Anahtar kelimeler: Kriz Ödenebilmesi Ödeyememe Riski Konkordato Konkordatodan Esaskarar Ciddi Karşıya Düştüğünü

T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
...
DAVA
: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
DAVA TARİHİ
: █████/2026
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR Y. TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TALEP
: Konkordato talep edenler vekili talep dilekçesi ile özetle; müvekkili davacıların, ciddi bir ekonomik kriz ile karşı karşıya kaldığını, borçların olağan ticari faaliyetlerle ödenebilmesi tehlikeye düştüğünü, müvekkili davacı ... borçlarını sürdürülebilir şekilde ödeyememe riski altına girdiğini, müvekkili şirketin ortağı olan ... hem şirketin yetkilisi hem de şirketin borçlarına kefil durumunda olduğunu, başka bir anlatımla; anılan kişi sadece şirketin ortağı değil, aynı zamanda şirketin borçları nedeniyle şahsi malvarlıklarıyla da sorumluluk taşıyan ve bu kapsamda ipotek veya kefalet yoluyla şirket borçlarını teminat altına almış olan kişi olduğunu, müvekkili şirket ile ortağı arasında hem ekonomik hem de organik bağ mevcut olduğunu, konkordato talebine konu borçların da büyük ölçüde ortak olduğunu, bu nedenle, hem şirket hem de borçlara şahsi malvarlıklarıyla kefil olan ortak bakımından konkordato başvurusunun aynı dosya üzerinden birlikte yapılmasının hukuken ve fiilen zorunluluk arz ettiğini, müvekkili şirketin, son dönem piyasalarda yaşanan durgunluktan dolayı hedeflediği satışları gerçekleştiremediğini, bu nedenle şirkete nakit kaynak girişinde ciddi azalma gerçekleştiğini, ayrıca, şirketin müşterilerinin yaşadığı finansal zorluklar nedeniyle, alacaklarını tahsil etme oranının önceki dönemlere göre düştüğünü, bu nedenle, şirketin vadesi gelmiş borçları ödeyememesi ile yakın zamanda vadesi gelecek borçlarını ödeyememe tehlikesi nedeniyle, İcra ve İflas Kanununun ilgili 285/1 maddesi uyarınca, konkordato talebinde bulunması gerektiğini beyan ederek müvekkilleri ...ve... lehine üç aylık geçici mühlet kararı verilmesini; İİK'nun 206/1 sırasındaki haklar hariç olmak üzere; 6183 Sayılı Kanundan doğan vergi ve her türlü harç, ceza ile ... alacakları ile ilgili takipler dahil olmak üzere, her ne nedene dayanırsa dayansın müvekkili davacılar aleyhine takip yapılmaması; haciz, ihtiyati haciz, e-haciz, satış, muhafaza işlemleri uygulanmaması ve daha önceden yapılmış olan tüm takiplerin durdurulmasını, davacı hakkında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılmış ve yapılacak tüm icra takiplerinde satış işlemlerinin durdurulması, rehinli gayrimenkullerin muhafazasının durdurulmasını, davacının tüm kurum ve şirketler nezdindeki hak ve alacaklarının üçüncü kişilerce haciz, muhafaza ve tahsil edilmesinin önlenmesini, davacının bankalar nezdindeki teminata verilen çeklerin nakde çevrilmesinin tedbiren durdurulmasını, şirketin keside ettigi çeklere karşılıksız şerhi vurulmasının önlenmesine; davanın açılma tarihi itibarıyla alacaklıların alacaklarını elde etmek gayesi ile takip hukuku dışında temlik, takas, mahsup, hapis, protesto, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz gibi hukuki işlemlerin yapılmasının durdurulmasını, davacının 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 297/2. maddesindeki haller dahil olmak üzere, mal varlıklarının muhafazası için tüm tedbirlerin alınmasını talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
HMK’nun harç ve avans ödenmesi başlıklı 120. maddesinde; "(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl ... çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. (2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.” hükmü getirilmiştir.
Anılan maddenin gerekçesinde ise
: “Madde ile, dava açılırken yargılama harçlarının mahkeme veznesine yatırılması zorunluluğu düzenlenmiştir. Maddede ayrıca, 1086 sayılı Kanunda yer almayan, yeni bir düzenleme yapılarak, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirilmiştir. Bu avansın yetmemesi durumunda ise tamamlanması için davacıya kesin süre verileceği hususu hüküm altına alınmıştır. Avans miktarının, davanın türü ve özelliklerine göre her yıl ... ilân edilecek tarifeye göre belirleneceği, maddede yer almıştır. Maddede yapılan bu düzenlemeyle, gerekli masrafların zamanında yatırılmamasından dolayı davaların gecikmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır” ifadelerine yer verilmek suretiyle, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirildiği vurgulanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun delil ikamesi için avans başlıklı 324 maddesinde ise “(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3)Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.” hükmü getirilmiştir.
