikleri kira bedelinin tahsili yoluna gitmek olacağını, davaya konu taşınmaza ait tapu kaydında görüleceği üzere taşınmazın kat irtifakı 30.11.2016 tarihinde kurulduğunu, davalı tarafa taşınmaz devri yapılabileceği söylenmesine rağmen devralmadığını, bağımsız bölümü üçüncü kişiye devredeceğini iki defa tapuda harç ödemek istemediğini beyan ettiğini sonrasında ise sonra senetleri icra takibine koyduğunu, taşınmazın devir ve teslimini kasten ve planlı bir şekilde kabul etmeyen davalı taraf icra takibi ile birlikte haksız yere kazanç elde ettiğini, Yerel mahkemece verilen kararda talep sonucundan bağımsız bir değerlendirme yapıldığını ve davalının müspet zararının hesaplanması yoluna gidildiğini, davanın istirdat davası olduğuınu, davalının müspet zararının tazmini davası olmadığını, gerekçeli kararda taşınmaz devir ve teslimine ilişkin herhangi bir delil bulunmadığından bahsettiğini, bu halde ise müvekkilinin taşınmazı "devretmediği" senaryosu ile karar verilmiş demek olduğunu,oysa ki müvekkilinin devir teklifini kabul etmeyen davalı taraf olduğunu, bu haliyle verilen karar eşitliğe aykırı olduğunu, taraflar arasın da iki farklı sözleşme yapıldığını ve bu sözleşme hükümlerinin taraflarca kabul edildiğini, 1. sözleşmenin akabinde aynı konuya iliş -kin aynı taraflarca yeni bir sözleşme yapıldığını ve 1. Sözleşmedeki bazı hükümler tarafların kabulü ile değiştirildiğini, buna göre de davalının 1. Sözleşmeyi kendine göre yorumlayarak ve kendi adalet sistemi içerisinde takdir sağlayarak icra işlemine geçmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilin taşınmazın devri için kendisini defalarca kez tapuya çağırmasına rağmen gelmediğini, zaten aşamalarda da müvekkilinin evi teslimden kaçındı gibi bir iddiada bulunmadığını, aksine gecikme yaşandığını beyan ettiklerini, bu durumda da 2. Sözleşmedeki cezai şartın "gecikme hali" kısmının devreye alınması gerekeceğini, davalı yan istinaf başvuru dilekçe sinde haciz tehdidi olmadığından bahsettiğini ancak 22.06.2022 tarihine dosyaya sunmuş olduğu dilekçesinde de belirttiği ve icra dosyasından da görüleceği üzere haciz tehdidi altında ödeme yaptığının sabit olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; senedin teminat senedi olduğu iddiasının ancak yazılı delille ispatlanabileceğini ve davacı tarafça bu iddianın ispat edilemediğini, 30.05.2016 tarihli sözleşme; sözleşmede, bir taşınmaz satışı vaadinin kararlaştırıldığı ve bedelinin 150.000 TL olarak belirlendiği, alıcının satıcıya 75.000 TL gönderdiği ve taşınmazın en geç 15.11.2016 tarihinde devredile -ceği ve devredilmez veya devredilemeyeceği anlaşılır ise, ayrıca temerrüde hacet olmaksızın alıcının müspet zararının ödediği bedeli, faizi ve uğradığı diğer zarardan kasıt müspet zarar olacağını talep edebileceğinin anlaşılacağını bu haliyle sözleşmedeki kayıtların, takibe konu senedin teminat senedi olarak verildiğini ortaya koyduğunu kabul etmenin mümkün olmadığını, 09.09.2016 tarihli söz leşme; davacı yan ile müvekkili arasında, 09.09.2018 tarihinde satış sözleşmesi adı altında adi yazılı bir sözleşme daha yapıldığını dairenin satış fiyatının bu kez 135.000 TL olarak kararlaştırıldığını anlaşılan davacı/satıcı, para sıkıntısı yaşadığını ve devir tarihinde ödenmesi kararlaştırılan kalan bedelin erken ödenmesi karşılığında, satış bedelinden 15.000 TL iskonto yaptığını, taahüt edilen tarihte taşınmazın devir ve teslim edilemeyeceği de anlaşıldığı ki, bu kez devir tarihi 31.11.2016 (30.11.2016 kastedilmiş olabilece -ğini) olarak ertelendiğini, bunun üzerine müvekkili davacı yanın hesabına 09.09.2016 tarihinde 60.000 TL daha göndererek toplamda 135.000 TL'yi