Anahtar kelimeler: Orandan Kredili Çorlu Tekirdağ Bsmv Masraf Kredilerden Takipte Mevduatlardan Bankalarca

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████ EsasKARAR NO
: ████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: Tekirdağ Asliye Ticaret MahkemesiNUMARASI
: ████████ Esas - ████████EsasTARİHİ
: █████/2023DAVA
: Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Dava (Menfi Tespit)KARAR TARİHİ
: █████/2026İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket tarafından Çorlu ..... İcra Müdürlüğü .........E sayılı dosya ile müvekkili aleyhine takibin başlatıldığı, Takipte 61.660,97t asıl alacak, 6.479,21t 9657,60 orandan işlemiş temerrüt faizi, 323,96t BSMV ve 133,11t masraf olmak üzere toplam 68.597,25t banka alacağının tahsilinin talep edildiği, Dosyada gelinen aşama itibariyle t68.597,25 asıl alacak ve t111.804,68 işlemiş faizin mevcut olduğu, ancak müvekkilinin davalı şirkete talep ettikleri miktarda borçlu olmadığı, Mentfi tespit davalarının kısmi dava olarak açılmasının önünde de hiçbir engel bulunmadığı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 30.06.2020 tarih, █████████ esas, █████████ karar, Yargıtay 3. HD esas numarası: █████████ karar numarası: ████████ karar tarihi: 20.01.2016 sayılı kararının beyanlarına yönelik emsal niteliği taşıdığı beyan edilerek, ”Somut olayda, davalı tarafından █████/2019 tarihli KREDİ SÖZLEŞMESİ/LERİ, İHTARNAMELERİ 61.660,97 TL █████/2019 tarihli 323,96 TL █████/2019 tarihli 6.479,21 TL alacak sebepleri gösterilerek başlatılan icra takibinde asıl alacak, asıl alacağa işletilen faiz, dosya kapsamında yapılan ödemelerin ödeme anında dosyaya bildirilmemiş olmasından kaynaklanan işlemiş faiz hususları dikkate alındığında müvekkilimin borçlu olmadığı miktar tarafımızca belirlenebilir. olmadığından ve belirlenebilmesi beklenemediğinden fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000.00 TL borçlu olmadığının tespitini isteyerek kısmi dava açmış olup, bu davayı açmakta hukuki yararı olduğunun kabulü gerekir” şeklinde iddiaları ile müvekkilinin davalı şahıs tarafından .... İcra Müdürlüğü ...€ sayılı dosya kapsamında başlatılan takibe müvekkil inin itiraz etmediği ve takibin kesinleştiği, söz konusu dosya borcunun belirtilen miktarda olmadığı, faiz oranının fahiş olması sebeb-iyle dosya borcunun gerçeği yansıtmadığı, dosya borcu açısından müvekkilinin dosya borcundaki rakam itibariyle borcunun bulun-madığının ortaya çıkartılması adına işbu menfi tespit davasını açma zorunluluğunun doğduğu, Çorlu Arabuluculuk Bürosuna ....../███████ tarihinde 2022/ ....... dosya numarası, 2022/..... arabuluculuk numarası kapsamında ticari arabuluculuk görüşmesi yapıldığı, anlaşamama olarak sonuçlandığı, Müvekkilinin 27.06.2019 tarihinde 40.000,00t anapara tutarlı, .... destekli taksitli kredi kullandığı, aynı süreçte iki adet daha kredi çektiği, bu kredilere 6-8 ay boyunca aylık yaklaşık 3.700,00t ödediği, ancak işlerinin kötüye gitmesi neticesinde işletmesini kapatmak zorunda kaldığı ve taksitleri ödeyemediği, geriye kalan ödemelerin ise kefil olarak ... tarafından ödenerek kredi borcunun kapandığı, ...'ın ödeme yaptığı kısma ilişkin icra takibi başlatması gerekirken tüm borcu kapatmış gibi işlem yaparak toplamda 68.597,25t asıl alacak talebi ile icra takibi başlattığı, eş anlatımla müvekkilinin ödemiş olduğu 15-20 bin t ödemeleri de kendisi ödemiş gibi müvekkiline yansıtarak mükerrer tahsilat yapmak istediği, Müvekkilinin dosyada mevcut borcu için taksitli bir biçimde davalı/alacaklı vekiline harici ödemeler yaptığı, davalı vekilinin bu ödemeleri icra dosyasına bildirmediği, işleyen faiz miktarının sürekli ve fahiş olarak arttığı, davalı vekiline yapılan ödemelerin anaparadan düşülmemesi sebebi ile faiz anapara üzerinden sürekli artarak devam ettiği ifade edilmiştir. Davalı vekili müvekkilinin toplamda 43.013,43 TL. Yaptığı ödemelerin icra dosyasına bildirildiğini belirttiği, 02.07.2019 tarihli icra dosyasına müvekkilinin 27.08.2020 tarihi itbarıyla ödeme yapmaya