Anahtar kelimeler: Formen Saatlik Şantiyelerinde Saatlerinin Anadolu Tatili Prim Ulusal Bayram Kesinlik

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 60. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.DAVA TARİHİ
: 06.01.2020İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 26. İş MahkemesiSAYISI
: ███████ E., █████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının ...'da bulunan şantiyelerinde 30.04.2015-15.08.2017 tarihleri arasında formen olarak çalıştığını, günlük çalışma saatlerinin çok üzerinde en az 12 saatlik çalışma yapıldığını ileri sürerek fazla çalışma, ücret, prim, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kankasör formeni olarak çalıştığını aylık ücretinin 3.000,00 USD olduğunu, davacının iş sözleşmesinin hakları ödenerek feshedildiğini, davacının ücretinin fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerini de kapsayacak şekilde belirlendiğini, davacının çalıştığı proje kapsamında prim ve ikramiye uygulamasının bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 30.04.2015-15.08.2017 tarihleri arasında aylık 3.000,00 USD ücret ile çalıştığı, tanık beyanları ile davacının davalı işyerinde fazla çalışma yaptığının, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığının ispat edildiği, davacıya 2016 yılı Nisan ayı bordrosu ile 3.000,00 USD ek ödeme yapıldığı ancak 2017 Nisan ayı ve devam eden dönemlerde ek ödeme ya da prim açıklaması ile ödeme yapılmadığı, bu sebeple davacının prim alacağı talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; belirsiz alacak davası olarak açılan davada zamanaşımına uğrayan alacak bulunmadığı, davacı ile yapılan iş sözleşmesinde fazla çalışma ücretinin ücrete dâhil olduğuna yönelik bir hüküm bulunmadığı, davalı işyerinde prim uygulamasının olduğunun ibraz edilen bordrolar ve emsal mahkeme kararları ile sabit olduğu belirtilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili süresinde sunduğu temyiz dilekçesinde;1. Davacının iş sözleşmesi iş bitimi nedeniyle ve yasal tüm hakları ödenmek suretiyle feshedildiğinden davacının talep edebileceği herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını,2. Davacının ücretinin hatalı tespit edildiğini,3. Fazla çalışmalar dâhil her nevi çalışmanın ücrete dâhil olduğunu,4. Dinlenen tüm davacı tanıklarının, menfaat birliği içinde olduklarından, beyanlarına itibar edilemeyeceğini,5. Davacının tüm hak ve alacaklarının eksiksiz ve zamanında banka kanalı ile ödendiğini, bu hususun imzalı ücret bordroları ile sabit olduğunu, aksinin tanık beyanları ile ispatının mümkün olmadığını,6. Alacaklara uygulanan indirim oranının düşük olduğunu ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, uygulanacak hukuk ile hüküm altına alınan fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması ile davacının ücreti ve prim alacağına ilişkindir.5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.