davacı yanın hesabına yatırdığını, davacı yanın bunun üzerine müvekkiline, 135.000 TL değerinde malen kaydı düştüğü bir senet verdiğini, malen kaydı düşülmesinin tabii olduğunu, zira karşılığında davacı müvekkilime bir taşınmaz devretmiş/devretmeyi vaad ettiğini, iş bu sözleşmeden cayan tarafın karşı tarafa 175.000 TL ödemeyi taahhüt etmesi anlaşılan, işbu sözleşme ile tarafların elde etmeyi amaçladığı menfaat 175.000 TL olduğunu, esasen buna benzer bir görüşme müvekkil ile davacı yan arasında yaşandı -ğını, dairenin devir tarihinde edeceği değerin (aslında bir bakıma müvekkilin müspet zararının) 185.000 TL civarında olacağında mutabık kalındığını, zikredilen iki sözleşmede de, 75.000 TL lik senedin iade edileceğine dair bir hüküm bulunmadığını, 09.09.2018 tarihli sözleşmede de bu hususa hiç yer verilmemesi, senedin başka bir amaçla verildiğini ve dolayısıyla iadesi lazım gelmediğini ortaya koyduğunu, davacı tarafından yükümlülüklerin yerine getirilmemesi sebebiyle davalının senetleri icra takibine koyduğunu, icra takip süreci ve davacı tarafından harici olarak peyder pey yapılan ödemeler ve taraflar arasında akdedilen protokol dikkate alındığın -da icra tehdidi altında ödeme yapıldığının söz konusu olmadığını, müspet zararın tespiti bakımından yapılan bilirkişi incelemesi sonucu ortaya çıkan değer davaya konu taşınmazın devir tarihindeki gerçek değerini yansıtmadığını, Mahkemece munzam zarar talebine istinaden alınan bilirkişi raporunda taşınmazın dava tarihi olan 18.06.2021, 31.12.2016 ve 30.11.2016, 09.09.2016 tarihlerin deki değerleri tespit edilmişse de bu tespitler taşınmazın devir tarihindeki gerçek değerini yansıtmadığını, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya esas alınan dört adet emsal taşınmazların, taşınmazın gerçek değerini tespitte yeterli olmadığını, zira taşınmaza yakın konumda bulunan benzer özelliklerdeki 80 metrekare brüt alana sahip taşınmazın 1.950.000 TL bedel ile rapor tarihinde satılmış olduğunu, metrekare fiyatının 24.375 TL'ye geldiğini, bu bedelin de rapor ile tespit edilenden yaklaşık %10 daha fazla olduğu, bilirkişi raporunda %5 pazarlık payı tenzilatı yapılmış ise, bu pazarlık payının tamamlanmış yapılar açısından makul görünebileceğini, ancak projeden satışlarda %5lik pazarlık payı indirilmesinin gerçeğe ve hakkaniyete uygun düşmeyeceğini, bahse konu taşınmazın değeri nin 04.04.2016 tarihinde 150.000 TL olduğu, tarafların bu bedel üzerinden anlaştığı gözetilirse, 04.04.2016 tarihinde 150.000 TL olarak mutabık kalınan taşınmazın, 28.12.2016 tarihindeki değerinin tespiti gerektiğini, zira alıcı müvekkilinin alışveriş ile amaçladığı gelir (bir diğer deyişle müspet zararı), 150.000 TL'ye satın aldığı taşınmazın ifa tarihinde ulaştığı değer olduğu, bilirkişi raporu ile taşınmazın güncel değerinden yola çıkılarak sözleşme tarihindeki değerin TÜFE yardımıyla tespiti olduğunu, müvekkil ile davacı yan arasındaki sözleşme, natamam bir taşınmaza ilişkin olduğunu, bu sözleşmelerdeki bedelin tamamlanmış bir taşınmaza nazaran daha düşük olduğunu zira alıcının (tacir olup amacı sadece kar elde etmek olan müvekkilinin) bu sözleşmeyi yapma amacının da bu olduğunu, bu açıdan bakıldığında, sözleşme tarihinde 150.000 TL değeri olan bir taşınmazın, değerinin olağan bir artıştan daha fazla artmasının beklenmesi hayatın olağan akışına uygun düştüğünü, Bilirkişi ek raporu ile taşınmazın güncel değerinden yola çıkılarak sözleşme tarihindeki değerin Y-ÜFE yardımıyla tespiti olduğu, sözleşme tarihinde 150.000 TL değeri olan bir taşınmazın, değerinin olağan bir artıştan daha fazla artmasının beklenmesi hayatın olağan akışına uygun düştüğünü, dava