başladığı nın, yapılan ödemelere ilişkin haricen bildirim tarihinin 21.07.2022 olduğunun görüldüğü, yapılan ödemeler düştükçe işleyen faiz miktarının da düştüğünün bilinir olduğu, buna rağmen davalı vekilinin haricen tahsil bildirimini yaklaşık 2 yıl gibi bir sürede bildirilme sinin ve icra dosyasındaki borç miktarının taraflarınca kabul edilemez olduğu, Kat ihtarnamesi çekilmeden icra takibinde işlemiş faiz talep edilmesinin mümkün olmadığı, kredi kartı borçlarında bankaca hesap kat edilip ihtar gönderilmeden icra takibi yapılması halinde temerrüttün takip tarihinde gerçekleşmesi gerektiği, Yargıtay 13.HD 10.01.2005 tarih, ██████████E, ████████K ve Yargıtay 13.HD. ██████████ E.-█████████ K emsal niteliğinde olduğu, “YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ TARİH: 10.01.2005 ESAS: 2004 / 16266 KARAR: 2005 / 538 "Şayet banka tarafından hesap kat edilip ihtar gönderilmeden icra takibi yapılmış ise, borçlunun temerrü dü icra takibinin yapıldığı tarihte gerçekleşir. Somut olayda, davalı borçlu son harcamalarını yaptığı aya ait hesap ekstresinde son ödeme tarihi 14.08.2002 tarihi olup, daha sonra harcama yapmamış ise de, bankaca hesabın kat edilip, ihtar gönderilmeden icra takibi yapıldığından, davalı borçlunun temerrüt tarihi 16.01.2003 tarihidir. Temerrüt tarihini 14.08.2003 olarak alıp hesaplama yapan bilirkişi raporu bu nedenle doğru değildir.” YARGITAY 13.HD. ██████████ E.-█████████ K: "Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğin den, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirlmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunun 101/2. Maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemis ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçim de oluşan toplam alacağa 4822 Sayılı Kanunun geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan anapara alacağına yıllık 650 gecikme faizi uygulandık tan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra mas-rafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanununun 84. Maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir. “Denmektedir.” Netice itibariyle davalı alacaklı tarafından müvekkilime hiçbir. İhtarname çekilmeden başlatılan icra takibinde faiz başlangıç tarihi icra takibinin başlatıldığı tarih olduğu bu çerçevede icra takibinde talep edilen işlemiş faizin herhangi bir hükmü ve yasal dayanağının mevcut olmadığı, Dava konusu icra takibinde yıllık (57,60)oranında ve değişen oranlarda faiz işletildiği, faiz oranının fahiş miktarda olduğu, davalı alacaklının sebepsiz zenginleşmesine, müvekkilinin ağır bir külfetle karşı karşıya kalmasına neden olduğu, bu sebeple faiz oranının incelenme si gerektiği, İİK 72/II doğrultusunda ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğu beyan edilerek, Davanın kabulüne, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik Müvekkilinin 10.000,00TL borçlu olmadığının tespitine, teminatsız veya uygun görülecek bir teminat karşılığında .... İcra Müdürlüğü █████████E sayılı takibin durdurulmasına, davanın kabul edilen tutarının /620sinden az olmamak kaydıyla davalının kötü niyet tazminatına mahküm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talebinde bulunulmuştur.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça toplamda 43.013,43 TL ödeme yapıldığı, tüm ödemelerin icra müdürlüğüne bildirildiği, davacı tarafın yapmış olduğu ödemelerin müvekkili banka sisteminde öncelikli olarak anaparadan düşüldüğü, davacı tarafça belirtilen fazla faiz işlediği iddiasının gerçeği yansıtmadığı beyan edilerek, açıklanan sebeplerle davanın reddine, davacı tarafın kötü niyetli olması sebebiyle 1020 den aşağı olmamak koşuluyla tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talebinde bulunulmuştur.