Anahtar kelimeler: Köprüleri Ödemeksizin Yollar Heyetçe Müzakerede Aralığında Haczin İhtiyati Ara Haciz

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
57. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2026 (ihtiyati haczin reddine dair ara karar)
NUMARASI
: ███████ Esas
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (ihtiyati haciz)
DAVA TARİHİ
: █████/2026
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR
Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın ihtiyati haciz talebinin reddine yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, yapılan müzakerede dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:
İhtiyati haciz isteyen davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle: Davalıya ait ... plakalı aracın █████/2025-█████/2025 tarih aralığında müvekkilinin işletme sahibi olduğu yollar ve köprüleri ücreti ödemeksizin kullandığını, söz konusu ihlalli geçişler nedeni ile müvekkili şirketin alacağına ilişkin İstanbul 37. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından icra takibine konu edildiğini, yasal süresi içinde borçlu tarafından takibe itiraz edildiğini, ihlalli geçişten dolayı alacak tutarına yeter ölçüde davalıya yönelik ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince verilen █████/2026 tarihli ara kararla; "1-İhtiyati haciz talebinin REDDİNE," karar verilmiştir. Karara karşı ihtiyati haciz isteyen davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İhtiyati haciz isteyen davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz şartlarının somut olayda vuku bulduğunu, geçici koruma tedbirlerinden biri olan ihtiyati haczin, yargılamanın zaman alması ve ayrıntılı incelemeyi gerektirmesi sebebiyle hak arama özgürlüğü ve kişilerin haklarının korunması bakımından önem teşkil ettiğini, bu bağlamda asıl amacın, ihtiyati haciz talebinde bulunulan şeyin alacaklıya verilmesini sağlamak değil, kesin hukuki himayeyi sağlayacak olan asıl yargılamadaki mahkeme kararının uygulanmasını garanti altına almak olduğunu, bahse konu davada müvekkil şirketin alacağı rehinle temin edilmediğini, davalı borçlunun hiçbir açıklama göstermeksizin likit borcunun ödemekten kaçınmasının müvekkili açısından alacağına kavuşmasını zorlaştıracağını ve hatta imkânsız hale getireceğini, mahkemece verilen kararın hatalı inceleme neticesinde verildiğini beyan ederek, verilen kararın kaldırılarak davalı-borçluya ait tüm malvarlığı yönünden dosya borcunun tamamına yetecek kadarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
:
Dava, otoyol hizmet bedelinin ödenmemesi nedeniyle başlatılan takibe vaki itirazın iptaline ilişkin olup talep ise borca yetecek kadar mal varlığının ihtiyaten haczedilmesine dairdir.
Mahkemece; ''...Somut olayda ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından, geçiş ihlallerinin olduğu bir kısım kayıtlar sunulmuş ise de; kaçak geçişlerin olup olmadığı, geçiş sırasında davalıya ait araçlarda HGS/OGS bakiyesi olup olmadığı, bakiye varsa tahsilat yapılıp yapılmadığı, tahsilat yapılmamış ise bu durumun bankadan mı yoksa davacının kullandığı HGS/OGS sisteminden mi kaynaklandığı, geçiş anında bakiye yetersiz kalırsa sonradan yapılan yükleme ile geçişten itibaren 15 gün içerisinde tahsilat yapılıp yapılmadığı/ tahsilatın mümkün olup olmadığı, sonradan yükleme yapılmış ise geçiş bedellerinin tahsil edilememesinin sebebi, tahsilat yapılmasına rağmen kaçak geçiş olarak sisteme geçmesinin mümkün olup olmadığı hususlarında yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde alacak miktarının belirlenmesi mümkün olduğundan bu aşamada davacı tarafça sunulan delillerin alacağın varlığını ve muaccel olduğunu yaklaşık olarak ispata yeterli olmadığı, alacağın bulunup bulunmadığı hususunun yargılamayı gerektirmesi '' gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Hukuk Muhakeme Kanununun 341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada istinaf incelemesi, HMK 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller de dikkate alınarak takdiren duruşmasız olarak yapılmıştır.