tarihindeki müspet zararın sadece Y-ÜFE verileri ile değil dosyada mübrez olan Yargıtay'ın bu hususta artık yerleşik hale gelmiş sepet formülü ile tespit edilebileceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen █████/2016 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi kapsamında verilen bonoya dayalı olarak icra tehdidi altında yapılan ödemenin istirdadı talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Somut uyuşmazlıkta, taraflar arasında █████/2016 tarihli (sözleşmede tarihin sehven █████/2014 tarihi olarak belirtildiği tarafların kabulündedir.) satış vaadi sözleşmesi ile sözleşmeye konu taşınmazın 150.000,00 TL bedelle davalıya █████/2016 tarihinde devri hususunda anlaşıldığı, sözleşmenin 3 maddesinde belirlenen tarihte devrin gerçekleşmemesi halinde alıcının alacağını, faiz ve diğer zararlarını talep etme hakkının bulunduğunun belirtildiği, davalı tarafından davacıya 75.000,00 TL bedelin ödendiği, bakiye kısmın taşınmazın devri ile ödeneceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin "Teminat" başlıklı 6. Maddesi ile taşınmazın belirlenen tarihte teslim edilmemesi/edilememesi ihtimaline binaen davacı tarafından davalıya 75.000,00 TL bedelli senet verilmesinin, senet bedeli nin alıcının zararını karşılamaması halinde alıcının başka zararını talep etme hakkının saklı olduğu, taşınmazın belirlenen tarihte devredilmesi halinde senedin 10 gün içinde iade edileceğinin düzenlendiği, bu sözleşme kapsamında davacı tarafından davalıya █████/2016 düzenleme tarihli █████/2016 vade tarihli 75.000,00 TL bedelli bono verildiği, davacı tarafından sözleşmede belirlenen tarihte teslim ve devrin yapılmadığı, akabinde taraflar arasında █████/2016 tarihli sözleşme akdedilerek taşınmaz teslim tarihinin █████/2016 tarihi (Kasım ayının son günün 30. gün olması sebebiyle █████/2016) ve satış bedelinin 135.000,00 TL olarak belirlen diği, davalı tarafından davacıya 60,000,00 TL ödeme yapılarak tüm taşınmaz bedelinin ödendiği, taşınmazın süresinde devredilme mesi halinde davacının kira bedeli ödeyeceği ve sözleşmeden cayılması halinde cayan tarafın 175.000,00 TL ödemeyi taahhüt ettiği, bu sözleşme kapsamında davacı tarafından davalıya █████/2016 düzenleme tarihli █████/2016 vade tarihli 135.000,00 TL bedelli bono verildiği, bu sözleşmede belirlenen tarihte de davacı tarafından taşınmazın devredilmemesi üzerine davalı tarafından 135.000,00 TL bedelli bono ve 75.000,00 TL bedelli bononun 50.000,00 TL'lik kısmının icra takibine konulduğu ve icra takibi sırasında davacı tarafından ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.Taraflar arasında akdedilen █████/2016 tarihli ilk sözleşmede belirlenen tarihte sözleşme konusu taşınmazın devredilmemesi üzerine taraflar arasında █████/2016 tarihli ikinci sözleşme akdedilmiştir. █████/2016 tarihli ikinci sözleşme hükümleri incelendiğin de devredilecek taşınmazın bedeli ve devir tarihinin değiştirildiği, cayma tazminatının kararlaştırıldığı görülmüştür. İkinci sözleşme ile ilk sözleşmenin ana/kurucu unsurlarında değişiklik yapıldığı, davacı tarafından ikinci sözleşmede kararlaştırılan taşınmaz bedeli miktarında davalıya senet verildiği, bu hali ile tarafların iradesinin ilk sözleşmenin yenilenmesine ve yürürlükten kaldırılmasına yönelik olduğu açıktır. Bu durumda █████/2016 tarihli ilk sözleşme kapsamında verilen dava konusu 75.000,00 TL bedelli senet de bedelsiz kaldığından bu senet kapsamında davacı tarafından davalıya icra tehdidi altında ödenen 50.000,00 TL bedelin istirdadına karar verilmesi gerekirken Mahkemece davalının müspet zararının hesaplanarak bu bedelden mahsubu isabetli olmamıştır.