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesi █████/2023 tarih ve ████████ Esas - ████████Esas sayılı kararında; "......Davacı yanca muhtelif kullanılan krediden kaynaklı(taksitli ticari kredi, kredili mevduat hesabı, kredi kartı) banka alacağı için 19.02.2019 tarihinde 61.450,00 TL anapara tutarlı taksitli ticari kredi tahsis edilerek geriye dönük borçların tahsilatının sağlandığı, davacı adına 19.02.2019 tarihinde davacı hesabı virman yapılarak kullanımına tahsis edilen 61.450,00TL anapara tutarlı 36 ay vadeli aylık 2.616,73-TL eşit taksit öde -meli, %24 faiz oranlı kredi ödeme planı davacı yanca el yazı ve al imzası ile onaylandığı tespit edilmiştir.Davacı tarafından 19.02.2019 tarihinde kredileri ile ilgili temdit talep formu doldurularak taksit tahsilatlarının ve erken kapamaların tarafından yapılacağı ve 61.450,00 TL TTK risk hesabının açılması konulu temdit başvurusunda bulunularak davalı bankaya ibraz edildiği, söz konusu kredi ile ilgili herhangi bir taksit ödemesi dava dosyasında ibraz edilen belge bulunmadığı, 13.05.2019 tarihinde davalı banka tarafından Gebze 3. Noterliği aracılığıyla ...05.2019 tarihinde davacı tarafa ihtarname düzenlendiği, banka alacağının 7 gün içinde ödenmesi talep edildiği, ihtarnamenin davacının kredi sözlşemesinde bildirmiş olduğu adrese yapıldığı, tebliğatın "muhatap adres değişmiş/adresten ayrılmış" ibaresi ile iade edildiği, davacının adres değişikliğini bildirmesi gerektiği, aksi halde sözleşmede bildirilen adrese çıkarılan tebliğatın geçerli olacağı (Yargıtay 13.H.D. ███████████, 17.11.2005), kat ihtarı tarihi itibariyle temerrüt durumunda icra takibi tarihine kadar birikmiş borç miktarının davacı tarafından yapılan toplam 2.000,00 TL mahsup edilmek suretiyle; 68.597,25 TL asıl alacak, 97.310,11 TL işlemiş faiz olmak üzere birikmiş borç miktarının toplam 165.907,36 TL olduğu görüş ve kanaatini bildirmiştir. Bu yapılan tespit ve hesaplamalar doğrultusunda davalının, davacıdan 165.907,36TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı, açıklanan bu nedenlerle davacının ispatlanamayan menfi tespit davasının reddine; İİK'nun 72. maddesi kapsamında davacının icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebi mahkememiz ara kararı ile reddedildiğinden davalı taraf lehine tazminata ilişkin hüküm tesis edilmemiştir." gerekçesi ile,''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, mahkemece söz konusu rapora karşı itirazlarını karşılar mahiyette ek rapor tanzim ettirilmediğini, bilirkişi raporunda müvekkile iade edilen tebligatın geçerli olduğu yönündeki tespitin kabulünün mümkün olmadığını ve kat ihtarnamesi tebliğ edilmeksizin takip öncesi faizi talebinin kabulünün hukuka aykırı olduğunu, bilirkişinin kendisine tevdi edilen görevin sınırlarını aşarak hakimin karar yetisinin önüne geçtiği -ni, kök rapor açısından da hükme elverişli olmayacak ölçüde hesap hataları ve hukuk dışı tespitler bulunduğunu, hiçbir irdeleme ve tespit barındırmaksızın tanzim edilen kök rapor ve itirazlarını karşılar mahiyette tespitler içermeyen ek raporların hükme esas teşkil etmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu bağlamda müvekkilin farklı dönemlerde çekilen kredilerinin banka tarafından müvek kilin izni ve rızası dışında tek bir kredide birleştirilmesi ve faiz oranı yüksek olan krediden de takibin başlatılmasının, müvekkilin öde -diği kredi tutarları faize ödenmesi sonucunu doğurduğunu, müvekkilin ana para tutarlarını ödediği kredilerin birleştirilen tek kredinin ana parasından mahsup yoluna gidilmediğini ve parça parça çekilen kredilerin faizlerinin ana para tutarına eklendiğini, bankanın söz konusu bu hile barındıran işlemle müvekkile yüksek faizlerle yeni bir kredi kullandırmasının söz konusu davadaki asıl ihtilaf konusu olduğunu, çekilen bu söz konusu kredi ile ödendiği bildirilen tutarlar arasında uyumsuzluk olduğunun raporla tespit edildiğini, müvek kilin bankaca farklı tarihlerde ve farklı tutarlarda kullandırılan kredilerin tümünün banka tarafından son tarihli bir kredi ile kapatılmış gösterilerek takip başlatıldığını, davalı banka tarafından müvekkil tarafından kullanılan 3 adet kredi, 2 adet kredi kartı ve 1 adet artı para alacağının tek izleme kredisi altında toplandığını, ancak söz konusu bu takipte müvekkilin önceki