Anahtar kelimeler: Yenifakılı Malikihissedarı Toplulaştırmasının Aleyhlerine Yozgat Köyünde Alanda Bakanlar Süreci İli
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         ██████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No
: ██████████
Karar No
: ████████
TEMYİZ EDEN TARAFLAR
: 1- (DAVACI) ...
VEKİLİ
: Av. ...
2- (DAVALI) ...Genel Müdürlüğü
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: █████/2014 tarih ve 29035 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan █████/2014 tarih ve █████████ sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, Yozgat ili, Yenifakılı ilçesi, ... köyünde yer alan ve davacının maliki/hissedarı olduğu ... ada ... parsel, ... ada ... ve ... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ... parsel sayılı taşınmazların bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırmasının anılan parsellere ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:... K:... sayılı kararda; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu ve ek raporun birlikte değerlendirilmesinden, eski ve yeni parsellerin endeks değerlerinin hemen hemen aynı olduğu, dönüşüm tablolarında herhangi bir hesap hatasının bulunmadığı, yaklaşık % 4 oranda yapılan kesintinin yasal sınırlar içinde kaldığı, zeminde sabit tesise rastlanmadığı, eski ... ada ..., yeni ... ada ... parsel sayılı taşınmaz yönünden; eski ... ada ... parsel sayılı taşınmazın doğu tarafından geçen ve 1,5-2 metre derinliğe sahip su arkının eski parselin parsel sınırlarına isabet ettiği, bu yönüyle taşınmazda bir bütün olarak tarımsal faaliyette bulunulmasına engel teşkil etmediği, fakat toplulaştırma işlemiyle birlikte su arkının yeni parselin doğu sınırından yer yer yaklaşık 10-15 metre parsel içerisinde kaldığı, su arkının derinliği ve genişliği göz önünde bulundurulduğunda yeni parselin doğu yönünde yaklaşık 1 dekarlık bir alanın su arkının bölmesi nedeniyle taşınmazın diğer kısmından ayrıldığı, bu yönüyle taşınmazda bir bütün olarak tarımsal faaliyette bulunulmasını ve toplulaştırmanın amaçları arasında sayılan toprağın verimli şekilde işletilmesini güçleşeceği, bu nedenle davacının hak ve menfaatlerinin korunması için su arkının ıslah edilmesi gerektiği anlaşıldığından toplulaştırma işleminin hukuka uygun olmadığı; eski ... ada ..., yeni ... ada ... parsel sayılı taşınmaz yönünden; yol ve sudan faydalanacak şekilde planlandığı, eski parsel eğiminin %6-8, yeni parselin %8-9 olduğu, ancak bariz fark oluşmadığı, ... ada ... parsel sayılı taşınmazın planlandığı blokta yeni oluşan ... ada ... parsel sayılı taşınmazın bloğa sığması için kaydırıldığına ilişkin teknik gerekçenin uygun olduğu, dolayısıyla toplulaştırma işleminin hukuka uygun olduğu; eski ... ada ..., yeni ... ada ... parsel sayılı taşınmaz yönünden; eski taşınmazı %70 oranında kapsayacak şekilde planlanmadığına ilişkin davalı idarenin ... sayılı bloğun alt kısmındaki parsellere yol planlamasının güney taraftan yapıldığını, parselin güneyinde kayalık alan bulunduğunu, davacıya kayalık alandan parsel tahsisi yapmamak için yeni parselin batıya doğru kaydırıldığına ilişkin teknik gerekçenin uygun olduğu, yol ve sudan faydalanacak şekilde planlandığı, dolayısıyla toplulaştırma işleminin hukuka uygun olduğu; eski ... ada ..., yeni ... ada ... parsel sayılı taşınmaz yönünden; ... ada ... parsel sayılı taşınmazın planlandığı blokta yeni oluşan ... ada ... parsel sayılı taşınmazın bloğa sığması için kaydırıldığına ilişkin teknik gerekçenin uygun olduğu; eski ... ada ..., yeni ... ada ... parsel sayılı taşınmaz yönünden; yeni parselin kök parselin %70'ini kapsamakta olduğu, ... ada ... parsel sayılı taşınmaza yol planlaması yapmak için parselin kuzey ucunun batı tarafa doğru uzatılmış olduğu, dolayısıyla toplulaştırma işleminin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle toplulaştırma işleminin ... ada ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptaline, diğer parseller yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI
: Eski ... ada, ... parselin yeni ... ada ... parsele tahsis edildiği, ancak tarlası eğimsiz ve verimli iken eğimli ve boz toprak yapılı yerin tahsis edildiği, tarıma elverişli ve eşdeğer olmadığı, sürüm-ekim-hasat yapılmasının mümkün olmadığı, tarım araçlarının eğimde iş yapamayacağı, kaza olacağı, eğim farkından dolayı tarlanın kullanılamayacağı, atıl kalacağı, tarlasının aynı yerinden verilmediği, teknik bir gerekçe olmadan yerinin değiştirilmesinin mülkiyet hakkının ihlali olduğu, kendisine eğimli, drenaj ve toprak yapısı kötü arazi tahsis edildiği; eski ... ada, ... parselin yeni ... ada ... parsele tahsis edildiği, ancak toplulaştırma işleminin hukuka ve mevzuata aykırı olduğu, tarlası eğimsiz ve verimli iken eğimli, rampa ve tepelik olan ve uzun zamandır tarım arazisi olarak kullanılmayan eski hazine arazisinin tahsis edildiği, birbirinden ayrı olarak tahsis olunan parselin tarımsal kullanım açısından olumsuz etkisi olacağı; eski ... ada ... parselin yeni ... ada ... parsele tahsis edildiği, ancak yeni tarlasının toprak yapısının kireçli ve taş ile dolu olduğu, tarıma ve makineli tarıma elverişli olmadığı, sürüm-ekim-hasat yapılmasının mümkün olmadığı; eski ... ada ... parselin yeni ... ada ... parsele tahsis edildiği, ancak parselinden hukuka aykırı olarak yol payının % 10’dan fazla kesinti yapıldığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI
: Yeni ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki su arkının eski ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda da yer aldığı, idarenin bu yönde bir çalışma yapma zorunluluğunun bulunmadığı, davacı anılan parsele elbirliğiyle malik olduğundan tek başına dava açma ve takip yetkisinin bulunmadığı, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği ileri sürülerek kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI
: Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI
: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ
: ...
DÜŞÜNCESİ
: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY
:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Mecburi Dava Arkadaşlığı" başlıklı 59. maddesinde "Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır." ve 60. maddesinde "Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır." hükümlerine yer verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Elbirliği Mülkiyeti" başlıklı 701. maddesinde; "Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır." hükmüne, 702. maddesinde; "Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir." hükmüne, aynı Kanunun "Miras Ortaklığı" başlıklı 640. maddesinde ise; "Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda aktarılan mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, aralarında elbirliği ile mülkiyetten kaynaklı ortaklık bağı (mirasçılık, sözleşme vb.) bulunan kişilerin bu ortaklık nedeniyle söz konusu şeye birlikte malik olup, birlikte tasarrufta bulunabileceklerinden 6100 sayılı Kanun kapsamında aralarında bir mecburi dava arkadaşlığının olduğu, dolayısıyla böyle durumlarda aralarında ortaklık bağı bulunanların birlikte dava açmaları gerektiği ya da dava açmayan ortakların dava açan ortağa muvafakatname vermeleri gerektiği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; davacı Melahat Koca'nın 4 kişi ile birlikte ... ada ... parsel, ... ada...... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ... parsel sayılı taşınmazlarda verasette iştirak şeklinde malik olduğu anlaşılmıştır.
Elbirliği halinde mülkiyetin söz konusu olduğu hallerde taraflar arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı bulunduğundan bir kısım hissedarın tek başına dava açma hakkının bulunmadığı, davanın tüm hissedarlar tarafından birlikte açılması gerektiği veya dava dışı kalan diğer hissedarların davaya katılmalarının sağlanması veya açılmış bulunan davaya karşı olurlarının alınması, böylece taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir.
Bu durumda davanın elbirliği mülkiyetinin söz konus olduğu ... ada ... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kısmında, bütün hissedarlar birlikte dava açmadığı gibi ilk inceleme aşamasında dava açmayan hissedarların muvafakatlarının da alınmadığı görüldüğünden, iştirak halinde diğer maliklerin açılan işbu davada muvafakatlarının olup olmadığı tespit edildikten sonra duruma göre, davanın esasına geçilmesi ya da birlikte dava açma şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle kısmen ehliyet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemesince yukarıda belirtildiği şekilde taraf teşkili sağlanmaksızın doğrudan işin esasına girilerek verilen kararın anılan kısmında hukuki isabet bulunmadığından bozulması gerektiği görüşüyle, temyize konu kararın onanması yönündeki çoğunluk kararına ... ada ... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ... sayılı taşınmazlar yönünden katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!