2004 s.İİK.nun 257.maddesinde ihtiyati haciz şartları;" Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1- Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenlenmiştir.
İcra ve İflâs Kanunu'nun 258/1. maddesi uyarınca, “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.
Bu hükme göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK m. 257/II hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Daha açık bir anlatımla sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli veya tek şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir. İİK m. 257/II’deki hususlar, bir vakıaya veya üçüncü kişilerle yapılan işlemlere dayandığından, bu konuda mahkemeye kanaat verilmesi için gerekli her tür delilden yararlanmak mümkündür.
Öte yandan görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır ve görev hususunda kazanılmış hak söz konusu olmaz.
Her ne kadar mahkemece İİK m.257 ve 258 gereğince yapılan tespitler yerinde olsa da, somut uyuşmazlıkta öncelikle mahkemenin görevli olup olmadığı tespit edilmelidir.
Zira İhtiyati haciz, ihtiyati tedbir gibi geçici bir hukuki koruma tedbiridir. Bu nedenle ihtiyati haciz ile ilgili olarak hüküm bulunmayan hallerde niteliğine aykırı düşmedikçe HMK m. 389 ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir kurumuna ilişkin kanun maddelerinin kıyas yoluyla uygulanması gerekir.
6100 sayılı HMK m. 390/1.; " İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir." hükmünü içermektedir.
Eldeki uyuşmazlıkta da mahkemenin görevli olup olmadığı tespit edilmelidir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 4. maddesinin birinci fıkrası;
"(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: █████/2012-6335 S.K./l.md.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a) Bu Kanunda,
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkmdaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, fınansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: █████/2012-6335 S.K/l.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. " düzenlemesi mevcuttur.
Yasanın mevcut düzenlemesi kapsamında oluşturulan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.06.2020 tarih ve 2019/4-231 Esas - ████████ Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak, mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi;
“(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari (Değişik ibare: █████/2012-6335 S.K/2.md.) davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
(3) (Değişik fıkra
:█████/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." hükümlerini havidir.
Somut olayda davanın ileri sürülüş şekline göre uyuşmazlık hizmet sözleşmesinden kaynaklanan ve ödenmesi gereken bedelin ödenmemesi nedeniyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali olup TTK m.4/1'de sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı, mahkemece ilgili yerlere yazılan müzekkere cevaplarından davalının tacir olmadığı, her ne kadar davalıya ait araç ticari nitelikli araç olsa da yukarıda izah edildiği gibi davalının tacir olmaması ve eldeki davanın mutlak ticari dava da olmaması nedeniyle uyuşmazlığın genel mahkemeler olan asliye hukuk mahkemesinde çözülmesi gerektiği,
Bu nedenle yukarıda bahsedilen yasal düzenlemeler gereğince görevsiz olan mahkemece geçici hukuki koruma tedbirlerine de hükmedilemeyeceğinden talebin usulden reddine karar verilmesi gerekirken İİK m.257-258 gereğince değerlendirme yapılarak talebin reddine karar verilmesi usule uygun olmamıştır.
Bu itibarla; davacı vekilinin istinaf talebinin usulen kabulüne, HMK m.353/1-b-2 madesi uyarınca ilk derece mahkemesince verilen █████/2026 ihtiyati haczin reddine dair ara kararın kaldırılmasına ve yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda Dairemizce de karar verilebileceği anlaşıldığından ''ihtiyati haciz talebinin usulden reddine'' karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜ K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
A.İstinaf Başvuruları Yönünden;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ ile, İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2026 tarih, ███████ Esas sayılı ara kararının 6100 Sayılı HMK m.353/1-b-2 gereğince KALDIRILMASINA,
2-İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
3-Davacının yatırmış olduğu istinaf karar harcının talep halinde iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
4-Davacının istinaf aşamasında yapmış olduğu 30,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
B.İhtiyati Haciz Talebi Yönünden;
1-İhtiyati haciz talebinin USULDEN REDDİNE,
2-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, █████/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!