dönemde çekilen kredilerde yapılan ödemeler ve tahsilatlar düşümü yapılmaksızın kredi kullandırıldığını, davalı banka tarafından müvekkilin bankada kullandığı kredilerin ve bu krediler için yapılan ödemelerin düşülerek kalan borç, faiz ve riskler adına kendini güvenceye almak adına 19.02.2019 tarihinde kullanılan 36 ay vadeli 61.450,00 TL kredi kullandırılmasının müvekkilin açık rızası sonucunda meydana gelen bir işlem olmadığını, söz konusu bu durumun müvekkile ciddi anlamda ekonomik zarar verdiğini ve bu kredi tahsis işleminin sonuçlarının da müvekkile izah edilmediğini, davalı tarafından müvekkilin devlet tarafından kendisine faizsiz geri ödemeli sağlanan .....kredisinde dahi ödenmeyen bakiyeyi üstlenerek söz konusu ana paranın 4-5 katı faiz ile kredi kullandırılmasının haksız kötü niyetli bir tasarruf olduğunu, Tüm bu itirazlar doğrultusunda banka tarafından müvekkile değişik zaman, tarih ve farklı krediler ile kullandır -ılan kredilerde yapılan ödemeleri düşmeksizin kendi riskleri güvence altına almak suretiyle müvekkilin toplam borcunun çok fazla bir rakam üzerinde bir kredi kullandırılması suretiyle tasarrufta bulunmasının bilirkişi tarafından haksız ve eksik inceleme sonucunda yanlış tespit edildiğini, fazla fazla kullandırılan krediler ve aradaki farklar ile ilgili olarak müvekkile tahsis adına hesaba giriş ya da havale bilgisi de mevcut olmadığını, söz konusu dava dosyasında bilirkişi raporlarına ve dosyanın esasına karşı beyanları ile ilgili mevcut hukuki ihtilafları çözücü mahiyette raporlarla desteklenmeyen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, özellikle kat ihtarname-si tebliğ edilmeksizin takip öncesi faizlerin de borç olarak takibe eklenmesi ve hukuken temerrüt koşulları barındırmayan takip önce -si faizlerden de müvekkilin sorumlu tutulmasının son derece hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespiti talebiyle İİK. 72 Maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasıdır.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda, davacı ile davalı banka arasında 21.11.2016 tarihli 75.000,00 TL. Miktarlı ve 29.03.2017 tarihli 300.000,00 TL. Miktarlı 2 adet genel kredi sözleşmesi imzalandığı, bu kredi sözleşmeleri uyarınca davacı tarafın kredi kullandığı, davalı banka tarafından davacı muhataba Gebze ... Noterliğinden gönderdiği ...05.2019 tarihli ihtarna me ile; 13.05.2019 tarihi itibarıyla taksitli ticari kredi hesabının kesildiği, toplam 65.815,51 TL. banka alacağının ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde ödenmesinin ihtaren bildirildiği, borcun ödenmemesi üzerine davalı banka tarafından davacı hakkında 27.06.2019 tarihinde .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile toplam 68.597,25 TL. alacağın tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece alınan bankacı bilirkişi raporunda; Davacı tarafından icra takibinden sonra yapılan ödemeler, ödeme tarihleri dikkate alınarak, tahsil gününe kadar işleyen faiz hesaplanarak tahsil tutarları tenzil edilmiş ve 27.06.2019 takip tarihinden, davacı yanca son yapılan ödeme tarihi olan 27.06.2022 tarih dâhilinde tahsil edilen tutarların tenzili ile 27.06.2022 tarih itibariyle davacı tarafın davalı bankaya 68.597,25 TL asıl alacak, 97.310,11 TL işlemiş faiz borcunun olduğu belirtilmiştir.HMK'nın 146. maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. İlk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile karar verildiğine yönelik istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkeme-since bankacı bilirkişiden alınan kök ve ek raporda bu iddiaların tartışılıp değerlendirildiği, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre; Davacının dava tarihinden önce davalı bankaya yaptığı son ödemeden sonra halen 68.597,25 TL asıl alacak, 97.310,11 TL işlemiş faiz borcunun olduğu tespit edilmiş, bu tespitler doğrultusun da mahkemece davanın reddine yönelik verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülme-diğinden, davacı vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.