█████/2016 tarihli ilk sözleşme kapsamında verilen █████/2016 düzenleme tarihli █████/2016 vade tarihli 75.000,00 TL bedelli bononun davacının taşınmazı belirlenen █████/2016 tarihte devretmemesi halinde davalının uğrayacağı zararın tazmini için teminat senedi olarak verildiği, senedin düzenleme tarihinin sözleşme tarihi ve bedelinin sözleşmede kararlaştırılan senet bedeli ile aynı olması sebebiyle teminat senedi olduğunun sabit olduğu, davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan ve kesinleşen takip sırasında davacının araç ve taşınmazına haciz konulduğu, haciz ihbarnamelerinin gönderildiği, icra takibi sırasında peyder pey ödeme yapıldığı gözetildiğinde borcun haricen alacaklı vekiline ödenmesi, tarafların protokol akdetmesi ve tarafların anlaşarak davalının araç ve taşınmaz üzerindeki haciz kaldırmasının ödemenin haciz tehdidi altında yapılmadığını ve kendi rızası ile ödeme yaptığını gösterme -diğinden davalı vekilinin aksi yöndeki ve yukarıda belirtilen gerekçe ile esasa ve hesaplamaya ilişkin sair istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile mahkemece deliller toplanmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...../███████ tarih ve 2021/.... Esas- 2023/........Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,Davanın KISMEN KABULÜ ile; 50.000,00TL'nin son ödeme tarihi olan █████/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN
:3-Dairemiz karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.415,50 TL harçtan, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.280,82 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.134,68 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvuru harcı, 1.280,82 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.316,72 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından sarf edilen 250,50 TL yargılama giderlerinin davanın kabul ve ret oranına göre hesap olunan 166,50 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,6-Davalı tarafından sarf edilen 2.330,00 TL yargılama giderleri ve 571,90 TL keşif harcı olmak üzere toplam 2.901,90 TL'nin davanın kabul ve ret oranına göre hesap olunan 967,49 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,7-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar ve tarifenin 13/1 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,8-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen miktar ve tarifenin 13/2 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 25.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,9-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesine müteakiben yatıran tarafa iadesine,İSTİNAF YÖNÜNDEN
:9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının ayrı ayrı hazineye gelir kaydına,10-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının kararın kesinleşmesine müteakiben ve talep halinde davacıya iadesine,11-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.415,50 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 320,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.095,50 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,12-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri 40,00 TL toplamı 778,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,13-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,14-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesine müteakiben yatıran tarafa iadesine,15-Dairemiz kararının mahiyeti gereği davacı tarafından icranın geri bırakılması kararı alınması için yatırılan teminatın İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca talep halinde davacıya iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.