Anılan madde gerekçesinde de
: “Harç ve avans ödenmesi” başlıklı 125 inci maddede davacının dava masraflarının karşılığı olarak avans ödemesi öngörülmüştür. Bu avans, davacının delillerinin toplanması için yapılması gereken harcamaları da kapsar. Bu maddede ise daha çok davalının delillerinin toplanması için ödenmesi gereken avans düzenlenmiştir. Öte yandan davacının avansı yönünden “Dava şartları” başlıklı 119 uncu maddede hüküm getirilmiştir. Davacının avansı yatırmış olması dava şartlarındandır. Şu hâlde davacı avansının yargılamanın devamı sırasında yetersiz kalması hâlinde, uygulanacak hüküm, bu maddeden ziyade 125 inci madde hükmüdür…” ifadelerine yer verilmek suretiyle, gider avansının davacının dava masraflarının karşılanması amacıyla delil avansının ise daha çok davalının delillerinin toplanması amacıyla getirildiği vurgulanmıştır.
03.04.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45. maddesinde: “(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder. (2)Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır. (3)Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. (4)Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır…” hükmü getirilmiştir. Yönetmeliğin 45. maddesinde gider avansı ve delil avansı birlikte düzenlenmiş olup, gider avansının, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade ettiği, davacının, her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, delil avansının ise tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade ettiği vurgulanmıştır.
Bir davanın açılmasıyla başlayan yargılama faaliyetinde, karara ulaşmak bakımından, mahkeme ve taraflarca yapılması gereken belirli işlemler bulunmakta olup, her işlemin belli bir zaman aralığında yapılması gerekmektedir. Usul hükümleri ile normatif bir değer kazanan bu zaman aralıklarına süre denilmektedir. Böylece usul işlemlerinin yapılması zamansal olarak tarafların ya da mahkemenin arzularına, inisiyatifine bırakılmamış olmaktadır.
... Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Bu ilkenin doğal sonucu, yargısal kesin süreyle sadece tarafların değil, hakimin de bağlı olduğu, dolayısıyla hakimin bu tür bir ara kararından dönmesinin hukuken geçersiz bulunduğudur. Kısaca; ister kanun, ister hakim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir. Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nun 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.  Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. (Benzer ilkelere ...’nun 18.02.1983 gün ..., ████████; 22.11.1972 gün 8/832, 935; 13.10.2010 gün ...; 28.04.2010 gün ... ve 28.03.2012 gün ... sayılı kararlarında da değinilmiştir.) Bu yasal düzenlemeler göstermektedir ki, taraflar; dinlenmesini istedikleri tanık ve bilirkişinin veya yapılmasını istedikleri keşif ve sair işlemlerin masraflarını, mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olup, hakim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edilir. Hakimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hakim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir.
Mahkememizin █████/2026 tarihli tensip kararı ile " 1.539.911,00-TL gider avansının İİK.'nun 285/4. maddesi ve HMK'nun 114., 115/2. maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde talep edence karşılanmasına, aksi halde talebin usulden ret edileceğinin ihtarına," şeklinde karar verildiği, Konkordato talep eden vekiline mahkememiz ara kararının tebligat mazbatasında █████/2026 tarihinde tebliğ evrakının teslim alındığı ve █████/2026 tarihinde otomatik olarak okundu sayıldığının belirtildiği ve █████/2026 tarihinde tebliğ edildiği, kesin sürenin ise HMK'nun 92 ve 94. maddelerine göre █████/2026 tarihinde sona erdiği ve kesin süreye ilişkin ara kararda belirtilen ihtarata rağmen kesin süre içerisinde belirtilen gider avansının ödenmediği anlaşılmakla İİK'nun 287. maddesi gereğince konkordato talebinin reddine karar vermek İİK'nun 288/3. maddesine göre geçici mühletin uzatılması ve geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine ilişkin kararların ilan edilmesi ve ilgili yerlere bildirilmesinin gerekmesi karşısında talep edenler hakkında henüz geçici mühlet kararı verilmediğinden ve talebin usulden reddine karar verilmesine göre iş bu kararın ilanına da yer olmadığına karar vermek ve aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
KARAR
: Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Konkordato talebinin USULDEN REDDİNE,
2-Tedbir taleplerinin reddine,
3Alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5- Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. maddesine uygun şekilde davacıya iadesine,
6-Müdahale talep edenlerin harçlarının ödenmiş olması halinde müdahale taleplerinin kabulüne ve tebligat gideri ödenmiş ise iş bu kararın ilgililere tebliğine,
7- İş bu kararın ilanına yer olmadığına,
Dair, konkordato talep edenin yokluğunda, İİK 308/a maddesi uyarınca kararın konkordato talep edene tebliğinden itibaren iki hafta içinde ... yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!