Anahtar kelimeler: Küçükçekmece Elden Elemanı İzinlerinin Zarfında Ücretli Primlerinin Bünyesinde Böylece Ödenmediğini

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.DAVA TARİHİ
: 30.04.2024İLK DERECE MAHKEMESİ
: Küçükçekmece 3. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 08.04.2021 tarihinden itibaren davalı bünyesinde satış elemanı olarak çalışmaya başladığını, çalıştığı süre zarfında fazla çalışma ücretinin ödenmediğini ve yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını, bunun yanında ücretinin bir kısmı banka diğer kısmının ise elden ödendiğini, böylece gerek sigorta primlerinin eksik ödenmesi gerekse prime esas kazancın düşük gösterilmesi nedeniyle hem Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) hem de davacının zarara uğratıldığını, davacının çalıştığı bölüme yönetici olarak birinin görevlendirildiğini ancak bu konuda müvekkilinin bilgilendirilmediğini, yönetici olduğu iddia edilen kişinin stant ve kasanın olduğu bölüme geçtiğini, satışlarla alakalı olarak müvekkili üzerinde ciddi baskı oluşturulduğunu ve sürekli şekilde psikolojik baskı (mobbing) yapılarak çalışma performansının düşürülmeye çalışıldığını, tüm bu gerekçelerle iş sözleşmesini feshetmek maksadıyla 18.10.2023 tarihinde "istifa" konulu haklı fesih dilekçesini ibraz ettiğini, müvekkili tarafından haklı fesih yapılmasına rağmen SGK işten çıkış kodunun (25) yerine (3) olarak Kuruma bildirildiğini, bu şekilde işsizlik ödeneği almasının engellendiğini ileri sürerek SGK işten çıkış kodunun (25) olarak düzeltilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili yasal süre içinde cevap dilekçesi sunmamıştır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafa iddiasını ispat açısından delillerini bildirmek üzere süre verildiği, davacı vekilinin iddiasını ispata yarar bilgi ve belge sunamadığı gibi tanık dinletme talebinde de bulunmadığı, davalı tarafça sunulan özlük dosyası içerisinde bulunan istifa dilekçesinde dava dilekçesinde ileri sürülen fesih sebeplerine dair yazılı bir gerekçe de bildirilmediği, davacı taraf her ne kadar davacıya kıdem tazminatı ödemesi yapıldığını istifa eden bir işçiye kıdem tazminatı ödemesi yapılmasının mümkün olmayacağını belirtmiş ise de, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesinin █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilâmında da değinildiği üzere, davacıya haricen yapılan kıdem tazminatı ödemesinin feshin haklı veya haksız olduğunu göstermeyeceği, davacının iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının dava dilekçesinde iş sözleşmesini haklı nedenle sona erdirdiğini bu nedenle SGK ayrılış kodunun (25) olarak düzeltilmesini talep ettiği, dava dosyasında sunulan istifa dilekçesinde herhangi bir sebebin bildirilmediği, davacının işten ayrıldıktan sonra arabulucuya başvuruda bulunduğu, arabuluculuk sürecinin tarafların anlaşması ile sona erdiği, her iki tarafın kabulünde olduğu üzere davalı işverence davacıya kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, istifa eden işçiye kıdem tazminatı ödemesi yapılmasının istifa ile çelişki yarattığı, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle sona erdirdiği, SGK işten çıkış kodunun SGK'ya hatalı bildirildiği davacının istinaf taleplerinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Davacının kendisinin iş sözleşmesini feshettiğini, haklı fesih nedenlerini ispat edemediğini,2. Arabuluculuk tutanaklarıyla ispatın arabuluculuk kurumunun özünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davacının işten çıkış kodunun hatalı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.K A R Ş I O YDavacı işçi, iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini iddia ederek işverence Kod (3) olarak bildirilen çıkış kodunun (25) olarak değiştirilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 9/3 hükmü gereğince iş sözleşmesi sona eren sigortalı hakkında işten ayrılmasını takip eden on günlük süre içerisinde işveren tarafından işten ayrılış bildirgesinin düzenlenmesi gerekir. Aynı husus, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 25. maddesinde de öngörülmüştür. İşten ayrılma bildirgesinde işaretlenmesi gereken hususlardan biri de işten çıkış kodudur.İşten ayrılma bildirgelerinde yer alan işten çıkış kodları, iş sözleşmesinin kim tarafından ve hangi sebeple sonlandırıldığını gösteren kayıtlardır. İşveren, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından belirlenmiş olan işten çıkış kodlarından, iş sözleşmesinin sona erme sebebine uygun olanı seçerek işaretlemekle yükümlüdür. İşten çıkış kodunun gerçeğe uygun bildirimi, işçinin işsizlik ödeneğine hak kazanması ya da başka bir işe girmede olumlu referans teşkil edebilmesi bakımından önemlidir.İşveren, işten ayrılış bildirgesinde yer alan çıkış kodunu işten ayrılma tarihini takip eden on günlük sürede e-bildirge sistemi üzerinden düzeltebilir. On günlük süre geçtikten sonra düzeltme yapabilmek için işyerinin bağlı olduğu Sosyal Güvenlik Merkezine/İl Müdürlüğüne başvurulması gerekir. SGK'nın ███████ sayılı Genelgesinde, işverenlerin işten ayrılış nedenine yönelik değişiklik taleplerinin, buna ilişkin belgelerle müracaat edilmesi hâlinde kabul edileceği belirtilmiştir.İşçi, çıkış kodunun düzeltilmesi için işverenle veya işveren temsilcisiyle birlikte Kuruma başvurabilir. İşverenin birlikte başvurmayı reddetmesi durumunda işçi, lehine sonuçlanmış olan ihbar veya kıdem tazminatı talepli alacak ya da işe iade davasına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı ile başvurarak düzeltme isteğinde bulunabilir. İşçinin tek başına yaptığı bu tür başvuruların SGK tarafından kabul edildiği de bilinen bir gerçektir. Diğer taraftan işçinin, ihbar veya kıdem tazminatı talepli alacak ya da işe iade davası açmadan, işveren tarafından işten çıkış koduna yönelik yapılan bildirimin gerçeği yansıtmadığı iddiasıyla dava açması da mümkündür. Ancak işveren tarafından yapılan bildirimin gerçeği yansıtmadığı iddiasıyla ayrı bir dava açabilmesi için güncel hukuki yararının varlığını ortaya koymalıdır.Uygulamada çıkış kodunun gerçeğe aykırı olarak Kuruma bildirildiği iddiasıyla işveren aleyhine açılan bu tür davalar “çıkış kodunun düzeltilmesi davası” olarak adlandırılmakta ise de davanın, SGK’ya yöneltilemediği de dikkate alındığında “tespit davası” niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. Zira söz konusu dava ile işveren tarafından yapılan bildirimin gerçeğe aykırı olup olmadığı tespit edilmektedir. Bu durumda 6100 sayılı Kanun’un 106. maddesi uyarınca güncel hukuki yararın varlığı aranacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki; aynı tespit işe iade, ihbar veya kıdem tazminatı davasında da yapıldığından işe iade, ihbar veya kıdem tazminatı davası açmış olan işçinin “çıkış kodunun düzeltilmesi” davasını açmasında güncel hukuki yararının varlığından söz edilemez. Aynı husus, arabuluculukta kıdem veya ihbar tazminatı ödenmesi yönünde yapılan anlaşmalar için de geçerlidir.Somut olayda İlk Derece Mahkemesince, davacıya haricen yapılan kıdem tazminatı ödemesinin feshin haklı veya haksız olduğunu göstermeyeceği, davacının iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Söz konusu karara karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacının işten ayrıldıktan sonra arabulucuya başvuruda bulunduğu, arabuluculuk sürecinin tarafların anlaşması ile sona erdiği, her iki tarafın kabulünde olduğu üzere davalı işverence davacıya kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, istifa eden işçiye kıdem tazminatı ödemesi yapılmasının istifa ile çelişki yarattığı, iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından haklı nedenle feshedildiğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dosya incelendiğinde, davacı işçi tarafından dava şartı arabuluculuğa başvurulması üzerine 06.12.2023 tarihli (son tutanak) anlaşma belgesinin düzenlendiği ve tarafların davacıya kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti ödeneceği konusunda anlaştıkları görülmektedir. İşten çıkış kodunun hatalı olduğunun tespitine yönelik işbu dava ise 30.04.2024 tarihinde açılmıştır. Bu durumda davacının çıkış kodunun düzeltilmesine ilişkin tespit talebi yönünden güncel hukuki yararının bulunmadığı açıktır. Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Açıklanan gerekçelerle kararın bozulması gerektiği kanaati ile Sayın Çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılamıyoruz.